Tahliye Taahhüdünün Geçerlilik Ölçütü ve İcra Yoluyla Tahliye
Kiraya veren ile kiracı arasında yazılı bir tahliye taahhüdü bulunduğunda uyuşmazlık çoğu kez belgenin varlığına değil, belgenin hangi anda ve hangi iradeyle verildiğine odaklanır. Kiraya veren, belirlenen tarihte taşınmazın boşaltılmadığını ileri sürer; kiracı ise taahhüdün sözleşme kurulurken baskı altında alındığını, tarihin sonradan doldurulduğunu veya tahliye tarihinin belirli olmadığını savunur. Tahliye taahhüdünün geçerlilik ölçütü, bu karşılıklı anlatıları yazılılık, teslim sonrası düzenleme, belirli tarih ve ispat yükü ekseninde ayırır.
TBK m. 352/1, kiracıya ait yazılı boşaltma taahhüdünü konut ve çatılı işyeri kira rejiminde özel bir sona erdirme imkanı olarak düzenler. Bu imkan, kiraya verene dava veya icra yoluyla tahliye talep etme olanağı verir; fakat belgenin sıkı şartlara uygun kurulmasını ve tahliye tarihinden başlayarak bir aylık sürenin kaçırılmamasını gerektirir (TBK m. 352/1; İİK m. 272-276).
Bu içerik 18.04.2026 itibarıyla hazırlanmıştır. Somut dosyada kira sözleşmesinin tarihi, taşınmazın teslim zamanı, taahhüdün düzenleme ve tahliye tarihleri, kiracı sayısı, aile konutu iddiası, icra takibi veya dava süresi ayrıca değerlendirilmelidir.
Geçerlilik Şartları ve Teslim Sonrası Düzenleme
Geçerli bir tahliye taahhüdü için ilk şart yazılılıktır. Sözlü beyan, mesajlaşma içinde geçen belirsiz kabul veya kiracının taşınacağını söylemesi TBK m. 352/1 anlamında tahliye taahhüdü oluşturmaz. Yazılılık adi yazılı şekilde sağlanabilir; noter düzenlemesi geçerlilik şartı değildir. Bununla birlikte noterlik işlemi, imza ve tarih tartışmasını daralttığı için ispat gücünü artırır.
İkinci şart, taahhüdün kiralananın tesliminden sonra verilmesidir. Kanun metni yalnız kira sözleşmesinin kurulmasından sonra dememekte, kiralananın tesliminden sonra verilmiş olmayı aramaktadır. Bu ifade, kiracının henüz taşınmazı fiilen teslim almadan kiraya veren karşısında pazarlık gücü zayıfken tahliye belgesi imzalamaya zorlanmasını engellemeye yöneliktir. Aynı günlü belgelerde tartışma çoğu kez bu nedenle teslim ve irade olgularına yoğunlaşır.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin E. 2024/4052, K. 2025/1108 sayılı kararına yansıyan uyuşmazlık, kira ilişkisinin başlamasından sonra düzenlenen taahhüdün serbest irade bakımından nasıl değerlendirileceğini gösterir. Karar, her kısa zaman aralığının otomatik geçersizlik yaratmadığını; fakat belgenin kira sözleşmesiyle birlikte veya teslimden önce alınması iddiasının somut delillerle tartışılması gerektiğini ortaya koyar. Bu çizgi, takvim hesabıyla irade incelemesinin birlikte yapılmasını gerektirir.
Üçüncü şart, tahliye tarihinin belirli olmasıdır. Taahhüt, kiracının kiralananı hangi tarihte boşaltacağını açıkça göstermelidir. “Sözleşme bitiminde”, “kiraya veren istediğinde” veya “uygun zamanda” gibi ifadeler tahliye tarihi belirliliğini karşılamaz. Tahliye tarihi belirli değilse kiraya verenin bir aylık başvuru süresi de sağlıklı biçimde başlayamaz. Bu sebeple tarih, belgenin taşıyıcı unsurudur.
Dördüncü şart, taahhüdün kiracı veya yetkili temsilcisi tarafından verilmesidir. Birden fazla kiracı varsa kural olarak tüm kiracıların imzası aranır; yalnız bir kiracının imzası diğer kiracılar için doğrudan sonuç doğurmayabilir. Tüzel kişi kiracıda temsil yetkisi, imza sirküleri ve yetki sınırı ayrıca incelenmelidir. Taahhüdü imzalayan kişinin yetkisizliği, belgenin güçlü görünen yüzünü bir anda zayıflatabilir.
Ara Değerlendirme: Tahliye taahhüdünün geçerlilik denetimi dört temel halka üzerinde yürür: yazılı şekil, teslim sonrası düzenleme, belirli tahliye tarihi ve yetkili kiracı imzası. Bu halkalardan biri eksikse icra takibi veya dava, belgenin varlığına rağmen sonuç vermeyebilir.
Boş Tarihli Taahhüt, Serbest İrade ve İspat Yükü
Uygulamada en çok tartışılan konu, boş tarihli tahliye taahhütleridir. Kiracı, çoğu zaman kira sözleşmesi yapılırken boş belge imzaladığını; kiraya veren ise belgenin sonradan, kiracı taşınmazı teslim aldıktan sonra düzenlendiğini savunur. Bu uyuşmazlıkta belge üzerindeki tarih tek başına yeterli olmayabilir. Tarafların mesajları, ödeme kayıtları, anahtar teslimi, emlakçı yazışmaları, tanık beyanları ve noter işlemleri birlikte değerlendirilir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun E. 2017/6-975, K. 2021/1108 sayılı kararı, boş tarihli ve sonradan doldurulduğu ileri sürülen taahhütlerde ispat yükü tartışmasını belirginleştirmiştir. Kararda, taahhüdün kira sözleşmesinden önce veya teslimden önce imzalatıldığını ileri süren kiracının bu iddiasını ispatlaması gerektiği kabul edilmiştir. Bu yaklaşım kiraya verene sınırsız alan açmaz; fakat kiracının soyut baskı iddiasıyla yazılı belgeyi kolayca etkisiz kılmasını da engeller.
Serbest irade incelemesi, yalnız kiracının “baskı vardı” demesiyle tamamlanmaz. Kiracının hangi koşulda imza attığı, taşınmazı teslim almadan önce konut bulma baskısı altında olup olmadığı, taahhüdün kira sözleşmesiyle aynı dosyada hazırlanıp hazırlanmadığı, tahliye ve düzenleme tarihlerinin kim tarafından yazıldığı ve kiraya verenin benzer uygulamayı sistematik hale getirip getirmediği araştırılmalıdır. Mahkeme bu verileri görmeden belgeyi mutlak kabul veya mutlak ret yönünde değerlendirmemelidir.
Noterde düzenlenen tahliye taahhüdü ispat gücünü artırır; ancak her itirazı baştan imkansız hale getirmez. Kiracı serbest iradesinin sakatlandığını veya belgenin kanuni şartları taşımadığını güçlü delillerle gösterebilirse noter belgesi de tartışma konusu olabilir. Buna karşılık noter işlemi, imza ve tarih inkarını daralttığı için kiraya verenin elindeki belgenin yargısal denetime dayanma ihtimalini artırır.
Boş tarih iddiasında asıl tehlike, tarafların gerçek olguları belgeleyememesidir. Kiraya veren, taahhüdün teslimden sonra alındığını gösteren mesaj, tutanak veya noter işlemine sahip değilse; kiracı da belgenin teslimden önce imzalatıldığını gösteren yazışma, ödeme sırası veya tanık desteği sunamıyorsa uyuşmazlık ispat kuralları üzerinde çözülür. TMK m. 6 ve HMK m. 190 bu yüzden tahliye taahhüdü dosyasında soyut hükümler değil, sonucun yönünü belirleyen kurallardır.
Hukuki sonuç: Boş tarihli taahhüt iddiası, belgenin kendiliğinden geçersiz olduğu anlamına gelmez. İddianın kim tarafından ileri sürüldüğü, hangi delille desteklendiği ve belgenin teslim sonrası düzenleme şartını taşıyıp taşımadığı birlikte incelenir.
Pratik sonuç: Kiraya veren tahliye taahhüdünü mümkünse teslimden sonra ayrı bir işlem olarak ve tarihli biçimde almalı; kiracı ise baskı veya boş imza iddiası varsa bunu belgeleyebilecek yazışma ve teslim kayıtlarını saklamalıdır.
İcra Yoluyla Tahliye ve Bir Aylık Süre
Tahliye taahhüdüne dayalı başvuru, tahliye tarihinden itibaren bir ay içinde yapılmalıdır. Bu süre hak düşürücü niteliktedir. Kiraya veren, bir aylık süre içinde icra takibi başlatabilir veya tahliye davası açabilir. Süre kaçırıldığında aynı taahhüde dayanılarak tahliye istenmesi mümkün olmaz. Bu nedenle dosyada ilk takvim, taahhütte yazılı tahliye tarihinden başlar.
İcra yoluyla tahliye, İİK m. 272 ve devamı çerçevesinde yürür. Kiraya veren yazılı kira sözleşmesi ve tahliye taahhüdüne dayanarak tahliye emri gönderilmesini ister. Kiracı süresinde itiraz ederse takip durur ve kiraya veren itirazın kaldırılması veya itirazın iptali yolunu dosyanın niteliğine göre değerlendirmek zorunda kalır. İmza inkarı, tarih itirazı, teslim sonrası düzenleme itirazı ve aile konutu savunması bu aşamada önem kazanır.
Dava yolu ise özellikle belgenin geçerliliği konusunda ciddi vakıa tartışması bulunan dosyalarda tercih edilebilir. İcra yolu hızlıdır; ancak itirazla birlikte dosya yine yargısal denetime taşınır. Dava yolu daha baştan maddi vakıa tartışmasını açar. Kiraya verenin hangi yolu seçeceği, belgenin gücüne, kiracının beklenen itirazlarına, taşınmazın kullanım türüne ve delil yapısına göre belirlenmelidir.
Bir aylık süre hesabında tebligatla tahliye tarihi karıştırılmamalıdır. Süre, taahhütte yazılı tahliye tarihinden başlar. Kiraya veren bu tarihten sonra ayrıca ihtar çekmek zorunda değildir; fakat uygulamada ihtar, uyuşmazlığı belgelemek ve kiracıya son bildirim yapmak için kullanılabilir. İhtar çekilmesi bir aylık süreyi uzatmaz. Bu noktanın gözden kaçması, geçerli taahhüdün kullanılabilirliğini ortadan kaldırabilir.
Arabuluculuk rejimi de tahliye taahhüdü dosyalarında dikkatle ele alınmalıdır. Kira uyuşmazlıklarında dava şartı arabuluculuk, dava açılacaksa sürenin korunması bakımından ayrıca değerlendirilir. İcra takibi yolu, dava şartı arabuluculukla aynı şekilde başlamaz; fakat itiraz sonrası açılacak davada arabuluculuk ve süre ilişkisi planlanmalıdır. Bu nedenle başvuru stratejisi, yalnız belgenin geçerliliği değil, seçilecek yolun usul etkisi üzerinden kurulmalıdır.
Bu Çerçevenin Uygulamadaki Sonucu: Geçerli tahliye taahhüdü, bir aylık sürede kullanılmadığında pratik değerini kaybeder. Kiraya verenin ilk işi belgenin geçerliliğini değil, tahliye tarihinden itibaren hangi gün hangi başvuru yolunun kullanılacağını netleştirmek olmalıdır.
Tebligat ve İtirazın Dosyaya Etkisi
İcra yoluyla tahliyede tebligatın doğru yapılması, geçerli taahhüdün fiilen kullanılabilmesi için ayrı bir eşiktir. Tahliye emrinin kime, hangi adreste ve hangi tarihte tebliğ edildiği; itiraz süresinin başlangıcını, takibin kesinleşmesini ve sonraki yargısal adımı belirler. Kiracı şirket ise merkez adresi, şube adresi ve elektronik tebligat ilişkisi ayrıca incelenmelidir. Gerçek kişi kiracıda ise tebligatın aile bireyine, komşuya veya muhtara bırakılması gibi durumlar usul tartışması doğurabilir.
Kiracının itirazı yalnız “tahliyeye karşıyım” cümlesinden ibaret olmamalıdır. İmza inkarı, taahhüdün teslimden önce alındığı iddiası, tahliye tarihinin belirsizliği, aile konutu savunması, temsil yetkisi eksikliği veya bir aylık sürenin kaçırıldığı itirazı ayrı ayrı yazılmalıdır. İtirazın kapsamı sonradan yürütülecek itirazın kaldırılması veya itirazın iptali sürecinde önem taşır. Kiracı güçlü bir savunmayı süresinde ve somut şekilde kurmazsa belgeye karşı kullanabileceği bazı imkanları zayıflatabilir.
Kiraya veren bakımından itiraz sonrası yol seçimi, belgenin niteliğine bağlıdır. İmzası ikrar edilmiş, tarihi açık ve noterlik düzeniyle desteklenen taahhütte itirazın kaldırılması yolu daha işlevsel görülebilir. Buna karşılık boş tarih, teslim öncesi imza, yetkisiz temsil veya aile konutu gibi maddi vakıa tartışmaları ağırsa daha geniş delil incelemesine elverişli dava yolu gündeme gelebilir. Bu tercih yalnız hız hesabıyla değil, dosyanın hangi mahkemede hangi delillerle anlatılabileceği üzerinden yapılmalıdır.
Arabuluculuk aşaması da bu çerçevenin dışında tutulmamalıdır. Kira uyuşmazlıklarında dava şartı arabuluculuk, tahliye taahhüdüne dayalı davalarda tarafların belgeyi ve süreleri ilk kez karşılıklı tartıştığı zemin haline gelebilir. Arabuluculukta taahhüdün geçerliliğini etkileyen ikrar, kabul veya ödeme planı ifadeleri gelişigüzel kullanılmamalıdır. Taraflar, uzlaşma ararken aynı zamanda sonraki dava dosyasına taşınabilecek beyanlar verdiğini bilerek hareket etmelidir.
Bu aşamada yapılan en faydalı çalışma, tek sayfalık bir zaman çizelgesidir. Kira sözleşmesinin imza tarihi, anahtar teslimi, taahhüdün düzenleme tarihi, tahliye tarihi, icra takibi veya dava tarihi, tahliye emrinin tebliği ve itiraz tarihi aynı çizelgede gösterildiğinde dosyanın güçlü ve zayıf halkaları hızla görünür hale gelir. Tahliye taahhüdü uyuşmazlığı çoğu zaman uzun hukuki tartışmadan önce bu takvimde çözülmeye başlar.
Aile Konutu, Birden Fazla Kiracı ve Şarta Bağlı Taahhüt
Tahliye taahhüdünün aile konutu ile kesiştiği dosyalar ayrı dikkat ister. TMK m. 194, aile konutu üzerindeki tasarruflarda eşin rızasını koruma alanına alır. Kira sözleşmesinin tarafı olmayan eşin tahliye taahhüdüne etkisi öğretide ve uygulamada tartışmalıdır. Uygulamada güvenli yaklaşım, aile konutu olduğu bilinen taşınmazlarda eş rızası ve bilgilendirme meselesini baştan değerlendirmektir. Aksi halde tahliye aşamasında aile konutu savunması süreci uzatabilir.
Birden fazla kiracının bulunduğu sözleşmelerde taahhüdün kim tarafından verildiği belirleyicidir. Taşınmazı birlikte kiralayan kişilerin yalnız birinin imzasıyla tahliye taahhüdü verilmişse, diğer kiracı bakımından sonuç doğup doğurmayacağı ayrıca tartışılır. Kiraya verenin güçlü dosya kurması için kira sözleşmesindeki tüm kiracıların taahhütte imzası bulunmalı; temsil ilişkisi varsa yetki açıkça gösterilmelidir.
Şarta bağlı tahliye taahhüdü de mümkündür. Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin E. 2015/11188, K. 2016/839 sayılı kararında, kira borcunun belirli tarihe kadar ödenmemesi halinde tahliye edileceğine ilişkin şartlı taahhüdün geçerli kabul edildiği görülür. Şartlı taahhütte belirleyici olan, şartın objektif biçimde saptanabilir olmasıdır. Belirsiz veya kiraya verenin tek taraflı değerlendirmesine bırakılmış şartlar hukuki güvenlik sorunu doğurur.
Yenilenen kira sözleşmesiyle birlikte verilen taahhütlerde ise her somut olay ayrıca incelenmelidir. İlk kira sözleşmesi kurulurken aynı anda alınan taahhüt çoğu zaman serbest irade bakımından zayıftır; fakat tarafların devam eden kira ilişkisi içinde yeni dönem sözleşmesi yaparken verdikleri taahhüt farklı değerlendirilebilir. Burada kiracının taşınmazı zaten kullanıyor olması, teslim sonrası düzenleme şartı bakımından önem taşır.
Taahhüdün adres ve taşınmaz bilgisi de açık olmalıdır. Kiralananın hangi bağımsız bölüm olduğu, kira sözleşmesiyle ilişki, kiracı ve kiraya verenin kimliği, tahliye tarihi ve imza uyuşmazlığa yer bırakmayacak şekilde yazılmalıdır. Eksik adres veya birden fazla taşınmazı kapsayan belirsiz ifade, icra dairesi ve mahkeme önünde yorum sorununa dönüşebilir.
Varsayımsal Olay Üzerinden Uygulama
Varsayımsal olay: Ankara Çankaya’da bir işyeri kiralayan şirket, kira sözleşmesini 1 Mart tarihinde imzalar ve aynı gün kiracı şirket yetkilisine boş tarihli tahliye taahhüdü imzalatır. Kiracı taşınmazı 5 Martta teslim alır. Bir yıl sonra kira bedeli konusunda uyuşmazlık doğar. Kiraya veren, taahhüdün düzenleme tarihini 15 Mart, tahliye tarihini 30 Nisan olarak doldurur ve 10 Mayısta icra yoluyla tahliye takibi başlatır. Kiracı şirket, belgenin sözleşme günü boş olarak imzalatıldığını, teslimden sonra verilmediğini ve şirket yetkilisinin bu konuda özel yetkisinin bulunmadığını ileri sürer.
Bu olayda mahkeme önce yazılı belgenin varlığını değil, belgenin geçerlilik şartlarını inceler. Taahhüdün gerçekten 15 Martta mı yoksa 1 Martta mı imzalandığı, kiralananın 5 Martta teslim alındığı kayıtlarla destekleniyor mu, şirket yetkilisinin temsil yetkisi tahliye taahhüdü vermeye elverişli mi, kiracı boş tarih iddiasını hangi yazışma veya tanıkla gösteriyor mu, kiraya veren teslim sonrası ayrı işlem yapıldığını ispatlayabiliyor mu soruları belirleyici olur. Kiraya veren takibi bir aylık sürede başlatmış olsa bile, belgenin teslim sonrası düzenlendiği ispatlanamıyorsa takip zayıflar.
Hukuki sonuç: Süresinde takip yapılması, geçersiz veya ispatı tartışmalı taahhüdü iyileştirmez. Pratik sonuç: Kiraya veren, teslimden sonra ayrı ve tarihli işlem yapmalı; kiracı ise boş belge veya baskı iddiasını yalnız sözlü anlatımla değil, teslim ve sözleşme sürecini gösteren belgelerle desteklemelidir.
Süre ve Başvuru Tablosu
Tahliye taahhüdüne dayalı dosyada izlenecek yol, belge geçerliliği ile başvuru takvimi birlikte kurularak belirlenir:
| Aşama | Hukuki ölçüt | Süre | Başlıca risk | Dosyada aranacak belge |
|---|---|---|---|---|
| Taahhüdün alınması | Yazılı, belirli tarihli, teslim sonrası ve yetkili imzalı olmalı | Kira ilişkisinin kurulup teslim gerçekleşmesinden sonra | Aynı gün veya teslim öncesi imza iddiası | Teslim tutanağı, tarihli taahhüt, noter işlemi |
| Tahliye tarihi | Taahhütte açıkça belirtilmiş olmalı | Belgedeki tarih | Belirsiz veya yoruma açık tarih | Taahhüt metni, kira sözleşmesi |
| İcra takibi | İİK m. 272 vd. kapsamında tahliye emri | Tahliye tarihinden itibaren bir ay | İtirazla takibin durması | Yazılı kira sözleşmesi, taahhüt, takip talebi |
| Tahliye davası | TBK m. 352/1’e dayalı sona erdirme talebi | Tahliye tarihinden itibaren bir ay; arabuluculuk etkisi ayrıca değerlendirilir | Sürenin kaçırılması veya dava şartı eksikliği | Arabuluculuk son tutanağı, dava dilekçesi |
| Kiracı itirazı | İmza, tarih, teslim sonrası düzenleme, aile konutu veya yetki itirazı | Takip/dava usulüne göre | Soyut itirazın delille desteklenmemesi | Mesajlar, ödeme kayıtları, tanık, temsil belgeleri |
Tablo, başvuru stratejisinin neden yalnız icra takibi hazırlığı olmadığını gösterir. Kira hukuku, gayrimenkul ve kira hukuku, icra hukuku, uyuşmazlık çözümü, analizler ve iletişim başlıklarıyla birlikte yönetildiğinde hatalı süre veya zayıf belge nedeniyle doğacak kayıplar azaltılabilir.
Uygulamada Sık Yapılan Hatalar
İlk hata, tahliye taahhüdünü kira sözleşmesiyle aynı anda almak ve sonradan tarihleri farklı gösterebileceğini sanmaktır. Bu yaklaşım hem serbest irade hem teslim sonrası düzenleme bakımından risklidir. Belgenin geçerli görünmesi, ispat tartışmasını ortadan kaldırmaz.
İkinci hata, tahliye tarihini belirsiz bırakmaktır. “Kira dönemi sonunda” veya “talep edildiğinde” gibi ifadeler, TBK m. 352/1’in aradığı belirli tarih şartını taşımaz. Tarih net değilse bir aylık süre de sağlıklı işlemez.
Üçüncü hata, bir aylık süreyi ihtar veya görüşme süreciyle uzatmaya çalışmaktır. Kiraya veren tahliye tarihinden itibaren bir ay içinde dava açmalı veya icra takibi yapmalıdır. Tarafların müzakere etmesi, kural olarak bu süreyi durdurmaz.
Dördüncü hata, birden fazla kiracı bulunan sözleşmede yalnız bir imzayla yetinmektir. Kiracıların tamamının taahhüde katılması güvenli yoldur. Aksi halde tahliye takibi kişi bakımından bölünebilir ve dava usulü karmaşıklaşabilir.
Beşinci hata, aile konutu ihtimalini görmezden gelmektir. Taşınmazın aile konutu olarak kullanıldığı biliniyorsa eş rızası ve bilgilendirme meselesi ayrıca düşünülmelidir. Bu konu özellikle konut kiralarında tahliye sürecini etkileyebilir.
Altıncı hata, icra yolunu her durumda en doğru yol sanmaktır. Belge güçlü ve itiraz ihtimali sınırlıysa icra yolu etkili olabilir; fakat boş tarih, imza, temsil veya aile konutu tartışması ağırsa doğrudan dava yolu veya öncesinde arabuluculuk planı daha isabetli olabilir.
Yedinci hata, kiracının itirazını yalnız “zaman kazanma” olarak okumaktır. Kiracının boş belge, baskı, tarih, teslim veya yetki itirazı somut delile dayanıyorsa mahkeme bunları ciddiyetle inceler. Kiraya veren, taahhüdün alınma anını belgeleyerek bu riski baştan azaltmalıdır.
Sekizinci hata, tahliye taahhüdünü kira artış baskısının aracı haline getirmektir. Kanunun tanıdığı imkan, gerçek ve serbest iradeyle verilmiş yazılı taahhüde dayanır. Belgenin sistematik baskı unsuru olarak kullanıldığı izlenimi, uyuşmazlıkta kiraya verenin anlatısını zayıflatır.
Sık Sorulan Sorular
Tahliye taahhüdü kira sözleşmesiyle aynı gün imzalanırsa geçerli olur mu?
Genellikle ciddi geçerlilik riski doğar. Taahhüdün kiralananın tesliminden sonra ve kiracının serbest iradesiyle verildiğinin ispatı gerekir.
Boş tarihli tahliye taahhüdü her durumda geçersiz midir?
Hayır. Boş tarih veya sonradan doldurma iddiası somut delillerle değerlendirilir. Bu iddiayı ileri süren tarafın ispat yükü dosyanın sonucunda belirleyici olabilir.
Tahliye taahhüdü noterden yapılmak zorunda mı?
Hayır. Adi yazılı şekil yeterlidir. Noter işlemi zorunlu olmamakla birlikte imza ve tarih tartışmasını azaltır.
Kiraya veren tahliye tarihinde ayrıca ihtar çekmek zorunda mı?
TBK m. 352/1 kapsamında ayrıca ihtar şartı yoktur; kiraya veren tahliye tarihinden itibaren bir ay içinde icra takibi yapmalı veya dava açmalıdır.
Kiracı icra takibine itiraz ederse tahliye süreci biter mi?
Hayır. İtiraz takibi durdurabilir; kiraya veren belgenin niteliğine göre itirazın kaldırılması veya iptali yolunu değerlendirebilir.
Sonuç
Tahliye taahhüdünün geçerliliği, belgenin varlığından çok belgenin kuruluş koşullarıyla ilgilidir. Yazılı şekil, teslim sonrası düzenleme, belirli tahliye tarihi, yetkili imza ve süresinde başvuru bir araya geldiğinde kiraya veren bakımından güçlü bir tahliye dayanağı oluşur. Bu halkalardan biri eksikse tahliye takibi veya dava, belgenin görünürdeki gücüne rağmen zayıflayabilir.
Kiracı bakımından da savunma, yalnız tahliyeye karşı çıkmakla kurulmaz. Boş tarih, baskı, teslim öncesi imza, aile konutu veya yetki itirazı varsa bunların belge ve olgularla desteklenmesi gerekir. Tahliye taahhüdü dosyasında sonuç, çoğu zaman tarafların ilk gün neyi yazılı hale getirdiğine ve sürelere ne kadar özen gösterdiğine bağlıdır.
Çiftçi & Partners ile ön değerlendirme: Tahliye taahhüdüne dayalı icra takibi, itiraz, tahliye davası, boş tarih iddiası veya aile konutu savunması içeren dosyalarda belge ve süre analizi ilk aşamada yapılmalıdır. Somut kira sözleşmesi, taahhüt ve tebligat kayıtlarının birlikte incelenmesi için iletişim sayfası üzerinden büroyla temas kurulabilir.
Kaynakça ve Atıf Listesi
Resmi Kaynaklar
- Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, m. 13, 35 ve 36.
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, m. 12, 170, 299, 315, 347, 352 ve 355.
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m. 119, 187, 190, 200 ve 201.
- 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu, m. 272-276.
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, m. 2, 6 ve 194.
- 7201 sayılı Tebligat Kanunu, tahliye takibi ve dava süreleri bakımından.
- 1512 sayılı Noterlik Kanunu, noter düzenlemeleri ve ihtarname pratiği bakımından.
- 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu ve kira uyuşmazlıklarında dava şartı arabuluculuk.
- 6570 sayılı mülga Gayrimenkul Kiraları Hakkında Kanun, yazılı tahliye taahhüdünün tarihsel temeli bakımından.
Av. Barış Berkay Çiftçi, LL.M.
Partner & Founder
Mahkeme Kararları
- Yargıtay 3. HD, E. 2024/4052, K. 2025/1108, T. 25.02.2025; kira sözleşmesinden sonra verilen tahliye taahhüdü, karar metnine doğrudan erişilemediğinden değerlendirme haber ve ikincil kaynak üzerinden yapılmıştır.
- Yargıtay HGK, E. 2017/6-975, K. 2021/1108, T. 28.09.2021; boş tarihli taahhüt ve ispat yükü, karar metnine doğrudan erişilemediğinden değerlendirme ikincil kaynak üzerinden yapılmıştır.
- Yargıtay 6. HD, E. 2020/1961, K. 2020/2602; kira sözleşmesi ile aynı tarihli taahhüt, karar metnine doğrudan erişilemediğinden değerlendirme ikincil kaynak üzerinden yapılmıştır.
- Yargıtay 3. HD, E. 2019/2326, K. 2020/4479; noterde verilen tahliye taahhüdü ve serbest irade, karar metnine doğrudan erişilemediğinden değerlendirme ikincil kaynak üzerinden yapılmıştır.
- Yargıtay 6. HD, E. 2010/7580, K. 2010/12377, T. 27.12.2010; yazılılık şartı, karar metnine doğrudan erişilemediğinden değerlendirme ikincil kaynak üzerinden yapılmıştır.
- Yargıtay 3. HD, E. 2014/19821, K. 2015/14779, T. 02.06.2015; aynı tarihli taahhüt ve serbest irade, karar metnine doğrudan erişilemediğinden değerlendirme ikincil kaynak üzerinden yapılmıştır.
- Yargıtay 6. HD, E. 2007/9795, K. 2007/11257; kira sözleşmesiyle aynı tarihli taahhüt, karar metnine doğrudan erişilemediğinden değerlendirme ikincil kaynak üzerinden yapılmıştır.
- Yargıtay 6. HD, E. 2012/12185, K. 2013/5330; tahliye tarihinin belirli olması, karar metnine doğrudan erişilemediğinden değerlendirme ikincil kaynak üzerinden yapılmıştır.
- Yargıtay 3. HD, E. 2017/8818, K. 2019/5342, T. 12.06.2019; genel hükümlere tabi kira ile konut ve çatılı işyeri ayrımı, karar metnine doğrudan erişilemediğinden değerlendirme bilimsel çalışma üzerinden yapılmıştır.
- Yargıtay 6. HD, E. 2014/9023, K. 2014/9961, T. 17.09.2014; yazılı tahliye taahhüdünün içerik şartları, karar metnine doğrudan erişilemediğinden değerlendirme bilimsel çalışma üzerinden yapılmıştır.
- Yargıtay 6. HD, E. 2015/11188, K. 2016/839, T. 11.02.2016; şarta bağlı tahliye taahhüdü, karar metnine doğrudan erişilemediğinden değerlendirme ikincil kaynak üzerinden yapılmıştır.
- Yargıtay HGK, E. 2013/1089, K. 2014/621, T. 07.05.2014; tahliye taahhüdünün hukuki niteliği ve uygulaması, karar metnine doğrudan erişilemediğinden değerlendirme ikincil kaynak üzerinden yapılmıştır.
- Yargıtay 6. HD, E. 2005/7886, K. 2005/9632, T. 20.10.2005; boş tarihli taahhüt uygulaması, karar metnine doğrudan erişilemediğinden değerlendirme İstanbul Barosu dergisi üzerinden yapılmıştır.
- Yargıtay 3. HD, E. 2022/8307, K. 2023/168, T. 21.02.2023; tahliye taahhüdünün geçerliliği ve itirazın iptali.
Bilimsel Çalışmalar
- Mehmet Akçaal, “Yargıtay Uygulaması Işığında Yazılı Tahliye Taahhüdü ve Çözüm Önerileri”, Süleyman Demirel Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, 2022.
- Selin Sert Sütçü, “Kiracıdan Kaynaklanan Sebeplerle Kiralanın Tahliyesi: Yazılı Tahliye Taahhüdü (Sorunlar – Çözüm Önerileri)”, SDLR, 2023.
- Süleyman Yalman, “Tahliye Sebebi Olarak Yazılı Tahliye Taahhüdü”, Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, 2005.
- Hakkı Mert Doğu, “Türk Borçlar Kanunu’nun 352. Maddesinin Üçüncü Fıkrasına Göre Kiraya Verenin Kira Sözleşmesini Sona Erdirmesi”, Uyuşmazlık Mahkemesi Dergisi.
- R. Cengiz Derdiman, Emirhan Derdiman, “Tahliye Taahhütnamesinin Hukuki Dayanağı ve Kapsamı”, Hukuki Yaklaşım, 2017.
- Merve Altuntop, “6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu Kapsamında Yazılı Tahliye Taahhüdü Sebebiyle Tahliye”, Türkiye Adalet Akademisi Dergisi, 2014.
- Mehmet Erdem, “Konut ve Çatılı İş Yeri Kiralarında Yazılı Tahliye Taahhüdünün Geçerlilik Şartları ve Özellikle Taahhüdün Kiralananın Tesliminden Sonra Verilmiş Olduğunun İspatı”, armağan çalışması.
- Mustafa Alper Gümüş, Yazılı Tahliye Taahhüdü, Yetkin Yayınları.
- M. Murat İnceoğlu, Kira Hukuku, On İki Levha.
- Haluk Burcuoğlu, Yargıtay Kararları Işığında 6570 Sayılı Yasa’ya Göre Kiracının Tahliye Edilmesi, Filiz Kitabevi.
- Murat Doğan, Konut ve Çatılı İşyeri Kira Sözleşmelerinin Sona Ermesi, bilimsel çalışma.
- Hikmet Kanık, Yargıtay Uygulamasında Kira Hukuku Davaları, Ankara, 2021.
- Cevdet Yavuz, Türk Borçlar Hukuku Özel Hükümler, Beta, 2014.
- Turgut Uygur, Türk Borçlar Kanunu Şerhi, Seçkin, 2013.
- Fahrettin Aral, Hasan Ayrancı, Borçlar Hukuku Özel Borç İlişkileri, Yetkin, 2015.