Tescile Zorlama Davası: TMK 716 Şartları, 10 Yıllık Süre, Şerh Riski ve Dilekçe Örneği

Tescile Zorlama Davası için metinsiz editoryal soyut kapak kompozisyonu

Tapuda devir günü gelmiş olmasına rağmen satıcı randevuya gelmiyor, noter düzenleme şeklindeki satış vaadi sözleşmesi çekmecede duruyor ve alıcı yıllardır ödediği bedelin sonunda yalnız “bekleyelim” cevabı alıyorsa, uyuşmazlık artık salt sözleşme ihlali olmaktan çıkar. Böyle bir dosyada asıl soru, para iadesi isteyip istemeyeceğiniz değil; taşınmazı gerçekten kendi adınıza tescil ettirip ettiremeyeceğinizdir. Türk Medeni Kanunu m. 716 tam da bu eşikte devreye girer.

Bu içerik 21.05.2026 itibarıyla hazırlanmıştır. Yazı; TMK 716 ve 1009’un güncel resmi metni, TBK m. 29, 146 ve 237, Noterlik Kanunu m. 60 ve 89, Tapu Kanunu m. 26, HMK m. 12, Yargıtay’ın taşınmaz satış vaadi, zamanaşımı, öncelik ve zorunlu dava arkadaşlığı içtihatları ile doktrindeki temel çalışmalar birlikte değerlendirilerek kaleme alınmıştır.

Kısa cevap: Tescile zorlama davası, geçerli bir hukuki sebebe dayanmasına rağmen tapuda ferağ vermekten kaçınan malike karşı açılan ve hâkim kararıyla mülkiyetin davacı adına geçirilmesini hedefleyen eda davasıdır. Uygulamada en sık dayanak noter düzenleme şeklindeki taşınmaz satış vaadi sözleşmesidir. Ancak davanın kabulü için yalnız TMK 716’yı söylemek yetmez; geçerli şekil, muaccel hale gelmiş devir borcu, doğru davalı, görevli ve yetkili mahkeme, gerekiyorsa bakiye satış bedelinin depo edilmesi, tapu şerhi ve üçüncü kişi riskinin birlikte yönetilmesi gerekir.

Kanuni çerçeve: TMK 716’ya göre, mülkiyetin kazanılmasına esas olacak hukuki sebebe dayanarak malikten kendi adına tescil isteme hususunda kişisel hakka sahip olan kimse, malik kaçınırsa hâkimden mülkiyetin hükmen geçirilmesini isteyebilir. Aynı Kanun’un 1009. maddesi ise taşınmaz satış vaadinden doğan hakkın tapu kütüğüne şerh verilebileceğini ve şerhten sonra kazanılan haklara karşı ileri sürülebileceğini düzenler.

TMK 716 Hangi Dosyalarda Gerçekten İşe Yarar?

TMK 716, çoğu zaman “tapu iptali ve tescil davası” ile aynı cümlede anılsa da her tapu davasının kaynağı bu madde değildir. Buradaki dava, malik ile davacı arasında mülkiyetin devrini gerektiren geçerli bir hukuki sebep bulunduğu halde malik tapuda gerekli irade açıklamasını yapmadığında gündeme gelir. Bu yüzden TMK 716’nın tipik kullanım alanı, noter düzenleme şeklindeki taşınmaz satış vaadi sözleşmesine rağmen satıcının veya mirasçılarının devirden kaçınmasıdır.

Buna karşılık madde metninin ikinci cümlesi, bazı hallerde doğrudan tescil yapılabileceğini ayrıca söyler. İşgal, miras, kamulaştırma, cebri icra veya mahkeme kararına dayalı kazanımlarda her zaman cebri tescil davası açılması gerekmez; kimi dosyada tapu müdürlüğü önünde doğrudan tescil yolu vardır. Uygulamadaki önemli ayrım şudur: satıcının yerine geçecek bir mahkeme kararı mı gerekiyor, yoksa kazanım sebebi zaten tamamlanmış olduğu için idari tescil mi yeterli? Yanlış yol seçimi aylarca zaman kaybettirir.

Taşınmaz satış vaadi bakımından doktrin ve Yargıtay, sözleşmeyi bir önsözleşme olarak görür. TBK m. 29 ileride kurulacak sözleşmeye ilişkin önsözleşmeleri kabul eder; TBK m. 237 ve Noterlik Kanunu m. 60 ile 89 ise taşınmaz satış vaadinin resmî şekilde düzenlenmesini arar. Bu yapı nedeniyle dava, önce “geçerli önsözleşme var mı?” sorusuyla başlar; sonra “devir borcu muaccel oldu mu?” ve “davacı kendi edimini yerine getirdi mi?” başlıklarıyla ilerler.

Bu noktada sitemizde yer alan HMK 119 dava dilekçesi, harç ve gider avansı, davaya vekâlet kapsamı ve yasal mirasçılık yazıları da bu dosyaya doğrudan temas eder. Çünkü tescile zorlama davasında çoğu hata maddi hukuktan değil, yanlış taraf, eksik vekâlet yetkisi, mirasçılık zincirinin kurulmaması veya taşınmazın bulunduğu yer mahkemesi yerine başka yerde dava açılması gibi usul eksiklerinden kaynaklanır.

Tescile Zorlama Davasının Şartları Nelerdir?

Bir TMK 716 dosyasında mahkeme, “davacı taşınmazı istemekte haklı mı?” sorusunu soyut değil, adım adım incelemektedir. Bu nedenle dava öncesi değerlendirme mutlaka şart listesi üzerinden yapılmalıdır. Aşağıdaki unsurlardan biri zayıfsa, dava tescil yerine tazminat veya sebepsiz zenginleşme eksenine kayabilir.

Şart Somut anlamı Nasıl ispatlanır? Eksikse risk
Geçerli hukuki sebep Noterde düzenleme şeklinde satış vaadi, geçerli miras paylaşımı, mahkeme kararı veya benzeri bir tescil sebebi bulunmalıdır. Noter senedi, ilam, miras paylaşım belgesi, resmi kayıtlar Dava tescil yerine alacak/tazminat eksenine düşer veya reddedilir.
Doğru davalı Tapuda malik görünen kişi veya ölüm varsa tüm mirasçıları davada yer almalıdır. Tapu kaydı, veraset ilamı, nüfus kayıtları Taraf teşkili eksikliği, zorunlu dava arkadaşlığı ve usulden bozma riski
Muaccel devir borcu Tapu devrinin talep edilebilir hale geldiği tarih gelmiş olmalıdır. Sözleşmedeki vade, iskan/teslim şartı, ihtarname, proje belgeleri Erken açılan dava reddedilebilir veya bekletici mesele çıkabilir.
Davacının kendi edimi Satış bedeli ödenmiş olmalı; eksikse mahkemece depo edilebilir tutar net olmalıdır. Dekont, makbuz, hesap çizelgesi, bilirkişi incelemesi Bakiye bedel, aynen ifa talebini zayıflatır; depo yükümlülüğü doğar.
Şerh ve üçüncü kişi yönetimi Hak tapuya şerh edilmişse öncelik güçlenir; edilmemişse tedbir ihtiyacı artar. Tapu takyidat belgesi, şerh tarihi, tedbir kararı İyi niyetli üçüncü kişiye devir, hakkı fiilen anlamsızlaştırabilir.

Tablonun tamamını görmek için tabloyu sağa ve sola kaydırabilirsiniz.

Buradaki en kritik eşik, “geçerli hukuki sebep” başlığıdır. Uygulamada taraflar çoğu zaman adi yazılı kâğıt, WhatsApp yazışması, banka dekontu veya yalnız imza onaylı metinle taşınmaz satış vaadi kurduklarını sanır. Oysa resmî şekil şartı geçerlilik şartıdır. Noterde yalnız imza tasdiki alınmış bir metin, Noterlik Kanunu m. 89 anlamında düzenleme işlemi sayılmaz. Bu durumda tescil talebi değil, çoğu kez ödenen bedelin iadesi ve varsa yan talepler konuşulur.

Davacının kendi edimini yerine getirip getirmediği de ikinci büyük eşiktir. Yargıtay, satış bedeli tamamen ödenmemişse mahkemenin davacıya bakiye bedeli depo ettirerek aynen ifa yönünde karar verebileceğini kabul eder; ancak davacının borçtan tümüyle bağımsızmış gibi tescil istemesine de izin vermez. Bu nedenle dava açılmadan önce ödeme tablosu, faizsiz bakiye, mahsup edilen kapora ve varsa cezai şart ayrı ayrı çıkarılmalıdır.

Sık hata: Satış vaadi alacaklısı, taşınmazı fiilen kullandığı için dosyanın “zaten kazanılmış” olduğunu sanır ve tapu kaydındaki son malik değişikliklerini takip etmez. Oysa şerh yoksa veya şerhin ayni etkisi sona ermişse, üçüncü kişiye devir riski büyür. Dosya yalnız satıcıya karşı alacak davasına dönüşmese bile, tescil ve terkin taleplerinin kapsamı sert biçimde değişebilir.

Hangi Belgeler Geçerli Hukuki Sebep Sayılır?

En sık karşılaşılan hukuki sebep, noter düzenleme şeklindeki taşınmaz satış vaadi sözleşmesidir. Bunun dışında miras paylaşım sözleşmesi, mirasçıya teslim yükümlülüğü doğuran vasiyet ilişkisi, kesinleşmiş mahkeme kararı, cebri icra sonucu kazanım veya kanundan doğan başka tescil sebepleri de gündeme gelebilir. Ancak her ihtimalde TMK 716’nın işleyebilmesi için davacının malikten tescil isteme hususunda kişisel ya da doğrudan ileri sürülebilir bir hakka sahip olması gerekir.

Özellikle miras kaynaklı dosyalarda, dava çoğu zaman TMK 716 ile saklı pay, paylaşım, elbirliği mülkiyeti ve veraset ilamı başlıklarıyla iç içe geçer. Miras bırakan sağlığında satış vaadi yapmış, fakat tapu devrinden önce ölmüşse, borç mirasçılara geçer. Bu durumda “mirasçılar bilmiyordu” savunması tek başına sonuca götürmez; fakat davanın tüm mirasçılara yöneltilmemesi de ciddi usul sorunu yaratır.

Süre, Şerh, Görevli Mahkeme, Merci ve Risk Matrisi

Tescile zorlama davasında tek bir “TMK 716 dava açma süresi” yoktur. Süre analizi, dayanak ilişkinin niteliğine göre kurulur. Taşınmaz satış vaadinden doğan talep için özel zamanaşımı bulunmadığından TBK m. 146 uyarınca on yıllık genel süre uygulanır. Ancak bu on yıl, sözleşmenin imza tarihinden değil, devir isteminin muaccel hale geldiği tarihten başlar. İnşaat bitimi, iskan, ifraz, bedelin tamamının ödenmesi veya sözleşmede kararlaştırılan tarih gibi unsurlar burada belirleyicidir.

Şerh bakımından ise ayrı bir takvim vardır. Tapu Kanunu m. 26 ile TMK m. 1009 birlikte okunduğunda, satış vaadinden doğan hakkın tapuya şerhi üçüncü kişilere karşı öncelik sağlar; fakat şerhin ayni etkisi süresiz değildir. Beş yıl içinde satış gerçekleşmez veya hakkı koruyan işlem yapılmazsa şerhin üçüncü kişilere karşı koruyucu etkisi fiilen kaybolabilir. Bu, sözleşmenin taraflar arasındaki geçerliliğini kendiliğinden sona erdirmese de üçüncü kişi riskini büyütür.

Başlık Süre veya merci Başlangıç / ölçüt Dayanak Yanlış yol riski
Tescil talebinin zamanaşımı Kural olarak 10 yıl Devir borcunun muaccel olduğu tarih TBK 146, Yargıtay 14 HD 2003/3550 E., 2003/5635 K. İmza tarihini başlangıç sanmak veya muacceliyet tarihini ispatlayamamak
Şerhin üçüncü kişilere etkisi Fiilen 5 yıllık kritik pencere Şerh tarihi Tapu Kanunu 26, TMK 1009 Şerh varken güvende sanıp süreci takip etmemek
Görevli mahkeme Kural olarak Asliye Hukuk Mahkemesi Uyuşmazlığın dayandığı temel ilişki TMK 716, uygulama içtihadı Tüketici veya başka özel görev alanı ihtimalini hiç tartışmamak
Kesin yetki Taşınmazın bulunduğu yer mahkemesi Dava konusu taşınmazın yeri HMK 12 Yanlış yerde açılan dava nedeniyle zaman ve harç kaybı
İhtiyati tedbir Derhal değerlendirilir Davanın açıldığı an HMK geçici hukuki koruma rejimi Dava sürerken üçüncü kişiye devir veya yeni takyidat

Tablonun tamamını görmek için tabloyu sağa ve sola kaydırabilirsiniz.

Mahkeme tarafında genel kural, taşınmazın aynına etkili sonuç doğuracağı için kesin yetkinin taşınmazın bulunduğu yer mahkemesinde olmasıdır. HMK m. 12 bu konuda açık hüküm kurar. Bu nedenle sözleşmede başka yer yazsa bile, taşınmazın bulunduğu yer mahkemesi kuralı çoğu dosyada belirleyici olur. Ayrıca dosya baştan doğru yerde açılmadığında, tedbir talebi de gecikebilir.

Süre başlangıcı, özellikle ön ödemeli konut, arsa payı karşılığı inşaat ve elbirliği mülkiyetine konu taşınmazlarda ayrı dikkat ister. Tapunun devrini engelleyen hukuki veya fiili engel sürüyorsa, muacceliyet ve buna bağlı zamanaşımı da farklı tarihe kayabilir. Uygulamada en büyük hata, yalnız sözleşme tarihine bakarak “10 yıl geçmiş” veya “henüz süre başlamadı” sonucuna atlamaktır.

Somut örnek: Alıcı, 2018 yılında noterde düzenlenen satış vaadi sözleşmesiyle bir daire için bedelin yüzde 90’ını ödüyor. Sözleşmede tapu devri, yapı kullanma izin belgesinin alınmasından sonra 60 gün içinde yapılacak deniyor. İskan 2022’de alınmasına rağmen satıcı devri yapmıyor ve 2025’te taşınmazı üçüncü kişiye satma girişimine başlıyor. Bu dosyada muacceliyet 2018 değil, iskan sonrası devir yükümlülüğünün doğduğu 2022 çizgisinde tartışılır. Şerh varsa üçüncü kişiye karşı koruma güçlenir; yoksa dava ile birlikte tedbir talebi hayati hale gelir. Davacı eksik kalan yüzde 10’u da mahkeme veznesine depo etmeye hazır değilse aynen ifa talebi zayıflar.

Yargıtay Çizgisi ve Kritik Ayrımlar

Tescile zorlama dosyalarında kararlar salt “madde metnini tekrarlamaz”; hangi noktanın dosyayı ayakta tuttuğunu veya düşürdüğünü gösterir. Bu nedenle en az üç içtihat okumadan dava stratejisi kurmak risklidir. Özellikle şekil, muacceliyet, öncelik ve taraf teşkili başlıkları Yargıtay tarafından tekrar tekrar vurgulanmaktadır.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 2020/251 E., 2022/1348 K.: Taşınmaz satış vaadi sözleşmesinin önsözleşme niteliğini teyit eder. Sonuç bakımından önemli nokta şudur: dava, salt bir “niyet mektubu” değil; geçerli kurulduysa asıl satış sözleşmesini yapma borcu doğuran bir hukuki bağ üzerinden yürür.

Yargıtay 14. HD, 2003/3550 E., 2003/5635 K.: On yıllık zamanaşımının sözleşme tarihinden değil ifa olanağının doğduğu tarihten başlayacağını vurgular. Bu, özellikle iskan, ifraz, teslim veya ortaklığın çözülmesi gibi olaylara bağlı dosyalarda belirleyicidir.

Yargıtay 7. HD, 2021/6226 E., 2021/1921 K.: Aynı taşınmaz hakkında birden fazla vaat ve öncelik tartışmasında, tarih ve hak doğum sırasının pratik değerini öne çıkarır. Şerh, tedbir ve önceki sözleşme tarihi bu nedenle yalnız formalite değildir.

Yargıtay 14. HD, 2016/18496 E., 2020/7267 K.: Satıcının ölümü halinde tüm mirasçıların davada yer almasının zorunlu olabileceğini; ölü kişiye dava açılması, veraset belgesi ve zorunlu dava arkadaşlığı sorunlarının tescil davasını usulden bozabileceğini gösterir.

Bu kararların ortak mesajı nettir: TMK 716 davası yalnız “satıcı imzayı atmadı” davası değildir. Geçerli sözleşme, doğru davalı, olgunlaşmış ifa talebi, üçüncü kişi yönetimi ve belge zinciri birlikte kurulamıyorsa mahkeme mülkiyeti hükmen geçirmekte isteksiz davranır. Aynı nedenle tescil talebi ile birlikte tedbir, takyidatların kaldırılması, mirasçıların dahil edilmesi veya bakiye bedelin depo edilmesi gibi yan başlıkların ilk dilekçede düşünülmesi gerekir.

Doktrin de aynı çizgiyi destekler. Hakan Albayrak’ın çalışması, taşınmaz satış vaadinin önsözleşme niteliği ile görev-yetki sorunlarını birlikte ele alır; şerhin ve resmî şeklin etkisini somutlaştırır. Gökhan Şahan ile Ahmet Başkan’ın 2025 tarihli makalesi ise şerh edilmiş satış vaadinden doğan hakkın sonradan kurulan rehin ve diğer takyidatlarla çatışmasında öncelik mantığını ayrıntılandırır. İnançlı işlemden kaynaklanan tescile zorlama tartışmaları da, TMK 716’nın yalnız klasik satış vaadiyle sınırlı okunmaması gerektiğini gösterir; ancak geçerli hukuki sebep eşiği her dosyada ayrı ispat ister.

Gerekli Belgeler, Deliller ve İspat Planı

Tescile zorlama davası açmadan önce toplanacak belge listesi görünenden daha geniştir. Noter satış vaadi sözleşmesi elinizde olsa bile tek başına yeterli olmayabilir. Çünkü mahkeme, taşınmazın halen kimin adına kayıtlı olduğunu, devir gününün geldiğini, davacının kendi borcunu yerine getirdiğini ve üçüncü kişiler yönünden hangi kayıtların mevcut olduğunu aynı dosya içinde görmek ister.

Zorunlu belge seti: 1) Noter düzenleme şeklindeki satış vaadi veya diğer geçerli hukuki sebep belgesi, 2) güncel tapu kaydı ve takyidat dökümü, 3) sözleşmedeki satış bedeline ilişkin banka dekontları ve makbuzlar, 4) muacceliyeti gösteren iskan, ihtarname, teslim tutanağı veya tamamlanma belgeleri, 5) satıcı ölmüşse veraset ilamı ve mirasçı kayıtları, 6) dava sırasında üçüncü kişiye devir riski varsa ihtiyati tedbir talep dilekçesini destekleyecek kayıtlar, 7) gerekiyorsa bilirkişi ve keşif talebini dayandıracak proje, plan ve taşınmaz tanımları.

Yanlış hasım seçimi bu davalarda özel olarak tehlikelidir. Satıcı sağ ise tapuda malik görünen kişi temel davalıdır. Satıcı ölmüşse mirasçıların tamamı değerlendirilmeli; miras ortaklığı çözülmeden yalnız bir kısmına yönelinen dosyalar usulden sorun çıkarabilir. Elbirliği mülkiyetine tabi taşınmazlarda ifa olanağı henüz doğmamışsa, doğrudan tescil talebinin reddi riski de dikkate alınmalıdır.

İspat planının bir diğer ayağı bakiye bedel ve depo başlığıdır. Davacı “bedelin tümünü ödedim” diyorsa bunu banka iziyle ortaya koymalıdır. Ödeme kısmen nakit, kısmen çek, kısmen takas ilişkisiyle yapılmışsa her kalem ayrılmalıdır. Aksi halde davalı, “devir borcu henüz doğmadı” savunmasını güçlendirir. Mahkemenin bakiye bedeli depo ettirerek tescile karar verebileceği dosyalarda ise depo hazırlığı dava stratejisinin başında kurulmalıdır.

Dosya üçüncü kişilere de sirayet etmişse ayrıca hangi takyidatın terkin edileceği, hangisinin tescilden sonra da kalacağı netleştirilmelidir. Özellikle satış vaadi şerhinden sonra konulan haciz, ipotek veya başka sınırlı ayni hakların sırası ile etkisi ayrı başlık ister. Bu yüzden, “tek dava açalım, gerisi sonra görülür” yaklaşımı tescile zorlama dosyalarında çoğu kez pahalıya patlar.

Dilekçe İskeleti ve Son Kontrol Listesi

Queue satırında dilekçe şablonu istendiği için, bu dosyada dilekçe omurgası açık yazılmalıdır. Buradaki amaç somut olay danışmanlığı vermek değil; dava dilekçesinin hangi iskeletle kurulacağını göstermek ve yanlış yol riskini azaltmaktır. İlk paragraf yalnız “TMK 716 uyarınca dava açıyoruz” demekle yetinmemeli; sözleşme tarihi, muacceliyet tarihi, ödenen bedel, tapu kaydı ve kaçınma olgusu görünür olmalıdır.

Örnek olay özeti paragrafı: “Davacı ile davalı arasında … tarihli, … yevmiye numaralı noter düzenleme şeklinde taşınmaz satış vaadi sözleşmesi yapılmıştır. Sözleşmeye göre dava konusu … ada … parsel sayılı taşınmazın/… bağımsız bölümün devri, … şartının gerçekleşmesini izleyen … gün içinde yapılacaktır. Bu şart … tarihinde gerçekleşmiş, davacı satış bedelinin … TL’lik kısmını banka kanalıyla ödemiş, bakiye … TL’yi de dava sırasında depo etmeye hazır olduğunu bildirmiş; buna rağmen davalı tapuda ferağ vermekten kaçınmıştır.”

Talep sonucu omurgası: “Dava konusu taşınmazın mevcut tapu kaydının iptali ile davacı adına tesciline; dava sonuna kadar üçüncü kişilere devrin önlenmesi için ihtiyati tedbir konulmasına; gerekirse bakiye satış bedelinin mahkeme veznesine depo edilmesine; şerhten sonra konulan ve davacı hakkıyla bağdaşmayan takyidatların kaldırılmasına; yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ederiz.”

Dilekçe hazırlanırken sitemizdeki HMK 119 kontrol listesi izlenmeli; varsa keşif, bilirkişi, tanık ve tedbir talepleri baştan yazılmalıdır. Tanık anlatımına yaslanılacaksa tanık listesi ve kesin süre riskleri de unutulmamalıdır. Tapu kaydındaki son durum her duruşma öncesi yeniden kontrol edilmelidir; çünkü dava açıldıktan sonra yapılan işlemler, talep sonucunun kapsamını etkileyebilir.

Son kontrol listesi: Sözleşme noter düzenleme şeklinde mi? Tapu kaydı güncel mi? Devir borcunun muaccel olduğu tarih somut belgeyle ispatlanabiliyor mu? Satıcı ölmüşse tüm mirasçılar dosyada mı? Bakiye bedel varsa depo planı hazır mı? Şerh, tedbir veya takyidat yönetimi ilk dilekçede kuruldu mu? Görevli ve yetkili mahkeme doğru seçildi mi? Bu sorulardan biri boş kalıyorsa, dava açmadan önce dosya bir kez daha sıkılaştırılmalıdır.

Sık Sorulan Sorular

Tescile zorlama davası ile tapu iptali ve tescil davası aynı şey midir?

Her tescile zorlama davası tapu iptali ve tescil sonucu doğurabilir; fakat her tapu iptali ve tescil davasının dayanağı TMK 716 değildir. Muris muvazaası, yolsuz tescil veya kadastro kaynaklı davalar farklı maddi hukuk temellerine dayanabilir.

Adi yazılı satış vaadi kâğıdıyla TMK 716 davası açılabilir mi?

Kural olarak hayır. Taşınmaz satış vaadi, resmi şekilde düzenlenmedikçe geçerli olmaz. Yalnız bazı dosyalarda dürüstlük kuralı ve tam ifa tartışmaları ayrı değerlendirilse de, güvenli çizgi noter düzenleme şeklindeki sözleşmedir.

10 yıllık süre sözleşme tarihinden mi başlar?

Genel kabul, hayır yönündedir. Satış vaadinden doğan tescil isteminde süre, çoğu dosyada devir borcunun muaccel olduğu tarihten başlar. İskan, ifraz, teslim veya sözleşmede kararlaştırılan vade bu tarihi belirleyebilir.

Satıcı ölürse dava düşer mi?

Dava kendiliğinden düşmez; fakat taraf teşkili değişir. Satıcının mirasçıları arasında zorunlu dava arkadaşlığı sorunu doğabileceği için veraset ilamı alınmalı ve gerekli mirasçılar davaya dahil edilmelidir.

Tapuya şerh verilmemişse tescil istemi tamamen biter mi?

Taraflar arasındaki kişisel hak otomatik olarak sona ermez. Ancak şerh yoksa veya koruyucu etkisi zayıflamışsa üçüncü kişilere karşı ileri sürme imkanı daralabilir ve tedbir ihtiyacı artar.

Eksik ödenen satış bedeli varsa yine de dava açılabilir mi?

Dosyanın niteliğine göre açılabilir; fakat mahkeme davacıdan bakiye bedeli depo etmesini isteyebilir. Bedelin kalan kısmı ve ödeme planı belirsizse aynen ifa talebi ciddi biçimde zayıflar.

Tescile zorlama davasında bir gün bile bazen yalnız zamanaşımı değil, üçüncü kişiye devir ve takyidat sırası bakımından da fark yaratır. Çiftçi & Partners, satış vaadi, miras, tapu şerhi ve tescil uyuşmazlıklarında sözleşme denetimi, dava stratejisi ve belge bazlı ön değerlendirme yürütmektedir.

İletişime geçin veya dosyanızdaki sözleşme, tapu kaydı ve ödeme belgeleri üzerinden ön inceleme talep edin.

Ne düşünüyorsunuz?

Bağlantılı analizler