Kısa cevap: Bilirkişi raporuna itiraz, yalnız “raporu kabul etmiyoruz” cümlesinden ibaret değildir. HMK m. 281 uyarınca raporun tebliğinden itibaren iki hafta içinde; eksik inceleme, uzmanlık sınırının aşılması, metodoloji hatası, cevapsız kalan itiraz, çelişkili veri ve yanlış belge seti somutlaştırılarak ek rapor, açıklama veya yeni bilirkişi talep edilmelidir. Süre geçirilirse mahkemenin re’sen yeni inceleme yaptırma yetkisi tamamen kaybolmaz; fakat taraf bakımından en güvenli itiraz penceresi daralır.
Bu içerik 21.05.2026 itibarıyla hazırlanmıştır. Bilirkişi raporu çoğu dosyada hükmün sessiz omurgasıdır. Trafik kazasında maluliyet oranı, eser sözleşmesinde ayıp kalemleri, ticari defter uyuşmazlığında bakiye hesap, işçilik davasında ücret ve fazla mesai, inşaat dosyasında metraj ve kusur, sağlık uyuşmazlığında tıbbi standart tam da bu raporun üstüne oturur. Sorun şu ki, birçok taraf raporu bir “mahkeme kararı” gibi okuyup geç kalmaktadır.
Oysa HMK 266 ve devamı maddeler başka bir şey söyler: bilirkişi, hâkimin yerine geçmez; hukuki değerlendirme yapamaz; rapor tek başına dokunulmaz değildir; itiraz edilirse tamamlatılabilir, açıklattırılabilir veya yeni bilirkişi incelemesi yaptırılabilir. Uygulamada davayı kaybettiren hata çoğu zaman raporun varlığı değil, rapora yanlış yerden veya yanlış dille saldırılmasıdır. “Katılmıyoruz” demek yetmez. Hangi hesap adımı eksik, hangi veri dosyaya girmemiş, hangi teknik soru yanlış kurulmuş, hangi hukuki sonuca bilirkişi izinsiz sıçramış; bunların satır satır gösterilmesi gerekir.
HMK 266 hangi dosyada gerçekten devreye girer?
HMK m. 266’nın temel mantığı nettir: uyuşmazlığın çözümü hukuk dışında özel veya teknik bilgi gerektiriyorsa mahkeme bilirkişinin oy ve görüşünü alabilir; buna karşılık genel tecrübe veya hâkimlik mesleğinin gerektirdiği hukuki bilgiyle çözülebilecek meselelerde bilirkişiye gidilemez. Bu ayrım yalnız teorik değildir. Dava dosyasında “sözleşme hükmü nasıl yorumlanmalı?”, “zamanaşımı işlemiş mi?”, “yetkili mahkeme neresi?” gibi sorular bilirkişiye bırakılamaz. Buna karşılık teknik ayıp, mühendislik standardı, muhasebe çözümlemesi, tıbbi uygunluk, piyasa rayici veya imza incelemesi gibi konular özel uzmanlık alanına girer.
Güncel mevzuat kutusu:
HMK m. 266: Mahkeme, çözümü hukuk dışında özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde bilirkişinin oy ve görüşünü alır; genel tecrübe veya hâkimlik mesleğinin gerektirdiği hukukî bilgiyle çözülebilecek konularda bilirkişiye başvurulamaz. Hukuk öğrenimi görmüş kişiler, hukuk alanı dışında ayrı bir uzmanlık belgelendirmedikçe bilirkişi olarak görevlendirilemez.
6754 sayılı Bilirkişilik Kanunu m. 3: Bilirkişi bağımsız, tarafsız ve objektif hareket eder; özel veya teknik bilgi gerektirmeyen hususlarda açıklama yapamaz; hukuki nitelendirme ve değerlendirmede bulunamaz; aynı konuda bir kez rapor alınması esastır, eksiklik veya belirsizlik varsa ek rapor istenebilir.
Bilirkişilik Yönetmeliği m. 56: Bilirkişi raporu diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirilir; raporun teknik sınırı ile hukuki değerlendirme sınırı ayrı tutulur.
Pratikte ilk denetim sorusu şudur: bilirkişi gerçekten teknik bir boşluğu mu dolduruyor, yoksa hakimin yapması gereken hukuki yorumu mu rapora taşıyor? Örneğin “davacının alacağı zamanaşımına uğramıştır” veya “bu sözleşme geçersizdir” gibi cümleler bilirkişinin değil, mahkemenin işidir. Buna karşılık “şu bordro setine göre fazla çalışma hesabı şu yöntemle yapılmıştır” veya “şu beton numunesi TS standardını karşılamamaktadır” gibi teknik tespitler raporun doğal alanıdır.
İtiraz stratejisi de burada başlar. Çünkü rapor hukuki alanı işgal etmişse farklı, teknik veriyi eksik işlemişse farklı, dosya belgelerini hiç görmemişse daha farklı bir itiraz dili gerekir. Her rapora aynı klişe itirazı yazmak, özellikle yoğun ticari ve tazminat dosyalarında savunmayı zayıflatır.
İtiraz süresi ne zaman başlar, dilekçe nereye verilir?
HMK m. 281/1’e göre taraflar, bilirkişi raporunun kendilerine tebliğinden itibaren iki hafta içinde raporda eksik gördükleri hususların tamamlatılmasını, belirsizliklerin açıklattırılmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilir. 2020 değişikliğiyle, bu itirazın hazırlanması özel veya teknik bir çalışma gerektiriyorsa ve taraf iki haftalık asıl süre dolmadan mahkemeye başvurursa, sürenin bitiminden itibaren işlemeye başlayacak şekilde, bir defaya mahsus ve iki haftayı geçmeyen ek süre verilebilir.
Sürenin başlangıcı kural olarak raporun usulüne uygun tebliğidir. Vekil ile takip edilen dosyada tebligatın avukata yapılması yeterlidir. UYAP’ta raporun görülmesi ile tebligat tarihi aynı şey değildir; fakat bazı dosyalarda elektronik tebligat düzeni ve dosyaya erişim pratiği birlikte değerlendirilir. Bu nedenle rapor sisteme düştüğünde “daha tebliğ olmadı” rehavetine kapılmak risklidir. Güvenli yaklaşım, raporun dosyaya düştüğü gün teknik ve hukuki çalışma başlatmak, resmî tebliğ tarihini ise süre hesabının sabit başlangıcı olarak kaydetmektir.
| Stage | Ne yapılır? | Süre başlangıcı | Risk |
|---|---|---|---|
| Raporun okunması | Rapor, ekleri ve dayanak belgeler satır satır kontrol edilir | Tebligat beklenmeden başlatılmalı | Son gün panikle yazılan itirazın yüzeysel kalması |
| İtiraz dilekçesi | Eksiklik, belirsizlik, yöntem hatası ve görev aşımı somutlaştırılır | Tebliğden itibaren 2 hafta | Süre kaçarsa tarafın güvenli itiraz alanı daralır |
| Ek süre talebi | Teknik çalışma gerekiyorsa asıl süre içinde ek süre istenir | İlk 2 haftalık süre içinde | Süre bittikten sonra istenen ek süre reddedilebilir |
| Mahkemenin ara kararı | Ek rapor, sözlü açıklama veya yeni bilirkişi kararı verilebilir | İtirazın incelenmesi sonrası | Genel, soyut itirazlar yeni inceleme talebini zayıflatır |
Süre riski: İtiraz süresi yalnız takvim notu değildir. Rapor karmaşık muhasebe, mühendislik, sağlık veya adli belge incelemesi içeriyorsa, ek süre talebinin de iki haftalık asıl sürede yapılması gerekir. “Önce itiraz etmeyelim, duruşmada söyleriz” yaklaşımı çoğu dosyada savunmayı gereksiz yere zayıflatır.
Merci, raporu dosyaya alan mahkemenin kendisidir. İtiraz; UYAP üzerinden, fiziken kaleme sunularak veya tebligat rejimine uygun başka usullerle aynı dosyaya verilir. Dilekçe, “rapor doğru değildir” demekle yetinmemeli; hangi tablo, hangi hesap kalemi, hangi teknik varsayım, hangi dayanak belge, hangi meslek standardı ve hangi dosya içeriği bakımından sorun bulunduğunu ayrı başlıklarla göstermelidir.
Bilirkişi raporu hangi başlıklardan vurulur?
İtiraz gerekçeleri dosyanın türüne göre değişir; ama uygulamada en çok işe yarayan altı ana başlık vardır. Birincisi, görev sınırının aşılmasıdır. Bilirkişi teknik tespiti bırakıp hukuki sonuca atlıyorsa, raporun bu kısmı HMK 266 ve 6754 m. 3 bakımından problemlidir. İkincisi, eksik belge setiyle inceleme yapılmasıdır. Örneğin tüm banka ekstreleri, bordrolar, keşif fotoğrafları, teknik şartname, laboratuvar sonucu veya sözleşme eki dosyaya hiç girmeden rapor kurulmuş olabilir.
Üçüncüsü, metodoloji hatasıdır. Rapor hangi formül, hangi piyasa verisi, hangi kabul ve hangi kıyasla sonuca varmıştır; bunlar açıklanmıyorsa denetime elverişlilik tartışması doğar. Dördüncüsü, itirazları karşılamayan yuvarlak cevaplardır. Özellikle ek raporlarda “ilk raporumuzu tekrar ederiz” türü cümleler ciddi bir sorun yaratır. Beşincisi, çelişkidir: ya rapor kendi içinde çelişir ya da aynı dosyada önceki rapor, uzman görüşü, keşif bulgusu veya resmi kayıtlarla çakışır. Altıncısı ise yanlış soru setidir. Mahkemenin bilirkişiye sorduğu çerçeve sorunluysa, doğru uzman bile yanlış eksende rapor üretebilir.
| İtiraz başlığı | Dosyada ne aranır? | Talep nasıl kurulur? | Görünür risk |
|---|---|---|---|
| Hukuki değerlendirme yasağı | “Sorumludur”, “sözleşme geçersizdir”, “zamanaşımı vardır” türü ifadeler | Teknik alan dışına çıkan kısmın dışlanması ve yeni çerçeve sorular | Hâkimin raporu hukuki sonuç yerine kullanması |
| Eksik belge incelemesi | Dosyaya sunulu ama raporda hiç anılmayan kayıtlar | Eksik belgeler tek tek sayılıp ek rapor istenmesi | İspat zincirinin yarım kalması |
| Metodoloji ve hesap hatası | Formül, kıyas, birim fiyat, dönem, oran veya ölçüm sorunları | Alternatif hesap yöntemi ve somut karşı tablo sunulması | Hüküm tutarının doğrudan etkilenmesi |
| Çelişkili rapor | Önceki raporlar, uzman görüşü veya resmi kayıtlarla uyumsuzluk | Yeni bilirkişi kurulu veya sözlü açıklama talebi | Mahkemenin seçici gerekçe ile karar kurması |
| Belirsiz sonuç | Nasıl sonuca varıldığı açıklanmayan kısa raporlar | Denetime elverişli ayrıntılı ek rapor istenmesi | İstinafta bozma veya onama riskinin artması |
En etkili itiraz, itiraz sebebini teknik veriyle eşleyen itirazdır. Mesela “rapor hatalıdır” yerine “rapor, 2023 yılı üçüncü çeyrek üretim tablolarını hiç kullanmadan yıllık kapasite hesabı yapmıştır; oysa dosyanın 154-173. sayfalarındaki teknik servis kayıtları bu ayları da kapsamaktadır” demek gerekir. Hâkim, soyut şikâyetten ziyade dosya içi işaret fişeği arar.
Mahkeme ek rapor, sözlü açıklama veya yeni bilirkişi ne zaman alır?
HMK m. 281/2 ve 281/3 mahkemeye üç ayrı araç verir. Birincisi, aynı bilirkişiden ek rapor istemektir. Bu yol, raporun ana omurgası korunabilir ama bazı hesaplar eksik, bazı açıklamalar belirsiz veya birkaç belge atlanmışsa genelde yeterli olur. İkincisi, bilirkişiyi duruşmaya çağırıp sözlü açıklama almaktır. Üçüncüsü, gerçeğin ortaya çıkması için gerekli görülürse yeni bilirkişi ile tekrar inceleme yaptırmaktır.
Uygulamada taraflar sıkça “itiraz ettim, mahkeme mecburen yeni heyet kuracak” zannına kapılır. Böyle bir otomatik sonuç yoktur. Mahkeme yeni heyete ancak ilk raporun gerçekten yetersiz, çelişkili, denetime elverişsiz veya uzmanlık sınırını aşmış olduğunu görürse yönelir. Bu yüzden yeni bilirkişi talebini güçlü kılan şey, yüksek sesli tepki değil, raporun neden tamir edilemez biçimde sorunlu olduğunu gösterebilmektir.
Uygulama çizgisi: Yargıtay, tarafın rapora yönelik somut itirazlarını karşılayacak nitelikte inceleme yapılmadan itiraza uğramış rapora dayanılmasını sıkça bozma nedeni saymaktadır. Buna karşılık rapor hükme elverişli, tutarlı ve teknik dosya ile uyumlu görülüyorsa mahkeme her itirazdan sonra yeni heyet kurmak zorunda değildir.
Burada HMK m. 282 de unutulmamalıdır: hâkim bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir. Bu cümle iki yanlış okumayı engeller. Birincisi, raporun “kesin delil” olmadığıdır. İkincisi ise, hâkimin teknik alanda bilirkişinin yerine geçebileceği düşüncesidir. Hâkim, raporu körü körüne kabul etmek zorunda değildir; ama teknik eksikliği kendi kişisel kanaatiyle dolduramaz. Gerekirse yeni rapor, açıklama veya ek soru mekanizmasını işletmelidir.
Belgeler, ispat planı ve yanlış yol riskleri
Bilirkişi itirazı, yalnız hukuki argüman metni değildir; aynı zamanda belge sevkiyat planıdır. Dosyanın türüne göre hangi evrakın itirazı taşıyacağı önceden düşünülmelidir. Ticari dosyada cari hesap ekstresi, BA/BS kayıtları, e-fatura zinciri, teslim tutanakları; işçilik dosyasında bordro, puantaj, vardiya çizelgesi, SGK hizmet dökümü; eser sözleşmesinde keşif fotoğrafı, metraj, proje eki, teknik şartname; sağlık dosyasında epikriz, onam formu, laboratuvar ve kurul kararı gibi kayıtlar masaya gelmeden rapora saldırmak eksik kalır.
Yanlış yol riski: Raporda hukuki nitelendirme hatası gördüğünüzde yalnız “yeni bilirkişi” istemek bazen isabetsizdir; önce sorunun teknik mi hukuki mi olduğunu ayırmak gerekir. Tam tersine, rapor saf teknik veriyi eksik işlemişse yalnız hukuki savunma yapmak da yetersiz kalır. Yanlış ayrım, hem süreyi hem dosyanın ikna gücünü tüketir.
| Belge grubu | Neden önemli? | Eksikse ne olur? |
|---|---|---|
| Ara karar ve bilirkişi görev tanımı | Uzmanın hangi sınırda inceleme yapacağını gösterir | Görev aşımı itirazı kurmak zorlaşır |
| Rapor ekleri ve hesap tabloları | Sonucun nasıl kurulduğu ancak eklerden okunur | Metodoloji eleştirisi soyut kalır |
| Dosyaya sunulmuş temel kayıtlar | Bilirkişinin hangi veriyi atladığı görünür olur | Eksik inceleme iddiası güç kaybeder |
| Karşı uzman görüşü veya teknik mütalaa | Mahkemeye somut alternatif açıklama sunar | İtiraz sadece memnuniyetsizlik gibi algılanabilir |
| Tebligat ve süre kayıtları | İki haftalık sürenin başlangıcını sabitler | Süre itirazı veya ek süre talebi zayıflar |
Başvuru yolu bakımından da tablo nettir. İlk aşama, raporu alan aynı mahkemeye itirazdır. Mahkeme buna rağmen eksik incelemeli rapora dayanırsa, istinaf veya temyizde usul hatası ve eksik inceleme itirazı gündeme gelir. Ancak bu üst kanun yolu eleştirisi, ilk derece aşamasındaki somut itirazın yerini tutmaz. Özellikle teknik dosyalarda “nasıl olsa istinafta söyleriz” yaklaşımı pahalı bir tercihtir.
AYM ve Yargıtay kararları bize ne söylüyor?
1. AYM, Murat Yasan (B. No: 2015/6802, 08.01.2020): Hükme esas alınan bilirkişi raporunun tarafça karardan önce görülmemesi ve rapora etkili itiraz imkânı tanınmaması, silahların eşitliği ile çelişmeli yargılama ilkelerini ihlal edebilir. Kararın pratik mesajı şudur: rapora erişim ve rapora cevap hakkı, şekli bir nezaket değil, adil yargılanma güvencesidir.
2. Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, E. 2019/5678: Tarafın bilirkişi raporuna yaptığı somut itirazlar karşılanmadan, itiraza uğramış rapora dayanılarak hüküm kurulması isabetli görülmemiştir. Yargıtay, itirazları gözeten uzman bir kuruldan yeni rapor alınması gerekirken eksik inceleme ile karar verilmesini bozma nedeni yapmıştır. Bu çizgi özellikle işçilik, tazminat ve teknik hesap dosyalarında önem taşır.
3. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 30.03.2021 tarihli karar çizgisi: Hükme elverişli olmayan ilk bilirkişi raporuna tarafların itiraz etmemiş olması, hâkimi hatalı rapora mahkûm etmez. Rapor teknik olarak yetersizse mahkeme kendiliğinden yeni bilirkişi incelemesi yaptırabilir; itiraz edilmemiş olması otomatik ve mutlak bir usuli kazanılmış hak doğurmaz.
4. AYM, B. No: 2020/2003: Her teknik uyuşmazlık anayasal ihlal değildir. Derece mahkemesi, bilirkişi raporunun neden yeterli olduğunu makul biçimde açıklamışsa ve belirgin keyfilik yoksa, Anayasa Mahkemesi raporun teknik doğruluğunu baştan kurmaz. Bu karar, itirazın ilk derece mahkemesinde ciddi ve somut hazırlanmasının neden hayati olduğunu gösterir.
Bu kararlar birlikte okunduğunda dört temel sonuç çıkar. Birincisi, rapora erişim ve cevap hakkı korunmalıdır. İkincisi, somut itirazlar cevapsız bırakılırsa bozma riski artar. Üçüncüsü, yetersiz rapora sessiz kalınmış olması her durumda hâkimi bağlamaz. Dördüncüsü, teknik tartışmanın asli sahnesi ilk derece mahkemesidir; anayasal denetim, her dosyada ikinci bir bilirkişi değerlendirmesi yapmaz.
Somut dosya senaryosu
Örnek olay: Bir iş sahibi, yükleniciye karşı ayıplı imalat ve gecikme tazminatı davası açmıştır. Mahkeme inşaat mühendisi bilirkişi atar. Gelen rapor, yalnız keşif günü çekilen sınırlı fotoğrafları esas alır; sözleşme eki mahal listesi, revize proje ve bağımsız denetim raporlarını dikkate almaz. Üstelik rapor, teknik ayıbı anlatmakla kalmayıp “yüklenici temerrüde düşmüştür ve sözleşme feshi haklıdır” gibi hukuki sonuçlar da yazar.
Bu dosyada doğru itiraz; “rapor aleyhimize” demek değildir. Birinci başlıkta, hukuki sonuç cümlelerinin HMK 266 ve 6754 m. 3 sınırını aştığı gösterilir. İkinci başlıkta, mahal listesi ve revize projenin rapora hiç işlenmediği sayfa numarasıyla yazılır. Üçüncü başlıkta, metraj hesabının hangi kalemlerde eksik olduğu karşı tabloyla gösterilir. Dördüncü başlıkta ise bu eksiklerin ek raporla giderilemeyecek kadar yapısal olduğu anlatılarak yeni bilirkişi heyeti istenir. Böyle kurulan itiraz, mahkemeye yalnız memnuniyetsizlik değil, karar vermeye elverişli bir yol haritası sunar.
İtiraz dilekçesi iskeleti
Bu queue kaleminde tam dilekçe şablonu zorunlu görünmemekle birlikte, uygulamada işe yarayan omurga genelde şöyledir:
- Raporun tebliğ tarihi yazılır; iki haftalık sürede itiraz
Raporun tebliğ tarihi yazılır; iki haftalık sürede itiraz edildiği açıkça belirtilir.
- Bilirkişiye yöneltilen ara karar soruları ve raporun fiilen
Bilirkişiye yöneltilen ara karar soruları ve raporun fiilen hangi sorulara cevap vermediği çıkarılır.
- Görev aşımı, eksik belge, metodoloji hatası ve çelişki
Görev aşımı, eksik belge, metodoloji hatası ve çelişki başlıkları ayrı numaralandırılır.
- Her itirazın altına dosya sayfa numarası, belge adı
Her itirazın altına dosya sayfa numarası, belge adı ve mümkünse karşı hesap/tablo eklenir.
- Sonuç kısmında alternatifler açık yazılır
ek rapor, sözlü açıklama, yeni heyet veya bunların birlikte değerlendirilmesi.
- Eğer teknik çalışma gerekiyorsa, aynı dilekçede HMK 281
Eğer teknik çalışma gerekiyorsa, aynı dilekçede HMK 281 uyarınca ek süre de istenir.
Pratik cümle örneği: “06.05.2026 tarihli bilirkişi raporu, mahkemenin 14.02.2026 tarihli ara kararında yönelttiği 3 ve 4 numaralı sorulara denetime elverişli cevap vermemiş; dosyada mevcut revize proje, e-fatura listesi ve teslim tutanaklarını inceleme konusu yapmamış; ayrıca bilirkişinin görev sınırını aşarak hukuki nitelendirmede bulunmuştur. Bu nedenle HMK m. 281/1-3 uyarınca ek rapor alınmasına, mümkün görülmezse yeni bilirkişi kuruluna tevdiine karar verilmesi talep olunur.”
Burada amaç dilekçeyi şişirmek değil, mahkemeyi doğru müdahaleye yöneltmektir. Her dosyada yeni heyet istemek kadar, her dosyada yalnız ek raporla yetinmek de hatalı olabilir. İtirazın dili, rapordaki kusurun türüne göre seçilmelidir.
Sık sorulan sorular
HMK m. 281 uyarınca kural olarak raporun tebliğinden itibaren iki haftadır. Teknik çalışma gerektiren hâllerde, bu iki haftalık süre içinde başvurmak şartıyla bir defaya mahsus ek süre istenebilir.
Hayır. Mahkeme, itirazın niteliğine göre ek rapor, sözlü açıklama veya yeni bilirkişi arasında seçim yapar. Yeni heyet için raporun yapısal olarak yetersiz olduğunu göstermek gerekir.
Hukuki nitelendirme ve değerlendirme bilirkişinin alanı değildir. Bu bölüm itiraz konusu yapılmalı; teknik tespit ile hukuki sonucun ayrıştırılması istenmelidir.
Bu durum, dosyanın özelliğine göre hukuki dinlenilme hakkı ve çelişmeli yargılama bakımından ciddi bir usul sorunu doğurabilir. Kanun yolunda bu eksiklik açıkça gösterilmelidir.
Taraf bakımından güvenli itiraz penceresi daralır; ancak mahkemenin re’sen ek rapor veya yeni bilirkişi incelemesi yaptırma yetkisi tamamen yok olmaz. Yine de bu ihtimale güvenmek yerine süresinde somut itiraz yapmak gerekir.
Evet. HMK m. 293 çerçevesinde alınan uzman görüşü, özellikle teknik çelişkiyi görünür kılmak ve yeni sorular oluşturmak bakımından güçlü bir araç olabilir. Fakat uzman görüşü ile bilirkişi raporunun işlevi aynı değildir.
Hayır. Bilirkişi itirazı, mevcut dosyanın görüldüğü mahkemeye yapılır. Esas uyuşmazlığın görevli mahkemesi değişmez; değişen şey yalnız delil tartışmasının yönüdür.
İlgili makaleler ve son not
Bilirkişi raporu çoğu zaman tek başına gelmez; dava dilekçesi, cevap süresi, tanık listesi, harç ve kanun yolu ile birlikte düşünülür. Bu yüzden aşağıdaki içerikler çoğu dosyada birlikte okunmalıdır:
- Dava Dilekçesi Nasıl Hazırlanır?: HMK 119 Zorunlu Unsurlar, Bir Haftalık Süre ve Dilekçe İskeleti
- Cevap Dilekçesi Nasıl Yazılır?: HMK 129 İçeriği, İki Haftalık Süre, Delil Listesi ve Dilekçe Örneği
- Harç ve Gider Avansı: HMK 120 Kapsamı, 2 Haftalık Süre, Hesaplama ve Delil Avansı Farkı
- Tanık Listesi Ne Zaman Verilir?: HMK 240 Kapsamı, Kesin Süre ve Dilekçe Örneği
- İstinaf Başvurusu: HMK 341 Kapsamı, İki Haftalık Süre, Kesinlik Sınırı ve Dilekçe Örneği
Son pratik not şudur: bilirkişi raporuna iyi itiraz, yüksek sesli itiraz değildir. Doğru soru, doğru belge ve doğru süre yönetimidir. Özellikle tazminat, işçilik, eser, ortaklık, malpraktis ve teknik ayıp dosyalarında raporun hangi cümlesinin teknik, hangi cümlesinin hukuki olduğunu ayırabilen taraf bir adım öne geçer.
Bilirkişi raporu dosyanın kaderini belirliyorsa, itirazın dili de en az rapor kadar teknik olmalıdır.
Raporun görev sınırını aşıp aşmadığını, hangi belge ve hesap kalemlerinin dışarıda bırakıldığını ve yeni bilirkişi talebinin gerçekten gerekli olup olmadığını değerlendirmek için dosya bazlı inceleme yapılmalıdır. Ticari, tazminat, işçilik, eser, sağlık ve aile hukukuna temas eden teknik uyuşmazlıklarda, delil planını ve kanun yolu riskini birlikte ele almak için Av. Barış Berkay Çiftçi, LL.M. ile iletişime geçebilirsiniz.
Kaynakça ve Atıf Listesi
Resmi Kaynaklar
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu
- 6754 sayılı Bilirkişilik Kanunu
- Bilirkişilik Yönetmeliği
- Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m. 36
Mahkeme Kararları
- AYM, Murat Yasan, B. No: 2015/6802, 08.01.2020
- AYM Kararlar Bilgi Bankası, B. No: 2020/2003
- Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, E. 2019/5678
- Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 30.03.2021 tarihli karar özeti
Akademik ve Doktrinel Kaynaklar
- Ömer Buğra Alihocagil, Medeni Usul Hukukunda Bilirkişi Raporunun Hazırlanması ve Bilirkişi Raporuna İtiraz
- Ahmet Nezih Kök, 6754 Sayılı Bilirkişilik Kanunu Neler Getirdi?
- Medenî Usûl Hukukunda Bilirkişi Raporu ile Uzman Görüşü Arasındaki Çelişkinin Giderilmesi
- Türk İdari Yargılama Hukukunda Bilirkişi Raporlarının Hukuki Niteliği ve Yargısal Denetimi
İlgili Yazılar
- Dava Dilekçesi Nasıl Hazırlanır?: HMK 119 Zorunlu Unsurlar, Bir Haftalık Süre ve Dilekçe İskeleti
- Islah Dilekçesi ve Talep Artırımı: HMK 176 Süresi, Harç Hesabı ve Dilekçe Örneği
- Davaya Vekâletin Kapsamı: HMK 73’e Göre Özel Yetki, Vekile Tebligat ve Vekâletname Riski
- Tanık Listesi Ne Zaman Verilir?: HMK 240 Kapsamı, Kesin Süre ve Dilekçe Örneği
- İstinaf Başvurusu: HMK 341 Kapsamı, İki Haftalık Süre, Kesinlik Sınırı ve Dilekçe Örneği
