Sözleşmenin Uyarlanması: TBK 138 Kapsamında Aşırı İfa Güçlüğü, Dava Şartları ve Dilekçe Örneği

Rekabet yasağı uyuşmazlığını simgeleyen çalışma masasında dizüstü bilgisayar ve not defteri

Sabit fiyatlı bir tedarik sözleşmesi imzalanmış, teslim zinciri iki ay sonra kırılmış, kur ve hammadde maliyeti sözleşme kurulurken kimsenin öngörmediği ölçüde sıçramışsa tarafın elinde tek argüman “zarar ediyorum” cümlesi değildir. Türk Borçlar Kanunu, gerçekten olağanüstü biçimde bozulan denge için ayrı bir kapı açmaktadır; ama bu kapı her ekonomik sıkışmada değil, şartları somut biçimde kurulabilen dosyalarda açılmaktadır.

Bu içerik 19.05.2026 itibarıyla hazırlanmıştır. Yazı; TBK m. 138 kapsamında aşırı ifa güçlüğünün hangi şartlarda doğduğunu, hangi sözleşmelerde gerçekten işe yaradığını, hangi mahkeme veya dava yolunun gündeme geldiğini, hangi belgelerin ilk dosya omurgasını kurduğunu, hangi Yargıtay çizgisinin kısa süreli sözleşme, ihtirazı kayıt, bilirkişi ve ihtiyati tedbir bakımından belirleyici olduğunu açıklamaktadır.

Kısa cevap: Aşırı ifa güçlüğü, sonradan ortaya çıkan ve tarafça öngörülmesi beklenmeyen olağanüstü bir olayın sözleşme dengesini dürüstlük kuralına aykırı düşecek ölçüde bozduğu dosyalarda gündeme gelmektedir. Borçlu borcunu henüz ifa etmemişse veya haklarını saklı tutarak ifa etmişse, hâkimden önce sözleşmenin yeni koşullara uyarlanması; bu mümkün değilse dönme veya sürekli edimli sözleşmelerde fesih talep edilebilmektedir.

Güncel madde metni: TBK m. 138, sözleşme kurulurken öngörülmeyen olağanüstü bir durumun borçludan kaynaklanmadan ortaya çıkmasını, mevcut olguları borçlu aleyhine dürüstlük kuralına aykırı düşecek derecede değiştirmesini ve borcun henüz ifa edilmemiş veya hak saklı tutularak ifa edilmiş olmasını aramaktadır. Hüküm, uyarlamanın mümkün olmaması halinde dönmeye; sürekli edimli sözleşmelerde ise kural olarak feshe yönelmektedir. Aynı hüküm yabancı para borçları için de uygulanmaktadır.

Yabancı para üzerinden kurulan sözleşmelerde de aynı maddeye dayanılabilmesi, uygulamada sık yapılan bir yanlışı düzeltiyor: tarafların dövizli sözleşme yapmış olması, her kur sıçramasını peşinen kabullendikleri anlamına gelmemektedir. Buna rağmen mahkeme, döviz riskinin sözleşmenin doğası gereği üstlenilmiş olağan alanı ile gerçekten olağanüstü kırılma yaratan alanı birbirinden ayırmaktadır. Bu yüzden kur farkı iddiası, mutlaka sözleşme dengesi ve öngörülemezlik anlatısıyla birlikte kurulmalıdır.

TBK 138 Ne İçin Vardır ve Hangi Ayrımı Kurmaktadır?

Esra Kaşak’ın 2024 tarihli çalışmasının da işaret ettiği üzere, TBK m. 138 ahde vefa ilkesini kaldıran değil, dürüstlük kuralı ile sınırlayan istisnai bir emniyet supabıdır. Sözleşme hukuku bakımından asıl kural hâlâ sözleşmeye bağlılıktır. Bu yüzden uyarlama davası, kârlılık düşüşü yaşayan her tarafın açabileceği genel bir “indirim davası” gibi kurgulanamaz.

Buradaki en önemli hukukî ayrım, sözleşme dengesinin bozulması ile ticari riskin olağan gerçekleşmesi arasındadır. Piyasada dalgalanma olması, enflasyonun artması, girdi maliyetlerinin yükselmesi veya kur değişimi tek başına yeterli değildir. Dosya, sözleşme kurulurken tarafların makul olarak hesaba katması beklenen risk alanının dışına çıkıldığını göstermelidir. Yargıtay 3. HD, E. 2024/773, K. 2025/94 özetinde de görüldüğü gibi, mahkeme yalnız “enflasyon yükseldi” cümlesiyle değil, gerçekten olağanüstü bir dengesizlik ispatıyla ikna olmaktadır.

Soru TBK 138 bakımından aranan cevap Dosyada ne gösterilir? Eksiklik riski
Olay olağan mı olağanüstü mü? Öngörülmeyen ve öngörülmesi de beklenmeyen bir gelişme olmalıdır. Sözleşme tarihi, sektör verisi, kur-tedarik-kapanma etkisi, resmî tedbir veya piyasa kırılması Mahkeme olayı sıradan ticari risk sayabilir.
Bozulma kimin kusurundan kaynaklandı? Borçludan kaynaklanmayan bir neden bulunmalıdır. Tedarik zinciri yazışmaları, kamu tedbiri, dışsal maliyet verisi, üçüncü kişi kayıtları Kötü planlama veya kusurlu yönetim savunmasıyla dava zayıflar.
İfa gerçekten çekilmez hale geldi mi? Dürüstlük kuralına aykırı ölçüde dengesizlik ispatlanmalıdır. Maliyet tabloları, marj kaybı, teslim/üretim verileri, bağımsız raporlar Sadece genel zarar iddiası yeterli görülmez.
Borç ifa edildi mi? Henüz ifa edilmemiş veya hak saklı tutularak ifa edilmiş olmalıdır. İhtirazı kayıtlı ödeme, ihtarname, e-posta, tutanak, fatura notu Kayıtsız tam ifa uyarlama talebini kapatabilir.

Şartlar Tek Tek Nasıl Kurulmaktadır?

Maddeyi uygularken hâkim, olayın yalnız ekonomik sonuçlarına değil, sözleşme kurulduğu andaki beklenti evrenine bakmaktadır. Marmara Hukuk’ta yayımlanan çalışma, TBK m. 138 ile klasik rejimde sınırlı görülen uyarlama imkânının tüm sözleşmelere yayıldığını vurgularken, bunun otomatik bir fiyat düzeltme mekanizması olmadığını da açıkça göstermektedir. Burada gerçekten “işlem temelinin çökmesi” düzeyinde bir kırılma aranır.

Mülazımoğlu’nun 2024 tarihli makalesi, uygulamanın merkezine dört ekseni yerleştirmektedir: öngörülemezlik, dışsallık, ifa dengesinin ağır bozulması ve hak saklı tutularak hareket edilmesi. Bu dört eksenden biri eksikse, dosya çoğu zaman TBK 138 çizgisinden çıkıp ya sıradan temerrüt tartışmasına ya da özel hüküm bulunan sözleşme tiplerine kaymaktadır.

İlk büyük hata: Tarafın aylar boyunca hiçbir ihtirazı kayıt koymadan ifaya devam etmesi, sonra da geriye dönük biçimde “zaten bu sözleşme çekilmezdi” demesidir. Yoldaş Hukuk notunda aktarıldığı üzere, kanun ifanın hiç yapılmamış olmasını veya aşırı güçleşmeden doğan haklar saklı tutularak yapılmasını aramaktadır.

Özel hüküm bulunan alanlarda ikinci kontrol daha yapılır. Kira sözleşmesinde salt yeni dönem kira bedelinin belirlenmesi sorunu varsa kira tespit davası ile TBK 138’e dayalı uyarlama aynı şey değildir. 2026 tarihli kira uyarlama değerlendirmesinde de gösterildiği gibi, TBK 344’ün özel alanı ile TBK 138’in genel uyarlama alanı birbirine karıştırıldığında dava yanlış hukukî zeminle açılabilmektedir.

Hangi Mahkeme, Hangi Başvuru Yolu, Hangi Süre?

TBK 138 tek bir görevli mahkeme yaratmaz; görev, uyuşmazlığın ait olduğu sözleşme tipine göre belirlenir. Bu yüzden “uyarlama davası nerede açılır?” sorusunun tek cümlelik cevabı yoktur. Ticari tedarik, distribütörlük, franchise veya şirketler arası hizmet sözleşmelerinde çizgi çoğu kez asliye ticaret mahkemesine gider. Genel özel hukuk sözleşmelerinde asliye hukuk mahkemesi; kira ilişkisinde ise çoğu uygulamada sulh hukuk mahkemesi gündeme gelir. Tüketici işlemi varsa tüketici yargı yolu ayrıca değerlendirilir.

Süre bakımından da dikkat edilmesi gereken nokta, TBK 138’de ayrı bir hak düşürücü süre öngörülmemiş olmasıdır. Ancak bu, sınırsız bekleme özgürlüğü anlamına gelmemektedir. Hak saklı tutmadan uzun süre ifaya devam etmek, ihtar göndermemek, revizyon talebini yazılılaştırmamak ve dava tarihini gereksiz geciktirmek ispat yükünü ağırlaştırır. Para alacağı veya tazminat kalemi de içeren ticari uyuşmazlıklarda TTK m. 5/A ile HUAK m. 18/A çerçevesindeki dava şartı arabuluculuk ayrı bir ön kontrol olarak masaya gelmektedir.

Sözleşme / uyuşmazlık tipi İlk kontrol Muhtemel merci Ön başvuru / risk
Ticari tedarik, distribütörlük, hizmet, franchise Tarafların tacir sıfatı ve talebin para alacağıyla bağlantısı Asliye ticaret mahkemesi Arabuluculuk gerekip gerekmediği yanlış değerlendirilirse usulden ret riski doğar.
Kira ilişkisinde uyarlama TBK 344 özel hükmü ile TBK 138 ayrımı Sulh hukuk mahkemesi çizgisi Yanlış dava türü seçilirse emsal kira tartışması ile olağanüstü hal tartışması birbirine karışır.
Tüketici sözleşmesi Tüketici işlemi niteliği ve uyuşmazlık bedeli Tüketici mahkemesi / heyet rejimi Görev yanlış kurulursa dosya baştan uzar.
Yabancı para borcu içeren sözleşme Kur riskinin olağan mı olağanüstü mü olduğu Alt sözleşme tipine göre değişir Sırf döviz artışı anlatısı, dışsal kırılma ispatlanmadan çoğu dosyada yetmez.

Yargıtay Çizgisi Dosya Stratejisini Nasıl Etkilemektedir?

Kararları süs niyetine saymak bu konuda işe yaramaz. Her karar, farklı bir eşik göstermektedir. Yargıtay 13. HD, E. 2012/16767, K. 2012/21930 kararında bir yıllık kira sözleşmesinin uzun süreli sözleşme gibi ele alınamayacağı ve kısa süreli ilişki bakımından uyarlama kabulünün isabetsiz olduğu açıkça belirtilmiştir. Bu karar eski rejim etkisi taşısa da bugün hâlâ şu uyarıyı korumaktadır: mahkeme, gerçekten öngörü alanı dar olan uzun süreli bir bağın mı, yoksa tarafın zaten kısa vadeli risk üstlendiği bir ilişkinin mi söz konusu olduğuna bakmaktadır.

Mondaq’da aktarılan Yargıtay 3. HD, E. 2021/5067, K. 2021/7930 ile E. 2020/2910, K. 2020/6680 çizgisi ise tam ters yönden önemlidir: uzun süreli kira ilişkilerinde edim dengesi gerçekten aşırı bozulmuşsa uyarlama talebinin kapısı kapalı değildir. Buradan çıkarılacak ders, sözleşme süresinin, tarafların başlangıçtaki risk dağılımını belirlemede kritik olduğudur.

Aynı kaynakta aktarılan Yargıtay 6. HD, E. 2016/5337, K. 2016/7235 kararı, bilirkişi ve emsal kira verisinin ne işe yaradığını sınırlandırmaktadır. Mahkeme yalnız emsal değerlerle sözleşmeyi yeniden yazmaz; önce uyarlama şartlarının gerçekten oluşup oluşmadığını değerlendirir. Emsal, imar, ticaret çevresi, vergi ve amortisman gibi veriler ancak ikinci aşamada, yani uyarlamanın hukuken mümkün olduğu kanaati doğduktan sonra işlev kazanır.

Geçici koruma bakımından önemli karar: Yargıtay 3. HD, E. 2021/3452, K. 2021/6001 kararını aktaran değerlendirme, uyarlama davasının etkisiz kalmaması için şartları varsa HMK m. 389 vd. çerçevesinde ihtiyati tedbir düşünülmesi gerektiğini göstermektedir. Dava iki yıl sürecek, bu arada sözleşme temerrüt nedeniyle çökecekse, yalnız esas talep kurmak pratikte yetersiz kalabilmektedir.

En güncel hatlardan biri de Yargıtay 3. HD, E. 2024/773, K. 2025/94 özetinde görülmektedir. Burada ana vurgu, enflasyon veya ekonomik kriz söyleminin tek başına otomatik uyarlama doğurmayacağıdır. Dosya gerçekten sözleşme tarihi ile dava tarihi arasındaki somut kırılmayı, sektör etkisini ve taraf dengesini delille göstermelidir. Bu karar, “her yüksek enflasyon dönemi TBK 138 davası üretir” şeklindeki mekanik yaklaşımı kesmektedir.

Hangi Belgeler Toplanmadan Dava Açılmamalıdır?

Aşırı ifa güçlüğü dosyasının kaderi çoğu zaman hukukî etiketlemeden önce belge disiplininde belirlenir. Genel ekonomik yorum, haber kupürü veya soyut piyasa anlatısı yetmez. Mahkeme, sözleşme kurulurken öngörülen denge ile kırılma sonrasındaki fiilî denge arasındaki farkı görmek ister. Bu yüzden mali müşavir raporu, tedarikçi yazışması, sipariş iptali, kur ve maliyet çizelgesi, teslim takvimi, ihtarname ve rezerv kayıtları aynı dosyada bir araya getirilmelidir.

Belge Neden gerekli? Hangi iddiayı ispatlar?
Sözleşme, ek protokoller, fiyat revizyon maddeleri Başlangıç risk dağılımını ve özel uyarlama mekanizmasını gösterir. Önce sözleşmesel çözümün tüketilip tüketilmediği
İhtarname, e-posta, toplantı tutanağı Karşı tarafa yeniden müzakere ve hak saklı tutma bildirimi yapılmasını gösterir. İhtirazı kayıt ve dürüst davranış
Maliyet tablosu, bağımsız rapor, sektör verisi Bozulmanın niceliğini görünür kılar. İfa dengesinin gerçekten ağırlaştığı
Fatura, ödeme dekontu, teslim kayıtları İfanın tamamlanıp tamamlanmadığını ve hangi rezervle sürdüğünü gösterir. TBK 138’deki “henüz ifa etmeme / hak saklı tutma” koşulu
Arabuluculuk son tutanağı veya başvuru belgeleri Gerekli hallerde dava şartının yerine getirildiğini ispatlar. Usulden ret riskinin bertarafı

Varsayımsal olay: 24 ay sabit fiyatlı bir makine parçası tedarik sözleşmesinde üretici, sözleşmenin üçüncü ayında ana ithal girdiye getirilen resmî kısıt ve kur sıçraması nedeniyle birim maliyetin yüzde 95 arttığını; aynı dönemde teslimleri sürdürmek zorunda kaldığını, fakat her sevkiyat e-postasında fiyat revizyon hakkını saklı tuttuğunu düşünelim. Bu dosyada “zarar ettim” demek yetmez; sözleşme tarihi, kısıt kararının tarihi, maliyet kırılması, yeni tedarik teklifleri ve ihtirazı kayıtlı teslim zinciri birlikte gösterilirse TBK 138 zeminine yaklaşılır. Buna karşılık üretici altı ay boyunca sessiz kalmış, tüm faturaları kayıtsız kesmiş ve ancak dava aşamasında krizden söz etmeye başlamışsa dosya belirgin biçimde zayıflar.

Yanlış Yol, Yanlış Süre ve Eksik İspat Hangi Sonuçları Doğurmaktadır?

TBK 138 dosyalarında kayıp çoğu zaman esastan değil, yanlış kurulmuş usul iskeletinden doğmaktadır. İlki, özel hüküm alanını görmezden gelmektir. Kira sözleşmesinde gerçekte yeni dönem kira bedelinin belirlenmesi isteniyorsa, dosyayı salt “aşırı ifa güçlüğü” etiketiyle açmak her zaman doğru olmaz. Tam tersine özel düzenlemenin uygulanması gereken yerde genel uyarlama mantığına yaslanmak, bilirkişi incelemesinin çerçevesini ve görev tartışmasını bozmaktadır.

İkincisi, tam ifadan sonra geçmişi yeniden yazmaya çalışmaktır. Taraf bütün edimleri kayıtsız biçimde yerine getirip, hiçbir ihtar veya rezerv kaydı oluşturmadan aylar sonra dava açarsa, mahkeme doğal olarak şu soruyu sormaktadır: gerçekten dürüstlük kuralına aykırı bir yük mü vardı, yoksa davacı yalnız kötüleşen ekonomik sonucu geriye dönük telafi mi etmeye çalışmaktadır? Bu nedenle ihtarname tarihi, rezervli ödeme kaydı ve müzakere çağrısı yalnız biçimsel evrak değil; davanın kronolojik omurgasıdır.

Üçüncü hata, olağanüstü olayı ispatlamadan yalnız sonuçlara odaklanmaktır. Maliyet arttı, ciro düştü, finansman pahalandı anlatısı tek başına yeterli değildir. Hangi tarihte hangi dışsal gelişmenin yaşandığı, bunun sözleşme tarihinde neden öngörülemeyeceği, neden davacının kendi işletme kusurundan kaynaklanmadığı, hangi verilerle dengenin gerçekten bozulduğu tek tek kurulmalıdır. Aksi halde dosya, TBK 138’den çok kötü ticari planlama itirazına benzemektedir.

Dosya pratiği uyarısı: Uygulamada sık görülen yanlışlardan biri, yalnız bilirkişi talep edip hukukî zemini teknik rapora bırakmaktır. Oysa Yargıtay 6. HD, E. 2016/5337, K. 2016/7235 çizgisi, önce uyarlama şartlarının hukukî olarak kurulmasını; emsal ve hesap çalışmalarının bundan sonra devreye girmesini istemektedir.

Hata Pratik sonucu Hukukî risk Dava açmadan önce çözüm
Genel uyarlama ile özel hükmü karıştırmak Dava yanlış hukuki zeminde ilerler. Görev, talep ve bilirkişi çerçevesi bozulur. Sözleşme tipine özgü özel hüküm önce kontrol edilir.
Kayıtsız tam ifa Taraf geçmişteki ifayı kabullenmiş görünür. TBK 138 kapısı büyük ölçüde daralır. İhtar, rezervli ödeme, toplantı tutanağı ve e-posta zinciri oluşturulur.
Yalnız genel ekonomik kriz anlatısı Dosya soyut kalır. Olağan ticari risk savunması güçlenir. Sektör verisi, maliyet tablosu ve dışsal olay kronolojisi birlikte hazırlanır.
Yanlış merci veya arabuluculuk kontrolünü atlamak Esasa girilmeden gecikme yaşanır. Usulden ret veya dava şartı eksikliği çıkabilir. Görev, yetki ve dava şartları sözleşme tipine göre önceden kontrol edilir.
Salt bilirkişi raporuna güvenmek Hukukî tez zayıf kurulur. Mahkeme uyarlama şartı oluşmadığı için davayı reddedebilir. Önce hukukî eşikler, sonra hesap ve emsal verileri yapılandırılır.

Dava öncesi güvenli işlem sırası çoğu dosyada benzerdir: önce sözleşme ve ek protokoller okunur; sonra olağanüstü olay kronolojisi kurulur; eş zamanlı olarak maliyet ve edim dengesini gösteren tablo hazırlanır; ardından karşı tarafa revizyon talebi veya rezervli ifa bildirimi yapılır; gerekiyorsa arabuluculuk süreci tamamlanır; son aşamada ise uyarlama, mümkün olmazsa fesih/dönme ve gerekiyorsa ihtiyati tedbir talepleri tek dosya mantığı içinde kurgulanır. Bu sıralama bozulduğunda, özellikle ticari dosyalarda ispat yükü hızla ağırlaşmaktadır.

Dilekçe İskeleti Nasıl Kurulmalıdır?

Queue kaydında bu konu için dilekçe şablonu gerektiği işaretlenmiş olduğundan, güvenli yaklaşım tam metin “hazır dava” değil; somut dosyaya göre doldurulacak bir omurga vermektir. Çünkü uyarlama davasında sözleşme tipi, görevli mahkeme, arabuluculuk şartı ve talep sonucu dosyadan dosyaya değişmektedir.

Örnek dilekçe omurgası:

1. Görev ve yetki bölümü: Uyuşmazlığın sözleşme tipine göre görevli mahkeme, varsa arabuluculuk son tutanağı ve yetki dayanağı yazılır.

2. Sözleşme ve başlangıç dengesi: Sözleşme tarihi, taraf sıfatı, edimler, fiyat/miktar yapısı ve özel revizyon maddeleri özetlenir.

3. Olağanüstü olay anlatısı: Olayın ne zaman ortaya çıktığı, neden öngörülemez olduğu, davacının kusurundan neden kaynaklanmadığı somut belgelerle bağlanır.

4. Denge bozulması ve ifa güçlüğü: Maliyet veya edim dengesizliği tabloyla gösterilir; dürüstlük kuralına aykırılık düzeyi açıklanır.

5. Hak saklı tutma ve müzakere süreci: İhtarname, e-posta, toplantı notu ve rezervli ifa kayıtları sıralanır.

6. Talep sonucu: Öncelikle sözleşmenin yeni koşullara uyarlanması; bu mümkün görülmezse dönme veya sürekli edimli sözleşmede fesih talep edilir. Şartları varsa HMK m. 389 uyarınca ihtiyati tedbir de ayrıca istenir.

7. Deliller: Sözleşme, protokoller, mali tablolar, fatura ve ödeme kayıtları, ihtarlar, sektör raporları, bilirkişi incelemesi ve gerektiğinde keşif listelenir.

En sık görülen yanlış talep, yalnız “rayice göre yeniden belirleme” cümlesi kurup bunun hangi hukukî basamakta istendiğini netleştirmemektir. Uyarlama, dönme/fesih ve geçici koruma talepleri birbiriyle ilişkilendirilmeden yazılırsa dosya, hâkimin talep sonucunu dar yorumlamasına açık hale gelir. Bu nedenle özellikle seçimlik talepler ile mümkün olmazsa ikinci talep yapısı dikkatle kurulmalıdır.

Sık Sorulan Sorular

Her yüksek enflasyon dönemi otomatik olarak TBK 138 davası açma hakkı verir mi?

Hayır. Enflasyon artışı tek başına yeterli değildir. Olayın sözleşme kurulurken öngörülmesi beklenmeyen olağanüstü bir kırılma yarattığı ve bu kırılmanın sizin dosyanızda edim dengesini dürüstlük kuralına aykırı derecede bozduğu ayrıca ispatlanmalıdır.

Borcumu ödedim ama dekontta veya yazışmada haklarımı saklı tuttum. Yine de uyarlama isteyebilir miyim?

TBK 138 bunu kural olarak mümkün bırakmaktadır. Kritik nokta, rezervin ifa anında veya en geç onunla bağlantılı yazılı belgede görünür olmasıdır. Sonradan kurulan soyut itiraz, çoğu dosyada yeterli kabul edilmez.

Uyarlama ile sözleşmeden dönme arasında nasıl seçim yapılır?

Kanun önce uyarlamayı, bu mümkün değilse dönmeyi öngörmektedir. Sürekli edimli sözleşmelerde ise kural olarak fesih gündeme gelir. Dosya tamamen çökmüşse sona erdirme; ilişki sürdürülebilirse yeni dengeyle devam ettirme çizgisi kurulmalıdır.

Uyarlama davasında ihtiyati tedbir gerçekten istenebilir mi?

Şartları varsa evet. Yargıtay 3. HD, E. 2021/3452, K. 2021/6001 çizgisi, dava sonunda verilecek kararın anlamsızlaşmasını önlemek için geçici koruma ihtiyacını görünür biçimde kabul etmektedir.

Kira uyarlama ile kira tespit davası aynı şey midir?

Hayır. Kira tespit davası çoğu kez TBK 344 ekseninde yeni dönem kirasının belirlenmesine yönelir; TBK 138 ise sonradan ortaya çıkan olağanüstü kırılmanın sözleşme dengesini bozduğu iddiasına dayanır. Yanlış dava türü seçimi dosyanın omurgasını bozar.

Hangi iç linkler bu konuyla birlikte okunmalıdır?

Uyuşmazlığın sözleşme, kira veya ticari dava boyutuna göre Sözleşmeler Hukuku, Gayrimenkul ve Kira Hukuku, Şirketler ve Ticaret Hukuku ve Uyuşmazlık Çözümü sayfaları birlikte değerlendirilmelidir.

TBK 138 dosyası, yalnız “koşullar ağırlaştı” demekle kazanılmıyor. Sözleşme tarihi, öngörülemez olay, hak saklı tutma biçimi, görevli mahkeme ve geçici koruma ihtiyacı tek dosya mantığı içinde kurulmalıdır. Uyarlama, fesih veya dava öncesi müzakere stratejisinin hangisinin daha güvenli olduğunu değerlendirmek için Av. Barış Berkay Çiftçi, LL.M. ve iletişim ekibi ile dosya bazlı ön değerlendirme yapılabilir.

Kaynakça ve Atıf Listesi

Resmî Kaynaklar

Mahkeme Kararları

Bilimsel Çalışmalar

What do you think?

Related analyses