Tanık Listesi Ne Zaman Verilir?: HMK 240 Kapsamı, Kesin Süre ve Dilekçe Örneği

Tanık Listesi Ne Zaman Verilir için soyut veri estetiği kompozisyonu

Kısa cevap: Tanık listesi, dava veya cevap dilekçesinde tanık deliline dayanıldıktan sonra, mahkemenin çekişmeli vakıaları somutlaştırdığı aşamada HMK m. 240 uyarınca sunulan ayrı listedir. Bu listede hangi tanığın hangi vakıa için dinleneceği ve tebliğe elverişli adresi açıkça yazılmalıdır. Genel bir “delilleri bildir” ara kararı her zaman tanık listesini düşürmez; buna karşılık usulüne uygun verilen kesin sürede adres tamamlanmazsa o tanıktan vazgeçilmiş sayılabilir.

Bu içerik 20.05.2026 itibarıyla hazırlanmıştır. Uygulamada tanık delili çoğu kez dosyanın kaderini esastan değil, usulden değiştirmektedir. Tanığın gerçekten ne bildiğinden önce, o kişinin dosyaya hangi tarihte ve hangi listeyle sokulduğu tartışma konusu olmaktadır. Tanık isimleri dava dilekçesine serpiştirilmiş ama ayrı liste verilmemişse, adres eksik bırakılmışsa veya mahkemenin “iki haftalık kesin süre” ara kararının kapsamı yanlış okunmuşsa, sağlam bir vakıa zinciri bir celsede etkisiz hâle gelebilmektedir.

Bu yüzden soru yalnız “tanık gösterebilir miyim?” değildir. Asıl soru şudur: tanık listesi ne zaman sunulur, hangi bilgileri taşımalıdır, ikinci liste yasağı nerede başlar ve mahkeme hangi eksikliği gerçekten hak düşürücü sonuç bağlayarak değerlendirebilir? HMK m. 240, 243 ve 244 ile Yargıtay ve Anayasa Mahkemesi çizgisi birlikte okunduğunda cevap daha nettir. Tanık deliline baştan dayanmak gerekir; fakat tanık listesinin somutlaştırılmış şekilde sunulacağı an ile belgelerin ibrazına ilişkin ara karar aynı şey değildir.

HMK 240 tanık listesini tam olarak ne için arıyor?

HMK m. 240, tanık delilinin gelişi güzel kullanılmasını önleyen ana kapıdır. Kural basittir: davada taraf olmayan kişiler tanık olabilir; tanık gösteren taraf ise hangi vakıayı tanıkla ispat edeceğini ve hangi kişilerin dinleneceğini listeyle mahkemeye bildirmek zorundadır. Bu zorunluluk yalnız formalite değildir. Hâkim, hangi vakıanın çekişmeli olduğunu, karşı taraf hangi beyana ne yönden itiraz edeceğini ve davetiyenin nereye çıkarılacağını bu liste üzerinden yönetmektedir.

Güncel madde metni kutusu:

HMK m. 240/2: Tanık gösteren taraf, tanık dinletmek istediği vakıayı ve dinlenmesi istenen tanıkların adı, soyadı ile tebliğe elverişli adreslerini içeren listeyi mahkemeye sunmaktadır. Listede yer almayan kimseler tanık olarak dinlenememekte ve ikinci bir liste verilememektedir.

HMK m. 240/3: Adres hiç yazılmamışsa veya verilen adreste tanık bulunamamışsa, mahkeme işin niteliğine uygun kesin süre vermektedir. Bu süre içinde doğru adres sunulmazsa o tanığın dinlenilmesinden vazgeçilmiş sayılmaktadır.

HMK m. 243/1-2: Tanık kural olarak davetiye ile çağrılmaktadır. Davetiye duruşmadan en az bir hafta önce tebliğ edilmiş olmalıdır. Bununla birlikte, belirli koşullarda tarafça hazır edilen tanık da dinlenebilmektedir.

Buradaki kritik ayrım, tanık deliline dayanmak ile tanık listesini usulüne uygun sunmak arasındadır. Dava veya cevap dilekçesinde “tanık deliline dayanıyoruz” demek, ispat aracını saklı tutar; ama bu cümle tek başına duruşmada üç isim okuyup tanık dinletmeye yetmez. Öte yandan yalnız “tanıklarımız vardır” demek de yeterli değildir. Hangi olay için hangi kişinin dinleneceği, somutlaştırma yüküyle birlikte yazılmalıdır. Aksi halde karşı tarafın savunma hazırlığı ve mahkemenin delil planı bulanık kalmaktadır.

Dosya pratiğinde şu hata sık görülmektedir: taraf vekili, dava dilekçesinde tanık deliline dayandığı için tanık listesinin her aşamada tamamlanabileceğini varsaymaktadır. Bu yaklaşım tehlikelidir. HMK 240/2, listenin ayrı ve işlevsel bir belge olduğunu açıkça söylemektedir. Özellikle işçilik, boşanma, ticari alacak ve tapu iptali dosyalarında, vakıa-tanık eşleştirmesi yapılmamış dağınık listeler sonradan “tanık dinletme talebinin reddi” tartışmasına dönüşmektedir.

Tanık listesi ne zaman sunulur?

Konu tam burada karışmaktadır. Çünkü HMK m. 139/1-ç, ön inceleme davetiyesinde taraflara iki haftalık kesin sürede dilekçelerinde gösterdikleri fakat henüz sunmadıkları belgeleri ibraz etme veya başka yerden getirilecek belgeler için açıklama yapma ödevi yüklemektedir. Bazı mahkemeler bu ibareyi geniş okuyup daha ön inceleme başında “tanık listesi de bu iki haftada verilmeli” sonucuna ulaşmaktadır. Öğretide 2025 tarihli Yıldırım Beyazıt Hukuk Dergisi çalışması bu uygulamayı isabetli bulmamakta; tanık deliline baştan dayanılması gerektiğini, fakat tanık listesi istenmesinin çekişmeli vakıa ve tanıkla ispat kararı netleşmeden otomatikleştirilemeyeceğini vurgulamaktadır.

Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin E. 2021/4078, K. 2022/1912 sayılı kararında da aynı çizgi görünmektedir. Genel ifadeli bir “delillerinizi bildirin” ara kararı içinde tanık listesi açıkça zikredilmemişse, sırf bu ara karara dayanarak tanık gösterme hakkının düştüğü kolayca söylenememektedir. Başka ifadeyle, mahkemenin verdiği kesin sürenin ne için verildiği kararda açık değilse, sonradan “tanık listesini kaçırdın” demek savunma hakkını gereksiz biçimde daraltabilmektedir.

Süre rejimi tek satırda şöyle özetlenebilir: Tanık deliline dava veya cevap dilekçesinde dayanılır; tanık listesi ise mahkemenin çekişmeli vakıayı tanıkla ispat bakımından işletmeye aldığı aşamada somutlaştırılarak sunulur. Mahkeme ayrıca HMK m. 240/3 uyarınca adres tamamlama için ayrı kesin süre verebilir. Bu süre elektronik tebligatla avukata ulaşıyorsa, Tebligat Kanunu m. 7/a gereği tebliğ beşinci günün sonunda yapılmış sayılmaktadır.

İşlem Süre / başlangıç Dayanak Dosyada kontrol edilecek nokta
Tanık deliline dayanma Dava, cevap, cevaba cevap veya ikinci cevap aşaması HMK m. 119, 129, 136 Delil türü dilekçede açık yazılmış mı?
Belgeler için iki haftalık kesin süre Ön inceleme davetiyesinin tebliğinden itibaren HMK m. 139/1-ç Ara kararda tanık listesinden açıkça söz ediliyor mu?
Adres tamamlama Mahkemenin verdiği işin niteliğine uygun kesin süre HMK m. 240/3 Doğru ve tebliğe elverişli adres sunuldu mu?
Tanık davetiyesi Duruşmadan en az bir hafta önce tebliğ HMK m. 243/2 Duruşma tarihi ile tebligat tarihi arasında bir hafta var mı?
E-tebligatın hüküm doğurması Elektronik adrese ulaştığı tarihi izleyen beşinci günün sonu Tebligat Kanunu m. 7/a Sürenin başlangıcı e-tebligat kayıtlarıyla örtüşüyor mu?

Pratik sonuç açıktır: dosyada ön inceleme duruşma tutanağı, ara karar, tebligat mazbatası ve UYAP evrak zamanı birlikte okunmadan “süre kaçtı” denilemez. Bazı dosyalarda gerçekten usulüne uygun bir kesin süre vardır; bazı dosyalarda ise yalnız belgeler için verilmiş genel bir ihtar bulunmaktadır. İkisini birbirine karıştırmak, istinafta gereksiz bozma sebebidir.

Listede hangi bilgiler bulunmalıdır?

İyi bir tanık listesi isim saymakla yetinmez. Her tanığın hangi vakıa için dinleneceği, açık adresi, mümkünse ulaşılabilir iletişim bilgisi ve dosya içindeki rolü görünür olmalıdır. Özellikle işçilik ve ticari davalarda aynı tanığın beş ayrı vakıa için tek satırda gösterilmesi, karşı tarafın neye hazırlanacağını belirsiz bırakmaktadır. Mahkeme buna çoğu kez hoşgörülü yaklaşsa da, uyuşmazlık büyüdüğünde bu dağınıklık delilin etkisini azaltmaktadır.

Gerekli bilgi Neden zorunlu Eksiklik hâlinde risk
Ad ve soyad Tanığın kimliği netleşir Karışıklık, yanlış tebligat, dinlenmeme
Tebliğe elverişli açık adres Davetiyenin çıkarılması için zorunludur HMK m. 240/3 uyarınca kesin süre ve vazgeçilmiş sayılma
Dinlenecek vakıa Somutlaştırma yükünü karşılar Karşı tarafın hazırlık hakkı zayıflar, delilin ağırlığı azalır
Dosya bağlamı Tanığın hangi dönemi veya işlemi bildiği anlaşılır “Genel kanaat tanığı” itirazı artar
Tebligat ve UYAP kaydı Süre başlangıcı ispatlanır Yanlış süre hesabı, istinafta usul tartışması

Belge seti de buna uygun kurulmalıdır: ön inceleme tutanağı, tanık listesi dilekçesi, varsa adres düzeltme dilekçesi, e-tebligat çıktısı, tanığın çalıştığı yer veya görev ilişkisini gösteren kayıtlar ve tanığın hangi olaya bizzat vakıf olduğunu gösteren somut veri birlikte hazırlanmalıdır. Tanığın “her şeyi bilir” gibi sunulduğu listeler, özellikle istinaf incelemesinde ikna gücünü hızlı kaybetmektedir.

İkinci tanık listesi yasağı ve HMK 243 istisnası

HMK m. 240/2’nin en sert cümlesi ikinci tanık listesi yasağıdır. Kuralın amacı usul ekonomisidir; tarafın yargılamayı uzatmak için tanıkları dalga dalga getirmesi engellenmektedir. Bu yüzden ilk listede yer almayan kimselerin sonradan kolayca eklenebileceği varsayımı doğru değildir. Özellikle tahkikat ilerlemişken “bir tanık daha bulduk” yaklaşımı çoğu dosyada reddedilmektedir.

Buna karşılık HMK m. 243/1, başka bir kapı aralamaktadır: tanık davetiye ile çağrılmaktadır; ancak davetiye çıkmadan tarafça hazır bulundurulan tanık da dinlenebilmektedir. Üstelik kanun, tanık listesi için kesin süre verildiği ve dinlenme gününün belirlendiği hâllerde, liste verilmemiş olsa dahi taraf o duruşmada tanığı hazır ederse tanığın dinleneceğini söylemektedir. Bu cümle, hiç liste vermeden sınırsız tanık getirme izni değildir. Ama usulüne uygun şekilde tanık deliline dayanılmış bir dosyada, sırf liste kâğıdının zamanlaması nedeniyle ispat hakkının tamamen kilitlenmemesi için emredici bir güvence oluşturmaktadır.

Karar çizgisinin verdiği mesaj: İkinci tanık listesi yasağı ile hazır bulundurulan tanığın dinlenmesi kuralı birbirine karıştırılmamalıdır. İlki yeni tanık icadıyla yargılamayı uzatmayı engeller. İkincisi ise, gerçekten dayandığınız tanık delilinin salt usul tekniği yüzünden tümden etkisizleşmesini önler.

Bu ayrım yüzünden dosyada şu sorular ayrıca cevaplanmalıdır: Tanık deliline dilekçeler aşamasında dayanıldı mı? Mahkeme tanık listesi için açık kesin süre verdi mi? Duruşma günü belirlendi mi? Tanık gerçekten o celseye getirildi mi? Liste verilmeyen dosyada hazır edilen tanık ile daha önce listeye yazılmamış yepyeni bir tanığı sonradan eklemek aynı şey değildir. İstinaf mahkemeleri de bu ayrımı özellikle aramaktadır.

Adres, tebligat ve istinabe düzeni

Tanık listesinde en çok küçümsenen sütun adres sütunudur. Oysa HMK m. 240/3 tam burada sonuç doğurmaktadır. Adres yazılmamışsa veya verilen adreste tanık bulunamamışsa, mahkeme işin niteliğine uygun kesin süre vermektedir. Bu süre içinde yeni adres verilmezse, o tanığın dinlenilmesinden vazgeçilmiş sayılmaktadır. Yani çoğu zaman hak kaybı, tanığın ne söyleyeceğinden değil, tebligatın nereye çıkacağından doğmaktadır.

Bir başka pratik mesele, tanığın başka yargı çevresinde bulunmasıdır. HMK m. 259 ve 261 çerçevesinde tanık istinabe ile dinlenebilmektedir; ancak bu durumda tarafların hangi gün ve saatte dinleme yapılacağını öğrenebilmesi önem taşımaktadır. Anayasa Mahkemesinin Yusuf Sulusaray kararında da vurgulandığı üzere, dinlenmeyen tanığın beyanının hükme esas alınması veya tarafların delil tartışmasına etkili katılımının engellenmesi silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkeleri yönünden sorun doğurmaktadır.

Elektronik tebligat kullanan avukatlı dosyalarda süre başlangıcı da ayrıca dikkat ister. Tebligat Kanunu m. 7/a uyarınca elektronik tebligat, avukatın elektronik adresine ulaştığı günü izleyen beşinci günün sonunda yapılmış sayılmaktadır. Tanık listesi için verilen kesin süre veya adres tamamlama yükümlülüğü bu kayıtlarla çelişiyorsa, sonradan “süre geçti” savunması zayıflamaktadır. Yanlış süre hesabı, yanlış mahkeme kadar tehlikelidir.

Mahkeme kararları hangi çizgiyi kuruyor?

Salt metinle yetinildiğinde HMK 240 katı görünebilir. Kararlar ise bu katılığı iki dengeyle yorumlamaktadır: bir yandan usul ekonomisi ve ikinci liste yasağı korunmakta, diğer yandan tanık delilinin tamamen işlevsizleşmesi önlenmektedir.

1. AYM, Ali Rıza Terzioğlu, B. No: 2018/6471, 17.11.2022

Bu kararda başvurucu, tanık listesinde isimleri bulunan tanıkların adres bilgileri nedeniyle dinlenmemesi sonucunda davalı taraf karşısında zayıf konuma düştüğünü ileri sürmüştür. AYM, tanık deliline erişimin yargılamanın bütününde dengeyi bozacak biçimde daraltıldığını değerlendirerek silahların eşitliği ilkesinin ihlal edildiğine karar vermiştir. Mesaj nettir: adres eksikliği ve usul yönetimi önemlidir; fakat bunlar tarafı delilden tümden mahrum bırakacak ölçüde uygulanırsa sorun anayasal boyuta taşınmaktadır.

2. AYM, Yusuf Sulusaray, B. No: 2020/2316, 12.01.2023

AYM bu kararda, dinlenmeyen tanığın beyanı esas alınarak hüküm kurulmasını silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkeleri bakımından incelemiştir. Kararda, tanığın hangi gün ve saatte dinleneceğinin taraflara bildirilmesi, tanık beyanının hâkim önünde ve tarafların katılımıyla tartışılabilmesi gibi usul güvencelerinin altı çizilmiştir. Bu çizgi, tanık listesinin yalnız isim tablosu olmadığını; savunma ve ispat hakkının çalışma zeminini kurduğunu göstermektedir.

3. Yargıtay HGK, E. 2017/2-2209, K. 2020/475, T. 24.06.2020

Hukuk Genel Kurulu, delil listesinde yer alan ve aynı zamanda taraf vekili olan kişinin de koşulları varsa HMK 240 ve devamı hükümlerine göre tanık olarak dinlenebileceğini, aksi yaklaşımın hukuki dinlenilme hakkı ve savunma hakkını zedeleyebileceğini vurgulamıştır. Bu karar, tanığın niteliğine ilişkin tartışmada bile esas ölçütün şekilcilik değil, delilin gerçekten yargılamayı uzatma amacı taşıyıp taşımadığı ve dosyanın aydınlanmasına katkısı olduğunu göstermektedir.

4. Yargıtay 1. HD, E. 2021/4078, K. 2022/1912

Bu kararın öne çıkardığı nokta, ön inceleme aşamasında verilen genel “delillerinizi bildirin” ihtarının, tek başına tanık listesinin de hak düşürücü biçimde sona erdiği anlamına gelmeyeceğidir. Tanık listesinden açıkça söz edilmeyen ara karara dayanılarak tanık hakkını düşürmek, özellikle taraf tanık deliline baştan dayanmışsa, istinafta savunma hakkının kısıtlanması itirazını güçlendirmektedir.

Bu dört karar birlikte okunduğunda şu sonuç çıkmaktadır: Tanık listesi ciddiye alınmalıdır; ama usul kuralları ispat hakkını görünmez kılacak ölçüde mekanik uygulanmamalıdır. Dosyada hangi ara kararın verildiği, neyin eksik bırakıldığı ve bunun karşı tarafı gerçekten dezavantajlı bırakıp bırakmadığı belirleyici olmaktadır.

Somut dosya senaryosu

Örnek olay: Ankara Asliye Ticaret Mahkemesinde görülen hizmet sözleşmesi alacağı davasında davalı şirket, cevap dilekçesinde tanık deliline dayanmıştır. Ön inceleme davetiyesinde HMK m. 139/1-ç uyarınca iki haftalık kesin sürede sunulmayan belgelerin ibraz edilmesi ihtar edilmiştir; fakat tanık listesi ayrıca anılmamıştır. Tahkikat celsesinde davalı vekili, tanıkların isim ve adreslerini içeren listeyi UYAP üzerinden sunmuş, iki tanığı da duruşmada hazır etmiştir. Mahkeme “kesin süre geçti” gerekçesiyle tanıkları dinlemeden hüküm kurarsa, dosyada ciddi bir istinaf sebebi oluşur. Çünkü ara kararın kapsamı, tanık listesi bakımından yeterince açık olmayabilir ve HMK m. 243/1’deki hazır edilen tanığın dinlenmesi kuralı devreye girebilir.

Aynı dosyada farklı bir tablo düşünelim. Tanık listesi verilmiş; fakat iki tanığın adresi eksik bırakılmıştır. Mahkeme HMK m. 240/3 uyarınca açık kesin süre vermiş, elektronik tebligat vekile ulaşmış ve beşinci gün sonunda tebliğ tamamlanmıştır. Süre içinde yeni adres sunulmamışsa, artık o iki tanığın dinlenilmesinden vazgeçilmiş sayılması daha güçlü ihtimaldir. Burada sorun, genel delil ihtarı değil, açık adres tamamlama yükümlülüğünün yerine getirilmemesidir.

Tanık listesi dilekçe örneği

Örnek iskelet:

… ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ’NE

Dosya No: 2026/… E.

Davalı / Davacı:

Konu: HMK m. 240 uyarınca tanık listemizin sunulmasından ibarettir.

Mahkemenizin … tarihli ara kararı doğrultusunda, tanık deliline dayandığımız vakıalar bakımından tanık listemizi sunuyoruz.

1. Tanık: Ayşe Yılmaz, … Mah. … Sok. No: … Çankaya/Ankara.
Dinleneceği vakıa: 14.03.2024 tarihli teslim toplantısında taraflar arasında yapılan fiyat revizyonu görüşmesi ve bu görüşmenin sonrasında gönderilen e-posta talimatları.

2. Tanık: Mehmet Kara, … Mah. … Cad. No: … Nilüfer/Bursa.
Dinleneceği vakıa: Mal tesliminin gecikme sebebi, yükleme tarihleri ve gecikmenin davacıdan mı yoksa taşıyıcıdan mı kaynaklandığı.

3. Tanık: Selin Demir, … Mah. … Sok. No: … Keçiören/Ankara.
Dinleneceği vakıa: Uyuşmazlık konusu sözleşmenin müzakere süreci ve ek protokoldeki fiyat farkı maddesinin taraf iradesiyle kabul edilip edilmediği.

Sonuç ve talep: Yukarıda belirtilen tanıkların HMK m. 243 ve devamı hükümleri çerçevesinde davet edilerek dinlenmesine karar verilmesini saygıyla talep ederiz.

Bu örnekte özellikle üç unsur korunmalıdır: tanığın açık adresi, hangi vakıa için dinleneceği ve liste ile dosya arasındaki bağ. “Tüm hususlarda tanıktır” gibi ifadeler yerine, uyuşmazlığın çekirdeğine temas eden kısa ama somut cümleler kullanılmalıdır. Dilekçeye ayrıca e-tebligat kayıtları, ön inceleme tutanağı veya mahkemenin tanık listesi istemini gösteren ara karar da eklenebiliyorsa, usul tartışması daha temiz yürümektedir.

Sık yapılan hatalar ve istinaf riski

Hata Pratik sonucu İstinaf / başvuru riski
Dilekçede tanık deliline hiç dayanmamak Sonradan tanık listesi sunma zemini zayıflar HMK m. 145 tartışması doğar; kabul garantisi yoktur
Genel tanık listesi vermek, vakıayı belirtmemek Somutlaştırma yükü zayıflar Kararın isabeti savunulsa bile delilin ağırlığı düşer
Adres sütununu boş bırakmak Kesin süre ve vazgeçilmiş sayılma Mahkeme usulüne uygun süre vermişse istinafta toparlamak zorlaşır
İkinci liste ile yeni tanık eklemeye çalışmak HMK m. 240/2 engeline takılır Usul ekonomisi gerekçesiyle ret kuvvetlidir
Genel delil ihtarını tanık listesi için verilmiş açık süre sanmak Süre hesabı yanlış yapılır Karar istinafta savunma hakkı yönünden bozulabilir

Yanlış yol riski: Mahkeme tanık listesini veya dinletme talebini reddettiğinde, bu itiraz çoğu kez hükümle birlikte istinaf sebebi yapılmaktadır. Duruşma sırasında ret gerekçesinin tutanağa açık geçirilmesi, ara karara derhâl itiraz edilmesi ve hangi vakıanın ispatının engellendiğinin somut biçimde söylenmesi gerekir. “Tanığımız dinlenmedi” demek yetmez; hangi vakıanın karanlıkta kaldığı gösterilmelidir.

Sık sorulan sorular

Tanık isimlerini dava dilekçesine yazmak tek başına yeterli midir?

Genellikle hayır. Tanık deliline dayanmak önemlidir; ancak HMK m. 240 anlamında ayrı tanık listesi, açık adres ve dinlenecek vakıa bilgisi de gerekir.

Mahkeme “delillerinizi bildirin” dedi diye tanık listesi süresi kesin olarak başlamış olur mu?

Her zaman olmaz. Ara kararın içeriğinde tanık listesi açıkça yer alıyor mu, dosyanın aşaması ne ve mahkeme çekişmeli vakıaları belirlemiş mi, bunlar birlikte değerlendirilmelidir.

İkinci tanık listesi hiçbir durumda verilemez mi?

Kural olarak verilemez. Ancak somut olayda sonradan delil gösterme şartları, öngörülemeyen imkânsızlık veya HMK m. 243 çerçevesinde hazır edilen tanığın dinlenmesi gibi ayrı tartışmalar doğabilir. Bunlar otomatik istisna değildir.

Tanığın açık adresi yoksa ne olur?

Mahkeme HMK m. 240/3 uyarınca uygun kesin süre verir. Bu süre içinde tebliğe elverişli yeni adres sunulmazsa tanığın dinlenilmesinden vazgeçilmiş sayılabilir.

Başka şehirdeki tanık nasıl dinlenir?

Mahkeme tanığın bulunduğu yer mahkemesi aracılığıyla istinabe kararı verebilir. Bu durumda dinleme günü ve saati taraflara bildirilmelidir; aksi halde çelişmeli yargılama ve silahların eşitliği sorunu doğabilir.

Tanık listesi reddi istinafta ileri sürülebilir mi?

Evet. Özellikle ret kararı hangi vakıanın ispatını engellediğini ve hangi usul kuralının yanlış uygulandığını gösterebiliyorsanız, bu husus ciddi bir istinaf sebebi olabilir.

İlgili makaleler ve son not

Bu başlık çoğu kez tek başına okunmamalıdır. Tanık listesi tartışması, usul süreleri, e-tebligat başlangıcı ve sonradan delil gösterme rejimiyle birlikte anlam kazanmaktadır. Bu nedenle şu içeriklerle birlikte okunması faydalı olmaktadır:

Son hatırlatma önemlidir: tanık listesi dosyada geç yapılan küçük bir işlem gibi görünse de, çoğu zaman ispatın omurgasını taşımaktadır. Hangi tanığın hangi vakıa için getirildiği, adresinin ne zaman tamamlandığı ve mahkemenin verdiği sürenin gerçekten neyi kapsadığı net değilse, esasa ilişkin güçlü savunma usulde zayıflamaktadır.

Tanık listesi, delil planı veya istinaf sebebi konusunda dosya bazlı değerlendirme gerekiyorsa, özellikle kesin süre, e-tebligat başlangıcı, dinlenmeyen tanığın hangi vakıayı ispatlayacağı ve ret kararının istinafta nasıl formüle edileceği birlikte incelenmelidir. Çiftçi & Partners, hukuk yargılamasında tanık delili, usul süreleri ve kanun yolu stratejisi bakımından dosya odaklı değerlendirme sunmaktadır.

Kaynakça ve Atıf Listesi

Av. Barış Berkay Çiftçi, LL.M. Partner & Founder Ankara | İstanbul | London | Edinburgh +90 534 547 38 78 +44 7949 177 162 barisberkay.ciftci@ciftcipartners.com Profili Gör › Kısa cevap: Tanık listesi, dava veya cevap dilekçesinde tanık deliline dayanıldıktan sonra, mahkemenin çekişmeli vakıaları somutlaştırdığı aşamada HMK m. 240 uyarınca sunulan ayrı listedir. Bu listede hangi tanığın hangi vakıa için dinleneceği ve tebliğe elverişli adresi açıkça yazılmalıdır. Genel bir “delilleri bildir” ara kararı her zaman tanık listesini düşürmez; buna karşılık usulüne uygun verilen kesin sürede adres tamamlanmazsa o tanıktan vazgeçilmiş sayılabilir. Bu içerik 20.05.2026 itibarıyla hazırlanmıştır. Uygulamada tanık delili çoğu kez dosyanın kaderini esastan değil, usulden değiştirmektedir. Tanığın gerçekten ne bildiğinden önce, o kişinin dosyaya hangi tarihte ve hangi listeyle sokulduğu tartışma konusu olmaktadır. Tanık isimleri dava dilekçesine serpiştirilmiş ama ayrı liste verilmemişse, adres eksik bırakılmışsa veya mahkemenin “iki haftalık kesin süre” ara kararının kapsamı yanlış okunmuşsa, sağlam bir vakıa zinciri bir celsede etkisiz hâle gelebilmektedir. Bu yüzden soru yalnız “tanık gösterebilir miyim?” değildir. Asıl soru şudur: tanık listesi ne zaman sunulur, hangi bilgileri taşımalıdır, ikinci liste yasağı nerede başlar ve mahkeme hangi eksikliği gerçekten hak düşürücü sonuç bağlayarak değerlendirebilir? HMK m. 240, 243 ve 244 ile Yargıtay ve Anayasa Mahkemesi çizgisi birlikte okunduğunda cevap daha nettir. Tanık deliline baştan dayanmak gerekir; fakat tanık listesinin somutlaştırılmış şekilde sunulacağı an ile belgelerin ibrazına ilişkin ara karar aynı şey değildir. HMK 240 tanık listesini tam olarak ne için arıyor? HMK m. 240, tanık delilinin gelişi güzel kullanılmasını önleyen ana kapıdır. Kural basittir: davada taraf olmayan kişiler tanık olabilir; tanık gösteren taraf ise hangi vakıayı tanıkla ispat edeceğini ve hangi kişilerin dinleneceğini listeyle mahkemeye bildirmek zorundadır. Bu zorunluluk yalnız formalite değildir. Hâkim, hangi vakıanın çekişmeli olduğunu, karşı taraf hangi beyana ne yönden itiraz edeceğini ve davetiyenin nereye çıkarılacağını bu liste üzerinden yönetmektedir. Güncel madde metni kutusu: HMK m. 240/2: Tanık gösteren taraf, tanık dinletmek istediği vakıayı ve dinlenmesi istenen tanıkların adı, soyadı ile tebliğe elverişli adreslerini içeren listeyi mahkemeye sunmaktadır. Listede yer almayan kimseler tanık olarak dinlenememekte ve ikinci bir liste verilememektedir. HMK m. 240/3: Adres hiç yazılmamışsa veya verilen adreste tanık bulunamamışsa, mahkeme işin niteliğine uygun kesin süre vermektedir. Bu süre içinde doğru adres sunulmazsa o tanığın dinlenilmesinden vazgeçilmiş sayılmaktadır. HMK m. 243/1-2: Tanık kural olarak davetiye ile çağrılmaktadır. Davetiye duruşmadan en az bir hafta önce tebliğ edilmiş olmalıdır. Bununla birlikte, belirli koşullarda tarafça hazır edilen tanık da dinlenebilmektedir. Buradaki kritik ayrım, tanık deliline dayanmak ile tanık listesini usulüne uygun sunmak arasındadır. Dava veya cevap dilekçesinde “tanık deliline dayanıyoruz” demek, ispat aracını saklı tutar; ama bu cümle tek başına duruşmada üç isim okuyup tanık dinletmeye yetmez. Öte yandan yalnız “tanıklarımız vardır” demek de yeterli değildir. Hangi olay için hangi kişinin dinleneceği, somutlaştırma yüküyle birlikte yazılmalıdır. Aksi halde karşı tarafın savunma hazırlığı ve mahkemenin delil planı bulanık kalmaktadır. Dosya pratiğinde şu hata sık görülmektedir: taraf vekili, dava dilekçesinde tanık deliline dayandığı için tanık listesinin her aşamada tamamlanabileceğini varsaymaktadır. Bu yaklaşım tehlikelidir. HMK 240/2, listenin ayrı ve işlevsel bir belge olduğunu açıkça söylemektedir. Özellikle işçilik, boşanma, ticari alacak ve tapu iptali dosyalarında, vakıa-tanık eşleştirmesi yapılmamış dağınık listeler sonradan “tanık dinletme talebinin reddi” tartışmasına dönüşmektedir. Tanık listesi ne zaman sunulur? Konu tam burada karışmaktadır. Çünkü HMK m. 139/1-ç, ön inceleme davetiyesinde taraflara iki haftalık kesin sürede dilekçelerinde gösterdikleri fakat henüz sunmadıkları belgeleri ibraz etme veya başka yerden getirilecek belgeler için açıklama yapma ödevi yüklemektedir. Bazı mahkemeler bu ibareyi geniş okuyup daha ön inceleme başında “tanık listesi de bu iki haftada verilmeli” sonucuna ulaşmaktadır. Öğretide 2025 tarihli Yıldırım Beyazıt Hukuk Dergisi çalışması bu uygulamayı isabetli bulmamakta; tanık deliline baştan dayanılması gerektiğini, fakat tanık listesi istenmesinin çekişmeli vakıa ve tanıkla ispat kararı netleşmeden otomatikleştirilemeyeceğini vurgulamaktadır. Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin E. 2021/4078, K. 2022/1912 sayılı kararında da aynı çizgi görünmektedir. Genel ifadeli bir “delillerinizi bildirin” ara kararı içinde tanık listesi açıkça zikredilmemişse, sırf bu ara karara dayanarak tanık gösterme hakkının düştüğü kolayca söylenememektedir. Başka ifadeyle, mahkemenin verdiği kesin sürenin ne için verildiği kararda açık değilse, sonradan “tanık listesini kaçırdın” demek savunma hakkını gereksiz biçimde daraltabilmektedir. Süre rejimi tek satırda şöyle özetlenebilir: Tanık deliline dava veya cevap dilekçesinde dayanılır; tanık listesi ise mahkemenin çekişmeli vakıayı tanıkla ispat bakımından işletmeye aldığı aşamada somutlaştırılarak sunulur. Mahkeme ayrıca HMK m. 240/3 uyarınca adres tamamlama için ayrı kesin süre verebilir. Bu süre elektronik tebligatla avukata ulaşıyorsa, Tebligat Kanunu m. 7/a gereği tebliğ beşinci günün sonunda yapılmış sayılmaktadır. İşlem Süre / başlangıç Dayanak Dosyada kontrol edilecek nokta Tanık deliline dayanma Dava, cevap, cevaba cevap veya ikinci cevap aşaması HMK m. 119, 129, 136 Delil türü dilekçede açık yazılmış mı? Belgeler için iki haftalık kesin süre Ön inceleme davetiyesinin tebliğinden itibaren HMK m. 139/1-ç Ara kararda tanık listesinden açıkça söz ediliyor mu? Adres tamamlama Mahkemenin verdiği işin niteliğine uygun kesin süre HMK m. 240/3 Doğru ve tebliğe elverişli adres sunuldu mu? Tanık davetiyesi Duruşmadan en az bir hafta önce tebliğ HMK m. 243/2 Duruşma tarihi ile tebligat tarihi arasında bir hafta var mı? E-tebligatın hüküm doğurması Elektronik adrese ulaştığı tarihi izleyen beşinci günün sonu Tebligat Kanunu m. 7/a Sürenin başlangıcı e-tebligat kayıtlarıyla örtüşüyor mu? Pratik sonuç açıktır: dosyada ön inceleme duruşma tutanağı, ara karar, tebligat mazbatası ve UYAP evrak zamanı birlikte okunmadan “süre kaçtı” denilemez. Bazı dosyalarda gerçekten usulüne uygun bir kesin süre vardır; bazı dosyalarda ise yalnız belgeler için verilmiş genel bir ihtar bulunmaktadır. İkisini birbirine karıştırmak, istinafta gereksiz bozma sebebidir. Listede hangi bilgiler bulunmalıdır? İyi bir tanık listesi isim saymakla yetinmez. Her tanığın hangi vakıa için dinleneceği, açık adresi, mümkünse ulaşılabilir iletişim bilgisi ve dosya içindeki rolü görünür olmalıdır. Özellikle işçilik ve ticari davalarda aynı tanığın beş ayrı vakıa için tek satırda gösterilmesi, karşı tarafın neye hazırlanacağını belirsiz bırakmaktadır. Mahkeme buna çoğu kez hoşgörülü yaklaşsa da, uyuşmazlık büyüdüğünde bu dağınıklık delilin etkisini azaltmaktadır. Gerekli bilgi Neden zorunlu Eksiklik hâlinde risk Ad ve soyad Tanığın kimliği netleşir Karışıklık, yanlış tebligat, dinlenmeme Tebliğe elverişli açık adres Davetiyenin çıkarılması için zorunludur HMK m. 240/3 uyarınca kesin süre ve vazgeçilmiş sayılma Dinlenecek vakıa Somutlaştırma yükünü karşılar Karşı tarafın hazırlık hakkı zayıflar, delilin ağırlığı azalır Dosya bağlamı Tanığın hangi dönemi veya işlemi bildiği anlaşılır “Genel kanaat tanığı” itirazı artar Tebligat ve UYAP kaydı Süre başlangıcı ispatlanır Yanlış süre hesabı, istinafta usul tartışması Belge seti de buna uygun kurulmalıdır: ön inceleme tutanağı, tanık listesi dilekçesi, varsa adres düzeltme dilekçesi, e-tebligat çıktısı, tanığın çalıştığı yer veya görev ilişkisini gösteren kayıtlar ve tanığın hangi olaya bizzat vakıf olduğunu gösteren somut veri birlikte hazırlanmalıdır. Tanığın “her şeyi bilir” gibi sunulduğu listeler, özellikle istinaf incelemesinde ikna gücünü hızlı kaybetmektedir. İkinci tanık listesi yasağı ve HMK 243 istisnası HMK m. 240/2’nin en sert cümlesi ikinci tanık listesi yasağıdır. Kuralın amacı usul ekonomisidir; tarafın yargılamayı uzatmak için tanıkları dalga dalga getirmesi engellenmektedir. Bu yüzden ilk listede yer almayan kimselerin sonradan kolayca eklenebileceği varsayımı doğru değildir. Özellikle tahkikat ilerlemişken “bir tanık daha bulduk” yaklaşımı çoğu dosyada reddedilmektedir. Buna karşılık HMK m. 243/1, başka bir kapı aralamaktadır: tanık davetiye ile çağrılmaktadır; ancak davetiye çıkmadan tarafça hazır bulundurulan tanık da dinlenebilmektedir. Üstelik kanun, tanık listesi için kesin süre verildiği ve dinlenme gününün belirlendiği hâllerde, liste verilmemiş olsa dahi taraf o duruşmada tanığı hazır ederse tanığın dinleneceğini söylemektedir. Bu cümle, hiç liste vermeden sınırsız tanık getirme izni değildir. Ama usulüne uygun şekilde tanık deliline dayanılmış bir dosyada, sırf liste kâğıdının zamanlaması nedeniyle ispat hakkının tamamen kilitlenmemesi için emredici bir güvence oluşturmaktadır. Karar çizgisinin verdiği mesaj: İkinci tanık listesi yasağı ile hazır bulundurulan tanığın dinlenmesi kuralı birbirine karıştırılmamalıdır. İlki yeni tanık icadıyla yargılamayı uzatmayı engeller. İkincisi ise, gerçekten dayandığınız tanık delilinin salt usul tekniği yüzünden tümden etkisizleşmesini önler. Bu ayrım yüzünden dosyada şu sorular ayrıca cevaplanmalıdır: Tanık deliline dilekçeler aşamasında dayanıldı mı? Mahkeme tanık listesi için açık kesin süre verdi mi? Duruşma günü belirlendi mi? Tanık gerçekten o celseye getirildi mi? Liste verilmeyen dosyada hazır edilen tanık ile daha önce listeye yazılmamış yepyeni bir tanığı sonradan eklemek aynı şey değildir. İstinaf mahkemeleri de bu ayrımı özellikle aramaktadır. Adres, tebligat ve istinabe düzeni Tanık listesinde en çok küçümsenen sütun adres sütunudur. Oysa HMK m. 240/3 tam burada sonuç doğurmaktadır. Adres yazılmamışsa veya verilen adreste tanık bulunamamışsa, mahkeme işin niteliğine uygun kesin süre vermektedir. Bu süre içinde yeni adres verilmezse, o tanığın dinlenilmesinden vazgeçilmiş sayılmaktadır. Yani çoğu zaman hak kaybı, tanığın ne söyleyeceğinden değil, tebligatın nereye çıkacağından doğmaktadır. Bir başka pratik mesele, tanığın başka yargı çevresinde bulunmasıdır. HMK m. 259 ve 261 çerçevesinde tanık istinabe ile dinlenebilmektedir; ancak bu durumda tarafların hangi gün ve saatte dinleme yapılacağını öğrenebilmesi önem taşımaktadır. Anayasa Mahkemesinin Yusuf Sulusaray kararında da vurgulandığı üzere, dinlenmeyen tanığın beyanının hükme esas alınması veya tarafların delil tartışmasına etkili katılımının engellenmesi silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkeleri yönünden sorun doğurmaktadır. Elektronik tebligat kullanan avukatlı dosyalarda süre başlangıcı da ayrıca dikkat ister. Tebligat Kanunu m. 7/a uyarınca elektronik tebligat, avukatın elektronik adresine ulaştığı günü izleyen beşinci günün sonunda yapılmış sayılmaktadır. Tanık listesi için verilen kesin süre veya adres tamamlama yükümlülüğü bu kayıtlarla çelişiyorsa, sonradan “süre geçti” savunması zayıflamaktadır. Yanlış süre hesabı, yanlış mahkeme kadar tehlikelidir. Mahkeme kararları hangi çizgiyi kuruyor? Salt metinle yetinildiğinde HMK 240 katı görünebilir. Kararlar ise bu katılığı iki dengeyle yorumlamaktadır: bir yandan usul ekonomisi ve ikinci liste yasağı korunmakta, diğer yandan tanık delilinin tamamen işlevsizleşmesi önlenmektedir. 1. AYM, Ali Rıza Terzioğlu, B. No: 2018/6471, 17.11.2022 Bu kararda başvurucu, tanık listesinde isimleri bulunan tanıkların adres bilgileri nedeniyle dinlenmemesi sonucunda davalı taraf karşısında zayıf konuma düştüğünü ileri sürmüştür. AYM, tanık deliline erişimin yargılamanın bütününde dengeyi bozacak biçimde daraltıldığını değerlendirerek silahların eşitliği ilkesinin ihlal edildiğine karar vermiştir. Mesaj nettir: adres eksikliği ve usul yönetimi önemlidir; fakat bunlar tarafı delilden tümden mahrum bırakacak ölçüde uygulanırsa sorun anayasal boyuta taşınmaktadır. 2. AYM, Yusuf Sulusaray, B. No: 2020/2316, 12.01.2023 AYM bu kararda, dinlenmeyen tanığın beyanı esas alınarak hüküm kurulmasını silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkeleri bakımından incelemiştir. Kararda, tanığın hangi gün ve saatte dinleneceğinin taraflara bildirilmesi, tanık beyanının hâkim önünde ve tarafların katılımıyla tartışılabilmesi gibi usul güvencelerinin altı çizilmiştir. Bu çizgi, tanık listesinin yalnız isim tablosu olmadığını; savunma ve ispat hakkının çalışma zeminini kurduğunu göstermektedir. 3. Yargıtay HGK, E. 2017/2-2209, K. 2020/475, T. 24.06.2020 Hukuk Genel Kurulu, delil listesinde yer alan ve aynı zamanda taraf vekili olan kişinin de koşulları varsa HMK 240 ve devamı hükümlerine göre tanık olarak dinlenebileceğini, aksi yaklaşımın hukuki dinlenilme hakkı ve savunma hakkını zedeleyebileceğini vurgulamıştır. Bu karar, tanığın niteliğine ilişkin tartışmada bile esas ölçütün şekilcilik değil, delilin gerçekten yargılamayı uzatma amacı taşıyıp taşımadığı ve dosyanın aydınlanmasına katkısı olduğunu göstermektedir. 4. Yargıtay 1. HD, E. 2021/4078, K. 2022/1912 Bu kararın öne çıkardığı nokta, ön inceleme aşamasında verilen genel “delillerinizi bildirin” ihtarının, tek başına tanık listesinin de hak düşürücü biçimde sona erdiği anlamına gelmeyeceğidir. Tanık listesinden açıkça söz edilmeyen ara karara dayanılarak tanık hakkını düşürmek, özellikle taraf tanık deliline baştan dayanmışsa, istinafta savunma hakkının kısıtlanması itirazını güçlendirmektedir. Bu dört karar birlikte okunduğunda şu sonuç çıkmaktadır: Tanık listesi ciddiye alınmalıdır; ama usul kuralları ispat hakkını görünmez kılacak ölçüde mekanik uygulanmamalıdır. Dosyada hangi ara kararın verildiği, neyin eksik bırakıldığı ve bunun karşı tarafı gerçekten dezavantajlı bırakıp bırakmadığı belirleyici olmaktadır. Somut dosya senaryosu Örnek olay: Ankara Asliye Ticaret Mahkemesinde görülen hizmet sözleşmesi alacağı davasında davalı şirket, cevap dilekçesinde tanık deliline dayanmıştır. Ön inceleme davetiyesinde HMK m. 139/1-ç uyarınca iki haftalık kesin sürede sunulmayan belgelerin ibraz edilmesi ihtar edilmiştir; fakat tanık listesi ayrıca anılmamıştır. Tahkikat celsesinde davalı vekili, tanıkların isim ve adreslerini içeren listeyi UYAP üzerinden sunmuş, iki tanığı da duruşmada hazır etmiştir. Mahkeme “kesin süre geçti” gerekçesiyle tanıkları dinlemeden hüküm kurarsa, dosyada ciddi bir istinaf sebebi oluşur. Çünkü ara kararın kapsamı, tanık listesi bakımından yeterince açık olmayabilir ve HMK m. 243/1’deki hazır edilen tanığın dinlenmesi kuralı devreye girebilir. Aynı dosyada farklı bir tablo düşünelim. Tanık listesi verilmiş; fakat iki tanığın adresi eksik bırakılmıştır. Mahkeme HMK m. 240/3 uyarınca açık kesin süre vermiş, elektronik tebligat vekile ulaşmış ve beşinci gün sonunda tebliğ tamamlanmıştır. Süre içinde yeni adres sunulmamışsa, artık o iki tanığın dinlenilmesinden vazgeçilmiş sayılması daha güçlü ihtimaldir. Burada sorun, genel delil ihtarı değil, açık adres tamamlama yükümlülüğünün yerine getirilmemesidir. Tanık listesi dilekçe örneği Örnek iskelet: … ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ’NE Dosya No: 2026/… E. Davalı / Davacı: … Konu: HMK m. 240 uyarınca tanık listemizin sunulmasından ibarettir. Mahkemenizin … tarihli ara kararı doğrultusunda, tanık deliline dayandığımız vakıalar bakımından tanık listemizi sunuyoruz. 1. Tanık: Ayşe Yılmaz, … Mah. … Sok. No: … Çankaya/Ankara. Dinleneceği vakıa: 14.03.2024 tarihli teslim toplantısında taraflar arasında yapılan fiyat revizyonu görüşmesi ve bu görüşmenin sonrasında gönderilen e-posta talimatları. 2. Tanık: Mehmet Kara, … Mah. … Cad. No: … Nilüfer/Bursa. Dinleneceği vakıa: Mal tesliminin gecikme sebebi, yükleme tarihleri ve gecikmenin davacıdan mı yoksa taşıyıcıdan mı kaynaklandığı. 3. Tanık: Selin Demir, … Mah. … Sok. No: … Keçiören/Ankara. Dinleneceği vakıa: Uyuşmazlık konusu sözleşmenin müzakere süreci ve ek protokoldeki fiyat farkı maddesinin taraf iradesiyle kabul edilip edilmediği. Sonuç ve talep: Yukarıda belirtilen tanıkların HMK m. 243 ve devamı hükümleri çerçevesinde davet edilerek dinlenmesine karar verilmesini saygıyla talep ederiz. Bu örnekte özellikle üç unsur korunmalıdır: tanığın açık adresi , hangi vakıa için dinleneceği ve liste ile dosya arasındaki bağ. “Tüm hususlarda tanıktır” gibi ifadeler yerine, uyuşmazlığın çekirdeğine temas eden kısa ama somut cümleler kullanılmalıdır. Dilekçeye ayrıca e-tebligat kayıtları, ön inceleme tutanağı veya mahkemenin tanık listesi istemini gösteren ara karar da eklenebiliyorsa, usul tartışması daha temiz yürümektedir. Sık yapılan hatalar ve istinaf riski Hata Pratik sonucu İstinaf / başvuru riski Dilekçede tanık deliline hiç dayanmamak Sonradan tanık listesi sunma zemini zayıflar HMK m. 145 tartışması doğar; kabul garantisi yoktur Genel tanık listesi vermek, vakıayı belirtmemek Somutlaştırma yükü zayıflar Kararın isabeti savunulsa bile delilin ağırlığı düşer Adres sütununu boş bırakmak Kesin süre ve vazgeçilmiş sayılma Mahkeme usulüne uygun süre vermişse istinafta toparlamak zorlaşır İkinci liste ile yeni tanık eklemeye çalışmak HMK m. 240/2 engeline takılır Usul ekonomisi gerekçesiyle ret kuvvetlidir Genel delil ihtarını tanık listesi için verilmiş açık süre sanmak Süre hesabı yanlış yapılır Karar istinafta savunma hakkı yönünden bozulabilir Yanlış yol riski: Mahkeme tanık listesini veya dinletme talebini reddettiğinde, bu itiraz çoğu kez hükümle birlikte istinaf sebebi yapılmaktadır. Duruşma sırasında ret gerekçesinin tutanağa açık geçirilmesi, ara karara derhâl itiraz edilmesi ve hangi vakıanın ispatının engellendiğinin somut biçimde söylenmesi gerekir. “Tanığımız dinlenmedi” demek yetmez; hangi vakıanın karanlıkta kaldığı gösterilmelidir. Sık sorulan sorular Tanık isimlerini dava dilekçesine yazmak tek başına yeterli midir? Genellikle hayır. Tanık deliline dayanmak önemlidir; ancak HMK m. 240 anlamında ayrı tanık listesi, açık adres ve dinlenecek vakıa bilgisi de gerekir. Mahkeme “delillerinizi bildirin” dedi diye tanık listesi süresi kesin olarak başlamış olur mu? Her zaman olmaz. Ara kararın içeriğinde tanık listesi açıkça yer alıyor mu, dosyanın aşaması ne ve mahkeme çekişmeli vakıaları belirlemiş mi, bunlar birlikte değerlendirilmelidir. İkinci tanık listesi hiçbir durumda verilemez mi? Kural olarak verilemez. Ancak somut olayda sonradan delil gösterme şartları, öngörülemeyen imkânsızlık veya HMK m. 243 çerçevesinde hazır edilen tanığın dinlenmesi gibi ayrı tartışmalar doğabilir. Bunlar otomatik istisna değildir. Tanığın açık adresi yoksa ne olur? Mahkeme HMK m. 240/3 uyarınca uygun kesin süre verir. Bu süre içinde tebliğe elverişli yeni adres sunulmazsa tanığın dinlenilmesinden vazgeçilmiş sayılabilir. Başka şehirdeki tanık nasıl dinlenir? Mahkeme tanığın bulunduğu yer mahkemesi aracılığıyla istinabe kararı verebilir. Bu durumda dinleme günü ve saati taraflara bildirilmelidir; aksi halde çelişmeli yargılama ve silahların eşitliği sorunu doğabilir. Tanık listesi reddi istinafta ileri sürülebilir mi? Evet. Özellikle ret kararı hangi vakıanın ispatını engellediğini ve hangi usul kuralının yanlış uygulandığını gösterebiliyorsanız, bu husus ciddi bir istinaf sebebi olabilir. İlgili makaleler ve son not Bu başlık çoğu kez tek başına okunmamalıdır. Tanık listesi tartışması, usul süreleri, e-tebligat başlangıcı ve sonradan delil gösterme rejimiyle birlikte anlam kazanmaktadır. Bu nedenle şu içeriklerle birlikte okunması faydalı olmaktadır: Islah Dilekçesi ve Talep Artırımı: HMK 176 Süresi, Harç Hesabı ve Dilekçe Örneği İstinaf Başvurusu: HMK 341 Kapsamı, İki Haftalık Süre, Kesinlik Sınırı ve Dilekçe Örneği Elektronik Tebligatta Usulsüz Tebligat, Öğrenme Tarihi ve Sürelerin Başlangıcı Sözleşmenin Uyarlanması: TBK 138 Kapsamında Aşırı İfa Güçlüğü, Dava Şartları ve Dilekçe Örneği Son hatırlatma önemlidir: tanık listesi dosyada geç yapılan küçük bir işlem gibi görünse de, çoğu zaman ispatın omurgasını taşımaktadır. Hangi tanığın hangi vakıa için getirildiği, adresinin ne zaman tamamlandığı ve mahkemenin verdiği sürenin gerçekten neyi kapsadığı net değilse, esasa ilişkin güçlü savunma usulde zayıflamaktadır. Tanık listesi, delil planı veya istinaf sebebi konusunda dosya bazlı değerlendirme gerekiyorsa, özellikle kesin süre, e-tebligat başlangıcı, dinlenmeyen tanığın hangi vakıayı ispatlayacağı ve ret kararının istinafta nasıl formüle edileceği birlikte incelenmelidir. Çiftçi & Partners, hukuk yargılamasında tanık delili, usul süreleri ve kanun yolu stratejisi bakımından dosya odaklı değerlendirme sunmaktadır. Kaynakça ve Atıf Listesi

  1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu

    6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu .

  2. 7201 sayılı Tebligat Kanunu

    7201 sayılı Tebligat Kanunu .

  3. 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası

    2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası .

Mahkeme kararları

  1. AYM, Ali Rıza Terzioğlu, B. No: 2018/6471, 17.11.2022.
  2. AYM, Yusuf Sulusaray, B. No: 2020/2316, 12.01.2023.
  3. Yargıtay HGK, E. 2017/2-2209, K. 2020/475, T. 24.06.2020.
  4. Yargıtay 1. HD, E. 2021/4078, K. 2022/1912.

Bilimsel çalışmalar

  1. Aziz Serkan Arslan / Mustafa Topal, “Tanık Listesinde Yer Almayan Tanığın Duruşmada Hazır Bulundurulması Halinde Dinlenilmesi İmkânı”, Çukurova Üniversitesi Hukuk Araştırmaları Dergisi, 2025.
  2. Ayşe Ece Acar, “7251 Sayılı Kanun’la Yapılan Değişikliklerden Sonra İlk Derece Hukuk Mahkemelerinde Tanık Listesinin Sunulma Zamanına İlişkin Uygulamanın Değerlendirilmesi”, Yıldırım Beyazıt Hukuk Dergisi, 2025.
  3. Fatih Karamercan, “Medenî Usûl Hukukunda Tanık ve Tanıklık”, Ankara Barosu Dergisi, 2018.

What do you think?

Related analyses