Zina Nedeniyle Boşanma Davası: TMK 161 Şartları, 6 Aylık Süre ve Dilekçe Örneği

Zina nedeniyle boşanma davasını simgeleyen boş aile mahkemesi salonu

Kısa cevap: TMK m. 161 uyarınca eşlerden biri zina ederse diğer eş boşanma davası açabilir. Ancak bu hak sonsuz değildir: zina fiilinin öğrenilmesinden itibaren altı ay, fiilin üzerinden her halde beş yıl içinde dava açılmalıdır; affeden eş artık bu sebebe dayanamaz. Dava Aile Mahkemesinde açılır, deliller hukuka uygun toplanmalı, süre başlangıcı ve affa ilişkin olgular dosyada açık biçimde kurulmalıdır.

Telefon ekranında çıkan birkaç mesaj, otel kaydıyla çakışan bir kredi kartı harcaması ve daha önce önemsenmeyen bir seyahat bilgisi bazen dosyanın bütün yönünü değiştirir. Zina nedeniyle boşanma davalarında sorun çoğu zaman “aldatma oldu mu?” sorusundan ibaret kalmaz; öğrenme tarihinin ne zaman başladığı, eşin fiili bağışlayıp bağışlamadığı, delilin hukuka uygun elde edilip edilmediği ve aynı olayın TMK 166 kapsamında ayrıca ileri sürülüp sürülmediği kadar ince başlıklar da sonucu belirler.

Bu içerik 19.05.2026 itibarıyla hazırlanmıştır. Konu, aile, boşanma, mal rejimi ve miras hukuku pratiği içinde sık görülmekle birlikte, her dosya kendi öğrenme tarihi, delil yapısı ve barışma/affetme olguları üzerinden ayrıca değerlendirilmelidir. Aynı aldatma vakası bir dosyada TMK 161 için yeterli iken, başka bir dosyada yalnız güven sarsıcı davranış kapsamında kalabilir.

TMK 161 neyi düzenler ve zina hukuken ne anlama gelir?

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 161. maddesi açık bir özel boşanma sebebi düzenler: “Eşlerden biri zina ederse, diğer eş boşanma davası açabilir.” Aynı maddede, öğrenmeden itibaren altı aylık ve fiilden itibaren beş yıllık hak düşürücü süre ile affeden tarafın dava hakkının bulunmadığı ayrıca yazılıdır (TMK m. 161). Bu yapı, zinayı genel boşanma sebebinden ayırır; ispatlandığında ayrıca ortak hayatın çekilmez hale gelip gelmediği tartışılmadan boşanma sebebi gerçekleşmiş sayılır.

Güncel madde metni:

TMK m. 161: Eşlerden biri zina ederse, diğer eş boşanma davası açabilir. Davaya hakkı olan eşin boşanma sebebini öğrenmesinden başlayarak altı ay ve her halde zina eyleminin üzerinden beş yıl geçmekle dava hakkı düşer. Affeden tarafın dava hakkı yoktur.

TMK m. 168: Boşanma veya ayrılık davalarında yetkili mahkeme, eşlerden birinin yerleşim yeri veya davadan önce son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesidir.

4787 sayılı Kanun m. 4: Türk Medeni Kanunu’nun aile hukukundan doğan dava ve işlerine Aile Mahkemeleri bakar.

Uygulamada zina, duygusal yakınlıktan veya yalnız mesajlaşmadan daha dar bir kavramdır; cinsel sadakat yükümlülüğünün ihlal edildiğini gösterecek ağırlıkta vakıa aranır. Bununla birlikte ispat çoğu zaman doğrudan bir itirafla değil, kuvvetli emarelerin birleşmesiyle kurulur. Otel kayıtları, birlikte seyahat, üçüncü kişiyle aynı konutta süreklilik, mesaj içerikleri, tanık anlatımları veya ceza dosyasına yansıyan beyanlar bu zincirin parçaları olabilir. Yine de her emare aynı ağırlıkta değildir; mahkeme, özel hayat alanından çıkan delilin hukuka uygunluğunu ve olay örgüsünü birlikte tartar.

Title Kural Dayanak Pratik sonucu
Boşanma sebebi Zina mutlak özel boşanma sebebidir TMK m. 161 İspatlanırsa ayrıca TMK 166’nın çekilmezlik şartı aranmaz
Süre Öğrenmeden itibaren 6 ay, fiilden itibaren 5 yıl TMK m. 161/2 Süre kaçarsa yalnız bu sebebe dayalı dava reddedilebilir
Af Affeden taraf bu sebebe dayanamaz TMK m. 161/3 Barışma veya açık bağışlama iddiası davanın kaderini değiştirir
Görevli mahkeme Aile Mahkemesi 4787 sayılı Kanun m. 4 Yanlış merci seçimi zaman ve usul kaybı yaratır

Zina nedeniyle boşanmanın şartları, af ve kademeli talep ayrımı

TMK 161 bakımından üç düğüm noktası öne çıkar: zina olgusunun yeterli ağırlıkta ispatı, davanın süresinde açılması ve affın bulunmaması. Affın açık bir yazılı beyanla yapılması zorunlu değildir; somut olayda zina fiilini bilerek evlilik birliğini bu sebep yönünden sürdürme iradesi ortaya çıkmışsa mahkeme örtülü affı da tartışır. Bu yüzden “öğrendim ama çocuklar için bekledim” veya “bir süre daha aynı evde kaldık” gibi vakıalar, tek başına davayı düşürmese de affa ilişkin savunmayı güçlendirebilir.

Doktrinde de özellikle affın hukukî niteliği ve davranışla gerçekleşip gerçekleşmeyeceği ayrıntılı biçimde incelenmektedir. Dergipark’ta yayımlanan “Türk Hukukunda Zina Sebebiyle Boşanma Davası Açısından Af” başlıklı çalışma, TMK 161’deki af koşulunun dava hakkını ortadan kaldıran bağımsız bir eşik olduğunu; bu sebeple diğer dava hakkını sona erdiren hallerden dikkatle ayrılması gerektiğini vurgulamaktadır. Aynı şekilde zina sebebiyle manevi tazminat tartışmalarını inceleyen Erciyes Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi makalesi, zina fiilinin kişilik hakkına saldırı boyutuna da dikkat çekmektedir.

En sık hata: Dava dilekçesini yalnız TMK 161’e dayandırıp süre tartışmasını göz ardı etmektir. Somut olay hem zina hem de evlilik birliğinin temelinden sarsılması çerçevesinde ileri sürülebiliyorsa, kademeli talep stratejisi düşünülmeden açılan dava gereksiz risk yaratır.

Burada kritik hukuki ayrım şudur: zina ispatlanamaz veya sadece süre engeline takılırsa aynı vakıa çoğu dosyada TMK 166 kapsamında yine değerlendirilebilir; fakat bu ancak dilekçede açıkça veya kademeli biçimde ileri sürülmüşse işe yarar. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 07.04.2021 tarihli, 2021/101 E. ve 2021/2782 K. sayılı kararında da belirtildiği üzere, davacı zina ve olmadığı takdirde TMK 166’ya dayanmışsa, zina ispatlandığında artık genel boşanma sebebinin şartlarına ayrıca bakılmaz; karar özel sebep üzerinden kurulmalıdır (Yargıtay 2. HD, 2021/101 E., 2021/2782 K.).

Varsayımsal olay: Eş, davalı tarafın üçüncü kişiyle aynı evde yaşadığını 15 Ocak’ta tanık ve mesaj kayıtlarıyla öğreniyor; 10 Mart’ta ortak konuttan ayrılıyor ve 20 Nisan’da dava açıyor. Bu dosyada altı aylık süre açısından görünür bir problem olmayabilir. Buna karşılık eş, olayı Eylül ayında öğrenip Nisan’a kadar açıkça barışma görüşmeleri ve fiili birlikte yaşamı sürdürmüşse, karşı taraf affı ve süreyi birlikte savunabilir. Dosyanın yönü, yalnız aldatma vakıasından değil bu zaman çizelgesinden de belirlenir.

Hukuki sonuç: TMK 161 davasında zina, süre ve af birlikte değerlendirilir.

Pratik sonuç: Dava açmadan önce öğrenme tarihini, ayrı yaşama tarihini, barışma girişimlerini ve üçüncü kişiyle ilişkinin devam edip etmediğini kronolojik olarak çıkarın.

6 aylık ve 5 yıllık hak düşürücü süre nasıl hesaplanır?

Altı aylık süre, zina eyleminin gerçekleştiği günden değil, davaya hakkı olan eşin olayı öğrendiği tarihten başlar. Beş yıllık üst sınır ise fiilin üzerinden işlemektedir. Bu iki süreden biri dolduğunda TMK 161’e dayalı dava hakkı düşer. Hak düşürücü süre olması sebebiyle karşı tarafın ileri sürmesini beklemeden mahkemenin kendiliğinden dikkate alma ihtimali de vardır. Bu nedenle “ne zaman öğrendim?” sorusu dava stratejisinin merkezine yerleşir.

Yargıtay’ın bu başlıktaki yaklaşımı somut dosya davranışına göre değişmektedir. 23.10.2014 tarihli 2. Hukuk Dairesi kararında, davacının eşinin başka erkekle ilişkisini 15.09.2009 tarihli ceza dosyası duruşmasında öğrendiği ve boşanma davasını 01.04.2010 tarihinde açtığı belirlenmiş; dava münhasıran TMK 161’e dayandığı için altı aylık sürenin geçtiği kabul edilmiştir (Yargıtay 2. HD, 2014/19822 E., 2014/20613 K.). Buna karşılık 13.10.2020 tarihli kararda, davacı kadının ilişkiyi 2014 Aralık ayında öğrendiği ve 20.02.2015’te dava açtığı saptanarak süre geçtiği yönündeki ret kararı bozulmuştur (Yargıtay 2. HD, 2020/4133 E., 2020/4617 K.).

Sürenin hesaplanmasında bir başka kritik başlık, zina eyleminin devam edip etmediğidir. 20.05.2019 tarihli Yargıtay kararında, davalı erkeğin başka kadınla uzun süredir birlikte yaşadığı ve ilişkinin halen sürdüğü kabul edilmiş; zina eylemi temadi ettiği için hak düşürücü sürenin geçmiş sayılamayacağı belirtilmiştir (Yargıtay 2. HD, 2019/1357 E., 2019/6263 K.). Bu ayrım özellikle aynı üçüncü kişiyle süreklilik arz eden birlikteliklerde önem taşır. Tek seferlik ve eski tarihli bir fiille devam eden ilişki aynı değerlendirmeye tabi tutulmaz.

Title Ne zaman başlar? Ne zaman biter? Yanlış değerlendirme riski
6 aylık süre Davacı eşin zina olgusunu öğrendiği gün 6 ayın sonunda Öğrenme tarihi yanlış kurulursa dava reddedilebilir
5 yıllık üst sınır Zina fiilinin gerçekleştiği gün 5 yılın sonunda Eski fiile dayanılan dosyalarda bu sınır gözden kaçabilir
Devam eden ilişki Somut olaydaki süreklilik olgusu ayrıca incelenir İlişki sürüyorsa süre tartışması farklılaşabilir Temadi ile eski olay karıştırılırsa yanlış ret kararı çıkabilir

Süre başlangıcında delil: Mesaj ekran görüntüsü, ceza dosyası tutanağı, üçüncü kişinin beyanı, otel veya seyahat kaydı, ayrılık tarihi, noter ihtarı ve ortak konuttan çıkışa ilişkin belgeler öğrenme tarihinin ispatında belirleyici olabilir. Sırf şüphe ile kesin öğrenme aynı şey değildir.

Deliller, ispat yükü ve hukuka uygun delil sınırı

Boşanma davalarında delil gösterme yükü, genel usul kurallarından bazı yönleriyle ayrılır; bunun sebebi vakıaların çoğu zaman tarafların özel yaşam alanında gerçekleşmesidir. Ankara Barosu Dergisi’nde yayımlanan “Boşanma Davasında Delil Gösterme Yükü” başlıklı 2026 tarihli çalışma da bu noktaya özellikle dikkat çeker. Zina davasında davacı taraf, hakkını dayandırdığı olguları ispatla yükümlüdür; ancak mahkeme, delilin niteliğini değerlendirirken özel hayatın gizliliği ve hukuka uygunluk sorununu da göz ardı etmez.

Uygulamada en çok karşılaşılan deliller şunlardır: üçüncü kişiyle birlikte kalındığını gösteren otel veya konaklama kayıtları, birlikte seyahat belgeleri, sosyal medya paylaşımları, mesajlaşma içerikleri, tanık anlatımları, fotoğraf ve video kayıtları, ceza veya koruma dosyasına yansıyan beyanlar ve bazen de taraf ikrarı. Fakat her dijital kayıt otomatik olarak geçerli sayılmaz. Hesabın kim tarafından kullanıldığı, ekran görüntüsünün hangi tarihte alındığı, kaydın manipüle edilip edilmediği ve delilin hukuka aykırı şekilde elde edilip edilmediği ayrıca tartışılır.

Özellikle gizli ses kaydı, telefona izinsiz erişim, şifre kırma veya üçüncü kişinin hesabına usulsüz girilmesi gibi yöntemler ayrı hukuki sorun doğurabilir. Bu nedenle delil toplarken ceza veya kişilik hakkı ihlali yaratacak yollardan uzak durmak gerekir. Elde ediliş biçimi tartışmalı olan kayıtlar, dava stratejisini güçlendirmek yerine zayıflatabilir. Dosyanın güvenli yolu, mümkün olduğunca dış dünyada izi bulunan ve doğrulanabilir delil zinciri kurmaktır.

Delil türü Ne gösterir? Ek belge ihtiyacı Risk
Tanık beyanı İlişkinin görünür tarafını, birlikte yaşamı, öğrenme tarihini Mesaj, fotoğraf veya kayıtla desteklenirse güçlenir Salt duyuma dayalı anlatım zayıf kalabilir
Dijital yazışma ve sosyal medya Yakın ilişki ve kronoloji Ekran görüntüsü tarih ve hesap bilgisiyle sunulmalı Manipülasyon ve hukuka aykırılık itirazı
Otel/seyahat/konut kaydı Fiziksel birliktelik emaresi Tarih ve kişi eşleştirmesi gerekir Tek başına her dosyada yeterli görülmeyebilir
Ceza veya başka dava dosyası Öğrenme tarihi, beyan, ikrar veya olay akışı İlgili tutanak veya karar örneği Süre hesabı aleyhe başlayabilir

Hukuki sonuç: Zina davası çoğu kez emarelerin birlikte değerlendirilmesiyle kazanılır.

Pratik sonuç: Delilleri toplarken yalnız “ispat gücü” değil “hukuka uygun elde ediliş” filtresini de aynı anda düşünmek gerekir.

Görevli mahkeme, yetki, dilekçe ve gerekli belgeler

Zina nedeniyle boşanma davasında görevli mahkeme Aile Mahkemesidir; yetki ise eşlerden birinin yerleşim yeri veya davadan önce son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesinde bulunur (4787 sayılı Kanun m. 4; TMK m. 168). Boşanma davası açıldığında hakim, barınma, geçim ve çocuklara ilişkin geçici önlemleri re’sen alabilir; bu nedenle tedbir nafakası, konut tahsisi veya çocukla kişisel ilişki başlığı varsa bunlar dilekçede görünür biçimde kurulmalıdır (TMK m. 169).

Bu başlıkta yanlış yol riski sık görülür. Zina nedeniyle boşanma davasında zorunlu arabuluculuk dava şartı değildir. Buna rağmen tarafların bazı uyuşmazlıklardaki arabuluculuk pratiğini boşanma davasına taşıması zaman kaybı yaratabilir. Yine yalnız “aldatma oldu” cümlesiyle açılan, öğrenme tarihini ve delil listesini açık yazmayan dilekçeler ilk andan zayıf başlar. Dilekçede olay kronolojisi, deliller, süre hesabı, af iddiasına karşı olgular, talep edilen fer’iler ve gerekiyorsa kademeli hukuki sebep birlikte yer almalıdır.

Gerekli belgeler görünür olmalı: nüfus kayıt örneği, varsa çocuklara ilişkin bilgiler, delil listesi, mesaj veya fotoğraf ekleri, tanık listesi, otel/seyahat/ceza dosyası kayıtları, maddi-manevi tazminat veya nafaka isteniyorsa buna dayanak ekonomik ve sosyal veriler. Yanlış hasım sorunu burada çıkmaz; ancak yanlış yetki, eksik delil listesi ve belirsiz öğrenme tarihi davayı daha başta savunmasız bırakır.

İçerik yönünden aile hukuku sayfalarımızı kategori arşivinde takip edebilirsiniz. Aynı uygulama alanında yer alan mirasın reddinde üç aylık süre incelemesinde olduğu gibi, aile hukukunda da süre başlangıcı ve usul ekseni çoğu zaman hakkın kendisi kadar önemlidir.

Title Ne yapılmalı? Merci / mahkeme Kaçırılırsa risk
Davanın açılması TMK 161 ve gerekiyorsa kademeli TMK 166 dayanağıyla dilekçe hazırlanır Aile Mahkemesi Yanlış hukuki kurgu, süre veya ispat tartışmasını ağırlaştırır
Süre hesabı Öğrenme ve fiil tarihi ayrı ayrı yazılır Dilekçe ve ek delil listesi Hak düşürücü süre nedeniyle ret
Geçici önlemler Tedbir nafakası, çocuk ve konut talepleri açık belirtilir Aile Mahkemesi / TMK 169 Geçici koruma geç veya eksik alınır
Delil yönetimi Tanık, dijital kayıt ve üçüncü dosya belgeleri hukukî yolla sunulur Mahkeme dosyası Hukuka aykırı delil itirazı ve ispat zafiyeti

Yargıtay kararları ışığında kritik uygulama ölçütleri

1. Yargıtay 2. HD, 2014/19822 E., 2014/20613 K., 23.10.2014

Davacı kocanın, eşinin başka erkekle zina ettiğini ceza dosyasındaki 15.09.2009 tarihli duruşmada öğrendiği ve davayı 01.04.2010’da açtığı belirlenmiştir. Dava yalnız TMK 161’e dayandığından, altı aylık hak düşürücü sürenin geçtiği kabul edilmiş ve ret gerektiği belirtilmiştir. Bu karar, münhasıran zina sebebiyle açılan davalarda süre hesabının ne kadar sert uygulandığını gösterir.

2. Yargıtay 2. HD, 2020/4133 E., 2020/4617 K., 13.10.2020

Mahkeme ilk aşamada zinaya dayalı talebi süresinde açılmadığı gerekçesiyle reddetmiş; Yargıtay ise davacı kadının ilişkiyi Aralık 2014’te öğrendiği ve 20.02.2015’te dava açtığı için altı aylık sürenin geçmediğini kabul etmiştir. Öğrenme tarihinin dosyadaki delillerle ispatlanabilmesi, süre tartışmasını davacı lehine çevirmiştir.

3. Yargıtay 2. HD, 2019/1357 E., 2019/6263 K., 20.05.2019

Davalı erkeğin başka kadınla uzun süredir birlikte yaşadığı ve ilişkinin halen devam ettiği anlaşılmış; Yargıtay, zina eylemi devam ettiği için hak düşürücü sürenin geçmiş sayılamayacağını belirtmiştir. Bu karar, tek seferlik geçmiş fiille temadi eden birliktelik ayrımını açık biçimde kurmaktadır.

4. Yargıtay 2. HD, 2021/101 E., 2021/2782 K., 07.04.2021

Davacı kadın zina ve olmadığı takdirde TMK 166 sebebine dayanmıştır. Yargıtay, zina ispatlandığında artık genel boşanma sebebinin ayrıca tartışılmayacağını; kararın özel sebep üzerinden kurulması gerektiğini vurgulamıştır. Bu karar, kademeli talebin doğru kurulduğu dosyalarda hukuki çerçevenin nasıl netleştiğini gösterir.

Bu dört karar birlikte okunduğunda uygulama ölçütü netleşir: süre tartışması dosyanın ilk eşiğidir; devam eden ilişki varsa süre savunması her zaman başarılı olmaz; affa ilişkin davranışlar ayrı incelenir; zina ispatlandığında kademeli genel sebep ayrıca hüküm taşımayabilir. Dava stratejisi de bu sırayla kurulmalıdır.

Zina nedeniyle boşanma dilekçesi örneği

Aşağıdaki metin yalnız örnek iskelettir. Somut olayın delilleri, çocuk durumu, nafaka ve tazminat talepleri görülmeden birebir kullanılmamalıdır.

…. NÖBETÇİ AİLE MAHKEMESİ’NE

Davacı:

Davalı:

Konu: TMK m. 161 uyarınca zina nedeniyle, olmadığı takdirde TMK m. 166 kapsamında boşanma talebimiz ile tedbir ve fer’i istemlerimizin sunulmasından ibarettir.

Açıklamalar:

1. Taraflar … tarihinde evlenmiş olup … çocukları bulunmaktadır.

2. Davalı eşin … isimli kişiyle evlilik dışı ilişki yaşadığını … tarihinde mesaj kayıtları, … tarihli otel kaydı ve tanık beyanlarıyla öğrenmiş bulunmaktayım.

3. Öğrenme tarihinden itibaren altı aylık hak düşürücü süre dolmadan işbu dava açılmıştır. Davalı tarafın zina eylemi ayrıca … tarihine kadar devam etmiştir.

4. Davalı tarafın davranışı sadakat yükümlülüğünün ağır ihlali niteliğinde olup TMK m. 161 kapsamında zina sebebini oluşturur. Mahkemeniz aksi kanaatteyse aynı olaylar evlilik birliğinin temelinden sarsılması sebebine de dayanmaktadır.

5. Dava süresince davacı ve çocuklar lehine uygun tedbir nafakasına, gerekli görülürse ortak konut ve çocuklarla kişisel ilişkiye ilişkin geçici önlemlere karar verilmesini talep ederiz.

Deliller: nüfus kayıt örneği, tanıklar, mesaj kayıtları, fotoğraflar, otel/seyahat kayıtları, … dosyası, bilirkişi incelemesi ve sair yasal delil.

Hukuki nedenler: TMK m. 161, 166, 168, 169, 174 ve ilgili mevzuat.

Sonuç ve talep: açıklanan nedenlerle tarafların zina nedeniyle boşanmalarına; uygun görülmezse TMK m. 166 gereğince boşanmalarına; tedbir nafakası ve diğer fer’i taleplerimize karar verilmesini saygıyla arz ederiz.

Sık sorulan sorular

Zina nedeniyle boşanma davasında aldatmayı kesin görüntü ile ispatlamak zorunlu mu?

Hayır. Yargılama çoğu zaman kuvvetli emarelerin birlikte değerlendirilmesiyle yapılır. Ancak emare zinciri cinsel sadakat ihlalini yeterli ağırlıkta gösterebilmelidir.

Mesajları gördükten sonra altı ay geçerse artık dava açılamaz mı?

TMK 161 yönünden hak düşürücü süre ciddi bir risktir. Buna rağmen ilişkinin devam edip etmediği, öğrenme tarihinin gerçekten ne zaman oluştuğu ve olayların TMK 166 kapsamında da ileri sürülüp sürülmediği ayrıca incelenmelidir.

Aldatan eşi affetmek ne demektir?

Açık yazılı affın yanında davranışla bağışlama da tartışılabilir. Zina fiilini bilerek bu sebep yönünden evlilik birliğini sürdürme iradesi dosyada görünürse TMK 161’e dayalı dava hakkı kaybedilebilir.

Boşanma davasından önce arabulucuya gitmek gerekir mi?

Hayır. Zina nedeniyle boşanma davasında zorunlu arabuluculuk dava şartı değildir.

Görevli mahkeme her zaman Aile Mahkemesi midir?

Evet. Aile Mahkemesinin bulunmadığı yerlerde aile mahkemesi sıfatıyla görev yapan mahkemece dosya görülür; yetki ise TMK 168’e göre belirlenir.

Yalnız zina sebebine dayanmak mı, yoksa TMK 166’yı da eklemek mi daha doğru?

Bu, olayın delil yapısına göre değişir. Süre ve ispat riskinin bulunduğu dosyalarda kademeli hukuki sebep stratejisi çoğu zaman daha güvenlidir; fakat somut olay mutlaka ayrıca değerlendirilmelidir.

Sonuç ve dosya stratejisi

Zina nedeniyle boşanma davası, dışarıdan bakıldığında duygusal kırılmanın hukukî tercümesi gibi görünür; gerçekte ise süre, delil ve af ekseninde çok teknik bir dosyadır. TMK 161’in sağladığı özel sebep avantajı, ancak öğrenme tarihi doğru kurulmuşsa, deliller hukuka uygun toplanmışsa ve affa yol açabilecek davranışlar dosyada açıklığa kavuşturulmuşsa işe yarar. Aksi halde aynı olayın genel boşanma sebebine sığınması gerekebilir.

Bu nedenle dosyaya başlamadan önce şu kontrol listesi güvenlidir: olay kronolojisini gün gün çıkarın; öğrenme tarihini belgeleyin; delillerin hukuka uygun elde edilip edilmediğini test edin; üçüncü kişiyle ilişkinin devam edip etmediğini netleştirin; yalnız TMK 161’e mi yoksa kademeli biçimde TMK 166’ya da mı dayanacağınızı belirleyin; nafaka, tazminat ve çocuklara ilişkin geçici önlem taleplerini baştan kurun. Aksi halde davanın en kritik kısmı, aldatma vakıasının kendisi değil usul zemini olabilir.

Öğrenme tarihi, af savunması veya delil zinciri konusunda tereddüt varsa dosya açılmadan önce strateji kurulmalıdır. Zina nedeniyle boşanma, maddi ve manevi tazminat, nafaka ve çocuklara ilişkin geçici önlemler bakımından uzmanlık alanlarımızı inceleyebilir; somut dosya değerlendirmesi için iletişim sayfamız üzerinden ön inceleme talep edebilirsiniz.

Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; somut olayda delilin elde ediliş biçimi, çocuk durumu, mali talepler ve önceki barışma/affetme olguları ayrıca değerlendirilmelidir.

What do you think?

Related analyses