Kamulaştırmasız El Atmada Mülkiyet Hakkı, Tazminat ve Başvuru Yolu

Kamulaştırmasız el atma uyuşmazlıklarında taşınmazdan geçen enerji nakil hattı

Kamulaştırmasız El Atmada Mülkiyet Hakkı, Tazminat ve Başvuru Yolu

Bir taşınmazın üzerinden enerji nakil hattı geçirilmesi, imar planında park veya yol alanı olarak bırakılması ya da idarenin fiilen yol açması, malik açısından yalnızca değer kaybı sorunu değildir. Böyle bir müdahale çoğu kez tapu kaydı ile fiilî kullanım arasındaki bağı koparmakta; taşınmaz hâlâ malik adına kayıtlı görünse de ekonomik karşılığı, tasarruf serbestisi ve dava stratejisi bütünüyle değişmektedir. Kamulaştırmasız el atma uyuşmazlıklarında asıl inceleme de bu noktada yoğunlaşmaktadır: idarenin kamu hizmeti gerekçesi, kanuna uygun kamulaştırma usulünün yerine geçebilmekte midir?

Bu içerik 19.04.2026 itibarıyla hazırlanmıştır.

Hukuki Nitelik ve Mülkiyet Hakkı

Kamulaştırmasız el atma, idarenin kamu yararı iddiasıyla hareket ettiği fakat kamulaştırma usulünü tamamlamadan özel mülkiyete müdahale ettiği hâlleri anlatmaktadır. Bu müdahale bazen taşınmazın fiilen işgal edilmesiyle görünür hâle gelmekte; bazen de imar planı, parselasyon, yol, park, okul veya benzeri kamu hizmeti kararları nedeniyle malikin tasarruf alanını uzun süre daraltmaktadır. Bu nedenle kavram yalnızca eşya hukuku veya tazminat hukuku içinde okunamaz. Anayasa’nın mülkiyet hakkı güvencesi, Kamulaştırma Kanunu’nun usul hükümleri, yargı yolu ayrımı ve bireysel başvuru ölçütü birlikte değerlendirilmelidir (2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu; Anayasa m. 35 ve m. 46).

Kamulaştırma, özel mülkiyetin kamu yararı için ve karşılığı ödenerek devralınmasına imkân tanıyan anayasal bir yöntemdir. Bu yöntemin merkezinde kanunilik, kamu yararı, gerçek karşılık, peşin ödeme ve yargısal denetim bulunmaktadır. İdare, taşınmazı kamulaştırmak istiyorsa bunun kararını almakta, malik veya zilyede bildirim yapmakta, bedel tespitine ilişkin usulü işletmekte ve gerektiğinde bedel tespiti ile tescil davasına başvurmaktadır. Kamulaştırmasız el atmada ise bu koruma hattı eksik kalmaktadır. Bu eksiklik, yalnızca usul hatası niteliğinde değildir; malik taşınmazı üzerindeki fiilî ve ekonomik hâkimiyetini kaybetmektedir.

Hukuki ayrım: Hukuka uygun kamulaştırmada mülkiyet hakkına kanunla öngörülen usul içinde müdahale edilmektedir. Kamulaştırmasız el atmada ise kamu yararı iddiası bulunsa bile mülkiyet hakkına yönelen müdahalenin kanuni zemini tartışmalı veya eksik kalmaktadır. Bu ayrım, davanın talep sonucunu, görevli mahkemeyi, tazminat hesabını ve bireysel başvuru incelemesini doğrudan etkilemektedir.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun klasik yaklaşımında kamulaştırmasız el atma, kamulaştırma yetkisi bulunan idarenin Anayasa ve kanunlara uygun işlem oluşturmadan taşınmazı kamu hizmetine tahsis etmesi veya taşınmaz üzerinde yapı, yol, tesis gibi kalıcı müdahale yaratması olarak kabul edilmektedir. Bu kabul, malike iki temel yol açmaktadır: el atmanın önlenmesi veya taşınmazın değer karşılığının talep edilmesi. Bu iki yolun aynı uyuşmazlık içinde nasıl kurulacağı, el atmanın niteliğine ve taşınmazın mevcut kullanımına göre ayrıca değerlendirilmelidir (Yargıtay İBBGK, E. 1956/1, K. 1956/6, T. 16.05.1956; Yargıtay HGK, E. 2010/5-662, K. 2010/651, T. 15.12.2010).

Anayasa Mahkemesi’nin bireysel başvuru içtihadı, meseleyi yalnızca medeni hukuk düzeyinde bırakmamaktadır. Mahkemeye göre kamulaştırmasız el atma, kanuna dayalı olmayan veya kamulaştırma güvencelerini dolanan bir müdahale niteliği taşıdığında mülkiyet hakkı bakımından yapısal bir sorun hâline gelebilmektedir. Şevket Karataş kararında enerji nakil hattı nedeniyle yapılan müdahale, olağan kamulaştırma usulünün alternatifi gibi ele alınamayacak bir uygulama olarak incelenmiştir (AYM, Şevket Karataş, B. No: 2015/12554, T. 25.10.2018).

Bu Çerçevenin Uygulamadaki Sonucu: Malik, idarenin işlemini yalnızca “kamu hizmeti yapılmış” diye kabullenmek zorunda değildir. Taşınmazın hangi kısmına, hangi tarihte, hangi idare tarafından ve hangi hukuki dayanakla müdahale edildiği ayrı ayrı belirlenmelidir. Tapu kaydı, imar planı, kamulaştırma evrakı, encümen veya kurul kararı, bilirkişi raporu ve fiilî kullanım fotoğrafları bu nedenle dosyanın omurgasını oluşturmaktadır.

Fiilî El Atma ile Hukuki El Atma Ayrımı

Kamulaştırmasız el atma dosyalarında ilk ayrım, fiilî el atma ile hukuki el atma arasında kurulmaktadır. Fiilî el atmada idare, taşınmaz üzerinde fiziksel ve kalıcı bir müdahale yaratmaktadır. Yol açılması, enerji nakil hattı geçirilmesi, kanal, park, trafo, okul binası veya kamu tesisi yapılması bu kapsamda değerlendirilebilmektedir. Hukuki el atmada ise taşınmaz fiziksel olarak kullanılmaya devam ediliyor görünse de plan kararı veya idari işlem nedeniyle mülkiyet hakkının özüne dokunan uzun süreli bir kısıtlama doğmaktadır. Uygulama imar planında taşınmazın kamu hizmetine ayrılması ve idarenin uzun süre kamulaştırma yapmaması bu tipik görünümdür.

Bu ayrım yalnızca teorik değildir. Fiilî el atmada malikin müdahalenin kaldırılmasını istemesi, bedel veya tazminat talebi kurması daha doğrudan gündeme gelmektedir. Hukuki el atmada ise görevli yargı yeri, idari işlemle bağlantı, imar planının niteliği, Kamulaştırma Kanunu Ek Madde 1 ve norm denetimi kararları önem kazanmaktadır. Anayasa Mahkemesi’nin 16.01.2025 tarihli norm denetimi kararında hukuki el atma kapsamındaki taşınmazlar için getirilen bazı dava düzenlemeleri, Anayasa’nın kamulaştırma güvenceleriyle birlikte değerlendirilmiştir (AYM, E. 2024/135, K. 2025/131, T. 16.01.2025).

Hukuki el atma alanında yargı yolunun belirlenmesi ayrı bir sorun doğurmaktadır. Öğretide ve yargı içtihadında, imar planı kaynaklı kısıtlamanın idari işlem niteliği ile taşınmazın aynına ilişkin sonuçları arasında gerilim bulunmaktadır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 2010 tarihli kararı, imar planında kamu hizmetine ayrılan ve uzun süre işlem yapılmayan taşınmazlar bakımından hukuki el atma düşüncesini güçlendirmiştir. Daha sonraki kararlar ise somut olayda fiilî ve hukuki el atmanın birlikte bulunup bulunmadığına, taşınmaz bütünlüğüne ve talep sonucuna göre görev değerlendirmesi yapmaktadır (Yargıtay HGK, E. 2010/5-662, K. 2010/651, T. 15.12.2010; Yargıtay HGK, E. 2017/3114, K. 2021/1190, T. 07.10.2021).

Öğretideki tartışma da bu ayrımı tek boyutlu kabul etmemektedir. Seyfettin Kara, mülkiyet kısıtlılığının giderilmesi bakımından kamulaştırmasız el atma davalarının işlevini; Ali Hamza Şahin, hukuka uygun el atma ile mülkiyet hakkı ihlalinin giderilmesi arasındaki tarihsel çizgiyi; Çoruhlu, Uzun ve Yıldız ise hukuki el atma kavramının planlama hukukuyla kesişen sorunlarını incelemektedir. Murat Fatih Ülkü’nün yargı yolu çalışması, özellikle hukuki el atmada adli yargı-idari yargı ayrımının neden hassas olduğunu ayrıntılandırmaktadır. Afra Uysal dava türleri, taraf ehliyeti ve talep yapısı üzerinde durmakta; Ahmet Yılmaz kavramın tüzel gelişimini teknik planlama boyutuyla değerlendirmektedir. Atila Erkal’ın geri alma hakkına ilişkin incelemesi, idarenin mülkiyeti devralmasından sonraki aşamada dahi eski malikin hukuki konumunun tamamen sona ermiş sayılamayacağını göstermesi bakımından dosya stratejisine katkı sunmaktadır.

Bu literatür, uygulamadaki avukatlık çalışması için soyut bir arka planla sınırlı değildir. Çabri, Özdemir, Çetintaş, Kutlu Gürsel ve Kaplan’ın çalışmaları, kamulaştırmasız el atmanın tarihsel içtihat kökenini, tazmin hakkının usul şartlarını ve kamulaştırma hukukuyla ilişkisini açıklamaktadır. Çakır ve Mutlu’nun tezleri ise mülkiyet hakkı ile idarenin hukuki el atma yoluyla müdahalesi arasındaki anayasal dengeyi ele almaktadır. Bu nedenle dava dosyası hazırlanırken yalnızca güncel karar taraması yapılması yeterli değildir; kavramın öğretide nasıl sınıflandırıldığı, hangi talep türünün hangi müdahale biçimine bağlandığı ve mahkeme kararlarının hangi tarihsel zeminden geldiği de hesaba katılmalıdır.

Karar değerlendirmesi: Göksal Çetin ve İsmail Temel kararında belediyenin hukuki el atma nedeniyle paydaş hâline geldiği taşınmazda ön alım hakkını kullanması, mülkiyet hakkı bakımından incelenmiştir. AYM, kamu idaresinin kendi hukuka aykırı durumundan avantaj sağlamasını hukuk devleti ilkesiyle bağdaştırmamıştır. Bu karar, hukuki el atma dosyalarında yalnızca bedel hesabının değil, idarenin sonradan elde ettiği pozisyonun da denetlenebileceğini göstermesi bakımından önem taşımaktadır (AYM, Göksal Çetin ve İsmail Temel, B. No: 2018/13305, T. 15.12.2021).

Fiilî ve hukuki el atma ayrımı, taşınmaz malikinin hangi belgeyle başlaması gerektiğini de belirlemektedir. Fiilî müdahalede keşif, fotoğraf, uydu görüntüsü, tesis projesi, yol veya hat güzergâhı, idarenin fiilî kullanım tarihi ve yapı ruhsatı gibi deliller ağırlık kazanır. Hukuki el atmada imar planı, plan notları, askı-ilan tutanakları, belediye meclisi kararları, kamulaştırma programı, beş yıllık imar programı ve plan değişikliği başvuruları dosyanın merkezine yerleşmektedir.

Buradan Çıkan Hukuki Ölçüt: Her kamulaştırmasız el atma dosyası aynı dava kalıbıyla kurulamaz. Taşınmazda fiziksel müdahale varsa fiilî el atma; fiziksel kullanım yok fakat imar veya idari karar mülkiyetin özünü sınırlıyorsa hukuki el atma ihtimali ayrı incelenmelidir. Yanlış nitelendirme, görev itirazı, zamanaşımı savunması, eksik taraf ve hatalı bedel hesabı riskini artırmaktadır.

Başvuru Yolu, Görev ve Süre Rejimi

Kamulaştırmasız el atmada başvuru yolu belirlenirken üç soru birlikte sorulmalıdır: müdahale fiilî mi hukuki mi; müdahaleyi yapan idare hangisi; malik hangi sonucu istemektedir? El atmanın önlenmesi, eski hâle getirme, ecrimisil, tazminat, bedel, tapu iptal ve tescil, idari işlem iptali veya tam yargı talebi aynı hukuki zemine oturmayabilir. Taşınmazın yol, enerji hattı veya kamu tesisi gibi bir kullanıma fiilen ayrıldığı dosyada adli yargı ve asliye hukuk mahkemesi çizgisi öne çıkabilir. Salt imar planı veya idari kısıtlama kaynaklı uyuşmazlıkta idari yargı boyutu ayrıca tartışılmalıdır.

Yargıtay kararlarında fiilî el atma hâlinde mülkiyet hakkına doğrudan müdahale eden idarenin, Kamulaştırma Kanunu’na uygun hareket etmeden taşınmazdan yararlandığı kabul edilmektedir. Bu durumda malik, idarenin el atmasının önlenmesini veya taşınmazın değer karşılığını isteyebilmektedir. Hukuki el atmada ise 2942 sayılı Kanun’un Ek Madde 1 hükmü, imar planlarının yürürlüğe girmesinden sonra belirli süre içinde imar programı veya kamulaştırma yapılması fikrine dayanmaktadır. Ancak bu hükmün uygulanması, norm denetimi kararları ve güncel içtihatlar ışığında ayrıca kontrol edilmelidir (2942 sayılı Kanun Ek m. 1; AYM, E. 2024/135, K. 2025/131).

Süre rejimi bakımından kamulaştırmasız el atma dosyaları mekanik biçimde tek bir süreye indirgenemez. El atma devam ettiği sürece müdahalenin hukuki niteliği, zamanaşımı ve hak düşürücü süre savunmalarına karşı farklı sonuçlar doğurabilmektedir. Bununla birlikte dava türü ecrimisil, tazminat, idari işlem iptali veya tam yargı olarak kurulduğunda ilgili usul kanunundaki süreler ayrıca gündeme gelir. Bu nedenle süre hesabı, yalnızca “el atma var mı” sorusuna değil, hangi talebin hangi mahkemede ileri sürüleceğine bağlıdır.

Usul riski: Malik, dava açmadan önce tapu kaydı, imar durumu, plan paftası, kamulaştırma evrakı, idare yazışmaları ve fiilî kullanım tarihini aynı dosyada toplamalıdır. Özellikle idari başvuru yapılmışsa başvurunun tarihi, cevabın tebliği ve zımni ret süresi ayrıca not edilmelidir. Yanlış mahkemede açılan dava, esasa girilmeden zaman kaybına ve yeni süre tartışmasına yol açabilir.

Bireysel başvuru ise olağan dava yollarının yerine geçen bir ilk başvuru yolu değildir. Malik, mülkiyet hakkı ihlalinin derece mahkemeleri veya idari makamlar önünde giderilmesini öncelikle istemelidir. AYM, bireysel başvurunun ikincil niteliği nedeniyle başvuru yollarının tüketilip tüketilmediğini incelemektedir. Ahmet İlgün kararında başvurunun bazı bölümleri zaman bakımından veya başvuru yollarının tüketilmesi bakımından kabul edilemez bulunmuş, makul süre şikâyeti yönünden farklı bir değerlendirme yapılmıştır (AYM, Ahmet İlgün, B. No: 2014/5729, T. 17.11.2016).

Ara Değerlendirme: Başvuru yolu, taşınmazın hukuki geçmişinden bağımsız seçilemez. İmar planı tarihi, fiilî müdahale tarihi, kamulaştırma girişimi, idarenin yazılı cevabı, ilk derece mahkemesi kararı ve kanun yolu aşaması birlikte ele alınmalıdır. Bireysel başvuru yapılacaksa nihai kararın tebliğ tarihi, başvurunun süresi ve şikâyetin derece mahkemelerinde ileri sürülüp sürülmediği ayrıca denetlenmelidir.

Bedel, Değer Kaybı ve Yargılama Giderleri

Kamulaştırmasız el atma davalarında bedel hesabı, yalnızca taşınmazın metrekare değerinin bulunması değildir. Taşınmazın niteliği, el atılan alan, arta kalan kısmın kullanılabilirliği, irtifak hakkının etkisi, imar durumu, dava tarihi, müdahale tarihi, emsal satışlar ve kamulaştırma hukukundaki objektif değer ölçütleri birlikte incelenmektedir. Enerji nakil hattı gibi müdahalelerde taşınmazın tamamı değil, hattın geçtiği alan, güvenlik mesafesi ve taşınmazın ekonomik kullanımında doğan sınırlama ayrıca hesaba katılmaktadır.

Anayasa Mahkemesi, bedelin eksik belirlenmesini her durumda kendisi hesaplamamaktadır. Mahkeme, değer tespitinin kural olarak derece mahkemeleri ve uzman bilirkişiler alanında kaldığını kabul etmektedir. Fakat bedel hesabı, mahkeme giderleri, vekâlet ücreti veya geç ödeme nedeniyle malike yüklenen külfet Anayasa’nın 35 ve 46. maddelerindeki güvenceleri aşındırıyorsa anayasal denetim devreye girmektedir. Bu nedenle kamulaştırmasız el atma dosyasında yalnızca hükmedilen bedel değil, yargılama süreci sonunda malikin elinde kalan net karşılık da önemlidir.

Karar değerlendirmesi: Kübra Yıldız ve diğerleri kararında taşınmaz üzerinden enerji nakil hattı geçirilmesi nedeniyle açılan tazminat davasında aleyhe yargılama gideri ve vekâlet ücretine hükmedilmesi incelenmiştir. AYM, kamulaştırmasız el atma nedeniyle zaten dava açmak zorunda kalan malikin, yargılama giderleriyle gerçek karşılık güvencesinden uzaklaştırılmasını mülkiyet hakkı bakımından sorunlu bulmuştur (AYM, Kübra Yıldız ve diğerleri, B. No: 2018/32734, T. 28.07.2022).

Değer kaybı meselesi, enflasyon ve geç ödeme dönemlerinde ayrı bir ağırlık kazanmaktadır. Kamulaştırmasız el atma nedeniyle hükmedilen bedel uzun süre ödenmez veya ödeme tarihine kadar değerini ciddi biçimde kaybederse, yalnızca alacak davası değil, mülkiyet hakkı ve kararın icrası boyutu da gündeme gelebilir. AYM’nin mülkiyet hakkına dair emsal karar listesinde kamulaştırma bedelinin değer kaybına uğratılması, ayrı bir inceleme başlığı altında ele alınmaktadır (AYM, Mülkiyet Hakkına Dair Emsal Kararlar).

Yargılama giderleri bakımından dosya pratiği daha hassastır. Kamulaştırma bedelinin tespiti davasında idarenin üstlenmesi gereken bazı giderlerin kamulaştırmasız el atma davasında malike yüklenmesi, gerçek karşılık güvencesini fiilen azaltabilir. Malik davayı açmak zorunda bırakılmış, taşınmazdan kamu hizmeti için yararlanılmış ve idare olağan kamulaştırma usulünü işletmemişse, giderlerin kime yüklendiği yalnızca usul ekonomisi meselesi değildir. Bu nokta, bireysel başvuruya taşınabilecek anayasal bir denge sorunu yaratabilir.

Hukuki sonuç: Bedel veya tazminat talebi kurulurken yalnızca müdahalenin varlığı değil, hükmedilecek net karşılık, faiz, değer kaybı, yargılama gideri, vekâlet ücreti ve ödeme tarihi birlikte hesaba katılmalıdır.

Pratik sonuç: Dava öncesi alınan özel değerleme raporu tek başına belirleyici olmayabilir; fakat keşif, emsal araştırması, imar durumu ve idarenin müdahale tarihini gösteren belgeler doğru hazırlanırsa bilirkişi incelemesinin isabeti artmaktadır.

Yargı Kararlarının Kurduğu Ölçüt

Yargı kararları kamulaştırmasız el atmayı üç eksende değerlendirmektedir. Birinci eksen, idarenin kamulaştırma usulünü işletmeden taşınmaza müdahale edip etmediğidir. İkinci eksen, malikin hangi talep yolunu seçtiğidir. Üçüncü eksen ise derece mahkemesi kararının malike aşırı ve olağan dışı bir külfet yükleyip yüklemediğidir. Bu üçlü denetim kurulmadığında, dava yalnızca “taşınmazdan yol geçti mi” veya “imar planında kamu alanı mı” sorularına sıkışmaktadır.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 2024 tarihli kararlarında, kamulaştırmasız el atma kavramının mülkiyet hakkının özüne dokunan yönü tekrar ele alınmıştır. Özellikle tamamlanmış kamulaştırma işlemi bulunup bulunmadığı, kamulaştırma bedelinin ödenip ödenmediği ve taşınmazda fiilî kamu kullanımı olup olmadığı somut olay bakımından ayrıştırılmaktadır. Bu kararlar, kamulaştırmasız el atma iddiasının yalnızca eski tarihli içtihatlarla değil, güncel usul ve ispat şartlarıyla kurulması gerektiğini hatırlatmaktadır (Yargıtay HGK, E. 2022/1091, K. 2024/121, T. 28.02.2024; Yargıtay HGK, E. 2022/688, K. 2024/238, T. 15.05.2024).

Anayasa Mahkemesi’nin bireysel başvuru kararları ise derece mahkemelerinin yerine geçerek bedel hesabı yapma iddiası taşımamaktadır. Mahkeme, müdahalenin kanunilik, ölçülülük ve gerçek karşılık güvenceleriyle bağdaşmasını denetlemektedir. Celalettin Aşçıoğlu, İbrahim Oğuz ve diğerleri, Şevket Karataş ve Kübra Yıldız çizgisi, kamulaştırmasız el atmanın olağan kamulaştırmaya göre daha avantajlı bir idari yöntem hâline getirilmemesi gerektiğini vurgulamaktadır (AYM, Celalettin Aşçıoğlu, B. No: 2013/1436, T. 06.03.2014; AYM, İbrahim Oğuz ve diğerleri, B. No: 2013/5926, T. 06.10.2015; AYM, Şevket Karataş, B. No: 2015/12554, T. 25.10.2018).

Bu içtihat çizgisinin sınırı da doğru anlaşılmalıdır. AYM, her bedel uyuşmazlığını yeniden hesaplayan bir temyiz mercii değildir. Değerleme hatası, ancak keyfîlik, açık ölçüsüzlük, gerçek karşılığın sistematik biçimde aşındırılması, kararın icra edilmemesi veya yargılama gideriyle bedelin anlamsızlaşması gibi anayasal ağırlığa ulaşırsa bireysel başvuru kapsamında sonuç doğurabilir. Dolayısıyla bireysel başvuru dilekçesinde yalnızca “bedel düşük belirlendi” demek yeterli olmayacaktır; eksik inceleme, mahkeme gerekçesi, gider yükü, ödeme tarihi ve değer kaybı somutlaştırılmalıdır.

Bu Çerçevenin Uygulamadaki Sonucu: Dava dosyası, ilk derece aşamasında bireysel başvuru ihtimali düşünülerek kurulmalıdır. Mülkiyet hakkı, kanunilik, gerçek karşılık, ölçülülük, yargılama gideri ve kararın icrası iddiaları derece mahkemeleri önünde açıkça ileri sürülmezse, AYM aşamasında başvuru yollarının tüketilmesi veya açıkça dayanaktan yoksunluk sorunları doğabilir.

Varsayımsal Dosya Üzerinden Değerlendirme

Örnek olay: Ankara’da bir aileye ait arsa, uygulama imar planında yıllar önce park alanı olarak ayrılmıştır. Belediye, beş yıllık süre içinde kamulaştırma yapmamış; maliklerin plan değişikliği başvurusuna da açık bir cevap vermemiştir. Aynı taşınmazın bir kenarından fiilen servis yolu geçirilmiş, yolun devamı belediye ekiplerince asfaltlanmıştır. Malikler taşınmazı satmak istediğinde alıcılar plan kısıtlaması ve fiilî yol kullanımı nedeniyle bedeli ciddi biçimde düşürmüştür.

Bu senaryoda ilk yapılacak iş, uyuşmazlığı tek kalıba sıkıştırmak değil, müdahaleleri ayırmaktır. Park alanı ayrımı hukuki el atma tartışmasına; asfaltlanan servis yolu ise fiilî el atma tartışmasına yakındır. Maliklerin yalnızca plan değişikliği istemesi, yolun fiilî kullanımını ortadan kaldırmayabilir. Sadece bedel davası açılması da imar planından kaynaklanan hukuki kısıtlılığın devamını çözmeyebilir. Bu nedenle dosyada iki farklı müdahale katmanı bulunduğu kabul edilmelidir.

İlk belge grubu tapu kaydı, imar çapı, plan paftası, belediye meclisi kararları ve plan askı tutanaklarından oluşmaktadır. İkinci belge grubu fiilî kullanım fotoğrafları, yolun açılış tarihi, belediye ekiplerinin çalışma kayıtları, uydu görüntüleri ve komşu parsellerle karşılaştırmayı içermektedir. Üçüncü grup ise taşınmaz değerlemesi, emsal satışlar, plan kısıtlılığının ekonomik etkisi ve arta kalan kısmın kullanılabilirliğiyle ilgilidir. Bu ayrım yapılmadığında, mahkeme yalnızca bir müdahale türüne odaklanabilir ve diğer katman dosyada zayıf kalabilir.

Malikler için dava stratejisi de bu ayrımdan etkilenmektedir. Fiilî yol bakımından el atmanın önlenmesi, eski hâle getirme, ecrimisil veya bedel talebi gündeme gelebilir. Park alanı ayrımı bakımından idari başvuru, plan değişikliği talebi, hukuki el atma nedeniyle bedel davası veya idari yargı boyutu ayrıca değerlendirilebilir. Dava dilekçesi, bu talepleri birbirine karıştırmadan kurmalıdır. Özellikle görevli mahkeme itirazını baştan öngörmek, dosyanın yıllarca usul tartışması içinde kalmasını önleyebilir.

Bu dosyada bireysel başvuru ihtimali ancak derece mahkemeleri ve kanun yolları tüketildikten sonra doğacaktır. Malik, ilk derece aşamasında mülkiyet hakkı, gerçek karşılık, idarenin kamulaştırma yükümlülüğünden kaçınması ve gider yükü iddialarını açıkça ileri sürmelidir. Aksi hâlde AYM önünde yeni bir şikâyet kurmak güçleşmektedir. Ayrıca nihai kararın tebliği ile bireysel başvuru süresi arasındaki bağ titizlikle izlenmelidir.

Pratik sonuç: Kamulaştırmasız el atma dosyasında güçlü dilekçe, yalnızca hukuki kavramları sıralayan dilekçe değildir. Taşınmazın plan geçmişini, fiilî müdahaleyi, idarenin yazılı veya zımni tutumunu, ekonomik kaybı ve seçilen başvuru yolunu aynı çizgide birleştiren dosya daha ikna edici olmaktadır.

Başvuru Yolu ve Risk Tablosu

Uyuşmazlık Görünümü İlk Kontrol Muhtemel Başvuru Yolu Başlıca Risk
Taşınmazdan yol, hat, kanal veya tesis geçirilmesi Fiilî müdahalenin tarihi, kapsamı ve idaresi El atmanın önlenmesi, bedel veya tazminat davası El atılan alanın ve arta kalan değer kaybının eksik ispatı
İmar planında park, yol, okul veya kamu alanı ayrımı Plan tarihi, beş yıllık program, kamulaştırma girişimi İdari başvuru, plan değişikliği talebi, hukuki el atma değerlendirmesi Görevli yargı yerinin yanlış belirlenmesi
Tazminat davasında düşük bedel veya gider yükü Bilirkişi raporu, emsal satış, vekâlet ücreti ve giderlerin net etkisi İstinaf, temyiz ve şartları varsa bireysel başvuru Bedel düşüklüğünün anayasal ağırlıkta somutlaştırılamaması
Mahkeme kararına rağmen bedelin geç ödenmesi Kararın kesinleşmesi, ödeme tarihi, faiz ve değer kaybı İcra, ek tazminat iddiası veya bireysel başvuru Kararın icrası ve değer kaybı arasındaki bağın zayıf kurulması

Bu tablo, her dosyada aynı başvuru yolunun seçileceği anlamına gelmez. Taşınmazın niteliği, idarenin türü, müdahalenin tarihi, kamulaştırma evrakı ve plan geçmişi değiştikçe yol haritası da değişmektedir. Özellikle büyük altyapı projeleri, belediye imar uygulamaları, enerji iletim hatları ve parselasyon kaynaklı uyuşmazlıklarda teknik bilirkişi incelemesi ile hukuki nitelendirme aynı anda yürütülmelidir.

İç bağlantı bakımından bu konu, gayrimenkul ve kira hukuku, hukuki analizler, taşınmaz satış vaadi ve tapu iptal tescil uyuşmazlıkları ile imar işlemlerinin yargısal denetimi başlıklarıyla birlikte değerlendirilmelidir. Dosya, yalnızca taşınmazın değeri üzerinden değil, idarenin işlem ve eylem zinciri üzerinden de okunmalıdır.

Sık Sorulan Sorular

Kamulaştırmasız el atma davası hangi mahkemede açılır?

Fiilî el atma dosyalarında asliye hukuk mahkemesi çizgisi öne çıkmaktadır. Hukuki el atma veya imar planı kaynaklı kısıtlamalarda idari yargı boyutu ayrıca incelenmelidir. Görev değerlendirmesi, müdahalenin niteliği ve talep sonucuna göre yapılmalıdır.

Fiilî el atma ile hukuki el atma arasındaki fark nedir?

Fiilî el atmada idare taşınmaza fiziksel ve kalıcı biçimde müdahale etmektedir. Hukuki el atmada ise taşınmazın kullanımı, imar planı veya idari karar nedeniyle mülkiyet hakkının özüne dokunacak ölçüde kısıtlanmaktadır.

Kamulaştırmasız el atmada zamanaşımı her dosyada aynı mıdır?

Hayır. Talep türü, el atmanın devam edip etmediği, müdahalenin fiilî veya hukuki niteliği, idari başvuru yapılıp yapılmadığı ve dava türü süre rejimini etkileyebilmektedir. Bu nedenle süre hesabı somut dosya üzerinden kurulmalıdır.

Bedel düşük belirlenirse doğrudan Anayasa Mahkemesine başvurulabilir mi?

Doğrudan başvuru yolu yoktur. Önce olağan kanun yolları tüketilmelidir. AYM aşamasında yalnızca bedel hesabına itiraz etmek yeterli olmayabilir; gerçek karşılık güvencesinin, ölçülülüğün veya kararın icrası hakkının nasıl zedelendiği somutlaştırılmalıdır.

Yargılama giderleri mülkiyet hakkı ihlali oluşturabilir mi?

Bazı dosyalarda evet. Malik kamulaştırmasız el atma nedeniyle dava açmak zorunda kalmış ve yargılama giderleri veya vekâlet ücreti hükmedilen karşılığı ciddi biçimde azaltmışsa, bu durum mülkiyet hakkı bakımından incelenebilir.

Değerlendirme ve Sonuç

Kamulaştırmasız el atma uyuşmazlığı, taşınmaz malikinin kamu hizmeti karşısında korunmasız bırakıldığı bir alan değildir. Anayasa’nın mülkiyet hakkı ve kamulaştırma hükümleri, idareye yalnızca kamu yararı gerekçesiyle hareket etme imkânı tanımamakta; aynı zamanda usul, bedel, gerçek karşılık ve yargısal denetim güvenceleri yüklemektedir. İdare bu hattı işletmeden taşınmaza fiilen veya hukuken müdahale ettiğinde, uyuşmazlık basit bir değerleme meselesini aşmaktadır.

Güçlü dosya, müdahalenin türünü doğru adlandıran dosyadır. Fiilî el atma, hukuki el atma, kamulaştırma işleminin eksikliği, değer kaybı, yargılama gideri ve bireysel başvuru ihtimali aynı dilekçede rastgele sıralanmamalıdır. Her iddia, kendi deliline ve kendi usul yoluna bağlanmalıdır. Taşınmazın plan geçmişi ile sahadaki fiilî durum birlikte okunmadığında, haklı bir talep yanlış başvuru yolu veya eksik ispat nedeniyle zayıflayabilir.

Bu nedenle malik veya paydaşlar açısından erken hukuki değerlendirme önemlidir. Taşınmazın yalnızca tapu kaydı veya güncel imar durumuyla incelenmesi çoğu zaman eksik kalmaktadır. İdarenin müdahaleye hangi tarihte başladığı, kamulaştırma kararı alıp almadığı, bedel tespiti sürecini işletip işletmediği, fiilî kullanımın taşınmazın kalan bölümünü nasıl etkilediği ve derece mahkemelerinde hangi anayasal itirazların ileri sürüldüğü birlikte değerlendirilmelidir. Dava sonunda bireysel başvuru ihtimali doğabilecekse, mülkiyet hakkı şikâyetinin ilk derece ve kanun yolu aşamalarında açık biçimde kurulması gerekir. Aksi hâlde AYM önünde yalnızca düşük bedel iddiasına dayanan, fakat anayasal ağırlığı yeterince somutlaştırılmamış bir başvuru ortaya çıkabilir. Kamulaştırmasız el atma dosyalarında isabetli strateji, idarenin kamu hizmeti ihtiyacını değil, bu ihtiyacın hangi usulle ve hangi karşılık güvencesiyle yürütülmesi gerektiğini merkezine almaktadır.

Kamulaştırmasız el atma ve taşınmaz müdahalesi ön değerlendirmesi: Taşınmazınızın imar planı, kamulaştırma evrakı, fiilî kullanım durumu, değer kaybı ve dava yolu birlikte incelenmelidir. Çiftçi & Partners, kamulaştırmasız el atma ve mülkiyet hakkı uyuşmazlıklarında dosya ön değerlendirmesi için iletişim sayfası üzerinden başvuruları kabul etmektedir.

Kaynakça ve Atıf Listesi

Resmî Kaynaklar

  1. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, m. 13, m. 35, m. 46 ve m. 148.
  2. 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu, m. 1, m. 3, m. 4, m. 10, m. 11, m. 29, m. 37, Geçici m. 6 ve Ek m. 1.
  3. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, m. 683 ve paylı mülkiyet hükümleri.
  4. 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun, m. 45-50.
  5. AYM norm denetimi basın duyurusu, hukuki el atma ve 2942 sayılı Kanun Ek m. 1 hakkında.
  6. AYM, Mülkiyet Hakkına Dair Emsal Kararlar.
  7. Yargıtay Karar Arama, kamulaştırmasız el atma ve Hukuk Genel Kurulu içtihatları.
  8. AYM, Mülkiyet Hakkı Karar Özetleri.

Mahkeme Kararları

  1. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu, E. 1956/1, K. 1956/6, T. 16.05.1956.
  2. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2010/5-662, K. 2010/651, T. 15.12.2010.
  3. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2017/3114, K. 2021/1190, T. 07.10.2021.
  4. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2022/1091, K. 2024/121, T. 28.02.2024.
  5. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2022/688, K. 2024/238, T. 15.05.2024.
  6. AYM, Şevket Karataş, B. No: 2015/12554, T. 25.10.2018.
  7. AYM, Kübra Yıldız ve diğerleri, B. No: 2018/32734, T. 28.07.2022.
  8. AYM, Göksal Çetin ve İsmail Temel, B. No: 2018/13305, T. 15.12.2021.
  9. AYM, Ahmet İlgün, B. No: 2014/5729, T. 17.11.2016.
  10. AYM, Celalettin Aşçıoğlu, B. No: 2013/1436, T. 06.03.2014.
  11. AYM, İbrahim Oğuz ve diğerleri, B. No: 2013/5926, T. 06.10.2015.
  12. AYM, Kenan Yıldırım ve Turan Yıldırım, B. No: 2013/711, T. 03.04.2014.
  13. AYM, E. 2024/135, K. 2025/131, T. 16.01.2025.

Bilimsel Çalışmalar

  1. Seyfettin Kara, “Mülkiyet Kısıtlılığını Giderme Yollarından Biri: Kamulaştırmasız El Atma Davaları”, Çukurova Üniversitesi Hukuk Araştırmaları Dergisi, 2022, s. 32-57.
  2. Ali Hamza Şahin, “Dünden Bugüne Hukuka Uygun El Atma ve Mülkiyet Hakkı İhlallerinin Giderimi”, Türkiye Adalet Akademisi Dergisi, 2018, s. 405-428.
  3. Yakup Emre Çoruhlu, Bayram Uzun ve Okan Yıldız, “Kamulaştırmasız Hukuki El Atma Kavramının İncelenmesi ve Muhtemel Çözüm Yaklaşımlarının Getirilmesi”, Türkiye Adalet Akademisi Dergisi, 2019, s. 1-28.
  4. Murat Fatih Ülkü, “Hukuki El Atma Davalarında Yargı Yolu Sorunu”, Ankara Barosu Dergisi, C. 80, S. 4, 2022, s. 423-433.
  5. Afra Uysal, “Kamulaştırmasız El Atma Halinde Açılabilecek Davalar, Taraf Ehliyetleri ve Nitelikleri”, İstanbul Medipol Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C. 2, S. 1, 2015, s. 199-216.
  6. Ahmet Yılmaz, “Kamulaştırmasız El Atma ve Hukuki El Atma Kavramlarının Tüzel Gelişiminin İncelenmesi”, Jeodezi ve Jeoinformasyon Dergisi, C. 7, S. 2, 2020, s. 155-183.
  7. Atila Erkal, “Kamulaştırmasız El Konulan Taşınmazın İdarenin Mülkiyetine Geçmesinden Sonra Eski Mal Sahibinin Geri Alma Hakkı”, İstanbul Hukuk Mecmuası, C. 79, S. 3, 2021, s. 963-999.
  8. Yavuz Çakır, Kamulaştırmasız El Atmanın Mülkiyet Hakkı Bakımından Anayasal İncelenmesi, On İki Levha Yayıncılık, 2019.
  9. Burak Mutlu, İdarenin Hukuki El Atma Yoluyla Mülkiyet Hakkına Müdahalesi, Yüksek Lisans Tezi, 2021.
  10. Sezer Çabri, “Kamulaştırmasız El Atma Kavramının Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 15.12.2010 Tarihli Kararı Doğrultusunda Tanımlanması”, Erzincan Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C. XV, S. 1-2, 2011.
  11. Yücel Özdemir, Türk Hukukunda Kamulaştırmasız El Atma, Adalet Yayınevi, 2018.
  12. Önder Çetintaş, Kamulaştırmasız El Atma, Seçkin Yayıncılık, 2020.
  13. Meltem Kutlu Gürsel, Kamulaştırma Hukuku, 3. Baskı, Seçkin Yayıncılık, 2019.
  14. Göksel Kaplan, “Yeni Yasal Düzenlemelere Göre Kamulaştırmasız El Koyma Sebebiyle Doğan Tazmin Hakkının Tabi Olduğu Usul ve Esaslar”, 2012.


Ne düşünüyorsunuz?

Bağlantılı analizler