İnternette ÖSS/ÖSYM sorularının çözümünü paylaşmak nedeniyle ceza verilmiş olması, tek başına “mahkûmiyet kesin olarak doğrudur” sonucunu doğurmaz. Aynı şekilde, “sorular kamusal niteliktedir; bu yüzden hiçbir şekilde suç oluşmaz” demek de çoğu dosyada fazla iddialı kalır. Asıl mesele; paylaşılan içeriğin gerçekten telif koruması altında olup olmadığı, hak sahibinin kim olduğu, yayınevinin ÖSYM’den doğan haklarını somut belgeyle ispat edip etmediği, bilirkişi raporunun hangi belgelere dayandığı ve HAGB kararının hangi tarihte, hangi usulle verildiğidir.
Özellikle dosyada “bu sorularda telif hakkım var” denmesine rağmen ÖSYM ile yapılmış açık bir devir veya lisans sözleşmesinin bulunmaması, ceza mahkûmiyetinin en kritik tartışma başlıklarından biridir. Çünkü ceza yargılamasında fiilin hukuki vasfı kadar, şikâyetçinin hak sahipliği sıfatı ve ispat zinciri de önem taşır.
Eser niteliği ve hak sahipliği neden belirleyici?
Ceza mahkûmiyetinin sağlıklı kurulabilmesi için önce korunan bir hakkın gerçekten mevcut olduğunun gösterilmesi gerekir. Başka bir ifadeyle, “sorular paylaşıldı” tespiti tek başına yetmez; paylaşılan içeriğin FSEK anlamında korunan bir eser veya eser bütününün parçası olduğu ve şikâyetçinin bu içerik üzerinde hak sahibi bulunduğu ortaya konulmalıdır.
Burada iki ayrı soru sorulur. Birincisi, paylaşılan materyal gerçekten telif korumasına elverişli midir? İkincisi, telif hakkını ileri süren kişi veya kurum bunu hangi sıfatla ileri sürmektedir? Eseri bizzat meydana getiren kişi mi, mali hakları devralan kişi mi, yoksa yalnızca fiilen yayımlayan ama hak zincirini ispat edemeyen bir üçüncü kişi mi?
Telif hakkı iddiasında bulunan yayınevi ise, özellikle dosyada ÖSYM ile arasındaki sözleşme veya izin ilişkisini gösteren bir belge bulunmuyorsa, bu eksiklik basit bir usul ayrıntısı olarak görülemez.
| İncelenecek başlık | Neden önemli? | Sanık lehine doğurabileceği tartışma |
|---|---|---|
| Soruların eser niteliği | FSEK koruması otomatik değil; özgün ifade aranır. | Standart, klişe veya salt bilgi aktarımı niteliğindeki sorularda koruma alanı tartışmalı olabilir. |
| Hak sahipliği | Şikâyetçi gerçekten hak sahibi değilse suç isnadının temeli zayıflar. | ÖSYM’den doğan hak zinciri ispatlanmamışsa mahkûmiyet tartışmalı hale gelir. |
| Yazılı izin / devir / lisans | FSEK 71 bakımından yazılı izin unsuru önemlidir. | “Bu sorularda telif hakkım var” demek tek başına yeterli görülmeyebilir. |
| Paylaşılan kapsam | %10 temel kitapçık ile tam veya geniş kapsamlı paylaşım aynı değildir. | Kamuya açılmış kısmın mı, yoksa gizli/tam içeriğin mi paylaşıldığı ayrı değerlendirilir. |
| Bilirkişi raporunun dayanağı | Raporun hangi belge ve teknik veriye dayandığı görülmelidir. | Belgesiz, soyut veya tekrara dayalı raporlar savunma açısından hedef alınabilir. |
ÖSYM, yayınevi ve telif devri tartışması
Uygulamada en dikkat çekici noktalardan biri şudur: ÖSYM, 29.08.2013 tarihli resmî açıklamasında, yaptığı sınavlarda sorulan sorular bakımından 5846 sayılı Kanun kapsamında bedelli veya bedelsiz telif devri yapılmayacağını ve başka bir yolla yayımlanmaya izin verilmeyeceğini duyurmuştur. Aynı açıklamada, kamuoyuna yalnız belirli bir çerçevede “Temel Soru Kitapçığı” sunulacağı; bunun dışında kalan soruların paylaşılması halinde yasal işlem başlatılacağı belirtilmiştir.
Bu nedenle dosyada bir yayınevi, “bu sorularda telif hakkı bendedir” diyorsa, özellikle olayın tarihi 29.08.2013 sonrasına denk geliyorsa, şu soru daha da önem kazanır: Bu hak neye dayanarak ileri sürülmektedir? ÖSYM’nin genel politika beyanı telif devri yapılmayacağı yönündeyken, somut dosyada bu genel ilkenin istisnasını gösteren açık bir sözleşme, lisans veya yetki belgesi var mıdır?
Elbette her dosyada cevap aynı olmayabilir. Olay tarihi eski olabilir, belirli bir sınav grubuna özgü farklı bir sözleşmesel yapı bulunabilir, paylaşım ÖSYM’nin kamuya açtığı sınırlı kısma ilişkin olabilir ya da yayınevi bizzat kendi özgün çözüm anlatımının kopyalandığını ileri sürüyor olabilir. Fakat dosyada bunların hiçbiri somut belgeyle gösterilmiyorsa ve bilirkişi raporu buna rağmen kesin dille hak sahipliği kabul ediyorsa, savunma bakımından ciddi bir denetim alanı doğar.
“ÖSYM ile sözleşme dosyada yoksa ceza kesin bozulur” demek doğru değildir. Ancak “dosyada sözleşme yok ama yine de yayınevi hak sahibidir” sonucunun nasıl kurulduğu açıklanmıyorsa, mahkûmiyetin ispat temeli ciddi şekilde tartışılabilir. Özellikle ceza yargılamasında, hak sahipliği gibi temel bir unsurun varsayımla değil belgeyle kurulması beklenir.
Bilirkişi raporu tek başına yeterli midir?
Hayır. Bilirkişi raporu önemli olabilir; fakat mahkeme açısından bağlayıcı ve tartışmasız gerçeklik üretmez. Üstelik raporun güvenilirliği, dayandığı belge seti kadar güçlüdür. Raporda yalnızca “şikâyetçi bu soruların telif hakkına sahiptir” deniyor; fakat bu sonucun hangi sözleşme, lisans, kurum yazısı, yayın tarihi, eser sahipliği kaydı veya devir zinciriyle desteklendiği gösterilmiyorsa, raporun denetlenebilirliği zayıflar.
Özellikle fikri haklar dosyalarında bilirkişi, bazen eser benzerliğini veya kullanım biçimini doğru tespit etse bile, hak sahipliği ayağını eksik bırakabilir. Oysa “hak var mı?” ile “hak ihlali var mı?” aynı inceleme değildir. Önce hak sahipliğinin ve kullanım yetkisinin kimde olduğu ortaya konulmalı, sonra ihlâl değerlendirmesine geçilmelidir.
Savunma bakımından sorulması gereken temel sorular şunlardır: Bilirkişi ÖSYM ile yayınevi arasındaki ilişkiyi hangi belgeye dayanarak kabul etti? Paylaşılan materyalin tamamı mı, bir kısmı mı incelendi? Paylaşılan unsur yalnızca soru metni mi, yoksa yayınevinin özgün çözüm anlatımı ve sunumu da mı dosyaya konu edildi? Soruların kamuya açılmış kısım içinde olup olmadığı araştırıldı mı?
Dosyada bilirkişinin raporuna göre savunma güçlendirilmelidir.
“Bana verilen ceza doğru mu?” sorusuna hukukî cevap
Bu soruya dürüst ve hukukî cevap şudur: Somut olaya ait tam dosya görülmeden “ceza kesin doğrudur” veya “kesinlikle yanlıştır” demek isabetli olmaz. Ancak dosyada ÖSYM ile yayınevi arasındaki hak devri veya kullanım yetkisini gösteren somut belge yoksa, buna rağmen yayınevinin telif hakkı sahibi olduğu kabul edilmişse ve bilirkişi raporu da bu konuda denetlenebilir veri sunmuyorsa, mahkûmiyetin tartışmaya açık olduğu söylenebilir.
Buna karşılık şu husus da gözden kaçırılmamalıdır: Anayasa Mahkemesi’nin bilgi edinme alanındaki kararları ya da adayların kendi sınav evrakına erişebilmesi, sınav sorularının sınırsız biçimde internette yayımlanmasını otomatik olarak hukuka uygun hale getirmez. ÖSYM’nin resmî politikası, özellikle tam soru setlerinin kamuya serbest bırakılmaması ve telif haklarının ÖSYM’de saklı tutulması yönündedir. Bu nedenle savunmanın güçlü zemini, “sorular kamu malıdır” iddiasından çok, “hak sahipliği ve ihlâl unsuru somut biçimde ispatlanmamıştır” ekseninde kurulur.
Bir başka kritik nokta da paylaşımın mahiyetidir. Salt birkaç sorunun eğitim amacıyla tartışılması, kamuya açıklanmış temel soru kitapçığından alıntı yapılması, yorum ve eleştiri ile birlikte sınırlı kullanım, ticari kazanç amacıyla sistematik çoğaltma veya tam sınav setini çözümleyip yayma aynı kefeye konulmaz. Dosyada hangi fiilin işlendiğinin ayrıntılı tespiti, ceza sorumluluğunun sınırlarını doğrudan etkiler.
Dosyada sözleşme yoksa, hak sahipliği açık değilse ve bilirkişi raporu bu boşluğu doldurmuyorsa; mahkûmiyetin “otomatik ve tartışmasız doğru” olduğu söylenemez. Ama bu eksiklikler otomatik beraat sonucu da doğurmaz. Belirleyici olan, mahkemenin hangi delille hangi sonuca ulaştığını gerekçede ne kadar açık gösterdiğidir.
HAGB verilmişse ne anlama gelir?
Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, beraat değildir. Mahkeme, sanığın fiili işlediği kanaatiyle bir hüküm kurar; ancak belirli şartlar altında bu hükmün açıklanmasını geri bırakır. Dolayısıyla HAGB kararı, “suç hiç oluşmadı” anlamına gelmez; ceza tehdidinin belirli bir denetim süresi boyunca askıda tutulduğu bir sonuç doğurur.
HAGB rejimi son yıllarda önemli değişiklikler yaşadığı için karar tarihi özellikle önemlidir. 7499 sayılı Kanun sonrasında HAGB kararlarına karşı kanun yolu denetimi genişlemiş; Anayasa Mahkemesi de 31.12.2025 tarihli duyurusunda, HAGB kararlarına karşı istinaf yolunun düzenlendiğini ayrıca vurgulamıştır. Bu nedenle eski tarihli dosyalarla yeni tarihli dosyaların kanun yolu rejimi aynı değildir.
Çözüm yolları ve dosya inceleme checklist’i
Böyle bir dosyada en doğru yaklaşım, duygusal tepkiyle değil dosya temelli bir denetimle ilerlemektir. İlk bakılacak yer gerekçeli karar, bilirkişi raporu ve şikâyetçinin dosyaya sunduğu hak sahipliği belgeleridir. Eğer şikâyetçi yayınevi ise; ÖSYM ile ilişkisini gösteren sözleşme, lisans, yazışma veya açık yetkilendirme belgesi aranmalıdır. Ayrıca paylaşımın hangi sınırda kaldığı, paylaşılan soruların ÖSYM’nin kamuya açtığı bölüm içinde bulunup bulunmadığı ve paylaşımın ticari/sistematik niteliği değerlendirilmelidir.
Karar henüz kesinleşmemişse veya açık kanun yolu süresi devam ediyorsa, itiraz/istinaf stratejisi karar tarihine göre şekillendirilmelidir. Karar kesinleşmişse, olağanüstü kanun yolları ve yeniden yargılama imkânı bakımından çok daha dar ve teknik bir alan söz konusu olur. Bu nedenle özellikle HAGB’li dosyalarda süre ve usul takibi, maddi savunma kadar önemlidir.
- Gerekçeli kararın tam metni
- Bilirkişi raporunun tüm ekleri
- Şikâyet dilekçesi ve katılma evrakı
- ÖSYM ile yayınevi arasındaki olası sözleşme veya izin belgeleri
- Paylaşıldığı iddia edilen içeriklerin ekran görüntüleri, URL ve tarih kayıtları
- Paylaşımın tam mı, sınırlı mı, kamuya açılmış kısım mı olduğunu gösteren teknik veriler
- Eser niteliği gerçekten var mı?
- Hak sahibi kim?
- Yazılı izin/devrin dayanağı nerede?
- Bilirkişi hangi belgeye dayanmış?
- Mahkeme bu tartışmalara gerekçede cevap vermiş mi?
- Karar tarihine göre doğru kanun yolu seçilmiş mi?
İlgili iç linkler
Somut dosyanızın belge ve süre analizi için ilk temas sayfası.
Ceza, ticaret ve düzenleyici uyuşmazlıklardaki yaklaşımımızı görmek için.
Benzer uyuşmazlıklarda yayınlanan içeriklere erişim için.
Diğer uzmanlık alanları ve iletişim kanalları için.
Resmî dış kaynaklar
FSEK 71 kapsamında yetkisiz çoğaltma, yayımlama ve umuma iletim yaptırımları.
Soru paylaşımı, telif devri yapılmaması ve “Temel Soru Kitapçığı” rejimi.
6114 sayılı Kanun ve soru güvenliği yönetmeliğine erişim.
Soru havuzu ve güvenlik boyutunun ikincil mevzuat temeli.
ÖSYM sınav soru ve cevaplarının bilgi edinme hakkı bakımından değerlendirilmesi.
HAGB ve ceza muhakemesi usulüne ilişkin temel metin.
7499 sayılı Kanun sonrası HAGB rejimine ilişkin güncel anayasal çerçeve.
Sıkça sorulan sorular
1) ÖSYM/ÖSS sorularını internette paylaşmak her durumda suç mudur?
Hayır. Sonuç, paylaşılan içeriğin kapsamına, eser niteliğine, hak sahibinin kim olduğuna, yazılı izin bulunup bulunmadığına ve paylaşımın kamuya açılmış bölümle sınırlı olup olmadığına göre değişir.
2) Yayınevi dosyaya ÖSYM sözleşmesini koymamışsa ceza otomatik bozulur mu?
Otomatik olarak değil. Ancak bu eksiklik, hak sahipliği ve şikâyet ehliyeti bakımından ciddi bir tartışma yaratır. Mahkemenin bu boşluğu hangi delille doldurduğu mutlaka incelenmelidir.
3) Bilgi Edinme Hakkı kapsamında soru görmek, bunları yeniden yayımlama hakkı verir mi?
Kural olarak vermez. Bilgiye erişim hakkı ile telif hukukunda çoğaltma ve yayımlama yetkisi farklı hukuki alanlardır.
4) HAGB verilmişse mahkûmiyet yok sayılır mı?
Hayır. HAGB beraat değildir. Mahkeme mahkûmiyet hükmünü kurar; ancak açıklanmasını geri bırakır. Denetim süresi ve kanun yolu imkânları karar tarihine göre ayrıca değerlendirilmelidir.
5) Hangi belgeler dosyada özellikle aranmalıdır?
Gerekçeli karar, bilirkişi raporu ve ekleri, şikâyet evrakı, ÖSYM-yayınevi ilişkisini gösteren sözleşme/izin belgeleri ve paylaşılan içeriklerin tarihli teknik kayıtları ilk sırada incelenmelidir.
6) Bilirkişi raporuna nasıl yaklaşılmalıdır?
Raporda ulaşılan sonucun hangi belgelere dayandığı sorgulanmalıdır. Özellikle hak sahipliği sonucu belge yerine varsayımla kurulmuşsa, rapora etkili biçimde itiraz etmek mümkün olabilir.
FSEK, CMK ve Delil Kontrolü
ÖSYM sorularının veya çözümlerinin internet ortamında yayımlanması değerlendirilirken eserin niteliği, mali hakka müdahale iddiası, aleniyet, eğitim amacı savunması, platform kayıtları ve ceza soruşturması yolu birlikte ele alınmalıdır.
Kaynakça ve Atıf Listesi
- 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu, özellikle eser türleri, mali haklar, hukuk ve ceza yollarına ilişkin hükümler.
- 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu, bilişim, sahtecilik veya haksız menfaat iddiasıyla kesişen somut haller bakımından ilgili hükümler.
- 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu, özellikle m. 158, m. 160, m. 172, m. 173 ve m. 231.
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, delil tespiti ve ihtiyati tedbir hükümleri.
- T.C. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu metni.
Dosyanızda telif hakkı, hak sahipliği ve HAGB birlikte tartışılıyorsa, yüzeysel değil belge temelli bir inceleme gerekir.
ÖSYM soruları, yayınevi iddiası, bilirkişi raporu ve HAGB kararları; çoğu zaman tek başına okunarak değil, birlikte analiz edilerek anlam kazanır. Dosyanızda gerçekten hak sahipliği ispatı var mı, bilirkişi raporu hangi boşlukları bırakıyor, karar tarihine göre doğru kanun yolu hangisi ve hangi savunma ekseni öne çıkarılmalı sorularını teknik biçimde değerlendirmek gerekir.
Çiftçi & Partners olarak ceza hukuku ile fikri haklar kesişimindeki uyuşmazlıklarda; belge seti, gerekçeli karar, bilirkişi raporu ve süre yönetimi üzerinden stratejik inceleme yapıyoruz.
Bu içerik genel bilgilendirme amaçlıdır. Somut olayın tarihi, paylaşımın kapsamı ve dosyadaki delil yapısı sonuca doğrudan etki eder.
