CMK m. 178, mahkemenin çağrılmasını reddettiği tanık veya uzman kişinin savunma veya katılan tarafınca duruşmaya doğrudan getirilmesine imkan verir. Beş günlük delil dilekçesi, ret kararının dosyada görünür olması ve talebin yargılamayı uzatma amacı taşımaması eşiktir. Hazır edilen kişi kural olarak dinlenir; aksi yaklaşım savunma hakkı, bozma ve bireysel başvuru riski üretir.
Ceza yargılamasında savunmanın en kırılgan anlarından biri, mahkemenin “bu tanığa gerek yok” veya “uzman kişinin davaya katkısı olmayacak” gerekçesiyle delil çağrısı talebini geri çevirdiği andır. Uygulamada çoğu müdafilik pratiği bu noktada iki yanlış yöne savrulmaktadır. Bir kısım dosyada ret kararı, mahkemenin kesin ve değiştirilemez delil takdiri gibi kabul edilmekte; kişi duruşmaya hiç getirilmeyerek savunma zemini daraltılmaktadır. Diğer kısım dosyada ise 178’in sunduğu doğrudan getirme imkanı, yalnız bir jest gibi algılanmakta ve hazır edilen kişinin niçin dinlenmesi gerektiği tutanak disiplinine bağlanmamaktadır. Oysa 5271 sayılı Kanun, tam bu kırılma anı için ayrı bir savunma emniyet supabı kurmuştur.
CMK m. 178, 177’nci maddenin ret kararıyla kapanan delil kapısını tamamen kilitli bırakmamaktadır. Hâkim veya mahkeme başkanı çağrı talebini reddetse bile, sanık veya katılan o kişiyi mahkemeye getirebilir ve kural olarak bu kişi duruşmada dinlenir. Maddede yer alan tek açık fren, davayı uzatma amacıyla yapılan talebin reddedilebilmesidir. Bu nedenle 178’i anlamanın anahtarı, “mahkeme takdiri” ile “savunma güvencesi” arasındaki sınırı doğru kurmaktır. Anılan sınır yanlış çizildiğinde savunmanın tanık sorgulama hakkı boğulmakta; çok gevşek çizildiğinde ise gerçekten uzatmaya matuf talepler yargılamayı dağıtmaktadır.
I. CMK m. 178’in Hukuki Niteliği: 177 Ret Kararı Sonrasında Açılan Savunma Güvencesi
CMK m. 178, kendi başına bağımsız bir delil toplama rejimi değildir; 177’nci maddede düzenlenen çağrı isteminin reddedilmesi sonrasında devreye giren tamamlayıcı bir güvence hükmüdür. Bu nedenle maddenin ilk cümlesi dikkatle okunmalıdır. Hâkim veya mahkeme başkanı, sanığın veya katılanın gösterdiği tanık ya da uzman kişinin çağrılması hakkındaki dilekçeyi reddettiğinde, taraf o kişiyi mahkemeye getirebilir. İşlev, ilk ret kararının savunma aleyhine mutlak hale gelmesini engellemektedir. Savunma, yalnız mahkemenin önceden çıkardığı davetiyeye bağımlı bırakılmamaktadır; kişi fiilen duruşmaya getirildiğinde mahkeme artık başka bir eşikte karar vermek zorunda kalmaktadır.
Bu hükmün taşıdığı anayasal ağırlık, sırf kanun sistematiğinden değil; tanık sorgulama hakkının adil yargılanma güvencesi içindeki yerine ilişkin içtihattan doğmaktadır. Anayasa Mahkemesi’nin Atila Oğuz Boyalı kararında belirtildiği üzere, sanığın aleyhine olan tanıkları sorgulama veya sorgulatma imkanı, Anayasa’nın 36’ncı maddesinin özel görünümlerinden biridir. Savunma lehine çağrılmış tanığın mahkeme önüne hiç taşınamaması veya hazır edildiği halde dinlenmemesi, yalnız usul ekonomisi kararı gibi görülemez; savunma ile iddia makamı arasındaki dengeyi doğrudan etkilemektedir. Bu nedenle 178, “ek bir kolaylık” değil; çelişmeli yargılamanın fiili işlerliğini koruyan norm niteliğindedir.
Doktrinde baskın çizgi, 178’in doğrudan doğruyalık ve silahların eşitliği ilkeleriyle birlikte okunması gerektiği yönündedir. Hatice Kübra Demir, AİHM ve AYM içtihatlarını karşılaştırdığı çalışmasında tanık sorgulama hakkının yalnız iddia tanıklarına soru sorma hakkından ibaret olmadığını; savunma lehine tanıkların da aynı koşullarda çağrılabilmesi ve dinletilebilmesi gerektiğini vurgulamaktadır. Özbek, Doğan ve Bacaksız da ceza muhakemesi sisteminde savunma delillerinin baştan etkisizleştirilmesinin hükmün meşruiyetini zayıflattığını belirtmektedir. Bu görüşler birlikte okunduğunda 178’in, mahkemenin delil takdir yetkisini ortadan kaldırmadığı; ancak bu takdirin savunmayı duruşma alanından tümüyle dışlayacak ölçüde geniş yorumlanmasına da izin vermediği anlaşılmaktadır.
İşbu nedenle 178’in hukuki niteliği, ret kararını bertaraf eden teknik bir yan yol olarak değil; savunmanın mahkeme önünde canlı delil üretme ve delili tartıştırma imkanını koruyan istisnai ama güçlü bir müdahale aracı olarak görülmelidir. Müdafi açısından mesele, yalnız “tanığı getirdim” demekten ibaret değildir. Tanığın veya uzman kişinin hangi hukuki ayrımı aydınlatacağı, hangi vakıayı destekleyeceği ve hükme etki edebilecek hangi boşluğu dolduracağı da bu normun içeriğine dahildir. Aksi halde 178, teoride tanınmış; pratikte ise içi boşaltılmış bir hakka dönüşmektedir.
II. Ret Kararının Açtığı Alan: Beş Günlük Dilekçe, Olay Bağlantısı ve Gerekçe Disiplini
178’in sağlıklı işletilebilmesi için ilk eşik, 177’nci maddede öngörülen usulün doğru kurulmuş olmasıdır. Sanık; tanık veya uzman kişinin davetini ya da savunma delillerinin toplanmasını istediğinde, bunların ilişkin olduğu olayları göstermek suretiyle bu husustaki dilekçesini duruşma gününden en az beş gün önce mahkeme başkanına veya hâkime verir. Beş günlük süre, basit şekil şartı değil; mahkemenin delil talebini anlamlandırabilmesi için tanınmış bir hazırlık dilimidir. Olayla bağ kurulmadan, kişinin hangi vakıa hakkında ne söyleyeceği açıklanmadan veya yalnız genel ihtiyat cümleleriyle sunulan başvurular, ret kararını denetlenebilir olmaktan çıkarır. Mahkeme, neyi neden reddettiğini açıkça kuramazsa sonraki 178 tartışması da belirsizleşir.
Anayasa Mahkemesi’nin E.D. kararı, savunma tanığı taleplerinin değerlendirilmesinde iki sorunun birlikte önem taşıdığını göstermektedir: talep edilen kişinin olaya temas eden bilgisinin somutlaştırılıp somutlaştırılmadığı ve ret kararının gerekçesinin dosyada görünür olup olmadığı. Mahkemenin “dosyaya katkı sağlamaz” veya “maddi gerçeğe etkili değildir” biçimindeki soyut cümlelerle yetinmesi, sonraki aşamada hem 178’in niçin açıldığını hem de hazır edilen kişinin neden yine dinlenmediğini tartışmalı hale getirir. İyi savunma pratiği, 177 dilekçesinde kişinin açıklayacağı konuyu birkaç net cümleyle dosyaya çivilemekten geçmektedir. Ret kararı da aynı netlikte kurulmadıkça yargısal denetim zayıflar.
Mahkemenin ret takdiri sınırsız değildir; fakat tamamen yok da değildir. Kimi talepler gerçekten ilgisiz olabilir, aynı içeriği tekrar edebilir veya yargılamayı dağıtabilir. Ne var ki bu değerlendirme, somut dosya verisine dayanmalıdır. Örneğin kişi, olayın maddi akışına doğrudan temas eden tek bağımsız gözlemci ise ret gerekçesi dar yorumlanmalıdır. Kişi, zaten dosyada aynı içerikte ifade vermiş birinin yalnız dolaylı tekrarını sunacaksa mahkeme takdiri daha geniş alan bulabilir. Kanaatimizce 178 tartışmasının ilk düğümü burada çözülmektedir: ret gerekçesi ne kadar somut kurulmuşsa, savunma da sonraki celsede tanığı niçin bizzat getirdiğini o kadar etkili anlatabilir.
Ret kararının tutanakta görünür olması ayrıca kanun yolu bakımından da belirleyicidir. Çünkü sonraki celsede kişi hazır edildiğinde, mahkeme ya o kişiyi dinleyecek ya da 178’in istisna cümlesine dayanarak talebin davayı uzatmaya yönelik olduğunu gösterecektir. İlk ret kararının neyi hedef aldığı anlaşılmadan ikinci ret kararı değerlendirilemez. İşbu nedenle müdafinin, 177 dilekçesini verirken ve ret kararı açıklandığında iki ayrı not düşmesi isabetlidir: kişinin ispatlayacağı somut vakıa ve reddin hangi cümleyle kurulduğu. Bu iki sütun daha sonra istinaf, temyiz veya bireysel başvuruda dosyanın omurgasına dönüşmektedir.
- Önce 177 dilekçesinin süresi, olay bağlantısı ve delilin hangi iddiayı ispatlayacağı tek tek kontrol edilir.
- Ret kararı sonrasında doğrudan getirilecek tanık veya uzman kişi için kimlik, ulaşım, belge eki ve anlatım ekseni önceden planlanır.
- Duruşmada hazır etme bildirimi yapılır; dinlenmeme halinde gerekçenin tutanağa tam geçmesi sağlanır ve sonraki kanun yolu buna göre kurulur.
III. Tanık Sorgulama Hakkı, Doğrudan Doğruyalık ve Dengeleyici Güvenceler
178’i teknik bir çağrı maddesi olarak okumak eksik kalır; maddenin asıl ağırlığı tanık sorgulama hakkı ile doğrudan doğruyalık ilkesine bağlandığında görünür hale gelir. AYM ve AİHM çizgisi, ceza yargılamasında aleyhe delil oluşturan tanık beyanlarının savunma tarafından test edilmesini temel ilke kabul etmektedir. Tanık beyanı belirleyici delil niteliği kazandığında, bu kişiye soru yöneltme ve beyanın güvenilirliğini sınama imkanı daha da yoğun önem taşır. Hazır edilen tanığın hiç dinlenmemesi, savunmanın tam bu sınama imkanından mahrum bırakılması anlamına gelebilir. O nedenle 178 uygulaması, yalnız “bir kişinin mahkemeye getirilmesi” değil; karşı sorgu alanının canlı tutulmasıdır.
AİHM’nin Huseyn and Others v. Azerbaijan kararında uygulanan ölçüt, Türk içtihadının da omurgasına yerleşmiştir. Mahkûmiyette kullanılan tanık beyanı, savunmanın soruşturma veya kovuşturma aşamasında sorgulama imkanı bulamadığı bir kişiden geliyorsa; ilk bakılacak husus kişinin neden mahkeme önüne getirilemediğidir. İkinci soru, bu beyanın tek veya belirleyici delil olup olmadığıdır. Üçüncü soru ise savunmanın maruz kaldığı zorluğu telafi eden karşı dengeleyici güvencelerin bulunup bulunmadığıdır. İşte 178, bu üçüncü alandaki en somut ulusal güvencelerden biridir. Mahkeme, daha önce çağırmadığı kişiyi taraf doğrudan getirdiğinde dinlemek suretiyle telafi mekanizmasını fiilen kurabilir.
AYM’nin Nurcan Gülabi, Haci Sülük ve Ömer Sülük, Durmuş Ali Bal ve Burak İnan kararları, bu ilkenin farklı görünüm biçimlerini göstermektedir. Kimi dosyada tanık hiç duruşmaya getirilmemiş, kimi dosyada yalnız istinabe beyanı okunmuş, kimi dosyada ise SEGBİS gibi mevcut araçlar kullanılmamıştır. Ortak sonuç aynıdır: tanık beyanı hükme veya cezanın belirlenmesine belirleyici ölçüde etki ediyorsa, savunmanın gerçek sorgulama imkanından mahrum bırakılması adil yargılanma hakkını zedelemektedir. 178’in kıymeti, bu ihlal zincirine daha ilk derece mahkemesi seviyesinde müdahale edebilmesinde yatmaktadır.
Bununla birlikte tanık sorgulama hakkı mutlak değildir. Yasemin Akgül kararı, tanığın duruşmada bizzat dinlenmemesinin tek başına her zaman ihlal doğurmadığını göstermektedir. Beyanın belirleyici ağırlığı düşükse veya başka kuvvetli doğrulayıcı deliller mevcutsa, ayrıca savunmanın beyanı başka yollarla tartışabilme imkanı bulunuyorsa sonuç farklılaşabilir. Bu karar, 178’in her dosyada mekanik formülle kullanılmaması gerektiğini de göstermektedir. Müdafi, kişi niçin belirleyici delil alanını aydınlatıyor, mevcut deliller niçin yeterli değil ve niçin karşı sorgu yapılmadığında savunma eksik kalacak; bunları görünür kılmak zorundadır.
SEGBİS ve istinabe başlığı da 178 ile iç içe geçmektedir. CMK m. 180/5, tanık veya bilirkişinin aynı anda görüntülü ve sesli iletişim tekniği kullanılarak dinlenebilmesi mümkünse bu yöntemin uygulanacağını düzenlemektedir. Mahkeme, kişinin bizzat getirilemeyeceğini düşünüyorsa SEGBİS neden yeterli değildir sorusuna da cevap vermelidir. Durmuş Ali Bal kararında AYM’nin vurguladığı üzere, teknik imkan varken tanığın neden bu yolla dinlenmediği açıklanmadığında savunma zedelenir. Kanaatimizce iyi bir 178 savunması, bizzat hazır etme ile SEGBİS alternatifi arasındaki ilişkiyi de dosyada tartışır; böylece mahkemenin “nasıl olsa başka yol vardı” savunmasını soyut bırakmaz.
IV. Doğrudan Mahkemeye Getirme Usulü: Hazır Etme, Dinleme Mecburiyeti ve Uzatma İstisnası
178’in pratiğe döküldüğü an, tarafın kişiyi duruşmada hazır ettiğini mahkemeye bildirdiği andır. Bu bildirim yalnız kapıda bekleyen kişinin varlığını söylemekten ibaret olmamalıdır. Kişinin kim olduğu, hangi olay kesitine ilişkin bilgi vereceği, daha önce neden çağrılmasının istendiği ve dosya bakımından hangi boşluğu dolduracağı aynı celse içinde açıklanmalıdır. Böyle kurulmayan bildirim, mahkemenin uzatma itirazını daha kolay benimsemesine yol açabilir. Savunma lehine güvenli zemin, kişi salonda iken onun rolünün ve delil değerinin aynı anda tutanağa geçirilmesidir.
Yargıtay 16. CD’nin 14.12.2020 tarihli kararı, bu noktanın en somut örneklerinden biridir. Dosyada bağımsız denetim raporunu hazırlayan kişi son celsede tanık olarak hazır edilmiş; müdafi, daha önce sunduğu dilekçe ile soruşturmanın genişletilmesi taleplerinin karara bağlanmasını istemiştir. Mahkeme ise dosyanın karar aşamasında bulunduğunu, talebin dosyaya yenilik katmayacağını belirterek kişiyi dinlememiştir. Daire, 178’in lafzına dönmüş ve daha önce çağrılması reddedilen, buna rağmen duruşmada hazır edilen tanık ya da uzman kişinin, talebin yargılamayı uzatma amacı taşıdığı dosyadan açıkça çıkmadıkça dinlenmesinin mecburi olduğunu vurgulamıştır. Mahkeme, kişinin daha önce neden reddedildiğini, aynı kişinin duruşmada hazır edilmesinden sonra neyin değişmediğini, niçin uzatma amacı bulunduğunu ve bu kişinin olası beyanının mevcut delil mimarisini neden etkileyemeyeceğini ayrı ayrı göstermedikçe, 178’e dayalı ikinci ret kararının güvenli biçimde ayakta kalacağını varsayamaz. Bu yaklaşım, “katkı sağlamaz” ölçütünün 178 için yeterli ret nedeni olmadığını göstermektedir.
Maddenin son cümlesinde yer alan davayı uzatma amacı istisnası ise dar yorumlanmalıdır. Her ileri saatli celse, her yeni kişi veya her beklenmeyen belge otomatik biçimde uzatma amacı anlamına gelmez. İstisnanın anlamlı hale gelebilmesi için, talebin kötü niyetli tekrara dayandığı, kişinin açıklayacağı konunun dosya ile kopuk olduğu veya kişinin yalnız yargılamayı sürüncemede bırakmak üzere öne sürüldüğü somut göstergelerle ortaya konulmalıdır. Kişi ilk kez o celseye getiriliyor olabilir; fakat daha önce süresinde talep edilmiş, ret kararı verilmiş ve kişinin olay bilgisi net ise sırf son celsede hazır edilmiş olması kötü niyet sayılmaz. Kanaatimizce 178’in gerçek koruması, uzatma istisnasının bu şekilde sıkı yorumlanmasında yatmaktadır.
Hazır edilen kişinin mahkemece dinlenmesi ayrıca tutanak tekniği bakımından da önem taşır. Kişi dinlenmişse, hangi soruların sorulduğu ve beyanın hükme etkisi görülebilir hale gelir. Dinlenmemişse, reddin hangi somut nedene dayandığı ve savunmanın neyi kaybettiği kayda geçer. İstinaf ve temyiz incelemesi bakımından bu kayıt vazgeçilmezdir. Çünkü üst mahkeme, yalnız hükmün sonucuna değil; savunma delilinin ne şekilde dışarıda bırakıldığına da bakar. Müdafiin “tanığımız vardı” cümlesi kadar, mahkemenin “neden dinlemiyorum” cümlesi de dosyanın kaderini belirlemektedir.
V. Uzman Kişi, Bilirkişi ve Özel Bilgi: Aynı Delil Ailesi İçindeki Farklı Usul Rolleri
178’in en çok karıştırılan yönü, maddede geçen “uzman kişi” ibaresinin otomatik biçimde “bilirkişi” ile eşitlenmesidir. Oysa CMK sistematiği içinde bilirkişilik, 67’nci ve devamı maddelerde düzenlenen; mahkemece görevlendirilen ve belirli usuli çerçeveye bağlı özel bir delil kurumudur. 178’deki uzman kişi ise tarafın duruşmaya getirmek istediği ve belirli teknik veya mesleki bilgisiyle vakıayı aydınlatabilecek kişidir. Bu kişi, resmi bilirkişi raporu düzenleyen usul süjesi olmak zorunda değildir. Tarafın dayandığı teknik incelemeyi hazırlayan bağımsız uzman, şirket içi denetçi, finansal çözümleme yapan uzman veya belirli mesleki uygulamayı açıklayabilecek kişi bu başlıkta gündeme gelebilir.
Bu ayrımın pratik sonucu büyüktür. Bilirkişi, mahkemenin görevlendirdiği kişidir ve raporunun tartışılması ayrı usul rejimine tabidir. Uzman kişi ise çoğu zaman tarafın delil teorisini destekleyen, belirli teknik veriyi açıklayan veya mevcut rapora metodolojik itiraz geliştiren bir beyan kaynağı olarak ortaya çıkar. Savunma, resmi bilirkişi raporunun eksik veya metodolojik olarak tartışmalı olduğunu düşünüyorsa, 178 hattında hazır edilen uzman kişi ile bu eksikliği görünür kılabilir. Bu halde mahkeme, uzmanın beyanını sırf “resmi bilirkişi değil” diyerek peşinen dışlayamaz; hangi nedenle dosyaya etkisiz gördüğünü ayrıca kurmalıdır.
6754 sayılı Bilirkişilik Kanunu ve CMK m. 67 birlikte okunduğunda, mahkemece atanan bilirkişinin tarafsızlık ve görevlendirme rejimi ile tarafça getirilen uzman kişinin konumunun farklılaştığı açıkça görülmektedir. Ne var ki bu farklılık, uzman kişinin hiçbir anlam taşımadığı sonucuna götürmez. Aksine savunma bakımından kimi dosyalarda en etkili müdahale, resmi raporun yöntem kusurunu, veri seti eksikliğini veya yorum hatasını duruşmada açıklatabilen uzman kişiden gelir. İşbu nedenle 178’de uzman kişi başlığı, savunmanın teknik bilgiye erişim hakkı ile yakından ilgilidir.
Durmuş Ali Bal kararının SEGBİS vurgusu ve Yargıtay 16. CD kararının bağımsız denetim raporunu hazırlayan kişi örneği birlikte düşünüldüğünde, mahkemenin “uzman kişi zaten rapor yazmış” diyerek sözlü dinlemeyi önemsizleştirmesi güvenli değildir. Raporun içeriği başka, duruşmada yöneltilecek sorulara verilecek cevaplar başkadır. Raporu yazan kişinin yöntem seçimi, veri kaynağı, sınırları ve tereddütleri ancak sorgu sırasında açığa çıkabilir. Kanaatimizce savunma lehine asıl değer de burada doğmaktadır. Teknik belgenin sahibini duruşmada konuşturmak, metni canlı delile dönüştürür ve mahkemenin raporu otomatik kabule yönelmesini frenler.
VI. Delil, Belge, Masraf ve Tutanak Yönetimi: Dosya Stratejisinin Görünür Omurgası
178 başvurusunda ikna gücünü artıran ilk unsur, kişi ile belge kümesinin birlikte hazırlanmasıdır. Tanık, hangi olayı gördüğünü; uzman kişi, hangi veriyi hangi yöntemle incelediğini destekleyebilecek bir dosya omurgasıyla gelmelidir. Dilekçede ileri sürülen vakıa ile kişinin duruşmadaki olası beyanı arasında kopukluk varsa mahkeme uzatma itirazını daha kolay benimser. Buna karşılık kişi; somut tarih, yer, belge, kayıt veya teknik bulgu üzerinden konuşacaksa, savunma tarafı 178’in zorunlu dinleme karakterini daha güçlü hatırlatabilir. Savunma delili yalnız ağızdan ibaret bırakılmamalı; ekli belge, özet tablo ve sorulacak başlıklarla birlikte kurgulanmalıdır.
Masraf ve lojistik boyutu da küçümsenmemelidir. Her ne kadar 178’de tarafın kişiyi doğrudan getirmesi öngörülmüş ise de, bu yolun fiilen kullanılabilmesi için kişinin ulaşımı, celse saatinde hazır bulunması ve gerekirse bekletilmesi planlanmalıdır. Müdafi açısından, duruşma günü kişinin hangi saatte hazır olacağı, duruşma listesinde dosyanın hangi sırada bulunduğu ve kişinin kimlik tespiti için gerekli belgelerin hazır olup olmadığı basit operasyonel ayrıntılar gibi görünse de, 178’in başarıyla kullanılmasında belirleyicidir. Hazır etme planı iyi kurulmazsa hak teoride mevcut kalır; fakat duruşmada kullanılamaz hale gelir.
Tutanak yönetimi ise sonraki kanun yolu bakımından asli unsurdur. Kişi hazır edildiğinde bunun duruşma tutanağına açık biçimde geçirilmesi, kişinin hangi konu hakkında dinlenmesinin istendiğinin yazılması ve mahkemenin verdiği ara kararın tam cümleyle kayda alınması gerekir. “Talep reddedildi” ibaresi yetmez; reddin dayanağı neyse aynen görünür hale gelmelidir. Mahkeme, davayı uzatma amacı dediğinde buna dayanak olan somut olgu nedir; katkı sağlamaz dediğinde hangi nedenle böyle düşünmektedir; bunlar tutanakta yoksa üst denetim yüzeyi daralır. Kanaatimizce 178 dosyalarında çoğu yenilgi, esasen bu tutanak daralmasından kaynaklanmaktadır.
CMK m. 153 eksenindeki dosya erişimi ve CMK m. 170 çerçevesindeki iddianame disiplini birlikte düşünüldüğünde, 178 stratejisinin yalnız duruşma günü sürprizi olmadığı anlaşılır. Kişiyi getirmenin anlamlı olabilmesi için savunmanın dosya içeriğine vakıf olması, hangi boşluğu hedeflediğini bilmesi ve mahkemenin yeterli şüphe ya da mevcut delil mimarisi hakkındaki ön kabullerini okuyabilmesi gerekir. Bu bakımdan 178, tek başına değil; savunma dosyasının tamamı içinde çalışan bir kurumdur.
Kurumsal ve teknik uyuşmazlıklarda ayrıca uzman kişinin söyleyeceği ile mahkemece atanan bilirkişiye yöneltilecek itirazların ayrıştırılması yararlıdır. Bir dosyada savunma, hem mevcut bilirkişi raporuna metodolojik eleştiri getirebilir hem de bu eleştiriyi hazırlayan uzman kişiyi 178 üzerinden dinletmek isteyebilir. Böyle bir senaryoda hangi kısım resmi rapora itiraz, hangi kısım teknik açıklama, hangi kısım yeni savunma delili; bunların ayrı sütunlarda kurulması isabetlidir. Kişinin yalnız raporu tekrar etmeyeceği, raporun veri kaynağını, kullanılan varsayımları, alternatif teknik yorumu ve resmi bilirkişi görüşünün hangi noktada eksik bırakıldığını sözlü biçimde açacağı baştan gösterilirse, mahkemenin 178 talebini sırf bilirkişilik kurumuna müdahale gibi okuyup dışlama ihtimali belirgin biçimde azalır. Aksi halde mahkeme, farklı usul araçlarını birbirine karıştırıp savunma talebini daha kolay dağıtabilmektedir.
VII. Yargısal Denetim Çizgisi ve Doktrindeki Tartışma: Zorunlu Dinleme mi, Sıkı Takdir mi?
Yargı kararları ile doktrinin kesiştiği ana tartışma, 178’deki dinleme zorunluluğunun ne kadar güçlü olduğu sorusudur. Bir uçta, ret kararı verilmiş olsa bile hazır edilen kişinin kural olarak dinleneceğini ve istisnanın dar yorumlanacağını savunan yaklaşım bulunmaktadır. Yargıtay 16. CD’nin 14.12.2020 tarihli kararı bu çizgiyi açık biçimde temsil etmektedir. Diğer uçta ise, mahkemenin usul ekonomisi ve dosya yönetimi yetkisini daha geniş okuyan, kişinin anlatacağı hususun hükme etkisi olmadığını düşünüyorsa talebi rahatça dışlayabileceğini varsayan uygulama eğilimi vardır. Ne var ki bu ikinci yaklaşım, AYM’nin tanık sorgulama hakkı içtihadı karşısında giderek zayıflamaktadır.
Hatice Kübra Demir ve Fahri Gökçen Taner’in çalışmaları, savunmanın tanık sorgulama imkanına müdahale edildiğinde yargısal gerekçenin yoğunlaşması gerektiğini göstermektedir. Semiyet Badem ile Devrim Güngör ise tanık beyanının delil değeri ve duruşmada tartışılması üzerinde durarak, sözlü beyanın kağıt üzerindeki özetlerle ikame edilmesinin ciddi sakatlıklar doğurabileceğini belirtmektedir. Bu görüşler, 178’in savunma bakımından taşıdığı ağırlığı teyit etmektedir. Buna karşılık mahkemenin her geç başvuru veya her tekrar talebi dinlemek zorunda olduğunu söylemek de doğru değildir. Gerçek tartışma, kötü niyetli tekrar ile savunma bakımından belirleyici canlı delili nasıl ayıracağımız sorusundadır.
Yasemin Akgül kararı ile Nurcan Gülabi kararı arasındaki fark bu açıdan öğreticidir. İlk dosyada tanık beyanının ağırlığı ve dengeleyici güvence tablosu farklı olduğu için ihlal sonucu çıkmamıştır. İkinci dosyada ise tanığın sorgulanamaması hükmün çekirdeğine dokunduğu için ihlal kararı verilmiştir. Demek ki 178 tartışmasında yalnız “dinlensin mi dinlenmesin mi” ikiliği yetmez; kişinin beyanının hüküm bakımından ağırlığı ve başka güvencelerin mevcut olup olmadığı da önem taşır. Kanaatimizce mahkeme, hazır edilen kişiyi dinlemeyeceği her durumda bu ağırlık testini açıkça kurmak zorundadır.
Karşı görüşün güçlü yanı, bazı dosyalarda savunmanın gerçekten dağınık veya tekrar eden taleplerle yargılamayı yaymaya çalışabilmesidir. Bu ihtimal küçümsenemez. Ancak çözüm, 178’i fiilen işlemez hale getirmek değildir. Çözüm; hangi talebin tekrar, hangi talebin canlı delil, hangi talebin teknik açıklama ve hangi talebin kötü niyetli geciktirme olduğunu somutlaştıran gerekçe disiplinidir. Mahkeme böyle davrandığında hem usul ekonomisi korunur hem de savunma hakkı boğulmaz. İşbu nedenle 178’in geleceği, normun daraltılmasında değil; gerekçelerin ciddileştirilmesinde yatmaktadır.
VIII. Uygulama Kontrol Matrisi ve Sık Yapılan Hatalar
178 dosyalarında hak kaybı çoğu zaman tanığın hiç bulunamamasından değil, bulunan kişinin hukuken doğru biçimde sunulamamasından doğmaktadır. Savunma, ret kararı ile hazır etme anı arasındaki köprüyü iyi kurmazsa kişi salonda olsa bile delil etkisi zayıflamaktadır. Aşağıdaki matris, bu başlıkta en sık karşılaşılan kesitleri özetlemektedir.
Tablonun tamamını görmek için tabloyu sağa ve sola kaydırabilirsiniz.
| Aşama | Dayanak | Yapılacak İşlem | Başlıca Risk |
|---|---|---|---|
| Delil talebi | CMK m. 177 | Tanık veya uzman kişinin hangi olay için istenildiğini somutlaştıran dilekçe sunulur. | Olay bağlantısı kurulmazsa ret kararı denetlenebilir olmaktan çıkar. |
| Ret kararı | CMK m. 178 | Ret gerekçesi tutanağa geçirilir ve sonraki savunma planı buna göre kurulur. | Soyut ret gerekçesi sonraki celsede telafi edilmeden bırakılırsa savunma hakkı daralır. |
| Hazır etme | CMK m. 178 | Kişi duruşmaya fiilen getirilir; kimlik ve beyan konusu önceden hazırlanır. | Hazır kişi hakkında net açıklama yapılmazsa uzatma itirazı güçlenir. |
| Alternatif dinleme | CMK m. 180/5 | SEGBİS veya istinabe alternatifi varsa bunun neden yeterli olmadığı anlatılır. | Mahkeme, tanığı hiç dinlemeyip yalnız önceki beyanla yetinirse ihlal riski doğar. |
| Uzman kişi / bilirkişi | CMK m. 67 ve 178 | Özel bilgi sunacak kişinin rolü ile mahkeme bilirkişisinin görevi ayrılır. | Usul ayrımı kurulmazsa delil değeri tartışması boğuk kalır. |
| Kanun yolu zemini | CMK m. 201, 206, 217 | Dinlenmeyen kişinin neden belirleyici olduğu tutanağa ve gerekçeli itiraza işlenir. | Tutanak zayıf tutulursa istinaf veya bireysel başvuru zemini daralır. |
En sık hata, 177 ile 178 arasındaki farkın bulanık bırakılmasıdır. Müdafi, ilk dilekçede olay bağlantısını kurmayıp sonraki celsede “zaten kişi burada” demekle yetinmektedir. İkinci hata, uzman kişi ile bilirkişiyi aynı kova içine atarak usul yolunu belirsizleştirmektir. Üçüncü hata ise, mahkemenin ret cümlesinin tutanağa tam geçirilmesini sağlamamaktır. Son hata, kişinin açıklayacağı hususun niçin belirleyici olduğunu göstermeden yalnız soyut savunma hakkı söylemi üzerinde ısrar etmektir. Bu dört eksik birlikte oluştuğunda 178 hakkı kâğıt üzerinde kalmaktadır.
IX. Sık Sorulan Sorular
CMK m. 178, sanık veya katılanın tanık ya da uzman kişinin çağrılmasını istediği dilekçenin mahkemece reddedilmesinden sonra devreye girer. Ön koşul, 177 hattında süresinde ve olayla bağlantılı bir delil talebinin bulunmasıdır. Ret kararı olmadan 178’in fiilen açıldığı söylenemez.
Kural evet yönündedir. Hazır edilen kişi duruşmada dinlenir. Ret ancak talebin davayı uzatma amacıyla yapıldığı somut olarak gösterilirse mümkündür. Dosyaya katkı sağlamayacağı veya kanaati değiştirmeyeceği biçimindeki soyut gerekçeler tek başına güvenli değildir.
Aynı değildir. Bilirkişi, mahkemece atanan ve görev alanı kanunla çizilen usul süjesidir. Uzman kişi ise tarafın özel bilgi sunmak üzere duruşmaya getirdiği kişi olarak 178 içinde görünür olur. Bu nedenle beyanın usuli ağırlığı ve sonraki tartışma zemini değişir.
CMK m. 180/5 ve AYM içtihadı uyarınca, SEGBİS imkanı varken tanığın neden dinlenmediği açıklanmalıdır. Tanık beyanı belirleyici delil niteliği taşıyorsa ve savunma karşı sorgu yapamamışsa, eksiklik bozma veya bireysel başvuru bakımından ihlal riskine dönüşebilir.
Hayır. Madde, sanık yanında katılanın da çağrılması reddedilen tanık veya uzman kişiyi doğrudan mahkemeye getirebileceğini kabul eder. Bununla birlikte uygulamada savunma tanığı tartışmaları daha görünür olduğu için madde çoğu zaman yalnız sanık lehine bir araçmış gibi anlatılmaktadır.
İlk kontrol, 177 dilekçesinin süresi ve olay bağlantısıdır. İkinci kontrol, ret kararının dosyada açıkça görünüp görünmediğidir. Üçüncü kontrol ise hazır edilecek kişinin kimlik, ulaşım, açıklayacağı konu ve varsa belge eklerinin önceden planlanmasıdır. Tutanak stratejisi de aynı gün hazırlanmalıdır.
X. Uygulama Bakımından Profesyonel Değerlendirme
CMK m. 178, ceza muhakemesinde savunma lehine yazılmış kısa fakat etkisi büyük hükümlerden biridir. Mahkeme, çağrılmasını reddettiği kişiyi tarafın doğrudan duruşmaya getirmesi karşısında artık daha sıkı bir gerekçe yükü altındadır. Bu yük, savunmanın teorik hakka değil; fiili karşı sorgu imkanına ulaşabilmesi için kurulmuştur. Özellikle tanık beyanının hükme belirleyici ölçüde etki edebileceği, teknik raporların tartışmalı olduğu veya SEGBİS alternatifi açık olduğu dosyalarda 178’in kullanılmaması ciddi kayıp doğurabilmektedir.
Mahkemeler bakımından ana risk, 178’i ya otomatik kabul ya da otomatik ret alanı gibi görmektir. Savunma bakımından ana risk ise, hazır etmeyi teknik bir lojistik işlem zannedip delil teorisini eksik bırakmaktır. Oysa iyi dosya yönetimi, 177 dilekçesi, ret kararı, hazır etme planı, tutanak yönetimi ve sonraki kanun yolu mimarisini tek hat üzerinde kurmaktadır. Kanaatimizce 178’in sağladığı asıl güç, mahkemeyi canlı delille yüz yüze bırakmasında ve gerekçe üretmeye zorlamasında yatmaktadır.
Kategori sayfasındaki diğer ceza muhakemesi analizleri için Ceza Hukuku arşivine göz atabilirsiniz.
CMK m. 178 kapsamında reddedilen tanık veya uzman kişinin duruşmada dinletilmesi bakımından dosya özelinde ön inceleme mi gerekiyor?
Beş günlük delil dilekçesi, ret kararının gerekçesi, hazır etme planı, SEGBİS alternatifi ve sonraki kanun yolu stratejisinin dosya özelinde birlikte değerlendirilmesi için iletişim sayfası üzerinden ulaşabilirsiniz.
Kaynakça ve Atıf Listesi
Resmi Kaynaklar
- Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, m. 36, 38 ve 141.
- 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu, özellikle m. 67, 177, 178, 180, 201, 206, 210 ve 217.
- 5726 sayılı Tanık Koruma Kanunu, özellikle m. 5 ve 9.
- 6754 sayılı Bilirkişilik Kanunu, özellikle m. 3, 10 ve 14.
- Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, özellikle m. 6.
- Mevzuat Bilgi Sistemi üzerinden yayımlanan güncel 5271, 5726 ve 6754 sayılı kanun metinleri.
Mahkeme Kararları
- Yargıtay 16. CD, E. 2020/6792, K. 2020/6266, T. 14.12.2020.
- AYM, Atila Oğuz Boyalı [2. B.], B. No: 2013/99, T. 20.03.2014.
- AYM, E.D. [2. B.], B. No: 2015/1668, T. 22.02.2018.
- AYM, Yasemin Akgül [2. B.], B. No: 2014/2630, T. 27.10.2016.
- AYM, Nurcan Gülabi [1. B.], B. No: 2015/15355, T. 23.05.2018.
- AYM, Haci Sülük ve Ömer Sülük [1. B.], B. No: 2021/5155, T. 13.03.2025.
- AYM, Durmuş Ali Bal [1. B.], B. No: 2021/37067, T. 11.06.2024.
- AYM, Burak İnan [1. B.], B. No: 2021/7640, T. 21.05.2024.
- AİHM, Huseyn and Others v. Azerbaijan, App. Nos. 35485/05, 45553/05, 35680/05 ve 36085/05, T. 26.07.2011.
Bilimsel Çalışmalar
- Demir, Hatice Kübra, “Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve Anayasa Mahkemesi İçtihatları Doğrultusunda Tanık Sorgulama Hakkı”, Yıldırım Beyazıt Hukuk Dergisi, 2022/2.
- Doğan, İdris / Bozdağ, Ahmet, “Ceza Muhakemesinde İstinabe Uygulamasının Sanığın Duruşmada Hazır Bulunma Hakkı Bağlamında Değerlendirilmesi”, Gaziantep Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, C. 22, S. 3 (2023), s. 1004-1020.
- Badem, Semiyet, “Ceza Muhakemesi Hukukunda Tanık”, Türkiye Adalet Akademisi Dergisi, S. 45 (2021).
- Güngör, Devrim, “Ceza Muhakemesinde Tanık Beyanının Delil Değeri Üzerine Bazı Tespit ve Değerlendirmeler”, İnönü Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C. 6, S. 2 (2016), s. 307-318.
- Özbek, Veli Özer / Doğan, Koray / Bacaksız, Pınar, Ceza Muhakemesi Hukuku, 14. Baskı, Seçkin Yayıncılık, Ankara 2021.
- Taner, Fahri Gökçen, Ceza Muhakemesi Hukukunda Adil Yargılanma Hakkı Bağlamında Çelişme ve Silahların Eşitliği, 2. Baskı, Seçkin Yayıncılık, Ankara 2021.
Elektronik Kaynaklar
- Mevzuat Bilgi Sistemi, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu güncel yayımı.
- kararlarbilgibankasi.anayasa.gov.tr üzerinde doğrulanan AYM bireysel başvuru karar metinleri.
- karararama.yargitay.gov.tr üzerinde doğrulanan Yargıtay 16. CD kararı.
- HUDOC, Huseyn and Others v. Azerbaijan karar sayfası.
- ciftcipartners.com üzerinde yayımlanan CMK m. 149, 153, 170, 174 ve 175 analizleri.
