Factoring Alacağının Temlikinde Borçluya İhbar, Şahsi Defiler ve Menfi Tespit Davası

Elektronik tebligat ve dijital bildirim süreçlerini simgeleyen ofis masasındaki açık laptop

Bir şirkete factoring şirketinden temlik ihbarnamesi ulaştığında, dosya çoğu zaman borcun varlığından önce kronoloji üzerinden dağılmaktadır. Faturaya konu mal eksik teslim edilmiş, hizmet hiç ifa edilmemiş ya da çek yalnız teminat amacıyla verilmiş olsa bile; ihbarın hangi tarihte öğrenildiği, o tarihte hangi savunmaların mevcut olduğu ve icra takibine kaç gün içinde reaksiyon verildiği, uyuşmazlığın sonucundan önce tahsil riskini belirlemektedir.

Bu içerik 19.05.2026 itibarıyla hazırlanmıştır. Yazı; özellikle bir tedarikçi veya hizmet sağlayıcıdan doğan ticari alacağın factoring şirketine devredildiği, borçlu şirkete temlik bildirimi gönderildiği, buna rağmen temel ilişkide ifa, ayıp, mahsup, iade, teminat veya bedelsizlik itirazlarının bulunduğu dosyalarda; hangi kanun maddelerine dayanılacağını, hangi sürenin hangi tarihten itibaren işlemeye başlayacağını, hangi merciye gidileceğini, hangi belgelerin ilk gün toplanması gerektiğini ve yanlış yolun hangi ek dava riskini doğuracağını açıklamaktadır.

İlk gün kontrolü: Temlik ihbarnamesinin şirkete ulaştığı tarih, ihbar ekindeki fatura numaraları, varsa icra ödeme emrinin tebliğ tarihi, temel sözleşme, sevk irsaliyeleri, teslim veya iade kayıtları, cari hesap mutabakatları ve önceki ödeme dekontları aynı kronolojiye yazılmalıdır. Bu çizelge kurulmadan “borç yok” veya “factoring şirketi alacağı isteyemez” savunması güvenli biçimde yapılamamaktadır.

Factoring alacağının temliki hangi hukuki zeminde durmaktadır?

Factoring işlemi, ticari alacağın tahsil öncesinde finansman amacıyla devredildiği özel bir modeldir. Alacağın devrine ilişkin genel çerçeve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 183 ve devamında kurulmakta; factoring şirketlerinin hangi alacakları devralabileceği ise 6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktoring, Finansman ve Tasarruf Finansman Şirketleri Kanunu m. 9 ile özel olarak sınırlandırılmaktadır. Borçlunun rızası, kural olarak devir için aranmasa da; devir yasağı, işin niteliği ve mevcut savunmalar dosyanın sonucunu belirlemektedir.

Özellikle 6361 sayılı Kanun m. 9, factoring şirketinin kambiyo senedine dayalı görünse bile fatura ve benzeri belgelerle tevsik edilmeyen bir alacağı satın alması veya tahsilini üstlenmesi bakımından ağır bir kontrol yükü kurmaktadır. Bu yönüyle factoring şirketi yalnız “çek bende” diyerek temel ilişkiden tamamen kopuk bir tahsil çizgisi kuramamaktadır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2010/19-488 kararında da, faktoring şirketinin takip dayanağı senedi hangi mal veya hizmet ilişkisi üzerinden devraldığını belgeleyemediği dosyada borçlunun menfi tespit talebi ciddiyetle incelenmiştir.

Devir sözleşmesinin geçerliliği bakımından yazılı şekil önem taşımaktadır (TBK m. 184). Buna karşılık borçlu şirket açısından asıl kırılma noktası, devir sözleşmesinin tarafı olmaması sebebiyle, devri hangi anda öğrendiği ve o ana kadar eski alacaklıya karşı hangi savunmalara sahip bulunduğudur. Bu nedenle sözleşmeler ve tahsil belgeleri, sadece şirketler ve ticaret hukuku pratiğinin değil, aynı zamanda sözleşmeler hukuku ve uyuşmazlık çözümü ve dava takibi disiplininin birlikte okunmasını gerektirmektedir.

Ara Değerlendirme: Factoring dosyasında ilk soru “alacak gerçekten devredildi mi?” değildir. Asıl soru, “devredildiği ileri sürülen alacak 6361 m. 9 bakımından belgeye bağlanmış mı ve borçlu bu devri öğrendiği anda hangi itirazları zaten elinde tutuyordu?” sorusudur. Dosya bu ayrım üzerine kurulmadığında, senet veya ihtar dili tüm temel savunmaları görünmez hale getirebilmektedir.

Temlik ihbarnamesi geldikten sonra borçlu şirket aynı gün hangi başlıklara bakmalıdır?

Temlik ihbarı için kanunda tek bir biçim zorunluluğu bulunmamaktadır. Noter, KEP, kayıtlı e-posta zinciri, şirket antetli yazı veya icra dosyası içindeki bildirim yoluyla öğrenme mümkündür. Ne var ki TBK m. 186 bakımından belirleyici olan, borçlunun devri artık iyi niyetle inkâr edemeyeceği andır. Bu andan önce eski alacaklıya iyi niyetle yapılan ödeme, kural olarak borcu sona erdirebilmektedir; bu andan sonra eski alacaklıya ödeme yapılması ise borçluyu ikinci kez ödeme tehlikesiyle karşı karşıya bırakmaktadır.

Uygulamada en pahalı hata, temlik ihbarnamesini salt bir “bilgi notu” gibi görüp faturaların altındaki teslim kayıtlarını ve temel sözleşme hükümlerini hiç açmadan ödeme sürecine devam etmektir. Borçlu şirketin, ihbar ekinde belirtilen her fatura numarasını sevk irsaliyesiyle, teslim tutanağıyla, kalite kabul raporuyla, iade faturasıyla ve cari hesap ekstresiyle eşleştirmesi gerekmektedir. Bu çalışma yapılmadan yapılan kabul, ileride “şahsi defiler sonradan üretildi” itirazıyla karşılaşabilmektedir.

İlk kontrol başlığı Bakılacak belge Hukuki önemi Atlanırsa risk
Temlik ihbarının şirkete ulaşma tarihi Noter ihtarı, KEP kaydı, e-posta, tebliğ mazbatası TBK m. 186 ve 188 bakımından öğrenme anını belirler Eski alacaklıya ödeme veya geç savunma ileri sürme riski
Devralınan alacağın kaynağı Fatura, irsaliye, hizmet kabul tutanağı, temel sözleşme 6361 m. 9 çerçevesinde belgelendirme ve alacağın doğumu Factoring şirketinin belgesiz veya yanlış kalemler üzerinden takip yapması
Karşı talepler ve mahsup imkânı Cari hesap mutabakatı, iade faturası, cezai şart yazışmaları, eksik ifa kayıtları TBK m. 188 kapsamında devralana karşı ileri sürülebilecek şahsi defiler Gerçekte azalan borcun tam borç gibi takip edilmesi
İcra takibi var mı? Ödeme emri, icra dosyası ekranı, tebliğ zarfı İİK m. 62 ve m. 72 bakımından sürenin başlaması 7 günlük itirazın kaçması ve tedbir talebinin gecikmesi
Önceki ödeme ve tahsilatlar Banka dekontları, çek bordroları, makbuz, tahsilat fişi TBK m. 186, görünürde yetkili temsilciye ödeme ve ispat planı Çifte ödeme veya ispat boşluğu

Temel ilke: Temlik ihbarı, borcun tartışmasız olduğu anlamına gelmemektedir. İhbar, yalnızca borçlunun kime karşı savunma geliştireceği eksenini değiştirmektedir. Savunmanın malzeme listesi ise hâlâ temel sözleşme, teslim, ayıp, iade ve mahsup kayıtlarından çıkmaktadır.

Ara Değerlendirme: Temlik bildirimi dosyada alarm zili gibidir; ancak bu alarm doğrudan ödeme değil, belge toplama refleksi doğurmalıdır. İhbar tarihini, fatura bazındaki teslim zincirini ve varsa iade veya mahsup kayıtlarını aynı gün sabitleyen borçlu, daha sonra TBK m. 188 savunmalarını çok daha güvenli taşımaktadır.

Şahsi defiler factoring şirketine karşı hangi sınır içinde ileri sürülebilmektedir?

TBK m. 188, dosyanın merkez hükmüdür. Borçlu, devri öğrendiği sırada devredene karşı sahip olduğu savunmaları devralana karşı da ileri sürebilmektedir. Bu nedenle teslim edilmemiş mal, ayıplı ifa, sözleşmeye aykırılık, iade faturası, cezai şart mahsup talebi, zamanaşımı, takas imkânı ve temel borcun hiç doğmaması gibi itirazlar, öğrenme anında mevcut ise factoring şirketine karşı da kullanılabilmektedir. Buna karşılık öğrenmeden sonra yaratılan veya sonradan doğan savunma başlıkları daha dar değerlendirilmektedir.

Bu sınır, şirket içi belge disiplinini doğrudan etkiler. Örneğin borçlu şirket 5 Nisan’da temlik ihbarını aldıysa; 8 Nisan’da geriye dönük bir iç yazışma üretmek, 5 Nisan’da zaten mevcut olmayan bir savunmayı kendiliğinden yaratmaz. Buna karşılık 5 Nisan’dan önce düzenlenmiş iade faturası, teslimden kaçınma ihtarı, kalite red tutanağı, eksik iş tamamlama maliyeti kaydı veya cari hesap mutabakatındaki itiraz şerhi, devralana karşı ileri sürülebilecek savunmaların iskeletini kurmaktadır. Simge Saraçoğlu ile Mine Kaçmaz Adak / Burak Özen tarafından da vurgulandığı üzere, öğrenme anı savunmanın kapsamını kesen zaman çizgisidir.

Takas savunması bakımından ayrıca dikkat gerekir. Borçlu şirketin devredene karşı alacağı, temliki öğrendiği tarihte henüz muaccel değilse bile; devredilen alacaktan önce veya onunla aynı anda muaccel hâle geliyorsa takas savunması korunabilmektedir (TBK m. 188/2 açıklaması). Bu nedenle sadece “bizim de alacağımız var” demek yetmez; bu alacağın hangi sözleşmeden doğduğu, hangi faturaya dayandığı, ne zaman muaccel olduğu ve hangi belgeyle ispatlandığı ayrıca kurulmalıdır.

Karar çizgisi: YHGK, E. 2010/19-488, factoring şirketinin takip dayanağı çekin hangi mal veya hizmet ilişkisine bağlı olarak devralındığını ve bu ilişkinin fatura benzeri belgelerle teyit edilip edilmediğini dosya merkezine taşımaktadır. Bu karar, “senet el değiştirince temel ilişki görünmez olur” varsayımını reddetmektedir. Factoring şirketi, 6361 m. 9 kapsamında devraldığı alacağın ticari ve belgeli zemini konusunda araştırma yükü taşımaktadır.

Bir başka belirleyici nokta, borçlunun ödeme yaptığı kişi ile ilgilidir. Yargıtay 11. HD, E. 2021/4616 kararında, davalı şirket adına tahsilat yapan ve dışarıya karşı şirketi temsil eden kişinin hukuki konumu araştırılmadan yapılan ödemenin geçersiz sayılmaması gerektiği vurgulanmıştır. Factoring dosyasında bu kararın pratik sonucu şudur: ödeme yapılmışsa, kime, hangi sıfatla, hangi şirket hesabına veya hangi temsil yetkisi görünümü altında yapıldığı ispatlanmalıdır. Aksi hâlde borçlu, hem eski alacaklıya ödeme yaptığını hem de factoring şirketine karşı borçtan kurtulduğunu aynı anda ispatlamakta zorlanmaktadır.

Devir yasağı kayıtları ise ayrıca ayıklanmalıdır. Temel tedarik veya distribütörlük sözleşmesinde “alacaklar yazılı izin olmadan devredilemez” hükmü bulunması, her olayda otomatik kurtarıcı bir sonuç üretmemektedir. Eda Atamer Coşkunsu ve Simge Saraçoğlu bu konuda, devir yasağının devralana etkisi ile finansman işlevi arasındaki gerilimi ayrıntılı biçimde tartışmaktadır. Bu yüzden yasağın varlığı kadar; hükmün lafzı, tarafların tacir sıfatı, daha önce verilen zımni onaylar ve faturaların bu kayıtla nasıl ilişkilendiği de dosyada açılmalıdır.

Ara Değerlendirme: Factoring şirketine karşı savunmanın anahtarı, “senet mi var, fatura mı var?” ikiliğinde değil; öğrenme anında hangi şahsi defilerin somut belgeyle mevcut olduğunda yatmaktadır. Belgeli savunma yoksa TBK m. 188 teorik bir imkân olarak kalmakta; belgeli savunma varsa devralan alacaklı değişse de borçlunun maddi hukuktaki konumu bütünüyle silinmemektedir.

Menfi tespit davası ne zaman açılmalı, hangi süre ve hangi merci gözden kaçırılmamalıdır?

Temlik ihbarı ile icra takibini birbirine karıştırmamak gerekir. Henüz sadece ihbar gelmiş ve takip başlamamışsa, ilk iş belge toplamak ve ihtar zeminini kurmaktır. Ancak factoring şirketi genel haciz yoluyla takip başlatmışsa, ödeme emrinin tebliğinden itibaren 7 gün içinde icra müdürlüğüne itiraz edilmelidir (İİK m. 62). Bu süre kaçırılırsa ilamsız takip kesinleşmekte; borçlu yine menfi tespit davası açabilse de otomatik durdurma avantajını kaybetmektedir.

İcra itirazı, menfi tespit davasının yerine geçmemektedir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2011/19-622 kararında da benimsendiği üzere, borçlu ödeme emrine itiraz etmiş olsa bile; alacaklı henüz itirazın iptali veya kaldırılması yoluna gitmemişken menfi tespit davası açmakta hukuki yarara sahip olabilmektedir. Bu içtihat, borçlunun alacaklının dava açmasını pasif biçimde beklemek zorunda olmadığını açıkça ortaya koymaktadır.

Görev ve yetki bakımından da dosya dikkat ister. Factoring şirketi ile tacir borçlu arasındaki tipik alacak-temlik uyuşmazlığı, kural olarak ticari dava niteliği taşımakta ve TTK m. 4 ve 5 çerçevesinde asliye ticaret mahkemesinde görülmektedir. Buna karşılık borçlu taraf tacir değilse veya temel ilişki tüketici işlemine kayıyorsa, görev değerlendirmesi yeniden yapılmalıdır. Yanlış mahkemede ısrar, özellikle ihtiyati tedbir ve yüzde on beş teminat zamanlaması bakımından doğrudan aleyhe sonuç doğurmaktadır.

Arabuluculuk bakımından belirleyici çizgi: Ticari menfi tespit davası, kural olarak TTK m. 5/A kapsamındaki zorunlu arabuluculuğa tabi kabul edilmemektedir. Yargıtay 19. HD, E. 2020/85, Yargıtay 11. HD, E. 2019/3048 ve İstanbul BAM 17. HD, E. 2019/3684 kararlarında, menfi tespit davasının HMK m. 106 anlamında tespit davası niteliği öne çıkarılmış; sırf para talebi içermediği için dava şartı arabuluculuk yönünde katı bir ön koşul kurulmaması gerektiği kabul edilmiştir.

Başvuru veya dava yolu Süre Merci Dayanak Kaçırılırsa risk
Genel haciz ödeme emrine itiraz 7 gün Takibi yapan icra müdürlüğü İİK m. 62 Takibin kesinleşmesi ve haciz baskısının artması
Menfi tespit davası Ödeme yapılmadan önce gecikmeden Kural olarak asliye ticaret mahkemesi HMK m. 106, İİK m. 72, TTK m. 4-5 Yalnız savunma pozisyonunda kalma ve tedbir penceresini daraltma
Takibi veya veznedeki ödemenin durdurulmasına yönelik tedbir talebi Dava ile birlikte veya takip baskısı doğar doğmaz Menfi tespit davasına bakan mahkeme İİK m. 72, HMK m. 389 En az yüzde 15 teminat yatırılmadan koruma sağlanamaması
Ödeme sonrası istirdat Ödeme tarihinden itibaren 1 yıl Görevli mahkeme, çoğu ticari dosyada asliye ticaret İİK m. 72 Haksız ödeme iadesi için ayrı yolun kapanması
Temlik ihbarına karşı rezerv ve belge istemi Kanuni hak düşürücü süre yok; fakat gecikmeden Factoring şirketi ve devreden satıcıya yazılı bildirim TBK m. 186 ve m. 188 ile ispat disiplini Sonradan ileri sürülen savunmaların yapay görünmesi

İhtiyati tedbir başlığı ayrıca önem taşımaktadır. İİK m. 72 çerçevesinde, menfi tespit davasının açıldığı evreye göre takibin durması veya icra veznesindeki paranın alacaklıya ödenmemesi yönünde koruma istenebilmektedir. Bu koruma bakımından mahkeme, alacağın en az yüzde on beşi oranında teminat arayabilmektedir. Bu teminat hesabı yapılmadan açılan dava, borçlunun maddi olarak haklı olduğu bir dosyada dahi fiilî tahsilatı önlemekte yetersiz kalabilmektedir.

Ara Değerlendirme: Factoring dosyasında yalnız “dava açarız” demek yeterli değildir. Hangi gün itiraz verileceği, menfi tespit davasının hangi mahkemede açılacağı, tedbir için yüzde on beş teminatın nasıl karşılanacağı ve ödeme olursa istirdat çizgisine ne kadar süre kaldığı aynı anda görülmelidir. Usul adımı geç kalınca maddi haklılık çok daha pahalı savunulmaktadır.

İspat planı hangi belgeler üzerine kurulmalıdır?

Factoring şirketine karşı menfi tespit davası, soyut “borç yoktur” cümlesiyle kazanılmamaktadır. Dosya, alacağın doğumunu veya doğmamasını gösteren ticari belgeler üzerine kurulmaktadır. Fatura, sevk irsaliyesi, teslim ve kabul tutanağı, kalite red formu, iade faturası, mutabakat e-postası, cari hesap ekstresi, banka ödeme dekontu, çek teslim bordrosu ve icra dosyası evrakı birlikte okunmadan ne borçlunun defi savunması ne de factoring şirketinin tahsil talebi sağlıklı biçimde test edilebilmektedir.

Belge Nereden alınır? Hangi iddiayı ispatlar?
Temel tedarik veya hizmet sözleşmesi Şirket sözleşme arşivi Devir yasağı kaydı, vade, kabul şartları, cezai şart ve mahsup rejimi
Fatura ve sevk irsaliyeleri Muhasebe / ERP / e-fatura kayıtları 6361 m. 9 anlamında alacağın belgeye bağlı olup olmadığı
Teslim tutanağı, kabul veya red raporu Depo, teknik ekip, saha ekibi İfa, eksik ifa, ayıplı ifa, hiç teslim edilmeme savunmaları
İade faturası ve mahsup kayıtları Muhasebe kayıtları TBK m. 188 kapsamındaki karşı alacak ve mahsup savunması
Temlik ihbarnamesi ve tebliğ bilgisi Noter, KEP, e-posta, kurye, icra dosyası Öğrenme tarihi ve TBK m. 186 – 188 çizgisi
İcra ödeme emri ve dosya evrakı İcra müdürlüğü / UYAP 7 günlük itiraz süresi, takip türü, talep kalemleri
Banka dekontları ve tahsilat makbuzları Şirket bankası / kasa kayıtları Eski alacaklıya yapılan ödemenin zamanı ve muhatabı
Ticari defterler ve hesap mutabakatları Muhasebe ve yevmiye kayıtları Borç kaleminin varlığı, mahsup ve kapanış durumu

İspat yükü bakımından dosyanın niteliği değişkendir. Senet veya çek soyut borç ikrarı niteliği taşıyorsa, borçlu bedelsizlik veya teminat savunmasını ciddi belgeyle desteklemelidir. Buna karşılık factoring şirketi, devraldığı alacağın gerçekten mevcut ve belgeli olduğunu göstermeden sırf senet metnine yaslanamıyorsa, araştırma yükü ağırlaşmaktadır. Yargıtay 19. HD, E. 2016/3357 ile YHGK, E. 2017/19-821 kararları, ticari defterler, yazılı delil ve senedin talil edilmesi hâlinde ispat düzeninin nasıl değiştiğini görünür kılmaktadır.

Dosya pratiği notu: “Temlik bildirimine itiraz ediyoruz” başlıklı tek sayfalık bir cevap yazısı, çoğu dosyada yeterli değildir. Fatura bazında hangi teslimin yapılmadığı, hangi iadenin düşülmediği, hangi cari hesap mutabakatının uyuşmadığı ve hangi ödemenin hangi kişiye yapıldığı aynı yazı eklerinde görünür hale getirilmelidir. Mahkeme, genellikle soyut itirazdan çok eşleştirilmiş belge listesine bakmaktadır.

Ara Değerlendirme: Menfi tespit davasında ikna gücü, hukukî sloganlardan değil; fatura, irsaliye, mutabakat ve ödeme çizelgesinin birbirine oturmasından çıkmaktadır. Şirket içi belge akışı zayıfsa, en güçlü TBK m. 188 savunması bile yargılamada yeterince ağırlık kazanamayabilmektedir.

Yanlış yol, yanlış süre ve eksik belge hangi riskleri doğurmaktadır?

En sık görülen yanlışlardan biri, temlik ihbarını alan borçlunun paniğe kapılıp eski alacaklıya ödeme yapmasıdır. Borçlu, devri öğrendiği andan sonra hâlâ eski tedarikçiye ödeme yaparsa; factoring şirketi aynı bedeli ikinci kez isteyebilmekte, borçlu ise eski alacaklıya rücu için yeni bir dava yükü altına girmektedir. Bu nedenle “önce ilişkimiz vardı, yine ona ödedik” savunması, ihbar sonrası ödeme bakımından tek başına güvenli değildir.

İkinci ağır hata, icra ödeme emrine hiç itiraz etmeden yalnız genel mahkeme davası hazırlamaktır. 7 günlük itiraz süresi kaçınca takip kesinleşmekte; menfi tespit davası açılmış olsa bile fiilî haciz ve tahsil baskısı büyümektedir. Üçüncü hata ise, ticari menfi tespit dosyasını zorunlu arabuluculuğa tabi sanıp haftalarca arabulucu başvurusuyla zaman kaybetmektir. Yukarıda anılan Yargıtay ve BAM kararları, bu gecikmenin çoğu dosyada gerekli olmadığını ortaya koymaktadır.

Dördüncü hata, faturaya bağlı alacak ile kambiyo taahhüdünü birbirine karıştırmaktır. Factoring şirketi çek veya bono ibraz ettiğinde, borçlu yalnız “imza benim değil” ya da “senet teminattı” çizgisine sıkışmamalıdır. Asıl mal veya hizmet ilişkisinin doğup doğmadığı, fatura ve sevk belgeleriyle doğrulanıp doğrulanmadığı, senedin hangi tahsil düzeni içinde verildiği ve karşılığında neyin teslim edilip edilmediği ayrıca kurulmalıdır. YHGK 2010/19-488 kararının değeri de tam burada ortaya çıkmaktadır.

Beşinci hata, ödeme gerçekleştikten sonra sanki hiçbir şey olmamış gibi yalnız “menfi tespit” başlığıyla devam etmektir. Takip baskısı altında ödeme yapılmış ve para alacaklıya çıkmışsa, dosya istirdat çizgisine kaymaktadır. Bu durumda bir yıllık süre önem kazanmaktadır. Borçlu şirket bu aşamayı atladığında, maddi olarak haklı olduğu bir dosyada yalnız süre hatası nedeniyle iade kapısını kaybedebilmektedir.

Yanlış adım Hukuki sonucu Pratik sonucu
İhbar sonrası eski alacaklıya ödeme yapmak TBK m. 186 koruması zayıflar; çifte ödeme riski doğar Factoring şirketi yine tahsilata devam eder
7 günlük icra itirazını kaçırmak Takip kesinleşir Haciz ve tahsil baskısı artar, tedbir ihtiyacı daha ağır hale gelir
Zorunlu olmadığı halde arabuluculukta zaman kaybetmek Dava açma zamanı ötelenir Tedbir ve belge toplama planı zayıflar
Sadece senede odaklanıp temel ilişki belgelerini toplamamak TBK m. 188 savunmaları somutlaşmaz Mahkeme nezdinde savunma kuru kalır
Ödeme sonrası istirdat süresini takip etmemek İİK m. 72 çerçevesindeki iade yolu kapanabilir Haksız ödemenin geri alınması zorlaşır

Ara Değerlendirme: Factoring dosyasında “borçlu değiliz” demek çoğu zaman yetmektedir sanılır; oysa sonuç, hangi gün hangi merciye ne verildiğine ve hangi evrakın aynı gün koruma altına alındığına göre değişmektedir. Yanlış yol çoğu dosyada maddi hukuktan önce usul maliyeti üretmektedir.

Varsayımsal olay üzerinde yol haritası

Senaryo: Ankara’da faaliyet gösteren bir üretici şirket, tedarikçisinden aldığı malzemelerin bir bölümünü kalite ayıbı nedeniyle iade etmiş, kalan bölüm için de fiyat farkı ve gecikme cezaları doğduğunu ihtarlarla bildirmiş olsun. Buna rağmen tedarikçi, henüz mutabakat tamamlanmadan üç faturayı factoring şirketine devretmiş ve factoring şirketi 14 Mayıs’ta temlik ihbarnamesi göndermiş olsun. 21 Mayıs’ta da aynı faturalar üzerinden genel haciz yoluyla icra takibi başlatılmış ve ödeme emri 23 Mayıs’ta tebliğ edilmiş olsun.

Bu dosyada ilk adım, 14 Mayıs tarihli öğrenme anını sabitlemektir. Çünkü iade faturaları, kalite red raporları ve fiyat farkı yazışmaları bu tarihten önce mevcut ise TBK m. 188 kapsamında factoring şirketine karşı ileri sürülebilecektir. İkinci adım, 23 Mayıs’ta tebliğ edilen ödeme emrine karşı 30 Mayıs mesai sonuna kadar icra müdürlüğünde itiraz etmektir. Üçüncü adım, aynı hafta içinde asliye ticaret mahkemesinde menfi tespit davası açıp İİK m. 72 çerçevesinde tedbir talep etmektir. Dördüncü adım, yüzde on beş teminat hesabını önceden hazırlamaktır.

Bu senaryoda borçlu şirketin “önce tedarikçiye ödeyelim, factoring şirketiyle o çözsün” yaklaşımı güvenli değildir. Çünkü 14 Mayıs’ta temlik artık öğrenilmiştir. Aynı şekilde yalnız icra itirazı yapıp menfi tespit davasını bekletmek de yeterli olmayabilir; factoring şirketi daha sonra itirazın iptali davası açtığında dosya inisiyatifi büyük ölçüde karşı tarafa geçebilmektedir. Belgeleri ilk hafta toplamak, savunmayı fatura bazında kurmak ve menfi tespit tedbirini geciktirmemek daha güvenli çizgidir.

Dosya pratiği için uygulanabilir işlem sırası

Şirket yönetimi veya hukuk birimi, factoring ihtilafında aşağıdaki sırayı izlediğinde hem süreci sadeleştirmekte hem de delil kaybını azaltmaktadır. Bu sıra, yalnız hukukî doğruyu değil, şirket içi iş akışını da korumaktadır.

Birden fazla faturanın tek temlik ihbarnamesinde toplandığı dosyalarda, savunma da mutlaka fatura bazında ayrıştırılmalıdır. Bir faturada tam teslim ve kabul varken diğer faturada iade veya eksik ifa bulunabilir; factoring şirketi ise çoğu zaman tüm kalemleri tek borç gibi takip konusu yapmaktadır. Mahkemeye sunulacak matriste her fatura için teslim tarihi, iade tarihi, mahsup kalemi, varsa cezai şart hesabı ve ödeme dekontu ayrı satırda gösterildiğinde, hangi kalemin gerçekten tartışmalı olduğu görünür hale gelmektedir. Bu ayrım yapılmadığında güçlü bir savunma, dağınık tablo yüzünden etkisini kaybedebilmektedir.

Aşama Ne yapılır? Neden bu sırayla?
1 Temlik ihbarının ulaşma tarihi ve ekleri kayıt altına alınır TBK m. 186 ve 188 bakımından öğrenme çizgisi kurulmaktadır
2 Fatura, irsaliye, teslim, iade ve mutabakat dosyası tek klasörde toplanır Şahsi defiler belgesiz kalmamakta; iç değerlendirme hızlanmaktadır
3 Factoring şirketine ve devredene rezerv yazısı gönderilir Sonradan üretilmiş savunma görünümü azaltılmaktadır
4 İcra takibi varsa 7 günlük itiraz süresi aynı gün ajandaya işlenir Takibin kesinleşmesi önlenmektedir
5 Menfi tespit ve tedbir davası için görevli mahkeme ve teminat hesabı hazırlanır Usul ve koruma adımları birlikte yürütülmektedir
6 Ödeme yapıldıysa istirdat çizgisi ve 1 yıllık süre ayrıca not edilir Yanlış dava türü veya süre aşımı riski azalır

Sık Sorulan Sorular

Temlik ihbarnamesi noterle gelmediyse geçersiz mi sayılır?

Hayır. Kanun, temlik öğrenmesinin yalnız noter ihtarıyla gerçekleşeceğini söylememektedir. Ancak ispat güvenliği bakımından noter, KEP veya şirket kayıtlarına girmiş teyitli bildirim çok daha sağlamdır. Borçlu, ihbarı hangi gün öğrendiğini inkâr edemeyeceği anda TBK m. 186 ve 188 çizgisi işlemeye başlamaktadır.

Factoring şirketine karşı temel sözleşmeden doğan ayıp ve iade savunmaları ileri sürülebilir mi?

Evet; bu savunmalar borçlunun devri öğrendiği anda devredene karşı mevcut ise, TBK m. 188 kapsamında devralana karşı da ileri sürülebilmektedir. Ancak bu savunmaların fatura, irsaliye, iade kaydı, teknik rapor ve yazışmalarla somutlaştırılması gerekir.

İcra takibine itiraz ettim; ayrıca menfi tespit davası açmam gerekir mi?

Her dosyada zorunlu değildir; ancak alacaklı henüz itirazın iptali yoluna gitmemişken borçlunun menfi tespit davası açmakta hukuki yararı bulunabileceği YHGK 2011/19-622 kararında kabul edilmektedir. Özellikle tedbir ve delil yönetimi bakımından aktif dava stratejisi çoğu dosyada daha güvenli olmaktadır.

Ticari menfi tespit davasında zorunlu arabuluculuk var mı?

Yargıtay 19. HD 2020/85, Yargıtay 11. HD 2019/3048 ve İstanbul BAM 17. HD 2019/3684 karar çizgisinde, menfi tespit davası HMK m. 106 anlamında tespit davası kabul edildiğinden, kural olarak TTK m. 5/A kapsamındaki zorunlu arabuluculuğa tabi görülmemektedir. Dosyanın tüketici veya başka özel rejime kayıp kaymadığı ayrıca değerlendirilmelidir.

Takip baskısıyla ödeme yapıldıysa bütün savunma hakları biter mi?

Hayır. Ancak dosya menfi tespit çizgisinden istirdat çizgisine kayabilir ve ödeme tarihinden itibaren bir yıllık süre önem kazanır. Bu nedenle ödeme sonrasında dava türü, talep sonucu ve tedbir stratejisi derhal yeniden kurgulanmalıdır.

Sonuç

Factoring uyuşmazlığında sonuca en çok etki eden ayrım, devri öğrendiğiniz tarihten önce zaten elinizde bulunan savunmalar ile sonradan kurmaya çalıştığınız savunmalar arasındadır. 6361 sayılı Kanun m. 9, factoring şirketine belge kontrolü yüklemekte; TBK m. 186 ve 188 ise borçluya, öğrenme anına kadar oluşmuş şahsi defilerini yeni alacaklıya karşı taşıma imkânı vermektedir. Buna karşılık icra takibine yedi gün içinde itiraz etmeyen, İİK m. 72 tedbirini düşünmeden ödeme yapan veya fatura-irsaliye zincirini kurmadan “borç yok” diyen şirket, maddi olarak haklı olduğu dosyada dahi usul baskısı altında kalabilmektedir.

Bu nedenle güvenli çizgi açıktır: temlik ihbarı gelir gelmez kronolojiyi sabitlemek, temel ilişki belgelerini toplamak, mevcut mahsup ve ayıp savunmalarını belgelemek, takip varsa yedi günlük itirazı kaçırmamak, menfi tespit ve tedbir yolunu gecikmeden kurmak ve ödeme yapılmışsa istirdat süresini ayrıca takibe almak. Dosya bu disiplinle kurulduğunda, factoring şirketinin talebi ile temel ilişkinin gerçek durumu arasındaki mesafe mahkeme önünde görünür hale gelmektedir.

Factoring temlik bildirimi, icra takibi veya mahsup ihtilafı bulunan ticari dosyalarda ilk değerlendirme, çoğu kez süre ve belge yönetimi üzerinden sonuç vermektedir. Somut dosyanızda temlik ihbarnamesi, fatura zinciri, icra evrakı ve mahsup savunmalarının hangi sırayla kullanılacağını değerlendirmek için Av. Barış Berkay Çiftçi, LL.M. ile iletişime geçebilir veya iletişim sayfası üzerinden belge ön incelemesi talep edebilirsiniz.

Kaynakça ve Atıf Listesi

  1. 6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktoring, Finansman ve Tasarruf

    6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktoring, Finansman ve Tasarruf Finansman Şirketleri Kanunu , m. 9.

  2. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu , m. 183

    6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu , m. 183, 184, 186 ve 188.

  3. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu , m. 4

    6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu , m. 4, 5 ve 5/A.

  4. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu , m. 106

    6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu , m. 106 ve 389.

  5. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu , m

    2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu , m. 62 ve 72.

  6. 213 sayılı Vergi Usul Kanunu, m. 229 ve

    213 sayılı Vergi Usul Kanunu, m. 229 ve 230.

  7. 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu, m. 18/A

    6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu, m. 18/A.

Mahkeme Kararları

  1. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2010/19-488. Factoring şirketinin fatura ve temel ilişki araştırma yükü bakımından kullanılmıştır.
  2. Yargıtay 19. Hukuk Dairesi, E. 2020/85. Ticari menfi tespit davasında zorunlu arabuluculuk tartışması bakımından kullanılmıştır.
  3. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2019/3048. Menfi tespit davasının dava şartı arabuluculuk dışında tutulduğu çizgi bakımından kullanılmıştır.
  4. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2011/19-622. Borçlunun menfi tespit davası açmakta hukuki yararı bakımından kullanılmıştır.
  5. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, E. 2019/3684. Ticari menfi tespit davasında arabuluculuk zorunluluğu yönünden kullanılmıştır.
  6. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi, E. 2020/1042. Ödeme sonrası menfi tespit ve istirdat ayrımı bakımından kullanılmıştır.
  7. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2021/4616. Görünürde yetkili temsilciye ödeme ve tahsilat ispatı bakımından kullanılmıştır.
  8. Yargıtay 19. Hukuk Dairesi, E. 2016/3357. Ticari defterler ve yazılı delil rejimi bakımından kullanılmıştır.
  9. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2017/19-821. Senedin talil edildiği hâllerde ispat yükü tartışması bakımından kullanılmıştır.
  10. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2005/12-534. Menfi tespit ilamının kesinleşme ve icra etkisi bakımından kullanılmıştır.
  11. Yargıtay 19. Hukuk Dairesi, E. 2015/14008. Zamanaşımı ve imza inkârı içeren menfi tespit savunmaları bakımından kullanılmıştır.
  12. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2017/38. Şirket imzası ve ihtiyati haciz itirazı ayrımı bakımından kullanılmıştır.

Bilimsel Çalışmalar

  1. Mine Kaçmaz Adak / Burak Özen, “Alacağın Devrinde Borçlunun İyi Niyetle İfasını Düzenleyen TBK m. 186, Kaynak İsviçre Borçlar Kanunu Art. 167 Düzenlemesi Karşısında Nasıl Anlaşılmalıdır?”, Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Hukuk Araştırmaları Dergisi, 2023.
  2. Simge Saraçoğlu, “TBK m. 186 ve TBK m. 188 f. 1 Hükümleri Işığında Alacağın Devrinde Borçlunun Devir Anından Sonra Ortaya Çıkan Savunmaları”, İstanbul Hukuk Mecmuası, 2026.
  3. Feride Demirbaş, “Alacağı Devredenin Borçlunun Ödeme Gücünden Sorumluluğu”, Hacettepe Hukuk Fakültesi Dergisi, 2021.
  4. Eda Atamer Coşkunsu, “Karşılaştırmalı Hukuk ve Türk Hukukunda Sözleşme ile Alacağın Devrinin Engellenmesinin Alacak Finansmanı (Faktoring ve Forfaiting) Açısından İrdelenmesi”, İstanbul Medipol Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, 2025.
  5. Mehmet Yener, “Alacağı Devredenin Garanti Sorumluluğu ve 6098 sayılı Borçlar Kanunu ile Yapılan Değişiklikler”, Finansal Araştırmalar ve Çalışmalar Dergisi, 2014.
  6. Seda Baş, “Alacağın Devrinde İptal Hakkının Devralana Geçip Geçmeyeceği Meselesi”, Adalet Dergisi, 2022.
  7. Ramazan Turan, “Teminat Altına Alınmış Alacakların Devri”, Türkiye Adalet Akademisi Dergisi, 2021.
  8. Osman Berat Gürzumar, “Alacağın Devri ve Tahkim Anlaşması”, Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Hukuk Araştırmaları Dergisi, 2016.
  9. Güray Türker, “İvazlı Alacağın Devrinde Sözleşmeden Dönme ve Buna Bağlı Sonuçların Türk Hukuku ve İsviçre Borçlar Kanunu Genel Tasarısı Çerçevesinde Değerlendirilmesi”, İnönü Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, 2022.
  10. Ecehan Yeşilova Aras, “Sigorta Sözleşmesinden Doğan Alacağın Devri ve Konkordato”, İstanbul Medipol Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, 2021.
  11. Ebru Tüzemen Atik, “Ticari İş ve Tüketici İşlemi Kavramlarının Ticari Davaya ve Dava Şartı Arabuluculuğa Etkileri”, Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, 2022.
  12. Mustafa Arıkan, “Türk Özel Hukukunda Alacağın Temliki”, Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, 2005.
  13. İbrahim Aşık / Ömer Faruk Demir, “Menfi Tespit Davasının İstirdat Davasına Dönüşmesi”, Dicle Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, 2021.
  14. İsmail Hakkı Birgealp, “Kambiyo Senetlerine Dayanan Menfi Tespit Davası Türleri”, İstanbul Medipol Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, 2021.

Ne düşünüyorsunuz?

Bağlantılı analizler

Как получить гражданство Турции: основания, документы, процедура и обжалование отказа

Подробный разбор оснований получения гражданства Турции, документов, общего и инвестиционного порядка, брака, этапов рассмотрения и обжалования отказа по официальным источникам.

Read