Mirasın Reddinde Üç Aylık Süre, Hükmen Ret ve Tereke İşlemleri

Ev anahtarları ve konut temasıyla mirasın reddi, borca batık tereke ve taşınmaz odaklı miras uyuşmazlığı görseli

Bir miras dosyasında en pahalı hata, üç aylık süreyi yalnız takvim hesabı sanmakta; terekeye fiilen sahip çıkmanın, yanlış merciye gitmenin ve eksik belgeyle hareket etmenin ayrı ayrı sonuç doğurduğunu geç fark etmektedir. Türk Medeni Kanunu, gerçek ret, hükmen ret ve resmî defter yollarını aynı başlık altında toplamamakta; her biri için farklı başlangıç anı, farklı usul ve farklı ispat yükü kurmaktadır.

Bu içerik 19.05.2026 itibarıyla hazırlanmıştır. Yazı, özellikle bankadan gelen icra bildirimi, murisin hesabındaki para hareketleri, taşınmaz veya araç kaydı, veraset ilamı sonrasında açılan takipler ve terekenin borca batık olup olmadığının tartışıldığı dosyalarda; hangi maddeye dayanılacağını, hangi sürenin ne zaman başlayacağını, hangi mahkeme veya merciye gidileceğini, hangi belgelerin toplanacağını ve hangi davranışların ret hakkını düşürebileceğini açıklamaktadır.

İlk kontrol: Murisin ölüm tarihi, mirasçının ölümü öğrendiği tarih, varsa vasiyetnamenin resmî bildirimi, icra dosyasındaki ilk tebligat, bankadan para çekme veya kira tahsilatı gibi terekeye fiilen temas edilen işlem tarihi aynı kronolojiye yazılmalıdır. Bu çizelge kurulmadan gerçek ret ile hükmen ret arasında sağlıklı seçim yapılamamaktadır.

Gerçek Ret ile Hükmen Ret Aynı Yol Değildir

TMK m. 605, yasal ve atanmış mirasçıların mirası reddedebileceğini düzenlemektedir. Aynı maddenin ikinci fıkrası ise ölüm tarihinde mirasbırakanın ödemeden aczi açıkça belli veya resmen tespit edilmişse mirasın reddedilmiş sayılacağını kabul etmektedir. Bu nedenle uygulamada iki ayrı yol birlikte tartışılmaktadır: biri süreye bağlı gerçek ret, diğeri ölüm anındaki borca batıklığa dayanan hükmen ret çizgisidir.

Gerçek ret, mirasçının irade açıklamasıyla kurulan ve TMK m. 606 ile m. 609 çerçevesinde üç aylık hak düşürücü süreye bağlanan yoldur. Hükmen ret ise ölüm anında aktiflerin pasifleri karşılamadığı bir tereke bakımından kanundan doğan sonuçtur; ancak bu sonucun dava veya def’i yoluyla ileri sürülmesi sırasında mirasçının TMK m. 610/2 anlamında terekeyi benimsemiş sayılmaması gerekmektedir.

Yol Dayanak Süre Sürenin başlangıcı Merci Asgari belgeler
Gerçek ret TMK m. 605/1, 606, 609 3 ay Yasal mirasçı için ölümün öğrenildiği tarih; atanmış mirasçı için ölüme bağlı tasarrufun resmî bildirimi Murisin son yerleşim yeri sulh hukuk mahkemesi Ölüm kaydı, veraset ilamı, nüfus kayıt örneği, kimlik, ret dilekçesi veya tutanak, özel yetkili vekâletname
Terekenin yazımı sonrasında ret TMK m. 607 3 ay Yazım işleminin sona erdiğinin sulh hâkimi tarafından bildirilmesi Sulh hukuk mahkemesi Yazım kararı, tebligat belgesi, veraset ilamı, ret beyanı
Hükmen ret tespiti TMK m. 605/2, 610/2 3 aylık süre uygulanmaz Ölüm anındaki borca batıklık ve bunun dava veya def’i yoluyla ileri sürülmesi Alacaklılara husumet yöneltilen dava; dosyanın niteliğine göre genel mahkeme çizgisi ve icra takibinde def’i imkânı İcra dosyaları, aciz vesikası varsa o belge, banka yazıları, tapu ve araç kayıtları, vergi/SGK kayıtları, belediye ve kolluk araştırması, özel yetkili vekâletname
Resmî defter TMK m. 619 1 ay Ret usulü içinde defter isteme kararının hazırlanması Sulh hukuk mahkemesi Defter talebi, veraset ilamı, bilinen aktif-pasif listesi, bankalar ve tapu için araştırma dilekçesi

Dosya stratejisi bu ayrımı baştan kurmalıdır. Üç aylık gerçek ret süresi kaçmış olsa bile, ölüm anındaki borca batıklık ve ret hakkını düşüren bir davranışın bulunmaması hâlinde hükmen ret tartışması devam etmektedir. Buna karşılık üç ay geçmeden tereke malları fiilen devralınmış, murisin hesabındaki para çekilmiş veya miras payı satılmışsa, hükmen ret ihtimali de ciddi biçimde zayıflamaktadır.

Üç Aylık Süre Ne Zaman Başlamaktadır?

TMK m. 606 uyarınca miras üç ay içinde reddolunabilmektedir. Bu süre, yasal mirasçı bakımından mirasçı olduğunu daha sonra öğrendiği ispat edilmedikçe murisin ölümünü öğrendiği tarihten; vasiyetname ile atanmış mirasçı bakımından ise ölüme bağlı tasarrufun kendisine resmen bildirildiği tarihten işlemeye başlamaktadır. Sürenin hak düşürücü niteliği nedeniyle durma ve kesilme rejimi dar yorumlanmaktadır.

Pratikte en sık hata, ölüm tarihini otomatik olarak süre başlangıcı saymaktadır. Oysa mirasçının ölümü daha sonra öğrendiğini ispatlayabildiği dosyalarda başlangıç tarihi farklılaşabilmektedir. Buna rağmen ispat yükü mirasçıdadır; soyut “geç öğrendim” beyanı yeterli olmamaktadır. UETS, hastane kaydı, yurtdışı giriş-çıkış kaydı, muhtarlık veya aile içi bildirim tarihi gibi yardımcı deliller bu noktada önem kazanmaktadır.

Koruma önlemi olarak terekenin yazımı istenmişse TMK m. 607 devreye girmekte; üç aylık ret süresi, yazım işleminin sona erdiğinin sulh hâkimi tarafından bildirilmesiyle başlamaktadır. Muris adına çok sayıda takip, farklı bankalarda hesap, taşınmaz veya şirket payı bulunan dağınık terekelerde bu yol, kör ret yerine daha emniyetli bir inceleme zemini kurabilmektedir.

Uygulama örneği: Muris 10 Mart’ta vefat etmiş, çocukları ölümü aynı gün öğrenmiş, 5 Nisan’da veraset ilamı almış, 20 Nisan’da bir banka kredi takibinden haberdar olmuş olsun. Bu dosyada gerçek ret için üç aylık süre 10 Mart’tan itibaren işlemektedir. Ancak çocuklardan biri 25 Mart’ta murisin hesabından para çekmiş veya 15 Mayıs’ta miras payını tapuda adına geçirip devretmişse, aynı dosyada TMK m. 610/2 riski ayrıca incelenmektedir.

Gerçek Ret Başvurusu İçin Hangi Merciye Gidilir ve Hangi Belgeler Hazırlanır?

TMK m. 609, mirasın reddinin mirasçılar tarafından sulh mahkemesine sözlü veya yazılı beyanla yapılacağını düzenlemektedir. Uygulamada güvenli yol, murisin son yerleşim yeri sulh hukuk mahkemesine yazılı dilekçeyle başvurmak, ret beyanını kayıtsız ve şartsız kurmak ve mahkeme kütüğüne işlendiğini takip etmektedir. Şarta bağlı, kısmi veya “borçlar nedeniyle” gibi açıklama yüklü metinler ret beyanının yapısını bozabilmektedir.

Vekille başvurulacaksa özel yetki unutulmamalıdır. Yargıtay 7. HD, E. 2021/3286 kararında da vurgulandığı üzere, mirasın reddi yetkisini içeren özel vekâletname aranmaktadır. Öğretide ve kararlarda atıf yapılan Türk Medeni Kanununun Velayet, Vesayet ve Miras Hükümlerinin Uygulanmasına İlişkin Tüzük m. 39/2 çizgisi, vekilin bu konuda açık yetki taşımasını zorunlu görmektedir. Vekâletnamede genel dava takip yetkisi bulunması tek başına yeterli kabul edilmemektedir.

Belge Neden gereklidir? Eksiklik riski
Veraset ilamı veya mirasçılık belgesi Mirasçı sıfatının ve pay ilişkisinin gösterilmesi için Mirasçı sıfatı tartışmalı kalırsa ret kaydı gecikebilmektedir.
Ölüm kaydı ve nüfus kayıt örneği Ölüm tarihi ile aile bağının teyidi için Süre başlangıcı ve mirasçı halkası üzerinde gereksiz uyuşmazlık çıkabilmektedir.
Kimlik ve iletişim bilgileri Tutanak ve kütük işlemleri için Mahkeme kaydı ve tebligat süreci uzayabilmektedir.
Özel yetkili vekâletname Vekil aracılığıyla ret beyanının geçerliliği için Davaya devam edilememesi veya başvurunun usulden sorun yaşaması gündeme gelmektedir.
Ret dilekçesi veya sözlü beyan tutanağı Kayıtsız ve şartsız ret iradesinin somutlaştırılması için Şarta bağlı veya muğlak anlatım ret beyanının tartışılmasına yol açabilmektedir.

Mirasçı, gerçek ret yoluna gidecekse üç aylık sürenin son gününü beklememelidir. Özellikle murisin evinde oturma, kira toplama, hesap hareketi yapma, araç kullanmaya devam etme veya tapu işlemi başlatma gibi davranışlar dosyada daha sonra “ret hakkını düşüren benimseme” tartışmasına çevrilebilmektedir.

Hükmen Ret İçin Hangi Şartlar Aranmaktadır?

Hükmen ret bakımından merkez soru, murisin ölüm tarihinde terekesinin gerçekten borca batık olup olmadığıdır. Hasan Petek, Güray Türker ve Tuba Birinci Uzun tarafından tartışıldığı üzere, borca batıklık soyut borç çokluğu ile değil, ölüm anındaki aktif ve pasif dengesinin somut araştırmasıyla belirlenmektedir. İcra takibi sonunda alınmış aciz vesikası güçlü bir göstergedir; yoksa bankalar, trafik tescil, tapu, vergi dairesi, SGK, belediye ve kolluk araştırması birlikte yapılmaktadır.

Uygulamada hükmen ret talebi çoğu kez tereke alacaklılarına karşı açılan tespit davası veya süren icra takibinde ileri sürülen def’i üzerinden kurulmaktadır. Yargıtay 7. HD, E. 2022/2483, K. 2022/3769 kararında tekrarlandığı üzere, üç aylık ret süresi bu davada uygulanmamakta; dava alacaklılara husumet yöneltilerek görülmekte ve yetki bakımından alacaklıların davanın açıldığı zamandaki yerleşim yeri mahkemesi esas alınmaktadır. Dosyada birden fazla takip alacaklısı varsa, eksik husumet riski ayrıca değerlendirilmelidir.

Kritik ayrım: Hükmen rette “süre yoktur” cümlesi, mirasçı istediği gibi terekeye tasarruf edebilir anlamına gelmemektedir. Ölüm anında borca batık bir tereke dahi, mirasçı tarafından açık veya örtülü biçimde benimsenmişse TMK m. 610/2 devreye girmekte ve ret hakkı ortadan kalkabilmektedir.

TMK 610/2 Hangi Davranışları Riskli Görmektedir?

TMK m. 610, yalnızca süre kaçırılmasını değil; ret süresi sona ermeden tereke işlemlerine karışmayı, olağan yönetim sınırını aşan iş yapmayı, murisin işlerinin yürütülmesi için gerekli olanın dışına çıkmayı, tereke mallarını gizlemeyi veya kendine mal etmeyi de ret hakkını düşüren hâller arasında saymaktadır. Buna karşılık aynı maddenin son cümlesi, zamanaşımı veya hak düşümü süresinin dolmasına engel olmak için dava açılmasının ve cebrî icra takibi yapılmasının ret hakkını ortadan kaldırmayacağını açıkça kabul etmektedir.

Türker’in çalışmasında ayrıntılı biçimde incelenen YHGK, E. 2010/2-379, K. 2010/413 kararı, terekenin tespiti isteminin tek başına mirasın örtülü kabulü sonucunu doğurmayacağını kabul etmektedir. Bu karar, yalnız bilgi toplama ve koruma amacıyla yapılan işlemler ile terekeyi fiilen sahiplenme arasında ayrım kurmaktadır.

Buna karşılık Yargıtay 7. HD, E. 2022/2483, K. 2022/3769 kararında davacıların murise ait taşınmaz hisselerini önce adlarına intikal ettirip kısa süre sonra satmaları, terekeyi sahiplendikleri yönünde değerlendirilmiştir. Bu çizgi uyarınca tapuda intikal ve satış, muris hesabındaki parayı çekme, kira tahsil etme, menkulü kendine geçirme veya muris alacaklarını bizzat toplama gibi işlemler hükmen ret savunmasını ağır biçimde zayıflatmaktadır.

HGK, E. 2013/2-1607, K. 2013/1675 kararını aktaran güvenilir ikincil kaynaklar ise daha dar bir noktayı tartışmaktadır: cüz’i bir borcun mirasçıların kendi malvarlığından ödenmesi her somut olayda otomatik olarak benimseme sayılmamaktadır. Ancak bu içtihadın güvenli kullanımı için, ödemenin miktarı, kaynağı, amacı ve murisin tüm pasifine oranı dosyada ayrıca açıklanmalıdır. Bir bankaya yapılan ödeme borcun tamamına yakınsa, takibi durdurmak için değil borcu fiilen üstlenmek için yapıldıysa veya eşzamanlı olarak muris malvarlığı üzerinde tasarruf gerçekleştiyse, HGK’nın koruyucu çizgisi dosyayı kurtarmayabilmektedir.

Davranış Muhtemel hukuki sonuç Dayanak Risk seviyesi
Terekenin tespiti istemek, malvarlığını araştırmak, delil toplamak Tek başına örtülü kabul sayılmayabilir YHGK, E. 2010/2-379, K. 2010/413 – karar metnine doğrudan erişilemediğinden değerlendirme güvenilir ikincil kaynak üzerinden yapılmıştır Düşük
Zamanaşımı veya hak düşümünü kesmek için dava açmak, zorunlu icra işlemi yapmak Ret hakkı korunabilir TMK m. 610/2 son cümle Düşük
Muris hesabından para çekmek, kira toplamak, taşınmaz gelirini kullanmak Terekeyi benimseme tartışması doğurur Petek; Birinci Uzun; Yargıtay karar çizgisi Yüksek
Taşınmazı miras payı olarak adına geçirip satmak Hükmen ret talebi reddedilebilir Yargıtay 7. HD, E. 2022/2483, K. 2022/3769 Çok yüksek
Kendi malvarlığından cüz’i bir borç ödemek Somut olayın amacı ve miktarı incelenir; otomatik kabul sonucu doğmayabilir YHGK, E. 2013/2-1607, K. 2013/1675 – güvenilir ikincil kaynak üzerinden Orta

Resmî Defter ve Sonra Gelen Mirasçılar İçin Süreler Neden Önemlidir?

TMK m. 619, mirası reddetmeye hakkı olan her mirasçının terekenin resmî defterinin tutulmasını isteyebileceğini düzenlemektedir. Bu istem, mirasın reddine ilişkin usule uyularak bir ay içinde sulh hâkiminden talep edilmektedir. Çok sayıda banka hesabı, ortaklık payı, vergi ve icra dosyası bulunan terekelerde resmî defter, hem gerçek ret kararını hem de hükmen ret tartışmasını somut veriye bağlamaktadır.

TMK m. 612, en yakın yasal mirasçıların tamamı tarafından reddedilen mirasın sulh mahkemesince iflâs hükümlerine göre tasfiye edileceğini; TMK m. 614 ise sonra gelen mirasçılara bildirim yapılıp bunlara bir aylık kabul süresi tanınacağını düzenlemektedir. Bu bir aylık süre, özellikle altsoy, kardeşler veya daha uzak zümreye geçiş ihtimali bulunan dosyalarda ihmal edilmemelidir.

TMK m. 615 uyarınca önemli sebeplerin varlığı hâlinde sulh hâkimi ret süresini uzatabilmekte veya yeni süre tanıyabilmektedir. Ancak bu hüküm, baştan süresiz hareket etme serbestisi vermemektedir. Ağır hastalık, yurtdışında bulunma, belgeye erişememe veya tereke yapısının olağanüstü dağınıklığı gibi somut sebepler dilekçede açıkça kurulmadan uzatma beklentisi dosyayı zayıflatmaktadır.

Belge ve İşlem Yol Haritası

Mirasın reddi dosyasında başarı, dilekçedeki genel hukuk cümlelerinden değil; ölüm tarihi itibarıyla hangi aktif ve pasifin bulunduğunu, hangi takibin yürüdüğünü, hangi belgenin hangi kurumdan alındığını ve hangi davranışın kabul sayılmadığını ispat eden çalışma disiplininden doğmaktadır. Özellikle alacaklı bankanın veya varlık yönetim şirketinin takip başlattığı dosyalarda, tek bir icra dosyası suretiyle yetinilmemeli; murisin bütün görünen aktifleri ile tüm takiplerinin bir araya getirildiği dosya omurgası kurulmalıdır.

Toplanacak belge Nereden alınır? Hangi soruyu aydınlatır?
Veraset ilamı Sulh hukuk mahkemesi veya noter Mirasçı sıfatı ve paylar
Ölüm kaydı ve nüfus kayıt örneği Nüfus kayıt sistemi Süre başlangıcı ve soybağı
İcra dosyaları ve ödeme emri tebliğleri İcra müdürlüğü / UYAP Alacaklı listesi, borç miktarı, dava ve def’i stratejisi
Aciz vesikası veya tahsil edilemeyen borç kayıtları İcra dosyası Borca batıklığın resmî tespiti
Banka hesap bakiye ve hareket yazıları İlgili bankalar Ölüm anındaki aktif, çekim işlemi ve benimseme riski
Tapu ve araç kayıtları Tapu müdürlüğü, trafik tescil Tereke aktifleri ve tasarruf işlemleri
Vergi, SGK, belediye ve kolluk araştırmaları İlgili kurumlar Murisin borç ve malvarlığı profili
Özel yetkili vekâletname Noter Vekil aracılığıyla ret veya dava yetkisi

Yanlış yol seçiminin bedeli yüksektir. Gerçek ret süresi geçtiği hâlde yalnız sulh hukukta hasımsız ret kararı istenmesi, hükmen ret iddiası için gerekli alacaklı husumetinin kurulmaması, terekeye ilişkin banka ve tapu araştırmalarının ölüm tarihi esas alınarak yapılmaması veya özel vekâletnamenin unutulması, dosyayı esasa girilmeden yormaktadır.

Miras uyuşmazlıklarının bir kısmı yalnız miras hukuku başlığıyla sınırlı kalmamakta; icra takibi, menfi tespit, istirdat, taşınmaz devri ve aile içi paylaşım tartışmalarıyla birlikte ilerlemektedir. Bu nedenle dosya, miras hukuku pratiği ile uyuşmazlık çözümü ve dava takibi yaklaşımını birlikte gerektirmektedir. Dosyada mülkiyet hakkı, gerekçeli karar veya etkili başvuru yolu bakımından anayasal sorun doğarsa, AYM ve AİHM başvuru stratejisi de ayrıca değerlendirilmelidir.

Mirası reddetmek için üç aylık süreyi kaçırdıysam dosya tamamen kapanır mı?

Hayır. Gerçek ret için üç aylık süre kaçmış olabilir; ancak murisin ölüm tarihinde terekesinin açıkça borca batık veya resmen tespit edilmiş biçimde borca batık olduğu ispatlanabiliyor ve mirasçı TMK m. 610/2 anlamında terekeyi benimsemiş sayılmıyorsa hükmen ret savunması yine kurulabilmektedir.

Murisin hesabından para çekmek veya kirasını almak ret hakkını düşürür mü?

Çoğu dosyada bu işlem ciddi risk yaratmaktadır. Hesaptan para çekme, kira toplama, taşınmazı satma veya miras payını adına geçirip devretme davranışları terekeyi sahiplenme olarak değerlendirilebilmektedir. Buna karşılık yalnız koruma amacı taşıyan ve olağan yönetim sınırını aşmayan işlemler ayrıca incelenmektedir.

Vekâletnamede hangi ifade mutlaka bulunmalıdır?

Uygulamada güvenli yaklaşım, vekâletnamede açıkça “mirasın kabulü ve reddi” yahut en azından “mirasın reddi” yetkisinin yazılmasıdır. Genel dava takip yetkisi tek başına yeterli görülmemekte; özel yetki eksikliği usul engeli doğurabilmektedir.

Terekenin tespitini istemek mirası örtülü kabul sayılır mı?

Tek başına sayılmamaktadır. YHGK’nın 22.09.2010 tarihli karar çizgisi, terekenin tespiti istemi ile terekeyi fiilen sahiplenme arasında ayrım kurmaktadır. Yine de aynı dosyada hesaptan para çekme, taşınmaz devri veya gelir tahsili gibi ek fiiller varsa değerlendirme değişebilmektedir.

Resmî defter ne zaman daha doğru bir tercih olur?

Terekenin aktif ve pasifleri dağınıkysa, birden fazla banka, icra dosyası veya taşınmaz söz konusuysa, mirasçı borç yükünü kör biçimde üstlenmek istemiyorsa ve üç aylık süre içinde sağlıklı envanter kurulamıyorsa TMK m. 619 çerçevesinde resmî defter ciddi koruma sağlamaktadır.

Mirasın reddi dosyasında süre, merci ve ispat çizgisini birlikte kurmak gerekir. Murisin borçlarının hangi tarihte öğrenildiği, terekeye hangi işlemle temas edildiği ve alacaklılara karşı nasıl bir yol izleneceği dosyanın sonucunu doğrudan etkilemektedir. Somut dosyanızda gerçek ret, hükmen ret, resmî defter veya icra savunması seçeneklerinin hangisinin daha güvenli olduğunu değerlendirmek için Av. Barış Berkay Çiftçi, LL.M. ile iletişime geçebilirsiniz.

Tags

Ne düşünüyorsunuz?

Bağlantılı analizler