Kısa cevap: TMK m. 175 uyarınca boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek ve kusuru daha ağır olmayan eş, talep ederse diğer taraftan mali gücü oranında yoksulluk nafakası isteyebilir. Hâkim hazır bir tarifeye değil; gelir, gider, barınma koşulu, çalışma kapasitesi, kusur dengesi ve boşanma sonrası fiili yaşam düzenine bakar. Talep boşanma davası içinde veya boşanma hükmünün kesinleşmesinden itibaren bir yıl içinde ileri sürülmelidir; nafaka, şartlar değişirse azaltılabilir veya kaldırılabilir.
Bu içerik 19.05.2026 itibarıyla hazırlanmıştır. Yoksulluk nafakası dosyalarında en çok hata, boşanma kararını son durak sanıp ekonomik veri toplamayı geciktirmekte ortaya çıkmaktadır. Oysa nafaka talebi de nafakanın kaldırılması istemi de soyut “geçinemiyorum” cümlesiyle değil, belgeye dayalı dosya mantığıyla ilerlemektedir.
Boşanma kararının kesinleşmesinden birkaç hafta sonra dosyanın kapandığı düşünülür. Ardından bir tebligat gelir: karşı taraf yoksulluk nafakası istemektedir ya da yıllardır ödenen nafakanın kaldırılması için yeni bir dava açılmıştır. Tartışma tek bir cümleye sıkışmış gibi görünür; kim gerçekten yoksulluğa düşecek, kimin mali gücü ne kadar, bu yükümlülük süresiz mi, ne zaman biter? TMK 175 uygulamada tam bu noktada sertleşmektedir; çünkü aile mahkemesi, yalnız taraf beyanına değil ücret bordrosuna, SGK kaydına, kira sözleşmesine, bankaya, bazen de fiili yaşam düzenine bakmaktadır.
Yoksulluk nafakası hangi durumda doğar?
Yoksulluk nafakası, boşanmanın eşler bakımından doğurduğu mali sonuçlardan biridir. Tedbir nafakasından farkı, boşanma davası sürerken değil, boşanmanın sonucunda veya boşanma hükmü kesinleştikten sonra devreye girmesidir. İştirak nafakasından farkı ise çocuğa değil, eski eşe ilişkin olmasıdır. Bu nedenle dosya kurulurken önce talebin türü netleştirilmelidir; yanlış nafaka başlığıyla yürümek, delil rejimini ve talep sonucunu baştan sakatlar.
TMK m. 175’in koruduğu şey, boşanma sonrasında bir eşin diğerinden aynı yaşam standardını sürdürmesini sağlamak değildir. Amaç, boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek eşin asgari yaşam gereksinimlerinin, diğer eşin mali gücü ölçüsünde desteklenmesidir. Bu yüzden aile mahkemesi lüks yaşam beklentisine değil; barınma, zorunlu giderler, düzenli gelir, çalışma kapasitesi, sağlık durumu ve somut ekonomik kırılmaya odaklanır.
Güncel kanuni çerçeve:
TMK m. 175: Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan mali gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir; nafaka yükümlüsünün kusuru aranmaz.
TMK m. 176: Nafaka toptan veya irat biçiminde hükmedilebilir; yeniden evlenme, ölüm, fiilen evli gibi yaşama, yoksulluğun ortadan kalkması, haysiyetsiz hayat sürme ya da koşulların değişmesi halinde kaldırma veya azaltma gündeme gelir.
TMK m. 177-178: Boşanmadan sonra açılacak nafaka davasında nafaka alacaklısının yerleşim yeri mahkemesi yetkilidir; boşanma nedeniyle doğan dava hakları, hükmün kesinleşmesinden itibaren bir yıl içinde ileri sürülmelidir.
İlk kritik risk: Hâkim yoksulluk nafakasına kendiliğinden karar vermez. Boşanma davası içinde açık talep kurulmuyorsa, sonradan ayrı dava açılacaksa bir yıllık süre ayrıca takip edilmelidir. “Boşanma dosyasında zaten konuşuldu” düşüncesi, tek başına koruma sağlamaz.
TMK 175 şartları ve ispat çerçevesi
Uygulamada yoksulluk nafakası talebinin kabulü için beş ana eksen birlikte incelenmektedir: kesinleşmiş boşanma, talep, boşanma yüzünden yoksulluğa düşme ihtimali, kusur dengesinde talep edenin daha ağır kusurlu olmaması ve karşı tarafın mali gücü. Bu başlıklardan biri dosyada boş kalırsa talep zayıflar. Özellikle kusur ve ekonomik durum birlikte değerlendirilir; biri güçlü diye diğeri otomatik geçilmiş sayılmaz.
| Şart | Dosyada ne gösterilmelidir? | Tipik belge | Eksik kurulum riski |
|---|---|---|---|
| Boşanma hükmü | Boşanmanın verildiği ve kesinleştiği tarih | Gerekçeli karar, kesinleşme şerhi, UYAP kaydı | Süre hesabı yanlış kurulur; ayrı dava zamanaşımına uğrayabilir |
| Talep | Boşanma davasında açık nafaka istemi veya sonradan bağımsız dava | Dava dilekçesi, cevap dilekçesi, karşı dava, ıslah veya talep sonucu bölümü | Hâkimin re’sen hüküm kurması beklenir; talep yokluğundan ret riski doğar |
| Yoksulluğa düşme | Talep edenin boşanma sonrası gelir-gider açığı ve barınma ihtiyacı | Ücret bordrosu, SGK hizmet dökümü, kira sözleşmesi, banka hareketleri, sağlık giderleri | Çalışıyor olmak, otomatik ret sebebi sayılmaz; fakat gelir açığı ispatlanmazsa talep reddedilebilir |
| Kusur dengesi | Talep eden eşin diğer taraftan daha ağır kusurlu olmaması | Boşanma kararındaki kusur tespiti, tanık anlatımları, mesaj kayıtları, ceza/koruma kararları | Daha ağır kusur varsa nafaka talebi kesilebilir |
| Karşı tarafın mali gücü | Nafaka yükümlüsünün ödeme kapasitesi | Maaş bordrosu, vergi levhası, şirket kayıtları, araç-taşınmaz kayıtları, emekli aylığı bilgisi | Sembolik veya ölçüsüz miktar belirlenebilir; sonradan azaltma/kaldırma davası gündeme gelir |
“Yoksulluğa düşme” kavramı, mutlak açlık seviyesine inmek anlamına gelmez; fakat düzenli ve makul yaşamı sürdürebilecek gelirin bulunup bulunmadığı somut olarak gösterilmelidir. Talep eden eşin çalışıyor olması bazen tek başına talebi düşürmez. Düzenli fakat düşük gelir, yüksek kira, sağlık gideri, çocuk bakım yükü, işgücü piyasasına dönüşte somut güçlükler ve evlilik boyunca oluşan ekonomik bağımlılık mahkemece birlikte tartılabilir. Buna karşılık nitelikli meslek, belirgin malvarlığı, düzenli kira geliri veya fiilen yoksulluğu ortadan kaldıran yeni yaşam düzeni varsa talep zayıflar.
Kusur ekseni özellikle göz ardı edilmemelidir. TMK 175, kusursuz olmayı şart koşmaz; talep eden eşin diğer taraftan daha ağır kusurlu olmaması yeterlidir. Bu nüans uygulamada önemlidir. Eşit kusur, hatta daha az kusur çoğu dosyada talebi ayakta tutabilir. Fakat boşanma hükmünde ağır kusur açıkça talep eden tarafa yüklenmişse ve bu tespit dosya içinde savunulamaz biçimde yerleşmişse, nafaka talebi ciddi dirençle karşılaşır.
Yanlış ispat yolu riski: Sadece tanıkla “geliri yok” demek çoğu dosyada yeterli olmaz. Özellikle banka hareketi, SGK dökümü, vergi kaydı, taşınmaz ve araç bilgisi, kira sözleşmesi, çocuk bakım gideri ve sağlık harcaması gibi belgeler toplanmadan açılan dava, ilk bakışta makul görünse bile dosya gücünü kaybeder.
Nafaka miktarı nasıl belirlenir?
Yoksulluk nafakasında sabit bir tarife yoktur. Hâkim, nafaka miktarını tarafların sosyal ve ekonomik durumuna göre tayin eder. Bu nedenle internette görülen “şu maaşa şu kadar nafaka çıkar” türü ezberler güvenli değildir. Dosyada asıl mesele, talep eden eşin gerçek açık miktarını ve yükümlü eşin ödeyebileceği makul üst sınırı birlikte gösterebilmektir.
Miktar hesabında tipik olarak şu sorular sorulur: Talep eden eşin aylık net geliri ne kadar? Kira veya barınma gideri var mı? Düzenli sağlık, eğitim, ulaşım, kredi veya zorunlu bakım yükü bulunuyor mu? Yükümlü eşin maaşı, şirket geliri, emekli aylığı veya kira geliri ne düzeyde? Yeni evlilik, başka çocuklar veya ağır sağlık gideri ödeme gücünü ne kadar etkiliyor? Mahkeme bu sorulara rakamlarla bakar; bu yüzden “yüksek enflasyon var” cümlesi tek başına yetmez, gider tablosuyla desteklenmelidir.
| Hesap kalemi | Talep eden eş bakımından | Yükümlü eş bakımından | Mahkemenin baktığı nokta |
|---|---|---|---|
| Düzenli gelir | Maaş, serbest meslek, kira, sosyal yardım, faiz | Maaş, şirket ortaklığı, prim, emeklilik, kira | Belgeli ve sürdürülebilir gelir olup olmadığı |
| Zorunlu gider | Kira, fatura, gıda, sağlık, ulaşım | Barınma, çocuk gideri, kredi, sağlık, bakım | Gerçek ve makul giderlerin ayrıştırılması |
| Çalışma kapasitesi | Meslek, yaş, sağlık, iş piyasasına dönüş imkânı | Gelir yaratma kabiliyetinin devamı | Salt teorik değil, somut kapasite ve fiili durum |
| Evlilik sonrası durum | Boşanma sonrası yoksulluk kırılması | Ödeme gücünü azaltan yeni olaylar | Boşanma ile ekonomik kırılma arasında bağ bulunup bulunmadığı |
Pratikte iki uç hata sık görülür. İlki, talep eden tarafın bütün yaşam giderini nafaka üzerinden kurmaya çalışmasıdır. Mahkeme, nafakayı bir yaşam standardı transferi gibi değil, asgari destek rejimi gibi okur. İkinci hata ise yükümlü tarafın gelirini düşük gösterip malvarlığı, yan kazanç veya şirket bağlantılarını dosya dışında bırakmasıdır. Bu yaklaşım, karşı taraftan gelecek kayıt talepleriyle kolayca çözülebilir ve güven kaybı yaratır.
Hesaplama mantığı: Yoksulluk nafakası formül hesabı değildir; fakat dosya hazırlanırken üç adımlı bir tablo yararlıdır. Önce talep eden eşin belgelenmiş asgari aylık gideri çıkarılır. Sonra kendi düzenli geliri bu toplamdan düşülür. Son olarak yükümlü eşin mali gücü, kendi zorunlu giderleri ve varsa yeni aile yükü dikkate alınarak talep sonucu makul bir banda çekilir. Dilekçede bu bandı gerekçesiz bırakmak, miktar tartışmasını zayıflatır.
Süre, sona erme ve azaltma-kaldırma davası
TMK 175’te yer alan “süresiz olarak” ibaresi, nafakanın her dosyada otomatik olarak ömür boyu süreceği anlamına gelmez. Bu ifade talebin peşinen takvime bağlanmamasını anlatır; fakat TMK 176 hükmü, hangi durumlarda nafakanın kendiliğinden sona ereceğini ve hangi durumlarda dava ile kaldırılabileceğini açıkça düzenler. Bu ayrım uygulamada son derece önemlidir. Talep eden taraf, “süresiz” ibaresini mutlak hak gibi okuyamaz; yükümlü taraf da “süresiz yazıyor, hiçbir şey değişmez” varsayımıyla savunma kuramaz.
Yeniden evlenme veya taraflardan birinin ölümü halinde nafaka kendiliğinden sona erer. Bunun dışında alacaklının evlenmeden fiilen evli gibi yaşaması, yoksulluğunun ortadan kalkması ya da haysiyetsiz hayat sürmesi durumunda mahkeme kararı gerekir. Ayrıca tarafların mali durumunun değişmesi veya hakkaniyetin gerektirdiği hallerde nafaka artırılabilir ya da azaltılabilir. Uygulamada en sık dava türü, “kaldırma mümkün değilse azaltma” şeklinde kademeli kurulan taleplerdir.
| Durum | Hukuki sonuç | Başlangıç / ispat noktası | Tipik risk |
|---|---|---|---|
| Yeniden evlenme | Nafaka kendiliğinden kalkar | Evlenme tarihi, nüfus kaydı | İcra dosyası güncellenmezse gereksiz tahsilat sürer |
| Fiilen evli gibi yaşama | Mahkeme kararıyla kaldırma | Adres kaydı, sosyal medya, tanık, ortak yaşam delili | Sadece söylentiyle dava açılırsa ispat yükü taşınamaz |
| Yoksulluğun ortadan kalkması | Mahkeme kararıyla kaldırma | Düzenli gelir, iş, malvarlığı, barınma güvencesi | Gelir geçici ise kalıcı iyileşme ispatlanamaz |
| Gelirin düşmesi veya yeni aile yükü | Azaltma veya bazı dosyalarda kaldırma | Yeni çocuk, iş kaybı, emeklilik, sağlık gideri | Kendi kusuruyla yaratılan yoksullaşma savunmayı zayıflatır |
| Boşanma sonrası ilk talep | Ayrı dava mümkündür | Kesinleşme tarihinden itibaren bir yıl | TMK 178 süresi kaçırılırsa talep zamanaşımı itirazıyla karşılaşır |
Süre başlangıcı riski: Boşanma kararının verildiği tarih ile kesinleştiği tarih aynı olmayabilir. TMK 178 bakımından kritik olan, hükmün kesinleşme günüdür. İstinaf veya temyiz süreci yaşanmış dosyalarda bu tarih ayrıca kontrol edilmeden ayrı nafaka davası açmak güvenli değildir.
Görevli mahkeme, dava yolu ve gerekli belgeler
Yoksulluk nafakası talebi boşanma davasının içinde feri talep olarak ileri sürülebilir. Bu, en ekonomik yoldur; kusur, ekonomik durum ve evlilik sürecine ilişkin deliller zaten aynı dosyada toplanır. Boşanma davasında talep kurulmamışsa, hüküm kesinleştikten sonra ayrı dava açılabilir. Ayrı davada görev, 4787 sayılı Kanun m. 4 gereği aile mahkemesindedir; yetki ise TMK 177 gereği nafaka alacaklısının yerleşim yeri mahkemesindedir.
Bu alanda zorunlu arabuluculuk uygulanmaz. Dava doğrudan aile mahkemesinde açılır. Talep ilk kez ileri sürülüyorsa boşanma hükmü ve kesinleşme şerhi mutlaka eklenmelidir. Nafakanın kaldırılması veya azaltılması isteniyorsa önceki nafaka kararının aslına uygun örneği, icra dosyası varsa ödeme hareketleri, gelir değişikliğini ve yeni giderleri gösteren belgeler dosyanın omurgasını oluşturur.
Belgeler bakımından şu sıralama pratikte iş görür: SGK hizmet dökümü, e-bordro veya maaş yazısı, banka hesap özeti, kira sözleşmesi, tapu ve araç kayıtları, vergi levhası veya şirket ortaklık bilgisi, sağlık raporları, çocukların bakım-eğitim giderleri, icra dosyası belgeleri ve gerekiyorsa sosyal inceleme talebi. Özellikle nafakanın kaldırılması davalarında fiili birlikte yaşama iddiası ileri sürülüyorsa, yalnız tanık anlatımıyla yetinilmemeli; adres birliği, fotoğraf, seyahat, abonelik veya ortak gider izleri gibi tamamlayıcı deliller aranmalıdır.
Dava yolu özeti:
- Boşanma davası sürerken: cevap dilekçesi, karşı dava veya talep sonucu içinde yoksulluk nafakası açıkça kurulabilir.
- Boşanma kesinleştikten sonra: nafaka alacaklısının yerleşim yerindeki aile mahkemesinde bağımsız dava açılabilir.
- Bağlanmış nafakanın değiştirilmesi: koşulların değiştiği somut delillerle artırma, azaltma veya kaldırma davası açılır.
- Kanun yolu: istinaf aşamasında kusur, gelir araştırması, delil değerlendirmesi ve miktarın ölçülülüğü birlikte tartışılır.
Yanlış merci riski: Özellikle boşanma dosyasından bağımsız açılan davalarda, eski eşin yerleşim yerine göre değil alacaklının yerleşim yerine göre yetki değerlendirmesi yapılır. Yetki itirazı usulden zaman kaybettirebilir; bir yıllık sürenin sonuna bırakılan dosyalarda bu gecikme kritik hale gelir.
Somut örnek üzerinden hesap mantığı
Örnek olay: On iki yıllık evlilik sona ermiş olsun. Talep eden eş, boşanma sonrasında aylık 14.000 TL net gelirli yarı zamanlı işte çalışmakta; 18.000 TL kira ödemekte, ayrıca düzenli sağlık gideri bulunmaktadır. Karşı tarafın net aylık geliri 62.000 TL, kira getirisi 9.000 TL’dir; ancak yeni evlilikten doğan çocuk için düzenli bakım gideri de mevcuttur.
Bu tabloda mahkeme şu soruya bakar: talep eden eşin belgeli zorunlu giderleri ile kendi düzenli geliri arasında gerçek bir açık var mı, varsa bunun hangi kısmı diğer eşin mali gücüyle dengelenebilir? Örneğin belgeli asgari aylık gider 29.000 TL, kendi geliri 14.000 TL ise teorik açık 15.000 TL’dir. Fakat nafaka miktarı çoğu zaman bu açığın tamamına eşit kurulmaz; karşı tarafın ödeme gücü, yeni yükleri, tarafların yaşam çevresi ve kusur dengesi birlikte değerlendirilir. Böyle bir dosyada 8.000 TL ile 14.000 TL arasında kurulan talepler daha savunulabilir olabilir; 25.000 TL istemi ise çoğu zaman ölçülülük itirazına açık hale gelir.
Bu örnekten çıkarılması gereken şey şudur: yoksulluk nafakası “maaşın belli yüzdesi” değildir. Talep eden tarafın açık miktarı ne kadar netleşirse, dava da o kadar ikna edici olur. Yükümlü taraf bakımından da yalnız “yeni ailem var” demek yetmez; bu yeni yüklerin belgelendirilmesi gerekir. Aksi halde azaltma talebi, soyut savunma gibi görünür.
Mahkeme kararları hangi sınırları çiziyor?
AYM, E.2011/136, K.2012/72, 17.05.2012: Anayasa Mahkemesi, TMK 175’teki “süresiz olarak” ibaresinin iptali istemini reddederken önemli bir çerçeve kurmuştur. Karara göre bu ifade, nafaka alacaklısının her durumda ölünceye kadar nafaka alacağı anlamına gelmez. Amaç, boşanma sonucu yoksulluğa düşecek eşin asgari yaşam gereksinimlerinin, şartlar devam ettiği sürece desteklenmesidir. Dolayısıyla uygulamada TMK 176’da sayılan sona erme ve kaldırma halleri mutlaka birlikte okunmalıdır.
Esat İnevi, B. No: 2015/11677, 08.07.2020: Bu kararda Anayasa Mahkemesi, nafaka borçlusunun kendi kusuru olmaksızın yoksulluğa düşmesi halinde hâkimin TMK 1 ve 176 çerçevesinde kaldırma değerlendirmesi yapabileceğine işaret eden bir yaklaşımı görünür kılmaktadır. Karar, “süresiz” ibaresinin mekanik okunamayacağını; ödeme gücünün tamamen çökmesi gibi durumların ayrıca tartılması gerektiğini göstermektedir. Borçlu tarafın sonradan ekonomik olarak çöktüğü dosyalarda bu çizgi önem taşır.
İbrahim Acar, B. No: 2016/3140, 07.11.2019: Başvurucunun geliri hakkında yeterli araştırma yapılmadan, iddia edilen maaşından daha yüksek toplam nafaka yükü kurulması nedeniyle Anayasa Mahkemesi ihlal kararı vermiştir. Kararın pratik mesajı nettir: aile mahkemesi, kolluk araştırmasıyla yetinip gerçek geliri aydınlatmadan nafaka miktarı belirleyemez. Gelir, ek ödeme, iş statüsü ve fiili kazanç araştırılmadan kurulan karar, kanun yolu denetiminde kırılabilir.
Ercüment Tokuçoğlu, B. No: 2020/38492, 30.04.2024: Bu başvuruda nafakanın kaldırılması talebi reddedilmiş, indirim ise sınırlı kalmıştır; Anayasa Mahkemesi açık ihlal görmemiştir. Çünkü derece mahkemeleri tarafların ekonomik ve sosyal durumunu karşılaştırmış, daha sonra Yargıtay bozmasıyla araştırma derinleştirilmiş ve menfaat dengesi gerekçelendirilmiştir. Bu karar, her azaltma davasının otomatik başarı getirmediğini; yeterli araştırma yapıldıysa mahkemenin takdir alanının geniş kaldığını göstermektedir.
Karar çizgisi birlikte okunduğunda dört sonuç çıkmaktadır. Birincisi, yoksulluk nafakası boşanmanın otomatik eklentisi değildir; şartlar somutlanmalıdır. İkincisi, “süresiz” ibaresi uygulamada değişmez bir ömür boyu borç anlamına gelmez. Üçüncüsü, gelir araştırması yüzeysel kalırsa karar kırılabilir. Dördüncüsü, gerçekten yapılmış ekonomik-sosyal denge incelemesi varsa miktar tartışmasının tamamı anayasal ihlal sonucuna götürmez. Dosya stratejisi tam da bu çizgide kurulmalıdır.
Dilekçe iskeleti
Örnek iskelet: Aşağıdaki metin genel çerçevedir. Somut olayda kusur tespiti, gelir verisi, çocuk durumu, önceki protokol, icra takibi veya birlikte yaşama iddiası ayrıca uyarlanmalıdır.
... AİLE MAHKEMESİ'NE
DAVACI :
VEKİLİ :
DAVALI :
KONU : TMK m. 175 ve devamı uyarınca yoksulluk nafakası talebimizden ibarettir.
AÇIKLAMALAR
1. Taraflar ... tarihli karar ile boşanmış, karar ... tarihinde kesinleşmiştir.
2. Davacı, boşanma sonrasında aylık ... TL gelirle yaşamını sürdürmeye çalışmakta olup kira, sağlık, ulaşım ve zorunlu giderleri toplam ... TL'dir.
3. Davacı, boşanma nedeniyle yoksulluğa düşmüş / düşecek durumdadır. Kusuru davalıdan daha ağır değildir.
4. Davalının aylık düzenli geliri ve malvarlığı kayıtları dikkate alındığında mali gücü oranında nafaka ödeme imkânı bulunmaktadır.
HUKUKİ NEDENLER : TMK m. 175, 176, 177, 178; 4787 sayılı Kanun; HMK ve ilgili mevzuat.
DELİLLER : Boşanma ilamı, kesinleşme şerhi, SGK kayıtları, ücret bordroları, banka hesap dökümleri, kira sözleşmesi, tapu/araç kayıtları, tanık, gerektiğinde sosyal ekonomik durum araştırması ve sair deliller.
SONUÇ VE İSTEM : Davacı lehine aylık ... TL yoksulluk nafakasına hükmedilmesine, nafakanın dava tarihinden itibaren işlemesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini saygıyla talep ederiz.
Kaldırma veya azaltma davası açılıyorsa konu başlığı ve açıklamalar buna göre çevrilmelidir. Özellikle “nafakanın kaldırılması mümkün görülmezse uygun seviyeye indirilmesi” biçimindeki kademeli talep, usul ekonomisi bakımından çoğu dosyada daha emniyetlidir.
Sık sorulan sorular
Yoksulluk nafakası için mutlaka çalışmıyor olmak mı gerekir?
Hayır. Çalışıyor olmak tek başına talebi düşürmez. Sorulacak şey, boşanma sonrası belgeli gelirle asgari ve makul yaşamın sürdürülüp sürdürülemediğidir.
Eşit kusurlu eş nafaka isteyebilir mi?
Talep eden eş diğer taraftan daha ağır kusurlu değilse, eşit kusur çoğu dosyada yoksulluk nafakası talebini tümden ortadan kaldırmaz. Kusur dağılımı boşanma dosyasıyla birlikte okunmalıdır.
Boşanma kararından sonra ne kadar sürede dava açılmalıdır?
Boşanma nedeniyle doğan nafaka talebi bağımsız dava olarak ileri sürülecekse, hükmün kesinleşmesinden itibaren bir yıllık süre ayrıca hesaplanmalıdır. Sürenin başlangıcı karar tarihi değil, kesinleşme tarihidir.
Yoksulluk nafakası otomatik olarak ömür boyu sürer mi?
Hayır. Yeniden evlenme veya ölümde kendiliğinden sona erer; fiilen evli gibi yaşama, yoksulluğun ortadan kalkması ya da şartların değişmesi gibi hallerde dava ile kaldırılabilir veya azaltılabilir.
Nafaka borçlusu işsiz kaldıysa ne yapılmalıdır?
İş kaybı, gelir düşüşü, sağlık problemi veya yeni aile yükü somut belgeyle gösterilerek azaltma veya kaldırma davası açılabilir. Yalnız sözlü beyan genellikle yeterli olmaz.
Yoksulluk nafakasında arabuluculuk zorunlu mu?
Hayır. Uyuşmazlık doğrudan aile mahkemesinde görülür. Boşanma davası içinde feri talep olarak veya sonradan bağımsız dava şeklinde ileri sürülebilir.
İlgili makaleler ve son notlar
Yoksulluk nafakası dosyası çoğu zaman tek başına yürümez; boşanma sebebi, maddi-manevi tazminat, velayet veya iştirak nafakası tartışmasıyla aynı zeminde ilerler. Bu yüzden aile hukuku stratejisini parçalara ayırmadan kurmak gerekir. Zina sebebine dayalı boşanma ve kusur dağılımı hakkında hazırladığımız TMK 161 analizini, aile uyuşmazlıklarının genel çerçevesi için Aile, Boşanma, Mal Rejimi ve Miras Hukuku sayfamızı ve avukat profili için Av. Barış Berkay Çiftçi sayfasını inceleyebilirsiniz.
Dosya tarafı ister talep eden eş olsun ister nafaka borçlusu, güvenli yol aynıdır: kesinleşme tarihini teyit edin, gelir-gider tablosunu belgeleyin, kusur meselesini boşanma ilamıyla birlikte okuyun, fiili yaşam düzenini somut veriye bağlayın ve talep sonucunu rakamsız bırakmayın. Yoksulluk nafakası davasında en pahalı hata, hukuki tartışmadan önce muhasebe tartışmasını kaybetmektir.
Kaynakça ve Atıf Listesi
Resmi Kaynaklar
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, özellikle m. 175, 176, 177 ve 178.
- 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun, özellikle m. 4.
Mahkeme Kararları
- AYM, E.2011/136, K.2012/72, 17.05.2012.
- Esat İnevi, B. No: 2015/11677, 08.07.2020.
- İbrahim Acar, B. No: 2016/3140, 07.11.2019.
- Ercüment Tokuçoğlu, B. No: 2020/38492, 30.04.2024.
Bilimsel Çalışmalar
- Yasemin Güllüoğlu / Sümeyye Aydın Engin, “Türk Hukukunda Yoksulluk Nafakası”, Ankara Barosu Dergisi, 2025.
- Oğuz Ersöz, “Yoksulluk Nafakasında Süre”, Ombudsman Akademik, 2026.
- Sera Reyhani Yüksel, “Yoksulluk Nafakası ve Süre Sorunu”, Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, 2021.
- Emrah Kulaklı, “Yoksulluk Nafakası ve Yoksulluk Nafakasının Süresi Bağlamında Bir Mukayeseli Hukuk İncelemesi”, 2018.
Kusur dağılımı, gelir tablosu veya nafakanın kaldırılma şartları konusunda tereddüt varsa dosya açılmadan önce delil planı kurulmalıdır. Aile uyuşmazlıkları, boşanma sonrası mali talepler ve nafaka davaları bakımından uzmanlık alanlarımızı inceleyebilir; somut dosya değerlendirmesi için iletişim sayfamız üzerinden ön inceleme talep edebilirsiniz.
Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır. Somut olayda kusur tespiti, fiili birlikte yaşama iddiası, çocuklara ilişkin yükler, yabancı unsur veya önceki protokol hükümleri ayrıca değerlendirilmelidir.
