Bir iş kazasından sonra işverenlerin ilk refleksi çoğu zaman ceza soruşturmasına, maddi tazminat davasına veya iş müfettişi raporuna odaklanmak olmaktadır. Kazadan aylar sonra gelen Sosyal Güvenlik Kurumu ödeme bildirimi ve ardından açılan rücu davası ise dosyanın mali ağırlık merkezini bütünüyle değiştirebilmektedir. Sigortalıya veya hak sahiplerine yapılan ödemelerin hangi kısmının işverene, hangi kısmının üçüncü kişiye ve hangi ölçüde onları çalıştıran kişilere yükletileceği, tek bir kusur cümlesiyle çözülemeyecek kadar teknik bir alandır.
SGK’nın rücu davası, zarar gören işçinin açtığı tazminat davasının basit uzantısı değildir. Kurum burada kendi alacağını takip etmektedir; fakat bu alacağın hesabı yapılırken önceki tazminat dosyalarındaki kusur raporları, illiyet tartışması, kaçınılmazlık savunması, iş sağlığı ve güvenliği tedbirleri, alt işveren ilişkisi, üçüncü kişi müdahalesi ve olay tarihine göre uygulanacak zamanaşımı rejimi birlikte değerlendirilmektedir. Uygulamada en pahalı hata da tam burada ortaya çıkmaktadır: taraflar, ceza dosyasında veya tazminat dosyasında konuşulan her şeyin rücu davasında otomatik bağlayıcı olduğunu zannetmektedir.
Rücu davasının ağırlığı yalnız büyük sanayi kazalarında ortaya çıkmamaktadır. Basit görünen bir forklift çarpması, taşeron bakım işçisinin yaralanması, servis taşımacılığı sırasında meydana gelen trafik kazası ya da dış yüklenicinin makine hattına müdahalesi de Kurum bakımından işveren ve üçüncü kişiye yöneltilecek ciddi bir alacak doğurabilmektedir. Bu nedenle iş kazası dosyasında erken safhada toplanan eğitim kayıtları, risk değerlendirmesi, bakım formu, görev tanımı, olay yeri tutanağı ve tanık anlatımları yalnız tazminat savunması için değil, daha sonra gelecek SGK rücu davası için de hazırlanmaktadır (5510 sayılı Kanun m. 21 ve 23).
Bu içerik 17.05.2026 itibarıyla hazırlanmıştır.
/div>Rücu Alacağının Hukuki Zemini
5510 sayılı Kanun’un 21. maddesi, iş kazası ve meslek hastalığı bakımından işveren ile üçüncü kişilerin sorumluluğunu ayrı mantıklarla kurmaktadır. İşveren yönünden temel eksen, iş sağlığı ve güvenliği yükümlülüklerine aykırılık, kusur ve illiyet bağının birlikte incelenmesidir. Üçüncü kişi yönünden ise Kurumun sigortalı veya hak sahiplerine yaptığı ödemeler ile bağlanan gelirin ilk peşin sermaye değerinin yarısı esas alınmakta; kusur oranı ve olayın oluş biçimi bu hesapta belirleyici olmaktadır. Bu nedenle aynı kazada işveren ile üçüncü kişinin rücu rejimi aynı cümleyle anlatılamaz (5510 sayılı Kanun m. 21).
Öğretide Kurumun rücu hakkının hukuki niteliği uzun süredir tartışılmaktadır. Bir çizgi, bu hakkı klasik halefiyet mantığına yaklaştırmakta; başka bir çizgi ise Kuruma özgü, kanundan doğan özel bir rücu ilişkisi olarak görmektedir. Yargıtay uygulaması da zaman içinde bu iki yaklaşım arasında ton değiştirmiştir. Uygulamadaki önem, teorik etiketin ötesindedir: hangi kalemlerin Kurumca talep edilebileceği, sigortalının üçüncü kişi aleyhine açtığı tazminat davasındaki kabullerden ne ölçüde etkilenileceği ve fazla ödeme tartışmasının nasıl kurulacağı bu nitelik tartışmasıyla ilişkilidir (Civan, “İş Kazası veya Meslek Hastalığından Doğan Rücu Hakkının Hukuki Niteliği”, AÜHFD, 2015).
Hukuki ayrım: İşçinin maddi tazminat alacağı ile SGK’nın rücu alacağı aynı olaydan doğsa bile aynı talep değildir. İlki zarar görenin bireysel zararını, ikincisi Kurumun yaptığı sosyal sigorta ödemesinin geri alınabilir kısmını konu edinmektedir.
Rücu ilişkisinin doğru okunması için olay tarihine de dönmek gerekir. 506 sayılı Kanun döneminde meydana gelen kazalarda zamanaşımı ve sorumluluk rejimi bakımından farklı tartışmalar öne çıkabilmektedir. 5510 sayılı Kanun yürürlüğe girdikten sonra bile eski tarihli kazalara hangi hükümlerin uygulanacağı, ıslah tarihi, Kurumun ilk ödeme tarihi ve dava tarihine göre ayrıca değerlendirilmek zorundadır. AYM’nin 2019/28058 başvuru numaralı kararında görüldüğü üzere, olay tarihindeki mevzuat ile sonraki düzenleme arasında yapılan yanlış köprü zamanaşımı sonucunu da değiştirebilmektedir.
Ara Değerlendirme: SGK rücu davası, “iş kazası olduysa Kurum zaten döner” basitliğinde işlememektedir. Olay tarihi, ödeme kalemleri, taraf sıfatı ve kusur yapısı ayrıştırılmadan doğru bir risk hesabı yapılamamaktadır.
Kusur Raporu ve İlliyet Bağı Tartışması
Rücu davasının pratik merkezinde kusur raporu yer almaktadır. Ne var ki herhangi bir bilirkişi raporu tek başına yeterli değildir. Kurum tarafından açılan rücu davasında mahkeme, önceki tazminat davasındaki kusur oranlarından yararlanabilse de bunları otomatik bağlayıcı görmemektedir. Çünkü rücu davasının tarafları, talep kalemleri ve hukuki sonucu farklıdır. Özellikle ceza dosyasında yahut destekten yoksun kalma davasında verilen kusur oranı, 5510 m. 21 bakımından ayrıca test edilmektedir. Yargıtay 10. Hukuk Dairesi kararlarında yeni kusur incelemesinin gerekli görüldüğü çizgi belirgindir (Yarg. 10. HD., 23.05.2016, 6430/8181; Bingöl, “İş Kazası ve Meslek Hastalığından Kaynaklanan Rücu Davalarında Yargılamaya İlişkin İlkeler”, 2020; karar metnine doğrudan erişilemediğinden, değerlendirme ikincil kaynak üzerinden yapılmıştır).
Kusur raporunda ilk bakılması gereken nokta, işverenin objektif özen yükümlülüğü ile somut ihlal arasında kurulan köprüdür. Risk değerlendirmesi yapılmış fakat güncellenmemişse, eğitim kaydı var fakat uygulama denetimi yoksa, makine koruyucuları teoride mevcut ama sahada devre dışı bırakılmışsa, kusur salt genel işveren sıfatından değil somut önlem eksikliğinden doğmaktadır. Tersine, rapor yalnız “işveren gerekli tedbirleri almamıştır” gibi soyut bir cümleyle kurulmuşsa Yargıtay denetiminde yetersiz kalabilmektedir.
İlliyet bağı da ayrıca tartışılmaktadır. Kazanın iş organizasyonundan mı, işçinin kişisel davranışından mı, üçüncü kişinin müdahalesinden mi, yoksa bunların birleşiminden mi kaynaklandığı açık kurulmalıdır. Rücu davasında işveren savunmasının en sık zayıf noktası, işçinin kusurunu ileri sürerken kendi organizasyon kusuruyla bağını çözümlememesidir. “İşçi talimata aykırı davrandı” savunması, talimatın gerçekten verildiğini, denetlendiğini ve güvenli alternatifin mevcut olduğunu göstermedikçe tek başına yeterli görülmemektedir.
Karar çizgisi: Yarg. 10. HD., 20.01.2014, 2013/7145 E., 2014/621 K.; 11.03.2014, 2013/11526 E., 2014/5305 K.; 20.11.2018, 2016/11291 E., 2018/9582 K. sayılı kararlar, kusur incelemesinin olayın teknik özelliklerine göre yapılması ve rücu davasında önceki raporların eleştirel biçimde değerlendirilmesi gerektiği yönünde anılmaktadır. Karar metinlerine doğrudan erişilemediğinden, bu içerik ikincil kaynak üzerinden aktarılmaktadır.
Hukuki sonuç: Ceza davasında ya da tazminat davasında düzenlenen rapor, rücu davasında güçlü delil olabilir; fakat Kurum alacağının hesabını mekanik olarak belirlemez.
Pratik sonuç: İşveren dosyasında tek rapora güvenmek yerine eğitim kayıtları, bakım kayıtları, vardiya çizelgesi, görev tanımları, saha fotoğrafları ve denetim tutanakları birlikte tutulmalıdır. Aksi halde yeni bilirkişi incelemesi önceki savunmayı eritebilmektedir.
Kaçınılmazlık Savunmasının Sınırı
Kaçınılmazlık, iş kazası dosyalarında en sık kötü kullanılan kavramlardan biridir. Her teknik arıza, her işçi hatası veya her ani gelişen olay kaçınılmazlık olarak nitelendirilemez. Kavram, özen yükümlülüğü tam olarak yerine getirilmiş olsa dahi olayın önlenemez kalan bölümünü karşılamaktadır. Bu nedenle kaçınılmazlık savunması ileri sürüldüğünde, öncelikle hangi tedbirlerin alındığı ve bunların neden yine de sonucu önleyemediği gösterilmelidir. Tedbir seti kurulmadan yapılan kaçınılmazlık savunması, dosyada erken yıpranmaktadır.
Yargıtay’ın eski ve yeni kararları arasında bu konuda ton farkı bulunmaktadır. 10. Hukuk Dairesinin 01.04.2003 tarihli 1424/2992 sayılı kararında, kaçınılmazlık oranının işveren sorumluluğu hesabında dikkate alınması gerektiği ifade edilmektedir. Buna karşılık öğretide ve daha yeni yüksek yargı tartışmasında, işverenin mevzuatta yazılı olsun veya olmasın bilimsel ve teknik gelişmenin gerektirdiği önlemleri alma yükümlülüğü ağır basmakta; bu nedenle kaçınılmazlık indiriminin dar yorumlanması gerektiği vurgulanmaktadır. Hukuk Genel Kurulunun 27.02.2013 tarihli 10-1141/282 sayılı kararı da işverenin önlem alma borcunu geniş yorumlayan çizgide anılmaktadır. Bu kararların tam metinlerine doğrudan erişilemediğinden, değerlendirme ikincil kaynak üzerinden kurulmaktadır.
Meslek hastalıkları ve uzun süreli maruziyet dosyalarında kaçınılmazlık savunması daha da hassas hâle gelmektedir. Teknik imkânlarla azaltılabilecek riskin salt “işin doğası” olarak sunulması artık daha az kabul görmektedir. Nitekim akademik değerlendirmeler, Yargıtay’ın son dönem çizgisinde kaçınılmazlık alanının daraltıldığını ve işverenin organizasyon ödevinin daha ağır kurulduğunu vurgulamaktadır (Civan, 2015; Ataş/Yılmaz, 2022).
Kaçınılmazlık uyarısı: Bilirkişi raporunda kaçınılmazlık oranı yazıyor diye savunma otomatik güç kazanmaz. Raporun hangi teknik veriye dayandığı, hangi önlemlerin alınmış sayıldığı ve olayın hangi kısmının gerçekten önlenemez kabul edildiği ayrıca sorgulanmalıdır.
Buradan Çıkan Hukuki Ölçüt: Kaçınılmazlık, kusurun yerine geçen bir genel af mekanizması değildir. Önlenebilir risk ile gerçekten önlenemez kalan bölüm ayrılmadan bu kavramın dosyaya taşınması isabetli değildir.
Üçüncü Kişi, Alt İşveren ve Birlikte Sorumluluk
İş kazasının doğumunda işveren dışındaki bir aktörün rolü bulunduğunda rücu dosyası çok katmanlı hâle gelmektedir. Bakım yüklenicisi, servis taşımacısı, makine üreticisi, dış saha operatörü, geçici görevlendirme ilişkisi içindeki başka işveren veya aynı sahada faaliyet gösteren ayrı şirket, üçüncü kişi başlığında değerlendirilmeye açık olabilir. 5510 m. 21’in dördüncü fıkrası bu alanda yarı peşin sermaye değeri mantığıyla özel bir sınır çizerken, fiili sorumluluğun ve onu çalıştıranın sorumluluğunun nasıl kurulacağı olayın kusur dağılımına bağlıdır.
Alt işveren ilişkisi ise bu tartışmayı daha da zorlaştırmaktadır. Rücu davasında “taşeronun adamıydı” savunması tek başına koruma sağlamamaktadır. Asıl işverenin saha güvenliği üzerindeki kontrol gücü, koordinasyon ödevi, ortak kullanım alanları, eğitim ve denetim sorumluluğu incelenmektedir. Yargıtay’ın rücu dosyalarında asıl işveren-alt işveren ilişkisinin fiili çalışma düzeni üzerinden okunması gerektiği çizgisi sürmektedir. Uygulamada sözleşme hükümleri kadar vardiya planı, saha giriş çıkış kayıtları ve denetim zinciri de önem taşımaktadır.
| Sorumlu grup | Aranan temel unsur | Rücu hesabındaki etkisi | Dosyada aranacak belge |
|---|---|---|---|
| İşveren | İSG yükümlülüğünün ihlali, kusur, illiyet | Kurum ödemesinin işverene yöneltilebilen kısmı | Risk değerlendirmesi, eğitim ve bakım kayıtları |
| Üçüncü kişi | Kusurlu müdahale veya ihmali davranış | İlk peşin sermaye değerinin yarısı esas alınarak rücu | Sözleşme, görev tanımı, olay yeri tespiti |
| Üçüncü kişiyi çalıştıran | Kendi kusuru veya organizasyon bağı | Üçüncü kişi ile birlikte sorumluluk tartışması | İstihdam belgeleri, talimat zinciri, denetim kayıtları |
| Alt işveren / asıl işveren | Fiili saha kontrolü ve koordinasyon borcu | Kusur dağılımı ve birlikte sorumluluk | Alt işveren sözleşmesi, saha prosedürleri |
Üçüncü kişi sorumluluğunda en sık görülen kırılma, olayın aslında işveren organizasyonu eksikliğinden doğduğu hâlde savunmanın tamamının dış yükleniciye yöneltilmesidir. Mahkeme, üçüncü kişinin fiili davranışını incelerken işverenin o davranışı hangi güvenlik mekanizmasıyla sınırlandırması gerektiğini de sormaktadır. Bu nedenle tarafların birbirine kusur atması, kendi belgelerini ihmal ettiği dosyada etkili olmamaktadır.
Ara Değerlendirme: Üçüncü kişi tartışması, işveren sorumluluğunu ortadan kaldıran kolay bir kanal değildir. Çoğu dosyada asıl mesele, kusurun taraflar arasında nasıl bölüşüleceği ve Kurumun bu dağılımı hangi talep kalemleriyle dava ettiği olmaktadır.
Görev, Zamanaşımı ve Dosya Pratiği
Rücu davasında görevli mahkeme kural olarak iş mahkemesidir; sosyal güvenlik mevzuatından kaynaklanan ve iş kazasına bağlı olarak Kurumun açtığı davalar, 7036 sayılı Kanun sonrasında bu zeminde yürümektedir. Yetki bakımından ise işin yapıldığı yer, davalıların yerleşim yeri ve olayla bağlantılı başka merkezler arasında somut olaya göre değerlendirme yapılabilmektedir. Yargıtay, kesin yetki kuralı bulunmadığı yönünde kararlar vermiştir; bu nedenle yetki itirazı stratejisi kurulurken olay dosyasının nerede yoğunlaştığı da hesaba katılmalıdır (Bingöl, 2020).
Zamanaşımı ise olay tarihine göre özel önem taşımaktadır. 506 sayılı Kanun döneminde meydana gelen iş kazaları ile 5510 sayılı Kanun dönemindeki kazalar arasında başlangıç ve uygulanacak süre bakımından fark doğabilmektedir. Kurumun ilk ödemeyi hangi tarihte yaptığı, peşin sermaye değerinin ne zaman kesinleştiği, davanın ne zaman açıldığı ve ıslah yoluna ne zaman başvurulduğu birlikte incelenmeden zamanaşımı savunması sağlıklı kurulamaz. AYM’nin B. No: 2019/28058 sayılı kararı, yanlış kanun seçiminin doğrudan süre sonucunu etkileyebileceğini hatırlatmaktadır.
Dosya pratiği testi: Rücu davası ihtimali doğduğunda şu belgeler erken aşamada korunmalıdır: olay yeri tutanağı, kolluk tespiti, işveren iç soruşturma raporu, risk değerlendirmesi, eğitim katılım listeleri, makine bakım kayıtları, taşeron sözleşmeleri, vardiya çizelgeleri, kamera kayıtlarının saklama tutanağı, müfettiş raporu, hastane epikrizleri ve önceki tazminat dosyasındaki bilirkişi raporları.
Rücu dosyasında teknik olarak gözden kaçan bir başka başlık, ilk peşin sermaye değeri hesabına ilişkin itirazların kusur savunmasıyla birlikte yürütülmesidir. Kurumun istemi yalnız kusur oranına indirgenmemekte; bağlanan gelirin hangi tarihte başladığı, sonradan artırılıp azaltıldığı, kesildiği yahut yeniden bağlandığı durumlar da toplam alacağı etkileyebilmektedir. Bu sebeple aktüeryal hesap ile kusur incelemesinin birbirinden kopuk savunulması isabetli sonuç vermemektedir. İşveren vekili, bir yandan teknik kusur raporunu eleştirirken öte yandan peşin sermaye değeri hesabına esas Kurum yazılarını, gelir bağlama kararlarını ve varsa değişiklik kararlarını dosyaya çekmelidir.
Benzer biçimde ıslah veya ek talep yoluyla genişletilen rücu istemlerinde savunma yalnız ilk cevap dilekçesine bırakılmamalıdır. Kurumun talebi kimi dosyalarda ilk bilirkişi raporu sonrasında netleşmekte; bu da hem zamanaşımı def’inin hem de hesap kalemlerine yönelik ayrıntılı itirazın her rapor revizyonunda yenilenmesini gerektirmektedir. Özellikle birden çok davalı bulunan iş kazalarında, alt işveren ile üçüncü kişinin payına düşen sorumluluğun aktüeryal tabloda nasıl yansıtıldığı ayrıca denetlenmelidir. Aksi halde kusur itirazı kısmen kabul edilse bile toplam rücu alacağı beklenenden sınırlı ölçüde düşmektedir.
Usulî bir başka sorun da rücu davasında önceki davalardaki kabul veya feragat beyanlarının etkisidir. İşçiyle uzlaşılmış olması, SGK rücu dosyasını kapatmaz. Sigortalı, maddi tazminatını almış hatta ceza dosyası kapanmış olsa bile Kurum kendi ödemesini geri istemeye devam edebilir. Bu nedenle şirketlerin “zarar görenle uzlaştık, dosya bitti” yaklaşımı eksik kalmaktadır.
Hukuki sonuç: Rücu davası bağımsızdır; önceki uzlaşmalar ve tazminat ödemeleri Kurum alacağını otomatik düşürmez.
Pratik sonuç: Kaza dosyası kapanmış görünse dahi evrak saklama, bilirkişi eleştirisi ve zamanaşımı takibi sürdürülmelidir. Rücu davası çoğu kez gecikmeli geldiği için belge kaybı savunmayı ciddi biçimde zayıflatmaktadır.
Varsayımsal Olay ve Uygulama
Varsayımsal olay: Bir üretim tesisinde ana işveren, paketleme hattındaki sensör arızasını gidermek üzere dış bakım yüklenicisini sahaya almaktadır. Yüklenici çalışanı bakım sırasında koruyucu kafesi devre dışı bırakmakta; vardiya sorumlusu hattı tamamen kilitlemeden deneme çalıştırması yaptırmaktadır. Aynı anda hatta görevli sigortalı işçi yaralanmakta ve uzun süreli iş göremezlik geliri bağlanmaktadır. Ceza dosyasında dış yüklenicinin teknik müdahalesi, tazminat davasında ise ana işverenin saha organizasyonu öne çıkmaktadır. SGK daha sonra hem ana işverene hem yükleniciye rücu davası açmaktadır.
Bu örnekte ilk mesele, sensör arızasının teknik kaynağı ile kilitleme prosedürünün işletilmemesi arasında hangi kusur bağının kurulduğudur. Yüklenicinin makineye fiili müdahalesi üçüncü kişi kusuru bakımından önem taşımaktadır; fakat ana işverenin enerji kesme, izin prosedürü, saha izolasyonu ve vardiya koordinasyonu yükümlülükleri ayrıca incelenmektedir. Yalnız “yüklenici müdahale etti” savunması, ana işverenin organizasyon borcunu ortadan kaldırmamaktadır.
İkinci mesele kaçınılmazlık iddiasıdır. Sensör arızası teknik olarak ani gelişmiş olsa bile kilitleme prosedürü uygulanmadan deneme yaptırılmışsa olayın önlenemez olduğu söylenememektedir. Üçüncü mesele ise önceki tazminat davasındaki kusur raporunun rücu davasında nasıl kullanılacağıdır. Mahkeme aynı raporu esas alabilir, fakat rapor 5510 m. 21 hesabına uygun değilse ek rapor alınması da mümkündür.
Bu dosyada işveren vekilinin yapacağı isabetli çalışma, dış yüklenici sözleşmesini yalnız sorumluluk aktarım metni gibi değil, sahadaki fiili denetim yetkisini gösteren belge olarak okumaktır. Enerji kesme formu, bakım izni, vardiya emir çizelgesi ve olay anındaki kamera kaydı aynı masaya konulmadan rücu savunması tamamlanmış sayılmamalıdır.
Sık Sorulan Sorular
Hayır. Aynı kazadan doğsa da talep sahibi ve alacak kalemi farklıdır. İşçi kendi zararını ister; SGK ise yaptığı sosyal sigorta ödemesinin geri alınabilir kısmını talep eder.
Her zaman bağlayıcı değildir. Güçlü delil niteliği taşıyabilir; fakat rücu davasının taraf ve talep yapısı farklı olduğundan mahkeme yeni inceleme yaptırabilir.
Hayır. Kaçınılmazlık savunmasının kabulü için hangi önlemlerin alındığı ve buna rağmen olayın hangi kısmının gerçekten önlenemez kaldığı somut biçimde gösterilmelidir.
Çoğu dosyada hayır. Asıl işverenin saha güvenliği ve koordinasyon borcu ayrıca incelenmektedir. Kusur paylaşılır; sorumluluk tamamen ortadan kalkmayabilir.
Genellikle kılmaz. Kurumun rücu alacağı bağımsızdır. İşçiyle yapılan ödeme veya sulh, SGK’nın kendi ödemesi için açacağı davayı kendiliğinden sona erdirmez.
Son Değerlendirme
İş kazası dosyasında SGK rücu davası, çoğu zaman olayın en geç fark edilen ama en yüksek mali etki üreten katmanıdır. Kusur raporunun eleştirel okunması, kaçınılmazlık savunmasının dar ve somut kurulması, üçüncü kişi ile asıl işveren ilişkilerinin fiili çalışma düzeni üzerinden çözülmesi ve zamanaşımı hesabının olay tarihine göre yapılması, bu alanda belirleyici görünmektedir.
Dosyanın gerçek ağırlığı, tek bir bilirkişi oranında değil; belgelerin birbirini doğrulayıp doğrulamadığında toplanmaktadır. Eğitim kaydı, bakım kaydı, saha talimatı, denetim zinciri ve önceki yargı dosyaları birbirine bağlanmadığında rücu davası yalnız hukuki değil, kurumsal hafıza sorunu da yaratmaktadır. İşveren, alt işveren ve üçüncü kişi arasındaki sorumluluk sınırını kazadan sonra değil, kazadan önce kurmak zorundadır.
İş kazası sonrası savunmanın ceza dosyasıyla sınırlı kurulması, SGK rücu davasında pahalı sonuçlar doğurabilmektedir.
İş ve sosyal güvenlik uyuşmazlıklarında kusur raporu, saha belgeleri, taşeron ilişkisi ve Kurum alacağı birlikte ele alındığında daha güvenli bir savunma çerçevesi kurulmaktadır. Dosya ön değerlendirmesi için iş ve sosyal güvenlik hukuku sayfası incelenebilir; ayrıntılı temas için iletişim kanalı kullanılabilir.
Kaynakça ve Atıf Listesi
- Türkiye Cumhuriyeti Anayasası , özellikle m. 17, 35
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası , özellikle m. 17, 35, 36 ve 49.
- 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası
5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu , özellikle m. 13, 21 ve 23.
- 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu
6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu , özellikle m. 4 ve 10.
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu , özellikle haksız
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu , özellikle haksız fiil ve birlikte sorumluluk hükümleri.
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu .
- 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu
7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu .
- Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği, iş kazası, peşin sermaye
Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği, iş kazası, peşin sermaye değeri ve kaçınılmazlık bakımından ilgili hükümler.
- İş Sağlığı ve Güvenliği Risk Değerlendirmesi Yönetmeliği
İş Sağlığı ve Güvenliği Risk Değerlendirmesi Yönetmeliği.
Mahkeme Kararları
- AYM, B. No: 2017/27841, Karar Tarihi: 04.11.2020.
- AYM, B. No: 2019/8609, Karar Tarihi: 21.12.2023.
- AYM, B. No: 2019/28058, Karar Tarihi: 14.01.2025.
- AYM, B. No: 2015/511, Karar Tarihi: 19.02.2019.
- Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 27.02.2013, 10-1141/282 — karar metnine doğrudan erişilemediğinden, değerlendirme ikincil kaynak üzerinden yapılmıştır.
- Yargıtay 10. HD, 01.04.2003, 1424/2992 — karar metnine doğrudan erişilemediğinden, değerlendirme ikincil kaynak üzerinden yapılmıştır.
- Yargıtay 10. HD, 20.01.2014, 2013/7145 E., 2014/621 K. — karar metnine doğrudan erişilemediğinden, değerlendirme ikincil kaynak üzerinden yapılmıştır.
- Yargıtay 10. HD, 11.03.2014, 2013/11526 E., 2014/5305 K. — karar metnine doğrudan erişilemediğinden, değerlendirme ikincil kaynak üzerinden yapılmıştır.
- Yargıtay 10. HD, 20.11.2018, 2016/11291 E., 2018/9582 K. — karar metnine doğrudan erişilemediğinden, değerlendirme ikincil kaynak üzerinden yapılmıştır.
- Yargıtay 10. HD, 23.05.2016, 6430/8181 — karar metnine doğrudan erişilemediğinden, değerlendirme ikincil kaynak üzerinden yapılmıştır.
- Yargıtay 10. HD, 23.01.2020, 2019/6927 E., 2020/487 K. — karar metnine doğrudan erişilemediğinden, değerlendirme ikincil kaynak üzerinden yapılmıştır.
- Yargıtay 10. HD, 02.12.2014, 2014/19904 E., 2014/25336 K. — karar metnine doğrudan erişilemediğinden, değerlendirme ikincil kaynak üzerinden yapılmıştır.
Bilimsel Çalışmalar
- Civan, Orhan Ersun, “İş Kazası veya Meslek Hastalığından Doğan Rücu Hakkının Hukuki Niteliği ve Sosyal Güvenlik Kurumu Karşısında Sorumluluğun Koşulları”, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, 2015, 64(3), 531-594.
- Civan, Orhan Ersun, “İş Kazası veya Meslek Hastalığından Doğan Rücu Davalarında Sosyal Güvenlik Kurumu Karşısında Sorumluluğun Kapsamı ve Müteselsil Sorumluluk”, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, 2015, 64(4), 1015-1070.
- Civan, Orhan Ersun, “İş Kazası ve Meslek Hastalığından Doğan Rücu Davaları”, Galatasaray Üniversitesi / İstanbul Barosu İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku 2015 Yılı Toplantısı, 2016, 87-210.
- Baycık, Gaye, “Sosyal Güvenlik Kurumunun İş Kazası veya Meslek Hastalığından Kaynaklanan Rücu Davalarına Eleştirel Bakış”, Sosyal Güvenlik Dergisi, 2017, 7(1), 31-70.
- Ataş, Emin / Tuaç Yılmaz, Pelin, “İş Kazalarında İşverenin Sorumluluğu: Sosyal Güvenlik Hukuku Açısından Bir Değerlendirme”, Sosyal Güvenlik Dergisi, 2022, 12(2), 307-326.
- Kayırgan, Hasan, “Türk Sosyal Güvenlik Hukukunda Üçüncü Kişi”, Yıldırım Beyazıt Hukuk Dergisi, 2022-2, 1335-1364.
- Kayırgan, Hasan, “İş Kazası Nedeniyle Bağlanan Gelirlerin Kesilmesi veya Değişmesi Sonucu Sosyal Güvenlik Kurumunun Rücu Hakkının Değerlendirilmesi”, Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, 2024, 32(4), 2173-2204.
- Önder, Mehmet Fahrettin / Yılmaz, İlayda, “Kaçınılmazlığın Madenlerde Meydana Gelen İş Kazası ve Meslek Hastalıkları Bakımından Değerlendirilmesi”, Süleyman Demirel Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, 2025, 15(1), 771-817.
- Başterzi, Süleyman / Yıldız, Gaye, “Sosyal Sigortalar Kurumunun İşverene Rücu Hakkı”, TİSK İşveren Dergisi Özel Eki, Eylül 2005, 2-22.
- Ergin, Berin, “Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu İşverene Rücuya Nasıl Bakıyor?”, Sicil İş Hukuku Dergisi, 2006/4, 129-140.
- Keser, Hakan, “İşverenin İş Kazası ve Meslek Hastalığı Dolayısı ile Kurumun Yaptığı Harcamalardan Sorumlu Olmasının Koşulları ve Kaçınılmazlık”, Sicil İş Hukuku Dergisi, 2006, Sayı 2, 136-146.
- Şakar, Müjdat, “İş Kazası veya Meslek Hastalığı Sebebiyle Sosyal Sigortaların İşverene Rücûunda Kusur Şartının Sınırlanması Sorunu”, Sicil İş Hukuku Dergisi, 2006, Sayı 2, 129-135.
- Güzel, Ali / Okur, Ali Rıza / Caniklioğlu, Nurşen, Sosyal Güvenlik Hukuku, güncel baskı.
- Tuncay, A. Can / Ekmekçi, Ömer / Gülver, Ender, Sosyal Güvenlik Hukuku Dersleri, güncel baskı.
İlgili Yazılar
- Başka Yerde Sigortalı Çalışan veya Çiftçi-Bağ-Kur’lu Kişi Kamu Yararına İşte Çalıştırmadan Muaf mıdır?
- Maaşım Verilmiyor, Sigortam Yok: İşçi Hangi Yolu İzlemeli?
- İşe İade Davasında Arabuluculuk Son Tutanağı, Süre Rejimi ve İşe Başlatmama Tazminatı
- 8 Saatlik 3 Vardiyadan 12 Saatlik Sisteme Geçişte İşçi Kıdem Tazminatı Alabilir mi?
- İşyerinin Taşınması ve Görev Yeri Değişikliğinde Yazılı Onay, Servis Süresi ve Haklı Fesih
