Makul Sürede Yargılanma Başvurularında Tazminat Komisyonu ve AYM Denetimi
Bir dava dosyasının yıllarca aynı ara kararlarda beklemesi, yalnızca tarafların sabrını tüketen bir gecikme değildir. İşçilik alacağı, ticari alacak, idari işlem veya ceza yargılaması hangi alandan gelirse gelsin, uzayan yargılama; alacağın tahsil kabiliyetini, şirketin finansal planını, kişinin mesleki itibarını ve bazen de başvurulacak kanun yolunun anlamını değiştirir. Makul sürede yargılanma hakkı bu yüzden soyut bir adil yargılanma başlığı değil, dosyanın hangi aşamada tıkandığını ve bu gecikmenin hangi hukuki yolla giderileceğini belirleyen ayrı bir başvuru disiplinidir.
Bu içerik 19.04.2026 itibarıyla hazırlanmıştır. 6384 sayılı Kanun, 7499 sayılı Kanun değişikliği, Anayasa Mahkemesi kararları ve Tazminat Komisyonu uygulaması zaman içinde değişebileceğinden, somut olayda başvuru tarihi, kesin kararın öğrenilme tarihi ve Komisyon kararına karşı izlenecek itiraz yolu ayrıca değerlendirilmelidir.
Okuma notu: Bu yazı, makul sürede yargılanma iddiasında Komisyon yolu, AYM ikincillik denetimi ve başvuru belgeleri arasındaki ilişkiyi açıklamak için hazırlanmıştır; somut dosyada süre ve merci hesabı ayrıca yapılmalıdır.
Makul süre hakkının özel önemi, hak ihlalinin çoğu zaman davanın esasından bağımsız şekilde doğmasından gelir. Alacak davası haklı biçimde kazanılmış olabilir; yine de sekiz yıl süren yargılama tarafı ayrı bir zarara uğratmış olabilir. Ceza davası beraatle bitebilir; buna rağmen yıllarca süren belirsizlik kişi üzerinde ayrı bir manevi yük bırakabilir. İdari yargıda iptal davası kabul edilmiş olsa bile, idari işlemin yarattığı etki yıllarca devam etmişse makul süre tartışması ayrıca gündeme gelir.
Öğretide Başar, Gökcan, Kuijer, Calvez ve Edel’in çalışmaları bu hakkın iki yüzünü öne çıkarır. Birinci yüz, bireyin uzun yargılamadan doğan baskıdan korunmasıdır. İkinci yüz, devletin yargı teşkilatını kişilerin hak arama imkanını anlamsız kılmayacak biçimde düzenleme yükümlülüğüdür. Bu nedenle makul süre başvurusu, yalnız geçmiş gecikmenin tazmin edilmesi değil, yargı sisteminin hangi aşamada süre ürettiğinin görünür hale gelmesi bakımından da işlev taşır (Başar, 2008; Gökcan, 2015; Kuijer, 2013; Calvez, 2006; Edel, 2007).
Hukuki sonuç: Makul süre ihlali iddiası, davanın esas kararını kendiliğinden ortadan kaldırmaz; çoğu durumda ihlalin tespiti ve tazminat yoluyla giderim gündeme gelir.
Pratik sonuç: Başvuru hazırlanırken kararın doğru veya yanlış olduğuna ilişkin itirazlarla yargılamanın uzunluğuna ilişkin itirazlar ayrı başlıklar halinde kurulmalıdır.
Ara değerlendirme: Makul süre hakkı, usul ekonomisi kavramının daha dar ve yaptırımı olan halidir. Başvuru sahibi bakımından asıl mesele, gecikmenin nerede doğduğunu belgelemek ve bu gecikmenin hangi başvuru yolunda giderileceğini doğru seçmektir.
Tazminat Komisyonu Yolunun Niteliği
6384 sayılı Kanun, ilk halinde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi önündeki bazı başvuruların tazminat ödenerek çözülmesi amacıyla kurulmuştu. 7145, 7445 ve özellikle 7499 sayılı Kanun değişiklikleriyle Komisyonun görev alanı genişledi. 7499 sayılı Kanun’un 12.03.2024 tarihinde yürürlüğe giren düzenlemeleri sonrasında, ceza soruşturma ve kovuşturmaları ile özel hukuk ve idare hukuku yargılamalarının makul sürede sonuçlandırılmadığı iddiasıyla doğrudan Tazminat Komisyonuna başvuru imkanı tanındı (6384 sayılı Kanun m. 2 ve m. 5/A; 7499 sayılı Kanun, RG 12.03.2024, 32487).
Adalet Bakanlığı İnsan Hakları Tazminat Komisyonu’nun görev sayfasında da 12 Mart 2024 tarihinden sonra ceza hukuku kapsamındaki soruşturma ve kovuşturmalar ile özel hukuk ve idare hukuku kapsamındaki yargılamalar için doğrudan başvuru yapılabileceği belirtilmektedir. Bu bilgi, başvurunun artık yalnız AYM’de derdest dosyalar bakımından geçici bir aktarma yolu olarak görülmemesi gerektiğini anlatır. Komisyon, makul süre iddiasında ilk incelenecek giderim yolu haline gelmiştir (Tazminat Komisyonu, “Görevlerimiz”).
Komisyon yolunun hukuki niteliği, iki yönlüdür. Bir yönüyle idari bir başvuru mekanizmasıdır; kararları bir mahkeme kararı değildir. Diğer yönüyle Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi bakımından tüketilmesi gereken etkili iç hukuk yolu olup olmadığı tartışmasının merkezindedir. Komisyon kararına karşı yargı yolu bulunması, Anayasa Mahkemesi’nin bu yolu ikincillik ilkesi çerçevesinde dikkate almasının temel gerekçelerinden biridir (Ferat Yüksel, B. No: 2014/13828, 12.09.2018; Veysi Ado, B. No: 2022/100837, 27.04.2023).
| Başvuru alanı | Başvuru zemini | Başvuru yolunun pratik anlamı |
|---|---|---|
| Makul sürede sonuçlanmayan ceza soruşturması veya kovuşturması | 6384 sayılı Kanun m. 2/3-a ve m. 5/A | Başvurucu, yargılamanın geciken evresini ve gecikmenin etkisini belgeler; talep kural olarak manevi tazminat merkezlidir. |
| Özel hukuk yargılaması | 6384 sayılı Kanun m. 5/A | İşçilik alacağı, ticari alacak, kira, miras veya tazminat dosyalarında uzun süren bekleme başvuru konusu yapılabilir. |
| İdari yargılama | 6384 sayılı Kanun m. 5/A | İptal veya tam yargı davasının uzaması, idari işlemden doğan zarardan ayrı bir gecikme zararı olarak ele alınır. |
| Komisyon kararına itiraz | 6384 sayılı Kanun m. 7 ve ilgili usul hükümleri | Tazminat miktarı, başvurunun reddi veya usul değerlendirmesi bakımından yargısal denetim kanalı açılır. |
Mazlum’un 2024 tarihli çalışması, Komisyonun yapısını medeni usul hukuku açısından incelerken bu mekanizmanın klasik dava yolundan farklı olduğunu vurgular. Üçüncü Kasımoğlu’nun 2026 tarihli çalışması ise Tazminat Komisyonunun kalıcı bir çözüm olup olmadığı sorusunu, pilot karar usulü ve yapısal sorun bağlamında tartışır. Soylu’nun 2025 tarihli makalesi, makul süre ihlalinden doğan maddi zarar meselesinin Komisyon yetkisi içinde nasıl sınırlı kaldığını ele alır. Bu üç çalışma birlikte okunduğunda Komisyonun yararı ile sınırı aynı yerde belirir: hızlı ve erişilebilir bir tazmin yolu vardır; fakat yargılamayı hızlandıran veya dosyanın esasını düzelten bir yol değildir (Mazlum, 2024; Üçüncü Kasımoğlu, 2026; Soylu, 2025).
Ara değerlendirme: Komisyon yolu, başvurucuya dosyanın esası bakımından yeni bir yargılama imkanı vermez. Başvurunun gücü, uzayan yargılamanın tarihsel kronolojisini ve kişinin bu gecikmeden nasıl etkilendiğini somutlaştırmasına bağlıdır.
AYM Karar Çizgisi ve İkincillik Denetimi
Anayasa Mahkemesi’nin makul süre başvurularındaki karar çizgisi, Komisyon yolunun değişen kapsamını takip ederek üç ana döneme ayrılabilir. İlk dönemde AYM, bireysel başvuruları doğrudan incelemiş ve makul süre ihlalinde ihlal-tazminat eksenli kararlar vermiştir. İkinci dönemde, 6384 sayılı Kanun’a eklenen geçici yol nedeniyle Komisyonu tüketilmesi gereken etkili bir yol olarak değerlendirmiştir. Üçüncü dönemde ise Nevriye Kuruç pilot kararı ve sonrasındaki yasal değişiklikler üzerinden yapısal sorun tartışması yeniden şekillenmiştir (Güher Ergun ve diğerleri, B. No: 2012/13, 02.07.2013; Ferat Yüksel, B. No: 2014/13828, 12.09.2018; Nevriye Kuruç, B. No: 2021/58970, 05.07.2022).
Ferat Yüksel kararı: AYM, 31.07.2018 tarihi itibarıyla derdest olan makul süre başvuruları bakımından Komisyon yolunun ulaşılabilirlik, başarı şansı ve yeterli giderim kapasitesi yönünden incelenmesi gerektiğini kabul etti. Karar, Komisyonu yalnız idari bir makam olarak değil, bireysel başvurunun ikincil niteliği içinde tüketilmesi gereken bir yol olarak konumlandırdı (AYM, Ferat Yüksel, B. No: 2014/13828, 12.09.2018).
Nevriye Kuruç pilot kararı farklı bir ağırlığa sahiptir. AYM, makul sürede yargılanma hakkı bakımından yapısal bir sorun bulunduğunu belirledi; bireysel başvurudan önce etkili ve sürekli bir giderim yolu kurulması gerektiğini vurguladı. Bu kararın önemi, sadece başvurucuya tazminat verilmesi değildir. Mahkeme, benzer başvuruların bireysel tekil kararlarla çözülmesinin yapısal sorunu gidermeye yetmeyeceğini, yasama ve yürütme organlarının kalıcı bir mekanizma kurması gerektiğini belirtti (AYM, Nevriye Kuruç, B. No: 2021/58970, 05.07.2022; AYM Basın Duyurusu, 2022).
Veysi Ado kararı, pilot karar sonrası geçici düzenlemelerin başvuru yollarının tüketilmesi bakımından nasıl sonuç doğurduğunu gösterir. AYM, 6384 sayılı Kanun’daki düzenleme nedeniyle Komisyon yolunun ilk bakışta ulaşılabilir ve yeterli giderim kapasitesine sahip olduğunu kabul ederek başvuru yolları tüketilmeden yapılan başvuruyu kabul edilemez buldu (AYM, Veysi Ado, B. No: 2022/100837, 27.04.2023). Keser Altıntaş kararında ise Mahkeme, makul süre başvurularının incelenmesini gerektiren yapısal koşulları ve yeni başvuru yolu oluşturulması gereğini yeniden tartıştı (AYM, Keser Altıntaş, B. No: 2023/18536, 25.07.2023).
2024 ve 2025 kararlarında daha dar bir soru öne çıkar: Komisyon bir ihlal tespit etmiş ve tazminata hükmetmişse, bu tazminatın yetersizliği veya vekalet ücreti verilmemesi ayrıca AYM önünde hangi hak bağlamında incelenecektir? S.D. ve A.Ç. ve diğerleri kararlarında AYM, Komisyon tazminatının yetersiz olduğu iddiasını makul sürede yargılanma hakkıyla bağlantılı etkili başvuru hakkı üzerinden ele aldı. A.Ç. ve diğerleri kararında vekalet ücreti bakımından ayrıca adil yargılanma hakkı tartışıldı; Mahkeme, Komisyonun yetki ve kanuni yapısını dikkate aldı (AYM, S.D., B. No: 2020/31969, 24.10.2024; AYM, A.Ç. ve diğerleri, B. No: 2020/33426, 11.12.2024).
Uğur Kartal, H.K. ve diğerleri, Mahmut Işık, Ali Kadıoğlu ve diğerleri ile Yıldıray Giden ve diğerleri kararları, 7499 sayılı Kanun sonrası dönemde Komisyon yolunun AYM önünde nasıl okunacağı bakımından güncel halkayı oluşturur. Bu kararlarda Mahkeme, 12.03.2024 itibarıyla getirilen doğrudan başvuru imkanı nedeniyle Komisyonun tüketilmesi gereken yol olabileceği sonucunu güçlendirdi; bazı dosyalarda ise Komisyon kararının içeriği ve etkili giderim kapasitesi üzerinden değerlendirme yaptı (AYM, Uğur Kartal, B. No: 2022/681, 24.12.2025; H.K. ve diğerleri, B. No: 2021/1490, 09.12.2025; Mahmut Işık, B. No: 2020/1989, 24.12.2025; Ali Kadıoğlu ve diğerleri, B. No: 2020/26930, 05.11.2025; Yıldıray Giden ve diğerleri, B. No: 2021/23469, 05.11.2025).
| Karar hattı | Kurulan ölçüt | Başvuru pratiğine etkisi |
|---|---|---|
| Ferat Yüksel | Komisyon yolu ulaşılabilirlik ve giderim kapasitesi açısından incelenir. | AYM’ye gitmeden önce Komisyon yolunun tüketilip tüketilmeyeceği ilk kontrol haline gelir. |
| Nevriye Kuruç | Makul süre ihlali yapısal sorun niteliği kazanmıştır; kalıcı yol gerekir. | Başvuru yalnız bireysel tazminat talebi değil, yapısal giderim tartışmasıyla birlikte okunur. |
| Veysi Ado ve Keser Altıntaş | Geçici ve sonradan açılan yolların etkili olup olmadığı somut başvuru aşamasında test edilir. | Başvuru tarihi ve derdestlik durumu usul sonucunu değiştirebilir. |
| S.D., A.Ç. ve diğerleri | Komisyon tazminatının yetersizliği etkili başvuru hakkı bağlamında tartışılabilir. | Komisyon kararı sonrasında itiraz ve AYM başvuru stratejisi ayrı değerlendirilir. |
| 2025 tarihli güncel kararlar | 7499 sonrası doğrudan Komisyon başvurusu, ikincillik denetiminde merkezi hale gelir. | Komisyona başvurmadan yapılan AYM başvurusu usulden elenebilir. |
Ara değerlendirme: AYM kararları, başvurucunun yalnız hak ihlali iddiasını değil, hangi iç hukuk yolunu hangi tarihte tükettiğini de ispatlamasını ister. Başvuru kronolojisi zayıfsa, en güçlü makul süre iddiası bile kabul edilebilirlik aşamasında kaybedilebilir.
Başvuru Süresi, Belge Düzeni ve İtiraz
6384 sayılı Kanun’un 5/A maddesi, makul sürede sonuçlandırılmadığı iddiasıyla yapılacak başvuruların yargılama sürecinde veya yargılamanın kesinleşmesinden sonra belirli süre içinde yapılabileceğini düzenler. Başvuru süresinin başlangıcı, yargılamanın devam edip etmediğine ve kesin kararın öğrenilme tarihine göre değişir. Bu yüzden başvuru dosyasında yalnız mahkeme esas numarasını yazmak yeterli değildir; kararın kesinleşmesi, tebliğ tarihi, öğrenme tarihi, kanun yolu aşaması ve varsa elektronik tebligat kaydı birlikte saklanmalıdır (6384 sayılı Kanun m. 5/A).
Başvuru dilekçesinde bekleme dönemleri açıkça ayrılmalıdır. İlk derece mahkemesindeki bilirkişi bekleme süresi, istinaf incelemesi, Yargıtay bozma sonrası yeni duruşma aralığı, tebligat gecikmesi ve gerekçeli kararın geç yazılması aynı hukuki ağırlığa sahip değildir. Komisyonun değerlendirmesi için bu dönemlerin tarih tarih gösterilmesi gerekir. Mazlum’un çalışmasında da Komisyon incelemesinin medeni usul bakımından belge ve usul düzeniyle sınırlı olduğu, kararın başvuruya sunulan malzeme üzerinden şekilleneceği vurgulanır (Mazlum, 2024).
Süre uyarısı: Başvuru yolu doğru olsa bile süre hesabı hatalı yapılırsa dosya esasa girilmeden reddedilebilir. Kesin kararın öğrenildiği gün, elektronik tebligatın açılmış sayıldığı tarih, kanun yolu kararının tebliği ve Komisyon kararına karşı itiraz süresi ayrı ayrı kontrol edilmelidir.
Komisyon kararına karşı izlenecek yol, başvurunun reddedilmesi, tazminat miktarının yetersiz görülmesi veya kararın bazı talepleri dışarıda bırakması ihtimallerine göre kurulur. AYM’nin S.D. ve A.Ç. ve diğerleri kararları, Komisyon kararından sonra da etkili başvuru hakkı tartışmasının devam edebileceğini gösterir. Bununla birlikte AYM, Komisyon kararını bir temyiz mercii gibi yeniden baştan değerlendirmez; tazminatın açıkça yetersiz kalıp kalmadığı, başvurunun hangi hakla bağlantılı olduğu ve başvurucunun iddiasını kanıtlayıp kanıtlamadığı üzerinden denetim yapar (AYM, S.D., B. No: 2020/31969, 24.10.2024; AYM, A.Ç. ve diğerleri, B. No: 2020/33426, 11.12.2024).
Bu noktada maddi tazminat ile manevi tazminat ayrımı ayrıca önem kazanır. Makul süre ihlali için Komisyon yolunda merkezde manevi tazminat bulunur. Maddi zararın talep edilmesi, zarar ile yargılamanın uzunluğu arasında somut illiyet bağı kurulmasını gerektirir; bu da çoğu dosyada daha zor bir ispat alanıdır. Soylu’nun 2025 tarihli makalesi, makul süre ihlalinden doğan maddi zararın tazmini meselesinin hem teorik hem uygulama bakımından sorunlu kaldığını, Komisyonun bu alandaki yetkisinin dikkatle okunması gerektiğini anlatır (Soylu, 2025).
Hukuki sonuç: Komisyon yolu tüketilmeden AYM’ye yapılan başvuru, özellikle 7499 sonrası dönemde başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez bulunabilir.
Pratik sonuç: Başvuru dosyasında “hangi karar, hangi tarihte, hangi yolla öğrenildi” sorusunun cevabı, ihlal anlatımı kadar önem taşır.
Ara değerlendirme: Makul süre dosyası, iyi kurulmuş bir zaman çizelgesi dosyasıdır. Dava esasına ilişkin belgeler kadar, tebligatlar, duruşma zabıtları, bilirkişi yazıları, kanun yolu kararları ve UYAP işlem tarihleri de başvurunun omurgasını oluşturur.
Varsayımsal Dosya Üzerinden Uygulama
Örnek olay: Ankara’da faaliyet gösteren bir teknoloji şirketi, 2018 yılında açtığı ticari alacak davasında ilk derece mahkemesinden 2022’de karar almıştır. Dosya istinafa gitmiş, gerekçeli kararın tebliği ve istinaf incelemesi nedeniyle 2026 başına kadar kesinleşmemiştir. Şirket, bu alacağı bilançosunda tahsil kabiliyeti düşük alacak olarak izlemek zorunda kalmış; yatırım turu görüşmelerinde dava sonucunu ve tahsil tarihini açıklamak durumunda kalmıştır.
Bu dosyada makul süre iddiası hazırlanırken ilk ayrım, şirketin davayı kazanıp kazanmadığı değildir. İlk soru, yargılamanın hangi aşamada gereksiz uzadığıdır. 2018-2022 arasındaki ilk derece süresi bilirkişi raporu, taraf değişikliği veya mahkemenin bekletici mesele kararıyla açıklanabiliyor mu? 2022-2026 arasındaki istinaf süresinde dosya işlem görmüş mü, yoksa uzun süre hiçbir işlem yapılmadan beklemiş mi? Gerekçeli karar ne zaman yazılmış ve hangi tarihte tebliğ edilmiş? Bu soruların cevabı verilmeden hazırlanacak başvuru, yalnız uzun takvim anlatır; hukuki gecikmeyi ispatlamaz.
İkinci ayrım, zarar türüdür. Şirketin ticari alacağı geç tahsil etmesi, davanın esasındaki alacak zararından farklıdır. Makul süre başvurusunda manevi tazminat veya kurumsal belirsizlik anlatımı ön plana çıkabilir; maddi zarar iddiası ileri sürülecekse, gecikme ile finansman maliyeti, yatırım görüşmesi veya teminat yükü arasındaki bağ somut belgelerle kurulmalıdır. Bu bağ kurulamazsa, Komisyon veya sonraki yargısal denetim aşamasında maddi zarar talebi zayıf kalır.
Üçüncü ayrım, başvuru zamanıdır. Yargılama halen devam ediyorsa Komisyona başvuru ile olağan kanun yolu süreci birlikte düşünülebilir. Yargılama kesinleşmişse öğrenme tarihi ve süre hesabı öne geçer. Şirketin vekili, UYAP işlem kayıtlarını, gerekçeli karar tebliğ mazbatalarını, istinaf dosyasının geliş-gidiş tarihlerini ve varsa bilirkişi rapor gecikmelerini ayrı bir kronolojiye bağlamalıdır. Böyle bir dosyada uyuşmazlık çözümü ve dava takibi stratejisi, yalnız esas davanın kazanılmasıyla sınırlı değildir; uzun yargılamadan doğan giderim yolunun da zamanında işletilmesini gerektirir.
Bu örnek, bireysel davalar için de geçerlidir. İşe iade dosyasında, kira uyarlama davasında veya miras ortaklığının giderilmesi davasında kişi aynı belirsizliği farklı biçimde yaşar. Nitekim iş uyuşmazlıklarında davanın uzaması, çalışanın gelir planını ve işverenin kayıt düzenini etkileyebilir; bu nedenle makul süre başvurusu, işe iade davası gibi esas uyuşmazlıklardan ayrı bir usul alanı olarak ele alınmalıdır.
Ara değerlendirme: Makul süre başvurusunda güçlü dosya, uzun cümlelerle değil, doğru ayrımla kurulur. Dava ne kadar sürdü, gecikme nerede doğdu, başvurucu bu gecikmeden nasıl etkilendi ve hangi yol hangi tarihte tüketildi soruları netse başvuru zemini güçlenir.
Usul Riskleri ve Pratik Ayrımlar
Makul süre başvurularında ilk risk, başvurunun yanlış merciye yöneltilmesidir. 7499 sonrası dönemde doğrudan Tazminat Komisyonu yolu açılmışken, bu yol tüketilmeden AYM’ye gidilmesi kabul edilebilirlik sorunu doğurabilir. AYM’nin Uğur Kartal ve benzeri 2025 tarihli kararlarında Komisyon yolunun başvuru yollarının tüketilmesi bakımından merkezi rolü özellikle görünür hale gelmiştir (AYM, Uğur Kartal, B. No: 2022/681, 24.12.2025; AYM, Amoniel Üneşi, B. No: 2024/32881, 08.01.2025).
İkinci risk, tazminat beklentisinin yanlış kurulmasıdır. Komisyon yolu, davanın esasını hızlandıran veya davayı kazandıran bir araç değildir. Gecikmeden doğan manevi giderimi hedefler. Başvurucu, alacağın tamamını Komisyon yoluyla tahsil edeceğini veya esas mahkemenin kararını değiştireceğini düşünürse başvuru amacı ile hukuki yolun sınırı birbirinden kopar. Bu sınır, hem dilekçenin dilini hem talep sonucunu etkiler.
Üçüncü risk, başvurunun belge eksikliğiyle hazırlanmasıdır. UYAP kronolojisi, tebligat kayıtları, duruşma zabıtları, bilirkişi raporlarının geliş tarihleri, kanun yolu kararları, varsa mahkeme kalemi yazışmaları ve başvurucunun gecikmeden doğan zararını anlatan belgeler bir araya getirilmeden yapılan başvuru ikna gücünü kaybeder. Belge yoksa gecikme anlatısı soyut kalır. Bu dosyalarda “deliller” kelimesi yalnız davanın esasına ilişkin belgeleri değil, yargılamanın zaman akışını ispatlayan kayıtları da kapsar.
Dördüncü risk, AYM kararlarının yanlış okunmasıdır. Ferat Yüksel kararı, Komisyon yolunu etkili kabul ettiği bağlam bakımından önemlidir; Nevriye Kuruç kararı, yapısal sorunun ve kalıcı başvuru yolu ihtiyacının altını çizer; Keser Altıntaş kararı, pilot karar sonrası sürecin yeterliliğini tartışır; S.D. ve A.Ç. kararları ise Komisyon kararından sonra tazminatın yeterliliği ve etkili başvuru hakkı meselesine yönelir. Bu kararlar tek bir cümleye indirgenirse başvuru stratejisi hatalı kurulur.
| Hata | Hukuki sonuç | Dosya pratiğindeki karşılığı |
|---|---|---|
| Komisyon yolunu tüketmeden AYM’ye başvuru | Başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemezlik | Hak ihlali iddiası esasa girilmeden elenebilir. |
| Kesinleşme ve öğrenme tarihinin belgelenmemesi | Süre itirazı veya usulden ret riski | Elektronik tebligat ve karar tebliğ kayıtları dosyanın başında tutulmalıdır. |
| Yargılamanın esasına ilişkin itirazla makul süre iddiasını karıştırmak | Talep sonucu belirsizleşir | Dilekçe, gecikme kronolojisi ve esas uyuşmazlık ayrımıyla yazılmalıdır. |
| Maddi zarar talebini belgesiz ileri sürmek | Talebin reddi veya dar değerlendirilmesi | Finansman maliyeti, tahsil gecikmesi veya somut ekonomik etki ayrıca ispatlanmalıdır. |
AYM ve AİHM başvuru pratiğinde bu ayrımların doğru kurulması, müvekkilin önce Komisyona mı, olağan kanun yoluna mı, yoksa Komisyon sonrası bireysel başvuruya mı yönlendirileceğini belirler. Çiftçi & Partners’ın analizler bölümünde yer alan yargısal denetim yazılarında da aynı yaklaşım korunur: başvuru yolu, süre ve ispat meselesi birbirinden ayrılmadan dosya güvenli biçimde yönetilemez.
Ara değerlendirme: Makul süre dosyası, doğru başvuru yolunun seçilmediği yerde güç kaybeder. İlk inceleme; başvuru tarihi, yargılamanın aşaması, Komisyon yolunun tüketilip tüketilmediği ve gecikme belgelerinin yeterliliği üzerinde yoğunlaşmalıdır.
Sık Sorulan Sorular
Makul sürede yargılanma ihlali için doğrudan AYM’ye başvurulabilir mi?
7499 sayılı Kanun sonrası dönemde, makul sürede sonuçlandırılmadığı iddiası bakımından Tazminat Komisyonu yolu özellikle kontrol edilmelidir. Komisyon yolu tüketilmeden yapılan AYM başvurusu, başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez bulunabilir.
Tazminat Komisyonu davanın esas kararını değiştirir mi?
Hayır. Komisyon, davanın esasını yeniden yargılamaz; uzun yargılamadan doğan giderim talebini inceler. Esas karara yönelik hukuki itirazlar olağan kanun yolları veya konuya göre başka başvuru yolları içinde ileri sürülmelidir.
Yargılama devam ederken Komisyona başvuru yapılabilir mi?
6384 sayılı Kanun’un 5/A maddesi, makul sürede sonuçlandırılmadığı iddiasıyla yapılacak başvurular için yargılama süreci ve kesin karar sonrası dönem bakımından ayrı değerlendirme gerektirir. Somut dosyada yargılamanın aşaması ve süre başlangıcı kontrol edilmelidir.
Komisyon kararındaki tazminat yetersizse ne yapılabilir?
Komisyon kararına karşı kanunda öngörülen itiraz yolu değerlendirilir. Sonraki aşamada AYM’ye başvuru düşünülüyorsa, iddia tazminatın yetersizliği, etkili başvuru hakkı ve önceki yolların tüketildiği çerçevesinde kurulmalıdır.
Makul süre başvurusunda hangi belgeler önemlidir?
Esas ve karar numarası, duruşma zabıtları, bilirkişi rapor tarihleri, kanun yolu kararları, gerekçeli karar ve tebligat kayıtları, UYAP işlem geçmişi, kesinleşme veya öğrenme tarihi ve gecikmenin başvurucu üzerindeki etkisini gösteren belgeler birlikte hazırlanmalıdır.
Uzun süren dava kazanılmışsa yine başvuru yapılabilir mi?
Davanın kazanılmış olması, yargılamanın makul sürede tamamlanmadığı iddiasını kendiliğinden ortadan kaldırmaz. Ancak talebin niteliği, gecikmenin süresi, davanın karmaşıklığı ve başvurucunun gecikmeden nasıl etkilendiği ayrı ayrı değerlendirilmelidir.
Son Değerlendirme
Makul sürede yargılanma başvurularında asıl değer, doğru zaman çizelgesinin ve doğru başvuru yolunun kurulmasındadır. Tazminat Komisyonu, 7499 sayılı Kanun sonrasında makul süre iddiaları bakımından daha merkezi bir konuma yerleşmiştir. Bu değişiklik, AYM’ye bireysel başvuru imkanını ortadan kaldırmaz; fakat AYM’ye gidilmeden önce hangi yolun tüketilmesi gerektiğini daha önemli hale getirir.
Başvuru sahibi veya vekili, dosyanın esasındaki haklılığı tek başına yeterli görmemelidir. Mahkemenin hangi tarihte ne yaptığı, hangi dönemde işlem yapılmadığı, tebligat ve bilirkişi süreçlerinin nasıl ilerlediği, kanun yolu merciinde ne kadar süre geçtiği ve gecikmenin kişi veya şirket üzerindeki somut etkisi belgelendirilmelidir. Başvuru dilekçesi, yalnız gecikmenin uzunluğunu değil, gecikmenin hukuki anlamını da göstermelidir.
Bu alanda güçlü başvuru, abartılı tazminat beklentisiyle değil, ölçülü ve ispatlı bir anlatımla hazırlanır. Komisyon yolu, itiraz süreci ve AYM denetimi birlikte planlandığında başvurucu yalnız usulden elenme riskini azaltmaz; aynı zamanda gecikmeden doğan giderim talebini hukuk düzeni içinde savunulabilir bir zemine taşır.
Makul Süre ve Bireysel Başvuru Dosyaları İçin Ön Değerlendirme
Uzun süren yargılama, Tazminat Komisyonu başvurusu, Komisyon kararına itiraz veya AYM bireysel başvurusu bakımından dosyanızın süre, merci ve belge düzeninin incelenmesi gerekiyorsa Çiftçi & Partners ile iletişime geçerek ön değerlendirme talep edebilirsiniz. Değerlendirme, somut dosyanın belgeleri ve yargılama aşaması üzerinden yapılmalıdır.
Kaynakça ve Atıf Listesi
Resmi Kaynaklar
- 6384 sayılı Tazminat Komisyonunun Görevleri ile Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Kanun, Adalet Bakanlığı İnsan Hakları Tazminat Komisyonu Başkanlığı.
- 7499 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun, TBMM Kanun Bilgisi, RG 12.03.2024, 32487.
- 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun, Anayasa Mahkemesi mevzuat sayfası.
- Adalet Bakanlığı İnsan Hakları Tazminat Komisyonu Başkanlığı, “Görevlerimiz”.
- Adalet Bakanlığı İnsan Hakları Tazminat Komisyonu Başkanlığı, “Komisyon Hakkında”.
- Adalet Bakanlığı İnsan Hakları Tazminat Komisyonu Başkanlığı, mevzuat ve bilgi bağlantıları.
- Anayasa Mahkemesi, Nevriye Kuruç pilot karar basın duyurusu.
- Adalet Bakanlığı 2024 Yılı Faaliyet Raporu.
Mahkeme Kararları
- AYM, Güher Ergun ve diğerleri, B. No: 2012/13, 02.07.2013.
- AYM, Ferat Yüksel, B. No: 2014/13828, 12.09.2018.
- AYM, Kerem Elmas, B. No: 2015/5465, 21.02.2019.
- AYM, Nevriye Kuruç, B. No: 2021/58970, 05.07.2022.
- AYM, Veysi Ado, B. No: 2022/100837, 27.04.2023.
- AYM, Keser Altıntaş, B. No: 2023/18536, 25.07.2023.
- AYM, S.D., B. No: 2020/31969, 24.10.2024.
- AYM, A.Ç. ve diğerleri, B. No: 2020/33426, 11.12.2024.
- AYM, Amoniel Üneşi, B. No: 2024/32881, 08.01.2025.
- AYM, Ali Kadıoğlu ve diğerleri, B. No: 2020/26930, 05.11.2025.
- AYM, Yıldıray Giden ve diğerleri, B. No: 2021/23469, 05.11.2025.
- AYM, Uğur Kartal, B. No: 2022/681, 24.12.2025.
- AYM, H.K. ve diğerleri, B. No: 2021/1490, 09.12.2025.
- AYM, Mahmut Işık, B. No: 2020/1989, 24.12.2025.
Bilimsel Çalışmalar
- İsmet Mazlum, “Tazminat Komisyonunun Yapısı ve Makul Süre Bakımından Yapacağı İncelemenin Medeni Usul Hukuku Açısından Değerlendirilmesi”, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, 2024.
- Sevimnur Üçüncü Kasımoğlu, “Makul Sürede Yargılanma Hakkının Sağlanması Bakımından Tazminat Komisyonu Gerçek Bir Çözüm Mü?”, Trabzon Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, 2026.
- Mustafa Mahmut Soylu, “Makul Sürede Yargılanma Hakkının İhlalinden Doğan Maddi Zararın Tazmini Sorunu ve Tazminat Komisyonunun Bu Soruna Etkisi”, Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, 2025.
- Ayşe Özkan Duvan, “Bireysel Başvuru Kararlarında Makul Sürede Yargılanma Hakkı”, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, 2019.
- Muhammed Sami Alevcan ve Abdülkadir Akıl, “Makul Sürede Yargılama Hakkına İlişkin Olarak Anayasa Mahkemesine Başvurmadan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine Başvurulabilir mi?”, Nişantaşı Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, 2024.
- İdari yargılamada makul süre kavramına ilişkin DergiPark makalesi, İnönü Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi.
- Hasan Tahsin Gökcan, “Türk Anayasa Yargısında Bireysel Başvuru Kapsamında Makul Sürede Yargılanma Hakkı”, İnsan Onuru İçin Anayasa Mahkemesinde 25 Yıl: Haşim Kılıç’a Armağan, Anayasa Mahkemesi Yayınları, 2015.
- Hasan Tahsin Gökcan, “Bireysel Başvuruda İkincillik İlkesi ve Denetim Yetkisinin Sınırları Sorunu”, Türkiye Barolar Birliği Dergisi, 2018.
- Sibel İnceoğlu, “Adil Yargılanma Hakkı”, İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi ve Anayasa, Avrupa Konseyi Yayınları, 2013.
- M. Onur Başar, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Kararları Çerçevesinde Makul Sürede Yargılanma Hakkı, On İki Levha, 2008.
- Hüseyin Bilgin, “İnsan Hakları Tazminat Komisyonu”, Terazi Hukuk Dergisi, 2013.
- Adem Kartal, “Makul Sürede Yargılanma Hakkı ve Anayasa Mahkemesine Bireysel Başvuru Yolu ile İnsan Hakları Tazminat Komisyonunun Söz Konusu Hakkı Korumadaki İşlevleri”, Terazi Hukuk Dergisi, 2014.
- Martin Kuijer, “The Right to a Fair Trial and the Council of Europe’s Effort to Ensure Effective Remedies on a Domestic Level for Excessively Lengthy Proceedings”, Human Rights Law Review, 2013.
- Françoise Calvez, Length of Court Proceedings in the Member States of the Council of Europe Based on the Case Law of the European Court of Human Rights, CEPEJ, 2006.
- Frédéric Edel, The Length of Civil and Criminal Proceedings in the Case-Law of the European Court of Human Rights, Council of Europe Publishing, 2007.