Acele Kamulaştırma Kararının İptali, Bedel Davası ve Fiilî El Koyma Sınırı

Enerji iletim hattı direklerinin geçtiği kırsal taşınmaz alanı

Bir taşınmaz malikinin önüne acele kamulaştırma dosyası çoğu kez yalnız bir bedel tartışması olarak gelmemektedir. Enerji hattı güzergâhı, kentsel dönüşüm alanı ya da afet sonrası toplu konut sahası içinde kalan parselde asıl baskı, taşınmaza hangi hukuki zeminle ne kadar hızlı müdahale edileceği noktasında toplanmaktadır. Cumhurbaşkanı kararı yayımlandıktan sonra idari yargıda iptal davası, asliye hukuk mahkemesinde acele el koyma ve bedel tespiti süreci, bazen de sahadaki fiilî kullanım birbirini farklı hızlarda izlemektedir.

Bu nedenle acele kamulaştırma, olağan kamulaştırmanın hızlandırılmış bir kopyası gibi okunmamaktadır. İstisnai bir el koyma mekanizması kurulduğu için, kamu yararı ile mülkiyet hakkı arasındaki denge daha sıkı denetlenmektedir. Sorun çoğu dosyada aynı yerde düğümlenmektedir: aciliyet gerekçesi gerçekten somutlaştırılmış mıdır; kamu yararı kararı ile acelelik kararı birbirine karıştırılmış mıdır; idari yargıda açılan dava sonuç vermeden bedel ve tescil süreci taşınmazı geri döndürülemez biçimde değiştirmekte midir?

Bu içerik 17.05.2026 itibarıyla hazırlanmıştır.

/div>

Acele Kamulaştırmanın İstisnai Rejimi

Acele kamulaştırma, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun 27. maddesinde düzenlenen ve kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere taşınmaza erken el koyma imkânı veren istisnai bir usuldür. Bu usul, kamulaştırma kararının kendisini ortadan kaldırmamakta; malikin lehine öngörülen olağan güvenceleri tamamen bertaraf da etmemektedir. Ancak olağan süreçte zaman içinde yerine getirilen bazı basamaklar sıkıştığı için, mülkiyet hakkına müdahalenin kanunilik ve ölçülülük denetimi daha keskin hâle gelmektedir (2942 sayılı Kanun m. 27; AYM, B. No: 2015/17451, 15.03.2017).

Kanunun kurduğu eşik dardır. Yurt savunması ihtiyacının gerekli kıldığı hâller, aceleliğine Cumhurbaşkanınca karar verilecek durumlar ve özel kanunlarla öngörülen olağanüstü hâller dışında 27. maddeye gidilememektedir. Bu nedenle acele kamulaştırma, yatırımın önemli olması yahut idarenin projeyi hızlı yürütmek istemesiyle kendiliğinden meşrulaşmamaktadır. İdarenin, olağan usul izlendiği takdirde kamu yararının ciddi biçimde zedeleneceğini somutlaştırması gerekmektedir (AYM, E. 2017/110, K. 2017/133, 26.07.2017; Danıştay İDDK, E. 2024/99, K. 2024/351, 21.02.2024).

Hukuki ayrım: Kamu yararı kararı ile acelelik kararı aynı şey değildir. Kamu yararı, taşınmazın kamulaştırılmasının nedenini; acelelik ise olağan usul beklenmeden el koyma yoluna neden başvurulduğunu açıklamaktadır. İdari yargı önünde çoğu dava, bu iki gerekçenin tek cümle içinde eritilmesi sebebiyle zayıflamaktadır.

Öğreti bu noktada tutarlıdır. İlgın Özkaya Özlüer, acele kamulaştırmanın özellikle 7452 sayılı Kanun sonrasında olağanüstü hal mantığını şehircilik hukukuna taşıma riski yarattığını, bu sebeple mülkiyet hakkı denetiminin yalnız kamu yararı söylemiyle geçiştirilemeyeceğini vurgulamaktadır. Yunus Emre Yılmazoğlu ile Özgür Duman da AYM’nin Ali Hıdır Akyol ve Ali Ekber Akyol çizgisinde, aceleliğin hem kanuni dayanağı hem somut zorunluluğu bakımından sınırlandırıldığını netleştirmektedir. Onur Kaplan ise Danıştay içtihadında “acelelik hali” ile “idarenin proje önceliği” arasındaki farkın özellikle riskli alan ve enerji yatırımı dosyalarında belirleyici olduğunu açıklamaktadır.

Pratikte acele kamulaştırma çoğunlukla enerji iletim hatları, baraj ve altyapı projeleri, kentsel dönüşüm alanları, afet sonrası yerleşim sahaları ve bazı savunma yatırımlarında görünmektedir. Ne var ki alanın stratejik yahut büyük ölçekli olması, tek başına 27. maddeyi açmamaktadır. Danıştay’ın eski ve yeni kararları, taşınmazın ada-parsel ölçeğinde neden derhal edinilmesi gerektiğinin açıklanmasını aramaktadır. Genel nitelikli, süresiz ve bütün projeleri kapsayan acelelik kararları hukuka uygun görülmemektedir (Danıştay 6. D., E. 2011/6395, K. 2013/4306, 19.06.2013; Danıştay 6. D., E. 2016/3700, K. 2016/3572, 02.06.2016; değerlendirme ikincil kaynak üzerinden yapılmıştır).

Ara Değerlendirme: Dosyanın ilk düğümü, “kamulaştırma yapılabilir mi” sorusunda değil, “olağan usul neden beklenememektedir” sorusunda çözülmektedir. Bu soruya somut cevap verilemeyen acele kamulaştırma kararları, bedel davası ilerlemiş olsa dahi idari yargıda ciddi kırılganlık taşımaktadır.

Kamu Yararı Kararı ile Acelelik Halinin Ayrılması

Kamu yararı kararı, Anayasa’nın 46. maddesi ile Kamulaştırma Kanunu sistematiğinde kamulaştırma işleminin kurucu omurgasını oluşturmaktadır. Taşınmazın hangi kamu hizmeti veya kamu ihtiyacı için edinildiği bu aşamada belirlenmektedir. Acelelik hali ise kamu yararı kararının yanına sonradan eklenen teknik bir hızlandırma sebebi değildir; ayrı ve ek bir müdahale gerekçesidir. AYM’nin mülkiyet hakkı kararlarında çizdiği çerçeveye göre, kamulaştırma kararı hukuka uygun olsa bile acelelik kararının ayrıca kanunilik ve ölçülülük şartını taşıması gerekmektedir (AYM, B. No: 2019/2890, 25.10.2023; AYM, B. No: 2018/24998, 09.01.2019).

Özellikle enerji projelerinde bu ayrım sık ihmal edilmektedir. 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu veya sektör mevzuatı kamu yararı ve kamulaştırma zeminini kurabilmektedir; fakat her enerji koridoru acele usulü zorunlu kılmamaktadır. Danıştay’ın, EPDK tarafından yapılacak tüm kamulaştırmalara toplu şekilde acelelik rejimi tanıyan genel kararlara mesafeli yaklaşmasının nedeni budur. Proje önemlidir; ancak taşınmaz bazında neden gecikmenin ağır kamu zararı doğuracağı gösterilemiyorsa, 27. madde olağanlaştırılamamaktadır (Danıştay 6. D., E. 2011/6395, K. 2013/4306, 19.06.2013; değerlendirme ikincil kaynak üzerinden yapılmıştır).

Riskli alan ve afet sonrası yerleşim dosyalarında da benzer bir sınır çalışmaktadır. Bir bölgenin 6306 sayılı Kanun kapsamında riskli alan ilan edilmesi, acele kamulaştırmaya doğrudan eşitlenmemektedir. Danıştay İDDK 2022 tarihli kararında, alanın riskli alan olması ile 27. maddedeki olağanüstü acelelik şartının birbirine karıştırılamayacağını açık biçimde vurgulamaktadır. Uygulama projesi henüz netleşmemiş, uzlaşma görüşmeleri başlamamış veya idare zaten acele kamulaştırmaya yönelik somut işlem yapmamışsa, sırf bölgenin dönüşüm hedefi acelelik için yeterli görülmemektedir (Danıştay İDDK, E. 2021/3930, K. 2022/122, 24.01.2022; değerlendirme ikincil kaynak üzerinden yapılmıştır).

Karar değerlendirmesi: AYM’nin Ali Hıdır Akyol ve devamındaki kararlarında öne çıkan düşünce, acele kamulaştırmanın olağan kamulaştırma sürecinden bağımsız, kendi başına denetlenebilir bir işlem olduğu yönündedir. İdari yargıda acelelik kararı iptal edildiği hâlde taşınmaz çoktan tescil edilmişse, mahkeme kararının etkisizleşmesi bizzat mülkiyet hakkı ihlali yaratabilmektedir (AYM, B. No: 2015/17451, 15.03.2017; AYM, B. No: 2019/2890, 25.10.2023).

Burada maliklerin sık düştüğü hata, kamu yararı kararına yönelttikleri itirazlarla acelelik itirazlarını tek dilekçede eritmektir. Bazı dosyalarda kamu yararı kararına karşı başarı şansı düşüktür; buna karşılık acelelik kararının proje, taşınmaz ve zaman baskısı bakımından yetersiz gerekçelendirildiği açıkça görülebilmektedir. Tersi de mümkündür. Acelelik kararı görünürde sağlam kurulmuş olsa bile, kamulaştırmanın dayandığı kamu yararı kararı yetki veya sebep yönünden sakatlanmış olabilir. Dilekçe stratejisinin bu ayrımı taşıması gerekmektedir.

Ara Değerlendirme: Acele kamulaştırma dosyasında en güçlü hukuki itiraz çoğu zaman “kamulaştırma hiç yapılamaz” cümlesi değildir. Daha isabetli eksen, kamulaştırma yapılabilse bile acele usule geçişin neden hukuken taşınamadığını gösterebilmektedir.

İdari Yargıda İptal Davası, Yürütmenin Durdurulması ve Bekletici Mesele

Acele kamulaştırma kararına karşı açılacak dava, idari işlemin iptaline yönelmektedir ve süre hesabı usulüne uygun tebliğ veya Resmi Gazete’de yayımlanan düzenleyici/karar niteliğine göre ayrıca değerlendirilmektedir. Burada en kritik nokta, iptal davasının bedel ve tescil davasını kendiliğinden durdurmamasıdır. Malik, idari yargıda açtığı davanın varlığını yeterli görüp yürütmenin durdurulması talebini tali bir araç gibi düşünürse, adli yargıda süreç çok daha hızlı ilerleyebilmektedir.

AYM’nin 2023 tarihli ihlal kararında da bu çatışma açık biçimde görünmektedir. Başvurucular acele kamulaştırma kararını idari yargıya taşımış, ancak yürütmenin durdurulması verilmemiş; bu sırada adli yargıda bedel tespiti ve tescil kararı çıkmış, taşınmazlar fiilen kullanıma açılmıştır. İptal kararı sonradan gelmiş olsa bile mülkiyet hakkını koruyan etkili sonuç üretmemiştir. AYM, tam da bu nedenle hukuka aykırı acelelik kararına rağmen mülkiyetten yoksun bırakmanın kanunilik şartını sağlamadığını değerlendirmiştir (AYM, B. No: 2019/2890, 25.10.2023).

Süre ve usul riski: İdari yargıda dava açılmış olması, asliye hukuk mahkemesinin önündeki bedel veya tescil dosyasını otomatik olarak bekletici meseleye dönüştürmemektedir. Malik veya vekil, acelelik kararının iptali yanında yürütmenin durdurulması talebini de somut zarar anlatımıyla güçlendirmeli; adli yargı dosyasında bu gelişmeyi anında tutanağa geçirmelidir.

Bekletici mesele talebi bu nedenle merkezi önem taşımaktadır. Bedel ve tescil davasını gören mahkeme, idari yargıdaki davanın sonucunu her dosyada beklemek zorunda değildir. Ancak acelelik kararının hukuka uygunluğu, taşınmaza el koymanın temel şartını etkilediği için, bu husus güçlü biçimde ortaya konulduğunda bekletici mesele istemi somut değer kazanabilmektedir. Yine de uygulama yeknesak değildir. Bazı dosyalarda yürütmenin durdurulması kararı yoksa adli yargı sürecinin devam ettiği görülmektedir. Bu sebeple malikin yalnız “davamız var” demesi yetmemektedir; acelelik kararının taşınmazı geri dönülmez sonuca götürdüğü açık biçimde anlatılmalıdır.

İYUK bakımından yürütmenin durdurulması talebinin başarısı, açık hukuka aykırılık ile telafisi güç zarar unsurlarının birlikte kurulmasına bağlıdır. Acele kamulaştırma dosyasında bu iki unsur çoğu kez iç içe geçmektedir. Açık hukuka aykırılık, acelelik kararında somut gerekçe gösterilmemesi, taşınmazın proje ile bağının kurulmamış olması, olağanüstü durumun ortaya konulmaması veya kamu yararı kararının yetki unsurundaki sakatlık üzerinden kurulabilmektedir. Telafisi güç zarar ise yalnız taşınmazın devriyle sınırlı değildir; taşınmaz üzerinde fiilî inşaat başlaması, tarımsal faaliyetin kesilmesi, yatırımın geri dönüşsüz biçimde ilerlemesi yahut taşınmazın bölünmesi gibi olgularla gösterilmektedir.

Bu yönüyle acele kamulaştırma dosyası, idare hukuku ve idari yargı ile gayrimenkul ve kira hukuku pratiğinin kesiştiği bir alanda durmaktadır. Çoğu uyuşmazlıkta kamulaştırmasız el atma analizlerinde görülen maddi sorunlar da bu dosyalara sızmaktadır. İdare acele el koyma ile hızlı davranmış, fakat olağan süreci makul zamanda tamamlamamışsa, uyuşmazlık başka bir nitelik kazanmaktadır.

Ara Değerlendirme: İdari yargı ayağı, yalnız iptal davası açma formalitesi değildir. Gerçek koruma, acelelik kararının uygulanmasını zamanında yavaşlatabilen yürütmenin durdurulması ve adli yargı dosyasına etkili biçimde taşınan bekletici mesele stratejisiyle sağlanmaktadır.

Bedel Tespiti, Tescil ve Fiilî El Koyma Sınırı

Acele kamulaştırma kararından sonra adli yargıda görülen süreç, taşınmaza el koyma kararı ile bedel tespiti ve nihai tescil davasının ilişkisinden oluşmaktadır. Burada acele el koyma kararı, mülkiyetin o anda idareye geçtiği anlamına gelmemektedir. Ancak malik açısından ekonomik ve fiilî tasarruf çok erken aşamada daralmaktadır. Bu yüzden “mülkiyet sonradan geçiyor, şimdilik zarar yok” yaklaşımı hukuken eksik kalmaktadır. AYM ve öğreti, malikin fiilî kullanım yetkisinin kaldırılmasının mülkiyet hakkı bakımından bağımsız ağırlık taşıdığını kabul etmektedir.

Fiilî el koyma sınırı özellikle önemlidir. Acele kamulaştırma kararı alınmış olsa bile idarenin olağan kamulaştırma sürecini makul zamanda tamamlaması beklenmektedir. Bedel tespiti ve tescil davası açılmadan taşınmazın uzun süre fiilen kullanılması, ya da süreç fiilen askıda bırakılırken taşınmazdan malik yararının tamamen kaldırılması, dosyayı kamulaştırmasız el atma rejimine yaklaştırabilmektedir. 2024 tarihli akademik değerlendirmeler ile AYM’nin özet kararları, acele el koymanın kalıcı ve belirsiz bir kullanım rejimine dönüşmesi hâlinde kanunilik ve ölçülülük sorunlarının ağırlaştığını açık biçimde ortaya çıkarmaktadır.

Hukuki sonuç: Acele el koyma kararı, malikin mülkiyetini bir anda ortadan kaldırmamaktadır; fakat taşınmazdan yararlanma, kullanma ve tasarruf yetkilerini ağır biçimde daraltmaktadır.

Pratik sonuç: Malik, “tescil henüz çıkmadı” düşüncesiyle beklerse, sahada yol, enerji hattı, konut veya şantiye kurulumu ilerlemekte; iptal kararı gelse bile taşınmazın eski hâline dönmesi zorlaşmaktadır.

Bedel tartışması da acelelik denetiminden koparılamamaktadır. Malik yalnızca bedelin düşük olduğunu düşünüyorsa ayrı bir hesap gerekir; fakat acelelik kararının hukuka aykırı olduğu iddiası varsa bedel davasının çerçevesi değişmektedir. Bazı dosyalarda mülkiyetin hukuka aykırı süreçle devredildiği kabul edildiğinde, mesele salt “kaç lira bedel” hesabını aşmakta; işlemin bütününün hukuki zemini sorgulanmaktadır. Bu sebeple, teknik değerleme raporları ile idari karar zincirinin birlikte okunması gerekmektedir.

Yargıtay’ın kamulaştırma ve acele el koyma çizgisini inceleyen çalışmalarda, idarenin makul sürede tescil davası açmaması veya el koyma ile tescil arasında belirsiz bir ara dönem yaratması eleştirilmiştir. İnci Ercan’ın içtihat incelemesi, acele işlerde kamulaştırmanın malik aleyhine açık dengesizlik doğurmaması gerektiğini vurgulamaktadır. H. Burak Gemalmaz ise mülkiyet hakkına müdahalenin usuli güvencelerle birlikte değerlendirilmesi gerektiğini, yalnız maddi sonuca bakmanın yeterli olmayacağını ortaya koymaktadır.

Ara Değerlendirme: Malik için temel soru, yalnız bedelin düşük olup olmadığı değildir. İdarenin acele el koyma imkânını, olağan kamulaştırma sürecini makul zamanda tamamlama yükümlülüğüyle birlikte taşıyıp taşımadığı ayrıca incelenmektedir.

Belge Hazırlığı, Süre Rejimi ve Eşzamanlı Strateji

Acele kamulaştırma dosyasında çoğu hata, hukuki itirazların doğruluğundan önce belge akışının dağınık kurulmasından doğmaktadır. İdari dava için Resmi Gazete yayımı, kamu yararı kararı, Cumhurbaşkanı yahut Bakanlar Kurulu kararı, tebligat kayıtları, taşınmazın ada-parsel bilgileri, projenin teknik sınırları ve varsa uzlaşma çağrıları birlikte toplanmalıdır. Adli yargı dosyası için ise acele el koyma kararı, bilirkişi değerlemesi, bankaya yatırılan bedel, bedel tespiti ve tescil dosyası, keşif tutanakları, tarımsal kullanım yahut ticari faaliyet belgeleri hazır tutulmalıdır. Bu iki set birbirinden ayrı dosyalar gibi görünse de zaman çizelgesi tek bir kronolojiye bağlanmadığında, uyuşmazlığın hangi aşamada hukuken kırıldığı anlaşılamamaktadır.

Malik veya vekil için en işlevsel yöntem, dört tarih sütunlu bir kronoloji hazırlamaktır: kamu yararı kararının tarihi, acelelik kararının tarihi, taşınmaza fiilen müdahale tarihi ve bedel-tescil yargılamasının kritik tarihleri. Bu kronoloji yalnız süre hesabı için kullanılmamaktadır. Aynı zamanda idarenin acelelik gerekçesi ile fiilî davranışı arasında tutarlılık bulunup bulunmadığını da ortaya çıkarmaktadır. Örneğin idare gerçekten olağanüstü aciliyet iddia etmekte, fakat aylarca tescil davası açmamakta yahut projeyi sahada başlatmamakta ise, 27. maddeye dayanmanın gerçek nedeni sorgulanabilir hale gelmektedir.

Belge hazırlığında taşınmazın mevcut kullanım biçimi ayrıca önem taşımaktadır. Tarım arazisi üzerinde üretim varsa ürün deseni, hasat takvimi, sözleşmeli ekim ilişkisi ve sulama düzeni; ticari taşınmaz varsa kira sözleşmeleri, ruhsatlar, depo ve erişim kayıtları; konut niteliğinde taşınmaz varsa kullanım, yerleşim ve aile yaşamına ilişkin olgular görünür kılınmalıdır. Çünkü telafisi güç zarar iddiası soyut “mülkiyet hakkım zedeleniyor” cümlesinden daha fazlasını istemektedir. Mahkeme, acele müdahalenin somut ekonomik ve fiilî sonucu neyse onu görmek istemektedir.

Uygulamada bir başka ihmal noktası, alternatif müdahale biçimlerinin dosyaya hiç sokulmamasıdır. Taşınmazın tümünün devri yerine kısmi kamulaştırma, irtifak hakkı yahut proje revizyonu ile kamu yararı sağlanabiliyorsa, bu husus hem idari yargı hem adli yargı önünde ölçülülük tartışmasını değiştirmektedir. Malik, “hiç kamulaştırma olmasın” çizgisine sıkışmak zorunda değildir. Bazen daha isabetli savunma, “tam devir yerine daha dar müdahale mümkündü” iddiası üzerinden kurulmaktadır. Bu yaklaşım özellikle enerji iletim hattı, yol genişletme ve altyapı koridoru dosyalarında daha etkili sonuç verebilmektedir.

Vekil stratejisi bakımından eşzamanlılık da önemlidir. İdari yargıda yürütmenin durdurulması talebi hazırlanırken, adli yargı dosyasında bekletici mesele ve bilirkişi itirazları gecikmemelidir. Teknik proje okumayan bir idari dava ile taşınmaz kullanımını anlatmayan bir bedel dosyası, birbirini desteklemez. Bu nedenle harita, imar durumu, proje güzergâhı, üretim fotoğrafları, mevcut kullanım raporları ve değerleme notları her iki dosyaya da farklı amaçlarla işlenmelidir. Birinde aceleliğin somut olmadığı, diğerinde müdahalenin ağır sonucu birlikte görünür hale getirildiğinde koruma şansı yükselmektedir.

Hukuki sonuç: Acele kamulaştırma dosyasında belge eksikliği yalnız ispat sorununa yol açmamaktadır; başvuru yolunun yanlış seçilmesine de neden olmaktadır.

Pratik sonuç: İlk iki hafta içinde kronoloji, proje haritası ve kullanım belgeleri toparlanmadığında, sonraki aşamada idarenin fiilî üstünlüğünü kırmak belirgin biçimde zorlaşmaktadır.

AYM ve Danıştay İçtihadının Kurduğu Ölçütler

Acele kamulaştırma içtihadında üç ana ölçüt belirginleşmektedir. İlki, aceleliğin somutlaştırılmasıdır. Danıştay İDDK 2024 tarihli kararında, riskli alan ilanının tek başına 27. maddeyi açmaya yetmeyeceğini; acele kamulaştırma prosedürünün neden gerekli olduğunun ayrıca gösterilmesi gerektiğini vurgulamaktadır. İkincisi, proje ve taşınmaz arasındaki somut bağdır. Danıştay 6. Daire’nin enerji ve dönüşüm kararlarında genel, soyut ve bütün projelere yayılan acelelik kararlarının hukuken savunulamadığı görülmektedir. Üçüncüsü ise iptal kararının etkili sonuç üretmesidir. AYM, iptal kararı kağıt üzerinde kalmışsa mülkiyet hakkının gerçek koruma görmediğini kabul etmektedir (Danıştay İDDK, E. 2024/99, K. 2024/351, 21.02.2024; AYM, B. No: 2019/2890, 25.10.2023).

AYM’nin bireysel başvuru kararları, mülkiyet hakkının kanunilik ayağını öne çıkarmaktadır. Ali Hıdır Akyol ve devamındaki kararlar, acele kamulaştırmanın olağan usulün önüne geçen ayrı bir yetki olduğunu, bu yetkinin hukuka aykırı kullanılmasının sonradan açılan bedel ve tescil davalarıyla meşrulaştırılamayacağını netleştirmektedir. 2016/9364 ve 2020/23337 numaralı başvurularda da kamulaştırma bedeli, tescil ve yargılama sürecinin mülkiyet hakkı üzerindeki etkisi, salt parasal değil bütünsel müdahale olarak okunmaktadır.

Norm denetimi kararları ise farklı bir eksene işaret etmektedir. AYM, özel kanunlarla acele kamulaştırmanın olağanlaştırılması riskine dikkat çekmekte; 27. maddenin anayasal sınırını kamu yararı, öngörülebilirlik ve ölçülülük üzerinden çizmektedir. 2017/110 sayılı serbest bölgeler kararı ile 2023/192 sayılı norm kararı birlikte okunduğunda, acele kamulaştırmanın anayasal meşruiyeti ancak dar, belirli ve olağanüstü hâl mantığı içinde kabul edilmektedir. Kalıcı ve geniş yetki devirleri mülkiyet hakkını zedelemektedir (AYM, E. 2017/110, K. 2017/133, 26.07.2017; AYM, E. 2023/97, K. 2023/192, 28.12.2023).

Danıştay tarafında öne çıkan kararlar ise taşınmaz ölçeğinde gerekçe istemektedir. 2009/2320 esaslı karar çizgisi, acelelik prosedürünün uygulanmaması halinde kamu düzeninin ne şekilde bozulacağının ortaya konulmasını aramaktadır. 2011/6395 esaslı enerji dosyasında, EPDK tarafından yapılacak tüm kamulaştırmalara genel acelelik tanınması hukuken kabul edilmemiştir. 2021/3930 ve 2024/99 esaslı İDDK kararları da riskli alan yahut dönüşüm projesi gibi geniş kavramların, tek başına acelelik nedeni olamayacağını yinelemektedir (Danıştay 6. D., E. 2009/2320, K. 2011/3676, 12.10.2011; Danıştay İDDK, E. 2021/3930, K. 2022/122, 24.01.2022; değerlendirmeler ikincil kaynak üzerinden yapılmıştır).

Buradan çıkan hukuki ölçüt: Acele kamulaştırma kararı savunulacaksa, idarenin “proje önemlidir” demesi yetmemektedir; “bu parsel neden şimdi, hangi olağanüstü zarar ihtimali nedeniyle ve hangi somut kamu yararı gerekçesiyle olağan usul beklenmeden edinilmelidir?” sorusuna cevap vermesi gerekmektedir. İptal davası açan malik için de en etkili saldırı noktası bu sorudur.

Varsayımsal Dosya Üzerinden Değerlendirme

Örnek olay: Bir RES bağlantı hattı için gereken güzergâhta yer alan üç parsel hakkında kamu yararı kararı alınmış, ardından Cumhurbaşkanı kararıyla acele kamulaştırma usulü işletilmiştir. Maliklerden biri taşınmazını zeytinlik olarak kullanmakta, diğeri parselle ilgili satış görüşmesi yürütmekte, üçüncüsü ise taşınmazı üzerinde irtifak kurulmasına dahi razı olabileceğini belirtmektedir. İdare, genel proje takvimini gerekçe göstermekte; fakat bu üç parselin neden olağan usul tamamlanmadan hemen edinilmesi gerektiğini karar metninde ayrı ayrı açıklamamaktadır.

Bu dosyada ilk ayrım, kamu yararı kararı ile acelelik kararının ayrıştırılması olacaktır. Enerji yatırımı bakımından kamu yararı savunulabilir; ancak üç parsel yönünden niçin olağan usulün beklenemediği açıklanmamışsa acelelik kararı kırılganlaşmaktadır. Malik vekili, idari yargıda açacağı davada projenin kendisini değil acele usule geçişin somut gerekçesizliğini merkeze almalıdır. Aynı dilekçede yürütmenin durdurulması talebi, zeytinlik faaliyetinin kesilmesi, satış görüşmesinin bozulması ve taşınmaz üzerinde geri döndürülemez inşaat riskini belgelemelidir.

Adli yargı ayağında ise bekletici mesele talebi stratejik önem taşımaktadır. Taşınmaza el koyma kararı verildiğinde, idari dava dosyasındaki yürütmenin durdurulması talebi ve acelelik itirazları mahkeme tutanağına işlenmelidir. Malik yalnız bedelin artırılmasına yoğunlaşırsa, sonradan gelecek iptal kararının tescil sürecini etkisiz bıraktığı bir tabloyla karşılaşabilir. Buna karşılık idari ve adli dosya birlikte yönetildiğinde, acelelik kararının hukuka aykırılığı bedel davasının gidişatını da değiştirebilmektedir.

Bu örnek aynı zamanda irtifak, kısmi kamulaştırma ve tam tescil ayrımını da gündeme getirmektedir. Her enerji hattı dosyasında taşınmazın mülkiyetinin tümüyle devri gerekmeyebilir. Bazen irtifak hakkı ile yetinilmesi mümkündür. İdare doğrudan tam devir istiyorsa, bunun neden daha hafif müdahale araçlarıyla çözülemeyeceği ayrıca sorgulanmalıdır. Ölçülülük denetiminin pratik karşılığı tam da burada doğmaktadır.

Ara Değerlendirme: Somut dosyada doğru soru bazen bedelin kaç lira olduğu değil, daha hafif müdahale ile kamu yararının sağlanıp sağlanamayacağıdır. Bu soru sorulmadığında acele kamulaştırma davası gereğinden erken yalnız bedel kavgasına indirgenmektedir.

Başvuru Yolu ve Risk Tablosu

Başlık Hukuki sonuç Pratik sonuç Kritik risk
Kamu yararı kararı Kamulaştırmanın kurucu sebebi incelenmektedir. Projeyi tümden hedef alan itirazlar bu aşamada toplanmaktadır. Acelelik eleştirisinin kamu yararı itirazı içinde kaybolması.
Acelelik kararı 27. madde koşullarının somut olayda bulunup bulunmadığı denetlenmektedir. Erken el koyma ve sahadaki fiilî müdahale bu karar sayesinde mümkün hâle gelmektedir. “Proje önemlidir” cümlesinin somut acelelik yerine kullanılması.
Yürütmenin durdurulması Açık hukuka aykırılık ve telafisi güç zarar varsa işlemin uygulanması geçici olarak durabilmektedir. Tescil ve inşaat sürecinin geri dönülmez hâle gelmesi yavaşlatılabilmektedir. Salt dava açılmış olmasına güvenilip talebin zayıf kurulması.
Bedel tespiti ve tescil davası Taşınmazın değeri ve mülkiyet devri yargısal karara bağlanmaktadır. Malik yalnız bedel hesabına sıkışırsa acelelik tartışması etkisizleşebilmektedir. İdari dosya ile adli dosyanın eşgüdümsüz yürütülmesi.
Fiilî el koyma riski Olağan süreç makul sürede tamamlanmazsa uyuşmazlığın hukuki niteliği değişebilmektedir. Taşınmaz üzerindeki kullanım ve tasarruf olanağı erkenden fiilen sıfırlanabilmektedir. El koyma ile kalıcı kullanım arasındaki sürenin pasif izlenmesi.

Sık Sorulan Sorular

Acele kamulaştırma kararı ile kamu yararı kararı aynı davada birlikte tartışılabilir mi?

Evet; ancak hukuki ayrım korunmalıdır. Kamu yararı kararı kamulaştırmanın nedenini, acelelik kararı ise olağan usul beklenmeden el koymanın nedenini açıklamaktadır. Dilekçede bu iki işlem farklı sakatlık başlıklarıyla kurulmalıdır.

İdari yargıda iptal davası açılmışsa bedel tespiti davası kendiliğinden durur mu?

Hayır. Adli yargı dosyası her zaman otomatik olarak bekletici mesele yapılmamaktadır. Bu nedenle yürütmenin durdurulması talebi ve bekletici mesele istemi somut zarar anlatımıyla ayrıca güçlendirilmelidir.

Acele el koyma kararı çıktığında mülkiyet hemen idareye geçer mi?

Hayır. Mülkiyet geçişi nihai tescil süreciyle tamamlanmaktadır. Buna karşılık fiilî kullanım ve tasarruf imkânı çok erken daralabildiği için, malikin korunması bakımından yalnız “tescil bekleniyor” demek yeterli olmamaktadır.

Riskli alan ilanı acele kamulaştırma için tek başına yeterli midir?

Danıştay içtihadına göre yeterli değildir. İdare, 27. maddedeki olağanüstü acelelik şartının somut olayda neden gerçekleştiğini ayrıca göstermek zorundadır.

İptal kararı sonradan gelirse taşınmaz otomatik olarak geri döner mi?

Her dosyada böyle bir otomatik sonuç doğmamaktadır. AYM’nin ihlal kararları da, geç gelen iptal hükmünün bazı dosyalarda fiilî ve hukuki sonucu tamamen tersine çeviremediğini ortaya çıkarmaktadır. Bu nedenle erken aşamada etkili koruma sağlamak daha önemlidir.

Değerlendirme ve Sonuç

Acele kamulaştırma dosyası, mülkiyet hakkına müdahalenin yalnız kamusal amaçla haklılaştırılamadığı bir alanda durmaktadır. İdare, kamulaştırmanın neden gerekli olduğunu göstermekle yetinmemekte; olağan usulün neden beklenemediğini de taşınmaz bazında ispat yükü altında taşımaktadır. Malik açısından da doğru strateji, bedel tartışmasını merkeze almadan önce kamu yararı kararı, acelelik kararı, yürütmenin durdurulması ve adli yargıdaki tescil sürecini tek dosya mantığıyla yönetebilmektedir.

Bu nedenle acele kamulaştırma uyuşmazlığında gecikme, yalnız usulî bir hata yaratmamaktadır. Gecikme, idari yargıda kazanılan iptal kararını fiilen etkisiz bırakabilmekte; taşınmaz sahada çoktan dönüştürülmüş olabilmektedir. Dosya henüz başındayken hangi işlemin neden hedeflendiği, hangi merci önünde hangi sürenin işletileceği ve hangi belgenin bekletici mesele stratejisini destekleyeceği açık biçimde kurulmalıdır.

Özellikle enerji, dönüşüm ve afet sonrası yerleşim projelerinde ilk bakılması gereken husus, idarenin acelelik iddiası ile fiilî uygulama takviminin birbirini gerçekten taşıyıp taşımadığıdır. Resmi gerekçe çok geniş, sahadaki uygulama ise belirsiz ve dağınık ilerliyorsa; malik yönünden etkili savunma yalnız bedel raporuna itiraz etmekten ibaret kalmamaktadır. İdari dosya, yürütmenin durdurulması talebi, fiilî müdahale tarihi ve adli yargıdaki bekletici mesele istemi birlikte kurgulandığında, acele kamulaştırmanın istisnai niteliğini hatırlatan daha güçlü bir denetim zemini kurulabilmektedir.

Acele kamulaştırma, bedel tespiti veya fiilî el koyma riski taşıyan bir dosyada; idari yargı ile adli yargı süreçlerinin birbirini nasıl etkilediği çoğu zaman ilk haftada belirlenmektedir. Uyuşmazlığın kamu yararı, acelelik gerekçesi, yürütmenin durdurulması ve bedel stratejisi bakımından birlikte değerlendirilmesi için ön değerlendirme talebi bırakabilir veya iletişim kanallarımız üzerinden dosyanın mevcut aşamasını paylaşabilirsiniz.

Kaynakça ve Atıf Listesi

Resmi Kaynaklar

  1. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, m. 13, 35 ve 46.
  2. 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu, m. 3, 10, 20 ve 27.
  3. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu, özellikle iptal davası ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin hükümler.
  4. 7452 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Yerleşme ve Yapılaşmaya İlişkin Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin Kabul Edilmesine Dair Kanun.
  5. 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun.
  6. 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu, enerji yatırımlarında kamulaştırma zeminine temas eden hükümler.
  7. 20.04.2020 tarihli 2449 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı, riskli alan sınırları içindeki bazı taşınmazların acele kamulaştırılmasına ilişkin karar.
  8. 21.03.2016 tarihli 2016/8659 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı, acele kamulaştırma uygulamasına ilişkin Resmi Gazete yayımı.
  9. 2004/7892 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı, EPDK tarafından yapılacak kamulaştırmalarda 27. madde uygulamasına ilişkin karar.

Mahkeme Kararları

  1. AYM, B. No: 2015/17451, 15.03.2017 (Ali Hıdır Akyol ve diğerleri).
  2. AYM, B. No: 2018/24998, 09.01.2019.
  3. AYM, B. No: 2015/17510, acele kamulaştırma ile olağan kamulaştırma ilişkisinin mülkiyet hakkı bakımından değerlendirilmesine dair karar.
  4. AYM, B. No: 2016/9364, kamulaştırma bedeli ve mülkiyet hakkı değerlendirmesi.
  5. AYM, B. No: 2019/2890, 25.10.2023 (Ali Kömürcü ve diğerleri).
  6. AYM, B. No: 2020/23337, kamulaştırma bedelinin değer kaybı ve mülkiyet hakkı.
  7. AYM, E. 2013/72, K. 2013/126, 31.10.2013.
  8. AYM, E. 2017/110, K. 2017/133, 26.07.2017.
  9. AYM, E. 2023/97, K. 2023/192, 28.12.2023.
  10. Danıştay İDDK, E. 2024/99, K. 2024/351, 21.02.2024; karar metnine doğrudan erişilemediğinden, değerlendirme İlgın Özkaya Özlüer, 2025 ve ilgili ikincil kaynaklar üzerinden yapılmıştır.
  11. Danıştay İDDK, E. 2021/3930, K. 2022/122, 24.01.2022; karar metni ikincil erişimle incelenmiştir.
  12. Danıştay 6. D., E. 2016/3700, K. 2016/3572, 02.06.2016; karar metni ikincil erişimle incelenmiştir.
  13. Danıştay 6. D., E. 2011/6395, K. 2013/4306, 19.06.2013; karar metnine doğrudan erişilemediğinden, değerlendirme ikincil kaynak üzerinden yapılmıştır.
  14. Danıştay 6. D., E. 2009/2320, K. 2011/3676, 12.10.2011; karar metnine doğrudan erişilemediğinden, değerlendirme ikincil kaynak üzerinden yapılmıştır.

Bilimsel Çalışmalar

  1. İlgın Özkaya Özlüer, “7452 Sayılı Kanun ile Acele Kamulaştırmanın Yeni Paradigması: Şehircilik Hukukunda Olağanüstü Halin Süreklileşmesi”, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, 74(1), 2025.
  2. Yunus Emre Yılmazoğlu / Özgür Duman, “Acele Kamulaştırmanın Mülkiyet Hakkı Bakımından Yol Açtığı Meseleler: Anayasa Mahkemesi’nin Ali Ekber Akyol ve Diğerleri ile Ali Hıdır Akyol ve Diğerleri Kararlarının Analizi”, Uyuşmazlık Dergisi, 11, 2018.
  3. Onur Kaplan, “Danıştay Kararları Işığında Acele Kamulaştırmalarda Aceleliğine Karar Verilen Haller Bakımından Bir Değerlendirme”, Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Hukuk Araştırmaları Dergisi.
  4. İnci Ercan, “Yargıtay Kararlarında Oluşan Son Eğilimlerle Kamulaştırma, Acele İşlerde Kamulaştırma ve Kamulaştırmasız El Atma”, ilgili makale.
  5. Dilara Şengöz, “Acele Kamulaştırma”, Yüksek Lisans Tezi, Kırıkkale Üniversitesi, 2019.
  6. Hasan Çağla / Fatih İşcan / Burcu Hekim, “Kamulaştırma Kanunun 27. Madde Uygulaması (Acele Kamulaştırma)”, Selçuk-Teknik Dergisi, 15(1), 2016.
  7. Sadullah Özel, “Türkiye’deki Kamulaştırma ve Acele Kamulaştırma Uygulamasının Ölçülülük İlkesi ve Demokratik Toplum Düzenin Gereklerine Uygunluğu”, Turkish Studies, 2016.
  8. H. Burak Gemalmaz, Mülkiyet Hakkı, Anayasa Mahkemesine Bireysel Başvuru El Kitapları Serisi, 2018.
  9. Ayşe Didem Özdemir Akça / Eşref Uğur Şenol / Mahmut Altın ve diğerleri, Mülkiyet Hakkı Karar Özetleri, Anayasa Mahkemesi Yayınları, 2020.
  10. Nermin Tombaloğlu, “Anayasa Mahkemesi Kararlarında Kamu Yararı Kavramı”, İnönü Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, 5(1).
  11. Betül Özlük Tiryaki, “Depremde Hasar Gören veya Yıkılan Yapıların Dönüşümüne İlişkin Hukuki Sorunlar”, Ankara Barosu Dergisi, Özel Sayı, 2023.
  12. Haluk Tanrıvermiş / Yeşim Tanrıvermiş, “Legal and Institutional Fundaments of Expropriation and Compensation Issues in Turkey”, Routledge Handbook of Contemporary Issues in Expropriation, 2019.
  13. Tekin Akıllıoğlu, “Kamu Yararı Kavramı Üzerine Düşünceler”, İdare Hukuku ve İlimleri Dergisi, 9(1-3).
  14. Pertev Bilgen, kamulaştırma ve acele kamulaştırma rejimine ilişkin klasik çalışma ve şerhler.

Ne düşünüyorsunuz?

Bağlantılı analizler