Konkordato Mühletinde Rehinli Alacaklının Takip Hakkı ve Satış Yasağı
Konkordato mühleti verildiğinde bankanın elindeki ipotek veya taşınır rehni, takip dosyasında hemen satışı mümkün bir teminat gibi değil, mahkemenin koruma amacıyla birlikte okunması gereken bir hak olarak görünür. Borçlu işletme faaliyetine devam etmeye çalışırken rehinli alacaklı da teminatın değerini kaybetmemesini ister; uyuşmazlık çoğu zaman bu iki beklentinin aynı icra dosyasında karşı karşıya gelmesiyle doğar.
Bu içerik 18.04.2026 itibarıyla hazırlanmıştır.
- Hukuki Nitelik ve Koruma Dengesi
- Genel Takip Yasağı ile Rehinli Alacağın Ayrıldığı Nokta
- Muhafaza ve Satış Yasağının Uygulamadaki Sınırı
- Üçüncü Kişi Rehni ve Nisap Tartışması
- Satış İzni Talebinde Mahkeme Denetimi
- Varsayımsal Olay Üzerinden Uygulama
- Riskler ve Sık Yapılan Usul Hataları
- Başvuru Yolu ve Değerlendirme Tablosu
- Sık Sorulan Sorular
- Sonuç
- Kaynakça ve Atıf Listesi
Hukuki Nitelik ve Koruma Dengesi
Konkordato, borçlunun malvarlığını sınırsız biçimde koruyan bir dokunulmazlık alanı değildir. Kurumun amacı, borçlunun ticari hayatını sürdürebilmesi ile alacaklıların daha elverişli tahsil imkanına ulaşması arasında denge kurmaktır. Bu denge, geçici ve kesin mühlet kararlarının yalnızca borçlu lehine okunmasını engeller; mahkemenin komiser denetimi, alacak bildirimleri, kıymet takdiri ve tasdik şartları üzerinden alacaklı menfaatini de gözetmesi gerekir (İcra ve İflas Kanunu m. 285 vd.).
Rehinli alacaklı bakımından konu, teminat hakkının ayni niteliği ile konkordatonun kolektif icra mantığının aynı anda varlık göstermesidir. Rehin hakkı alacaklıya belirli malvarlığı değeri üzerinde öncelikli tatmin imkanı sağlar; konkordato mühleti ise borçlunun işletme bütünlüğünü korumayı hedefler. Doktrinde rehnin konkordatodaki yeri özellikle üçüncü kişi rehni ve nisap hesabı bakımından tartışılmıştır (Börü, Parlak Börü ve Bilgiç Eroğlu çalışması).
7101 sayılı Kanun, eski konkordato pratiğini yenileyerek mühletin sonuçlarını daha sistemli hale getirmiştir. Rehinli alacaklıya ilişkin düzenlemenin ayrı bir maddede yer alması tesadüfi değildir; kanun koyucu, adi alacaklıların takip yasağı ile rehinli alacaklının teminat hakkını aynı cümlede eritmek yerine farklı sonuçlara bağlamıştır. Bu ayrım, takip başlatma, muhafaza tedbiri ve satış aşamalarını birbirinden ayırmayı zorunlu kılar.
icra ve iflas hukuku çalışma alanı çerçevesinde yapılan dosya değerlendirmelerinde, rehinli alacağın sadece alacak miktarı yönünden değil, teminatın niteliği, malın kime ait olduğu, konkordato projesindeki kullanım amacı ve satış talebinin zamanlaması bakımından incelenmesi gerekir. Aynı bankanın kredi, kefalet ve ipotek belgeleri birlikte okunmadığında, mühlet kararının hangi mal üzerinde nasıl sonuç doğurduğu sağlıklı belirlenemez.
Ara Değerlendirme
Bu ilk bölümden çıkan sonuç şudur: konkordato dosyasında rehinli alacaklı ne adi alacaklı gibi bütünüyle takip yasağına hapsedilir ne de teminatı sebebiyle konkordato korumasının dışına çıkar. Uygulama, takip aşamasını, teminatın paraya çevrilmesini ve mahkeme iznini ayrı başlıklar altında denetlediği ölçüde isabetli olur.
Genel Takip Yasağı ile Rehinli Alacağın Ayrıldığı Nokta
İİK m. 294 uyarınca mühlet içinde borçlu aleyhine kural olarak takip yapılamaz, başlamış takipler durur, ihtiyati haciz ve ihtiyati tedbir kararları uygulanamaz. Hüküm, 6183 sayılı Kanun kapsamındaki kamu alacaklarını da açıkça saydığı için, takip yasağının kapsamı geniştir. Rehinli alacaklı ise m. 295 sebebiyle bu genel yasağın içinde özel bir konum kazanır (İcra ve İflas Kanunu m. 294-295).
Rehinli alacaklı, mühlet sırasında rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlatabilir veya başlamış takibe devam edebilir. Bu imkan, alacağın rehinle güvence altına alınmış kısmı ile bağlantılıdır. Alacağın teminatsız kalan kısmı, konkordato projesinde adi alacak gibi değerlendirilebileceği için, alacak kaydı ve oy hesabı bakımından teminatın gerçek değeri ayrıca incelenir.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 2021 tarihli kararları, geçici mühlet içinde başlatılan takiplerin hangi kapsamda duracağı ve hangi takip yolunun devam edebileceği konusunda uygulamaya yön vermektedir. Akademik aktarımlarda, kambiyo veya genel haciz yollarındaki takip yasağı ile rehnin paraya çevrilmesi yolunun aynı kefeye konulamayacağı vurgulanır (Tiyek çalışması).
Alacaklı, takip talebinde bulunabiliyor diye rehinli malı hemen fiilen kontrol altına alamaz. Muhafaza tedbiri ve satış yasağı, m. 295’in merkezinde yer alır. Bu ayrım, alacaklının takip dosyasını açık tutmasına izin verirken borçlunun işletme faaliyetini ani satış baskısından korur. Böylece takip hakkı soyut biçimde korunur, paraya çevirme aşaması ise konkordatonun amacına bağlanır.
Bu Çerçevenin Uygulamadaki Sonucu
İcra müdürlüğü, rehinli alacaklı tarafından yapılan takip başvurusunu sırf konkordato mühleti var diye reddetmemelidir. Buna karşılık haciz, muhafaza veya satış talebi geldiğinde dosyanın mahkeme kararı, komiser görüşü ve m. 295 sınırıyla birlikte değerlendirilmesi gerekir. Yanlışlık çoğu kez bu iki aşamanın birbirine karıştırılmasından doğar.
Muhafaza ve Satış Yasağının Uygulamadaki Sınırı
Mühlet içindeki satış yasağı, rehinli alacaklıya tanınan takip imkanının en belirgin sınırıdır. Kanun, rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip yapılabileceğini kabul ederken aynı cümlede muhafaza tedbiri alınamayacağını ve rehinli malın satılamayacağını belirtir. Böylece takip dosyası usulen devam eder; fakat borçlunun işletme düzenini bozabilecek fiili icra işlemleri mühlet süresince ertelenir.
Köroğlu çalışması, İİK m. 295’in teminat hakkı ile konkordato korumasını aynı düzlemde ele aldığını, satış yasağının rehin hakkını ortadan kaldırmadığını, yalnızca paraya çevirme zamanını sınırladığını belirtir. Bu yaklaşım, rehinli alacaklının alacağını takip dosyasında canlı tutmasına izin verirken, teminatın konkordato projesindeki işlevini mahkeme denetimine bırakır.
7327 sayılı Kanun ile m. 295’e eklenen ikinci fıkra, yasağın mutlak olmadığını gösterir. Rehinli malın konkordato projesine göre işletme tarafından kullanılmayacağı, kıymetinin düşeceği veya muhafazasının masraflı olacağı kanıtlanırsa, m. 297/2 usulüyle satışa izin verilebilir. Bu izin, alacaklının tek taraflı beyanına değil, mahkemenin somut yarar ve zarar dengesine dayanır.
Satış izni isteyen rehinli alacaklı, yalnızca alacağının muaccel olduğunu söylemekle yetinemez. Malın işletme faaliyetindeki yerini, değer kaybı riskini, muhafaza giderini, satış gelirinin rehin bedeline etkisini ve satışın konkordato projesini bozup bozmayacağını göstermek zorundadır. Komiser raporu bu aşamada, taraf beyanlarını teknik ve mali gerçeklikle buluşturan belge niteliği taşır.
Buradan Çıkan Hukuki Ölçüt
Satış yasağının uygulamadaki ölçütü, rehinli malın yalnızca teminat değeri değil, konkordato projesindeki fonksiyonudur. Mal işletme için gerekli ise satış yasağı güçlenir; mal kullanılmıyor, hızla değer kaybediyor veya korunması masraflı hale geliyorsa mahkeme izniyle satış ihtimali doğar.
Üçüncü Kişi Rehni ve Nisap Tartışması
Konkordato borçlusunun borcu için üçüncü kişinin ipotek vermesi, rehinli alacak tartışmasını daha hassas hale getirir. Rehinli mal borçluya ait değilse, satışın engellenmesi borçlunun malvarlığını doğrudan korumaz; buna karşılık satış sonrasında üçüncü kişinin borçluya rücu ihtimali doğabilir. Bu ihtimal, alacağın adi alacak mı rehinli alacak mı sayılacağı ve konkordato nisabına nasıl katılacağı sorularını beraberinde getirir.
Yargıtay HGK, E. 2021/(15)6-772, K. 2022/240, T. 03.03.2022, üçüncü kişi rehniyle temin edilen alacağın konkordato nisabı bakımından değerlendirilmesinde borçlunun pasifi, rehin malikinin konumu ve alacaklının oy hakkı arasında ayrım yapılması gerektiğini ortaya koyan temel kararlardandır. Kararın önemi, üçüncü kişi rehnini yalnızca icra takibi sorunu olarak değil, konkordato projesinin kabulü ve tasdiki bakımından da ele almasıdır.
Bölge adliye mahkemesi kararlarında da üçüncü kişi ipoteğinin m. 295 satış yasağına dahil olup olmadığı konusunda farklı olay temelli değerlendirmeler görülür. Bir yaklaşım, konkordatonun borçlunun malvarlığını koruduğunu vurgulayarak üçüncü kişiye ait taşınmazın satışının her durumda engellenemeyeceğini kabul eder. Başka değerlendirmeler ise zorunlu takip arkadaşlığı ve rücu riski üzerinden daha geniş koruma alanı kurar.
İstanbul BAM 17. HD, E. 2025/388, K. 2025/724, T. 16.05.2025, üçüncü kişi taşınmazı üzerindeki ipoteğin konkordato tedbirlerinden etkilenip etkilenmeyeceğini tartışırken İİK m. 45, m. 295 ve konkordatonun borçlu malvarlığını koruma amacı arasındaki ilişkiyi öne çıkarır. Karar metnine ikincil kaynak üzerinden ulaşıldığı için bu değerlendirme kesin içtihat birliği gibi sunulmamalı, somut olayın özelliklerine bağlı ihtiyatlı bir ölçüt olarak kullanılmalıdır.
Ara Değerlendirme
Üçüncü kişi rehni, dosyada kısa bir ipotek bilgisi olarak geçiştirilemez. Rehin borçluya mı ait, üçüncü kişiye mi ait, satış rücu alacağı yaratacak mı, alacaklı projeden etkileniyor mu ve oy hesabına hangi tutardan katılacak soruları aynı tabloda cevaplanmalıdır. Aksi halde tasdik veya satış izni aşamasındaki karar kırılgan hale gelir.
Satış İzni Talebinde Mahkeme Denetimi
İİK m. 295/2’de sayılan haller, mahkemeye geniş fakat keyfi olmayan bir takdir alanı verir. Rehinli mal işletme tarafından kullanılmayacaksa, değer kaybı riski taşıyorsa veya muhafazası masraflı hale gelmişse satış izni gündeme gelebilir. Bu ölçütlerin her biri mali ve hukuki delille desteklenmelidir; soyut “değer kaybı ihtimali” tek başına yeterli kabul edilmemelidir.
Hacettepe HFD incelemesi, ön rehinli taşıt örneği üzerinden satış izni rejiminin mahkeme kararına konu olayla birlikte değerlendirilmesi gerektiğini gösterir. Taşıt, makine veya stok gibi hızlı değer kaybeden mallarda, konkordato projesinde kullanılma amacı ile korunma maliyeti karşılaştırılır. Satış gelirinin rehinli alacaklıya ödenmesi de ancak rehin bedeli sınırında mümkündür.
Komiser görüşü, satış izni talebinin merkezinde yer alır. Komiser, malın işletme faaliyetine katkısını, alternatif finansman imkanını, rehin bedelini, satış zamanının projeye etkisini ve alacaklılar arasındaki dengeyi raporlamalıdır. Mahkeme bu raporu taraf beyanlarıyla birlikte tartışmadan izin verirse karar, hem borçlu hem alacaklı bakımından denetlenebilirlik sorunu yaratır.
Satış izni talebinde banka kredi sözleşmelerinde kefaletin geçerlilik şartları gibi kredi ve teminat ilişkilerini ele alan belgeler de birlikte okunmalıdır. Kefalet, ipotek, taşınır rehni ve genel kredi sözleşmesi aynı borç ilişkisine bağlıysa, bir teminatın paraya çevrilmesi diğer borçluların ve kefillerin savunmalarını etkileyebilir.
Bu Çerçevenin Uygulamadaki Sonucu
Mahkeme önündeki sağlıklı satış izni dosyası; güncel kıymet takdiri, komiser görüşü, malın kullanım amacını gösteren işletme planı, muhafaza gideri belgeleri ve satış gelirinin dağıtım hesabını birlikte içermelidir. Bu belgeler yoksa kararın hem maddi temeli hem de alacaklılar arası denge gerekçesi zayıflar.
Varsayımsal Olay Üzerinden Uygulama
Bu olayda ilk ayrım, CNC makineleri ile üçüncü kişi ipoteğinin aynı hukuki rejime tabi olup olmadığıdır. Makineler borçlu işletmenin üretim faaliyetinde kullanılıyorsa m. 295/2 bakımından satış izni daha sıkı değerlendirilir. Ortak tarafından verilen ipotek ise borçlunun malvarlığına dahil değildir; ancak satış sonrası rücu ihtimali konkordato projesinin pasifini etkileyebilir.
Bankanın satış izni talebi, makinelerin yalnızca piyasa değerinin düştüğünü gösteren genel bir değerleme raporuna dayanırsa eksik kalır. Raporun makinelerin üretimde kullanılıp kullanılmadığını, bakım maliyetini, sipariş gelirini, satışın borçlunun nakit akışına etkisini ve satış gelirinin rehin bedeline hangi sırayla mahsup edileceğini açıklaması gerekir. Mahkeme, bu bilgileri komiserden istemelidir.
Borçlu ise makinelerin üretim için zorunlu olduğunu söylerken bunu sipariş sözleşmeleri, üretim planı, çalışan vardiyası ve tahmini gelirle desteklemelidir. Sadece “işletme için gerekli” beyanı yeterli değildir. Üçüncü kişi ipoteği bakımından da ortağın taşınmazının satışının borçlu şirkete doğrudan veya rücu yoluyla nasıl yansıyacağı açıklanmalıdır.
anonim şirket yönetim kurulunun kamu borcu sorumluluğu yazısında kamu borcu ve temsil sorumluluğu bağlamında görülen dönem bağı tartışması, konkordato dosyasında da benzer bir yöntem gerektirir: hangi borç, hangi teminat, hangi dönem ve hangi malvarlığı değeriyle bağlantılıysa o bağlantı somut biçimde kurulmalıdır.
Ara Değerlendirme
Varsayımsal olay, satış izni tartışmasının yalnızca bankanın alacağına veya borçlunun mühlet kararına indirgenemeyeceğini gösterir. Dosyada teminatın konusu, malın işletme içindeki işlevi, üçüncü kişi rehni ve rücu ihtimali birlikte çözülmedikçe, verilecek karar uygulamada yeni ihtilaf üretir.
Riskler ve Sık Yapılan Usul Hataları
En yaygın hata, mühlet kararının bütün takipleri aynı sonuçla durdurduğu varsayımıdır. Rehinli alacaklı bakımından takip başlatma veya takibe devam etme imkanı korunur. Bu imkanın satış yetkisiyle karıştırılması ise ikinci hatadır. Dilekçede takip, muhafaza ve satış aşamalarının ayrı ayrı gösterilmesi gerekir.
Bir başka hata, rehinli alacağın tamamının konkordato dışında kaldığı kabulüdür. Teminat değeri alacağı karşılamıyorsa açıkta kalan kısım projeden etkilenebilir. Rehinli malın değeri hatalı veya güncel olmayan kıymet takdiriyle belirlenmişse, alacaklının oy hakkı ve borçlunun ödeme planı gerçeği yansıtmayabilir.
Üçüncü kişi rehni dosyalarında, ipotek verenin konumu çoğu zaman eksik yazılır. Rehin malikinin borçlu şirketle ilişkisi, rücu imkanı, zorunlu takip arkadaşlığı iddiası ve satışın konkordato pasifine etkisi belirtilmezse mahkeme tartışmayı soyut bırakır. Bu eksiklik, özellikle bankaların satış izni veya tedbirin kaldırılması başvurularında belirgin hale gelir.
Komiser raporuna itiraz süresi ve ilan tarihleri de pratik sonuç doğurur. Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin ilan tarihlerinin farklı olması halinde başvurucu lehine olan tarihin dikkate alınmasına ilişkin yaklaşımı, hak düşürücü sürelerin hesabında temkinli hareket edilmesi gerektiğini gösterir. İlan ve tebliğ belgeleri dosyada ayrı klasörlenmelidir.
Bu Çerçevenin Uygulamadaki Sonucu
Rehinli alacaklı veya borçlu tarafından hazırlanacak başvuru, yalnızca m. 295 metnini tekrarlamamalıdır. İcra dosyası, kredi sözleşmesi, rehin belgesi, kıymet takdiri, komiser raporu, işletme planı ve üçüncü kişi ilişkisi aynı hukuki anlatıya bağlanmalıdır. Bu yapılmadığında karar, kanun metnine uygun görünse bile somut olayın ihtiyaçlarını karşılamaz.
Başvuru Yolu ve Değerlendirme Tablosu
| Başlık | Merci | Hukuki Ölçüt | Pratik Risk |
|---|---|---|---|
| Rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip | İcra dairesi | İİK m. 295 kapsamında takip başlatılabilir veya devam edebilir | Muhafaza ve satış talebinin takip hakkıyla karıştırılması |
| Muhafaza tedbiri | İcra dairesi ve konkordato mahkemesi denetimi | Mühlet içinde kural olarak uygulanamaz | Fiili teslim veya muhafaza işleminin geçersiz hale gelmesi |
| Satış izni | Asliye ticaret mahkemesi | Malın kullanılmaması, değer kaybı veya muhafaza masrafı | Komiser görüşü ve kıymet takdiri eksikliği |
| Üçüncü kişi rehni | Konkordato mahkemesi ve icra mahkemesi tartışması | Rehin verenin kimliği, rücu ihtimali ve nisap etkisi | Alacağın adi veya rehinli niteliğinin hatalı belirlenmesi |
Tablodaki ayrım, uygulamada dosya yönetimi için kısa bir kontrol alanı sağlar. Alacaklı vekili satış izni isteyecekse icra dosyasındaki işlem talebiyle yetinmemeli; mahkeme dosyasında komiser görüşünü ve malın işletme planındaki yerini ayrıca tartışmalıdır. Borçlu vekili ise tedbirin devamını savunurken teminatın değerini yok saymamalıdır.
Hukuki Sonuç ve Pratik Sonuç Ayrımı
Hukuki sonuç: Rehinli alacaklının takip hakkı, konkordato mühleti sebebiyle bütünüyle askıya alınmaz; ancak muhafaza ve satış aşaması kanunun açık sınırlamasına tabidir. Bu ayrım, icra müdürlüğünün takip talebini kabul edebilmesi ile satış işlemini gerçekleştirememesi arasındaki farkı açıklar. Mahkeme satışa izin verecekse, m. 295/2’de sayılan şartları somut delille tartışmalıdır.
Pratik sonuç: Banka veya finans kuruluşu vekili, başvuruyu yalnızca “alacak teminatlıdır” cümlesiyle kurmamalıdır. Dosyada güncel rehin belgesi, borç bakiyesi, kıymet takdiri, malın işletmedeki kullanımı, muhafaza masrafı ve komiser görüşü birlikte sunulmalıdır. Borçlu vekili de satış yasağını savunurken teminatın değerini bütünüyle yok saymak yerine, satışın konkordato projesine vereceği somut zararı göstermelidir.
Konkordato mühleti, tek taraflı avantaj alanı değil, mahkeme gözetiminde yürüyen geçici bir denge rejimidir. Bu sebeple dilekçelerin dili de bu dengeye uygun kurulmalıdır. Alacaklı, teminat hakkının korunmasını; borçlu, işletmenin devamı için gerekli malvarlığı değerlerinin muhafazasını; komiser ise projenin başarı ihtimali ile alacaklıların tahsil menfaatini birlikte ortaya koymalıdır.
Özellikle üçüncü kişi rehni bulunan dosyalarda, rücu ihtimali soyut bırakılmamalıdır. Rehin konusu mal satılırsa üçüncü kişinin borçluya hangi hukuki temelde dönebileceği, bu alacağın konkordato projesine nasıl yansıyacağı ve mevcut alacaklılar arasındaki dengeyi değiştirip değiştirmeyeceği açıklanmalıdır. Bu bağlantı kurulmazsa satış izni veya tedbirin kaldırılması kararı eksik gerekçeyle karşı karşıya kalabilir.
Rehinli alacaklı için etkili yol, satış talebini acele bir icra işlemi gibi değil, konkordato mahkemesi önünde denetlenebilir bir ekonomik gerekçe olarak hazırlamaktır. Borçlu için etkili yol ise mühlet kararının varlığını tek başına savunma saymak yerine, rehinli malın işletme faaliyetindeki gerçek fonksiyonunu belgelerle göstermektir. Her iki taraf bakımından da hukuki isabet, soyut kanun tekrarından çok dosya belgelerinin doğru sıralanmasına bağlıdır.
Dosya Hazırlığında Belge ve İspat Planı
Rehinli alacaklı yönünden ilk belge, alacağın doğumunu ve teminatla bağlantısını gösteren kredi veya borç ilişkisidir. Bu ilişki açık kurulmadan yalnızca ipotek veya taşınır rehni kaydına dayanmak eksik kalır. Çünkü teminatın hangi borcu, hangi limit ve hangi tarihler bakımından güvence altına aldığı belirlenmeden m. 295 uygulamasının kapsamı sağlıklı çizilemez.
İkinci belge grubu, rehin konusu malın güncel değerini ve işletme içindeki işlevini gösterir. Taşınır rehninde makine, araç veya stok üzerindeki değer kaybı daha hızlı olabilir; taşınmaz ipoteğinde ise piyasa değeri, kira getirisi, muhafaza gideri ve işletme planındaki yer farklı sonuçlar doğurur. Kıymet takdiri, bu nedenle yalnızca rakamsal bir rapor değil, satış izni tartışmasının delilidir.
Üçüncü aşamada komiser raporu incelenmelidir. Komiser, borçlunun faaliyetini, rehinli malın projedeki yerini, satışın alacaklılara etkisini ve borçlunun nakit akışını birlikte değerlendirmelidir. Raporda yalnızca “satış uygundur” veya “satış uygun değildir” denilmesi yeterli değildir; sonuç, hangi mali ve hukuki olgulara dayandığı gösterilerek kurulmalıdır.
Dördüncü aşama, mahkeme kararının sınırlarını doğru okumaktır. Geçici mühlet kararı çoğu zaman genel tedbirler içerir; ancak rehinli alacaklıya özgü satış yasağı, üçüncü kişi rehni veya takip hakkı ayrıca tartışılmamış olabilir. Bu durumda taraflar, tedbir kararının kapsamını açıklığa kavuşturmak için mahkemeden somut talep hakkında karar verilmesini istemelidir.
Alacaklı vekili, takip dosyasındaki her işlemin konkordato mahkemesine taşınması gerekip gerekmediğini ayırmalıdır. Takip talebi ve ödeme emri aşaması farklı; muhafaza, kıymet takdiri, satış ve paranın paylaştırılması farklıdır. Bu ayrım yapılmadan icra müdürlüğünden satış istenirse, işlem sonradan şikayet veya tedbir itirazına konu olabilir.
Borçlu vekili ise yalnızca mühlet kararını sunmakla yetinmemelidir. Rehinli malın üretim, satış, lojistik veya hizmet akışındaki rolü somut belgelerle gösterilmelidir. Mal işletme için gerçekten gerekli değilse, satış yasağında ısrar etmek konkordato projesinin samimiyetini zayıflatabilir; mal gerekli ise bu gereklilik sipariş, sözleşme ve gelir beklentisiyle açıklanmalıdır.
Üçüncü kişi rehni bulunan dosyada, rehin malikinin savunması ayrı kurulmalıdır. Rehin maliki, konkordato borçlusu olmadığı halde malının satışının durdurulmasını istiyorsa, borçlu ile ilişkisini ve satışın doğuracağı rücu sonucunu ortaya koymalıdır. Alacaklı ise üçüncü kişinin malının satışının borçlunun malvarlığını koruma amacıyla neden engellenmemesi gerektiğini açıklamalıdır.
Bu hazırlık yapılmadan verilen kararlar çoğu zaman kavram düzeyinde doğru, dosya düzeyinde eksik kalır. Konkordato hukuku, özellikle rehinli alacaklarda, kısa bir kanun maddesi aktarımından fazlasını gerektirir. Teminatın işlevi, işletmenin ihtiyacı ve alacaklıların eşitliği aynı hukuki dosyada görünür hale getirilmelidir.
Son aşamada, mahkeme kararının icra dairesinde nasıl uygulanacağı da düşünülmelidir. Satış izni verildiğinde satış gelirinin rehin bedeline ne kadar mahsup edileceği, artan tutarın borçluya mı konkordato masasına mı kalacağı ve teminatsız alacak kısmının projede nasıl yer alacağı açık değilse yeni uyuşmazlık doğar. Karar talebi bu ihtimalleri karşılayacak açıklıkta kurulmalıdır.
Rehinli alacağın dosyada doğru gösterilmesi, alacaklılar toplantısına da yansır. Alacağın rehinle karşılanan kısmı ile açıkta kalan kısmı ayrılmadan yapılan oy hesabı, projenin kabul çoğunluğunu tartışmalı hale getirebilir. Bu yüzden kıymet takdiri, yalnız satış talebi için değil, konkordato nisabı için de belirleyici bir araçtır.
Alacaklı bakımından bir başka pratik konu, faiz ve feriler hesabıdır. Rehinli alacaklarda teminatın hangi ferileri kapsadığı, takip tarihi ile mühlet tarihi arasındaki faiz hesabı ve tasdik sonrası ödeme planı ayrı ayrı incelenmelidir. Teminat limiti aşılmışsa, kalan tutarın projeye hangi sıfatla yazılacağı açıklanmalıdır.
Borçlu bakımından da rehinli malın değerinin düşük gösterilmesi her zaman avantaj sağlamaz. Değer gerçeğin altında belirlenirse alacaklı itiraz eder, satış talebi güçlenir veya açıkta kalan alacak miktarı artar. Değer gerçeğin üstünde gösterilirse proje gerçekçi olmayan ödeme kabulleri üzerine kurulabilir. İki ihtimal de tasdik aşamasında sorun yaratır.
Mahkeme, satış izni verirken kararın kapsamını dar ve uygulanabilir yazmalıdır. Hangi malın satılacağı, satış usulünün nasıl yürütüleceği, gelirden rehinli alacaklıya hangi sınırda ödeme yapılacağı ve artan tutarın nasıl muhafaza edileceği kararda yer almalıdır. Bu açıklık, icra dairesinin tereddütsüz işlem yapmasını sağlar.
Rehinli alacaklı ile borçlu arasında geçici ödeme anlaşması yapılmışsa, bu anlaşmanın konkordato projesiyle çelişip çelişmediği de incelenmelidir. Komiserin bilgisi dışında kurulan özel ödeme düzeni, diğer alacaklıların eşitlik beklentisini zedeleyebilir ve tasdik aşamasında itiraz sebebi haline gelebilir.
Bu nedenle rehinli alacaklı dosyalarında en sağlıklı yöntem, icra takibini, mahkeme dosyasını ve konkordato projesini birbirinden koparmadan yönetmektir. Her işlem, aynı hukuki kronolojiye bağlandığında hem alacaklı hem borçlu bakımından öngörülebilirlik artar.
Karar sonrasında tarafların kanun yolu ve icra şikayeti imkanlarını da aynı takvimde izlemesi gerekir.
Sık Sorulan Sorular
Konkordato mühletinde rehinli alacaklı takip başlatabilir mi?
Evet. İİK m. 295, rehinle temin edilmiş alacaklar için rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlatılmasına veya başlamış takibe devam edilmesine izin verir. Ancak bu takip nedeniyle muhafaza tedbiri alınamaz ve rehinli mal satılamaz.
Mühlet sırasında rehinli malın satışı hiç mümkün değil midir?
Kural satış yasağıdır. Fakat rehinli mal konkordato projesinde kullanılmayacaksa, değeri düşecekse veya muhafazası masraflı olacaksa mahkeme, İİK m. 295/2 ve m. 297/2 usulüyle satışa izin verebilir.
Üçüncü kişi rehni konkordato dosyasında nasıl değerlendirilir?
Rehnin borçluya mı üçüncü kişiye mi ait olduğu açıkça ayrılmalıdır. Üçüncü kişi rehni, takip yasağı, satış izni, rücu ihtimali ve konkordato nisabı bakımından ayrı sonuçlar doğurabilir.
Komiser raporu satış izni için neden önemlidir?
Komiser raporu, malın işletmede kullanılıp kullanılmadığını, değer kaybı veya muhafaza masrafı riskini ve satışın projeye etkisini teknik ve mali yönden gösterir. Mahkeme denetimi bu rapor olmadan eksik kalabilir.
Rehinli alacağın teminatsız kalan kısmı ne olur?
Rehin değeri alacağı tamamen karşılamıyorsa açıkta kalan kısım konkordato projesinden etkilenebilir. Bu nedenle kıymet takdiri ve alacak kaydı birlikte incelenmelidir.
Sonuç
Konkordato mühletinde rehinli alacaklı, takip hakkını tamamen kaybetmez; fakat bu hak, rehinli mal üzerinde muhafaza veya satış yapılabileceği anlamına gelmez. Kanunun kurduğu denge, takip dosyasını canlı tutarken paraya çevirme aşamasını konkordato projesinin korunmasına ve mahkeme denetimine bağlar.
Dosyanın sağlıklı yürütülmesi için rehinli malın borçluya mı üçüncü kişiye mi ait olduğu, teminatın alacağı hangi ölçüde karşıladığı, satışın projeye etkisi ve komiser görüşünün içeriği açıkça ortaya konulmalıdır. Bu ayrım yapılmadığında, hem alacaklı hem borçlu bakımından usul ekonomisi zedelenir.
Konkordato, rehin, kefalet ve şirket borcu bağlantısı taşıyan dosyalarda ön değerlendirme için iletişim sayfası üzerinden somut belgelerle ön değerlendirme yapılması, takip ve mahkeme sürecinin doğru ayrıştırılmasına yardımcı olur.
Rehinli alacak, konkordato, satış vaadi veya tapu iptal tescil uyuşmazlığında belgelerin erken incelenmesi başvuru yolunu doğru kurmak açısından belirleyicidir. Çiftçi & Partners, mevcut sözleşme, tapu kaydı, icra dosyası ve mahkeme evrakı üzerinden ihtiyatlı bir hukuki ön değerlendirme sunar.
Kaynakça ve Atıf Listesi
Resmi Kaynaklar
- 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu, m. 23, 45, 285-308/h
- 7101 sayılı Kanun, konkordato hükümlerini yenileyen temel değişiklik
- 7327 sayılı Kanun, İİK m. 295/2 satış izni düzenlemesi
- 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun
- 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, rehin ve ipotek hükümleri
- 6750 sayılı Ticari İşlemlerde Taşınır Rehni Kanunu
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, konkordato yargılamasında usul ilkeleri
- 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu, değerleme uzmanlığı bağlantısı
Mahkeme Kararları
- Yargıtay HGK, E. 2021/(15)6-772, K. 2022/240, T. 03.03.2022 (karar metnine doğrudan erişilemediğinden, değerlendirme ikincil kaynak üzerinden yapılmıştır)
- Yargıtay HGK, E. 2021/(15)6-966, K. 2022/283, T. 10.03.2022 (karar metnine doğrudan erişilemediğinden, değerlendirme ikincil kaynak üzerinden yapılmıştır)
- Yargıtay 15. HD, E. 2021/1389, K. 2021/275, T. 16.02.2021 (karar metnine doğrudan erişilemediğinden, değerlendirme ikincil kaynak üzerinden yapılmıştır)
- Yargıtay 15. HD, E. 2021/4430, K. 2021/2814, T. 17.06.2021 (karar metnine doğrudan erişilemediğinden, değerlendirme ikincil kaynak üzerinden yapılmıştır)
- Yargıtay 19. HD, E. 1993/6282, K. 1993/6805, T. 20.10.1993 (karar metnine doğrudan erişilemediğinden, değerlendirme ikincil kaynak üzerinden yapılmıştır)
- Yargıtay 12. HD, E. 2021/3971, K. 2021/6366, T. 14.06.2021 (karar metnine doğrudan erişilemediğinden, değerlendirme akademik kaynak aktarımı üzerinden yapılmıştır)
- Yargıtay 12. HD, E. 2020/8667, K. 2021/5103, T. 20.05.2021 (karar metnine doğrudan erişilemediğinden, değerlendirme akademik kaynak aktarımı üzerinden yapılmıştır)
- Yargıtay 23. HD, E. 2020/2159, K. 2021/268, T. 27.01.2021 (karar metnine doğrudan erişilemediğinden, değerlendirme akademik kaynak aktarımı üzerinden yapılmıştır)
- İzmir BAM 17. HD, E. 2021/2440, K. 2022/424 (UYAP emsal aktarımı üzerinden değerlendirilmiştir)
- İstanbul BAM 17. HD, E. 2025/388, K. 2025/724, T. 16.05.2025 (bölge adliye mahkemesi karar metni ikincil kaynak üzerinden incelenmiştir)
- Yargıtay HGK, E. 2021/2348, K. 2022/113, konkordatonun tasdik şartlarına ilişkin karar (karar metnine doğrudan erişilemediğinden, değerlendirme ikincil kaynak üzerinden yapılmıştır)
- İstanbul BAM 17. HD, E. 2024/1208, İİK m. 295/2 satış izni incelemesi (karar metnine doğrudan erişilemediğinden, değerlendirme ikincil kaynak üzerinden yapılmıştır)
- Yargıtay 15. HD, üçüncü kişi ipoteğinin konkordato nisabı bakımından niteliğine ilişkin uygulama (ikincil akademik aktarım üzerinden değerlendirilmiştir)
Bilimsel Çalışmalar
- Levent Börü, Şafak Parlak Börü, Emine Bilgiç Eroğlu, “Adi Konkordato Hükümleri Uyarınca Üçüncü Kişi Rehniyle Güvenceye Alınmış Alacağın Hukuki Durumu Üzerine Değerlendirmeler”, SDÜHFD, 13/1, 2023
- Anıl Köroğlu, “Rehinli Malın Konkordato Mühleti İçerisinde Paraya Çevrilmesi Yasağı (İİK m. 295)”, İstanbul Hukuk Mecmuası, 78/1, 2020
- F. S. Tiyek, “İflâs Dışı Konkordato Bağlamında Konkordato Mühleti Verilmesinin Alacaklılar, Sözleşmeler ve Borçlu Bakımından Doğurduğu Sonuçlar”, PIAR, 2021
- Şafak Parlak Börü, Levent Börü, “Adi Konkordatoda Ön Rehinli Malın İİK m. 295/II ve m. 297/II’ye Göre Satışı”, Hacettepe HFD, 2025
- Cenk Akil, “Konkordato Mühletinin Alacaklılar Bakımından Sonuçları”, TBBD, 141, 2019
- Hakan Pekcanıtez, Güray Erdönmez, “7101 sayılı Kanunla Yürürlüğe Giren Konkordato Hükümlerinin Değerlendirilmesi”, Bankacılar Dergisi, 105, 2018
- Müjgan Tunç Yücel, Konkordato Mühletinin Alacaklılar Bakımından Sonuçları, On İki Levha, 2020
- Çağatay Serdar Şahin, Amerikan Hukuku ile Karşılaştırmalı Olarak Konkordato Mühletinin Alacaklılar Yönünden Sonuçları, 2020
- Talih Uyar, “Kesin Konkordato Mühletinin Alacaklılar Bakımından Sonuçları İİK m. 294”, Ankara Barosu Dergisi, 2019
- Rukiye Duran, Konkordato Mühleti ve Alacaklılar Bakımından Sonuçları, 2020
- Selçuk Öztek, “Üçüncü Kişi Rehniyle Temin Edilmiş Bir Alacağın Adi Konkordato Nisabındaki Durumu”, MİHDER, 2020
- Serdar Kale, “7101 Sayılı Kanun Çerçevesinde İflas Dışı Adi Konkordato”, İstanbul Medipol Üniversitesi HFD, 2018
- Baki Kuru, İcra ve İflâs Hukuku El Kitabı, 2013
- Süha Tanrıver, “İflas Dışı Adi Konkordatoya İlişkin Temel Problemler ve Çözüm Arayışları”, MİHBİR, 2015
- Murat Atalı, İbrahim Ermenek, Ersin Erdoğan, İcra ve İflas Hukuku, 2022