Ceza Soruşturmasında Takviye Kolluk Kullanımı: CMK m. 165 Uyarınca Diğer Kolluk Birimlerinin Adlî Görevi, Delil Zinciri ve İtiraz Hattı

CMK m. 165 Uyarınca Diğer Kolluk Birimlerinin Adlî Kolluk Görevi için sade doğal atmosfer görseli

CMK m. 165, gerektiğinde veya Cumhuriyet savcısının talebi üzerine adlî kolluk olarak önceden belirlenmemiş diğer kolluk birimlerinin de soruşturma görevini üstlenebileceğini kabul eder. Uygulamada belirleyici mesele, devreye giriş sebebinin dosyada görünür kılınması, savcılık talimat çizgisinin kesilmemesi ve bu birimlerce toplanan delilin ayrı bir idarî rapor mantığına değil doğrudan ceza muhakemesi kurallarına bağlanmasıdır.

Bu içerik 06.06.2026 itibarıyla hazırlanmıştır.

Ceza soruşturması çoğu dosyada teoride tasarlandığı kadar düzenli ilerlememektedir. Olay kimi zaman kırsal bir bölgede, kimi zaman liman sahasında, kimi zaman da çok sayıda delilin aynı saat dilimi içinde toplanması gereken toplu olaylarda ortaya çıkmaktadır. Böyle anlarda soruşturmanın fiilen ilk temas eden birim eliyle yürümesi kaçınılmaz görünse de, asıl sorun bu fiilî zorunluluğun hangi normatif çizgi içinde yönetileceğidir. Cumhuriyet savcısının önceden belirlediği adlî kolluk personeli dışında kalan başka bir kolluk biriminin dosyaya girmesi, yalnız personel takviyesi sayılmamakta; delilin hukuka uygunluğu, tutanak disiplini, emir zinciri ve sonraki itiraz hattı bakımından ayrı bir inceleme zorunluluğu doğurmaktadır.

CMK m. 165 bu yönüyle kısa fakat etkisi geniş bir hükümdür. Hüküm, diğer kolluk birimlerinin de gerektiğinde veya Cumhuriyet savcısının talebi hâlinde adlî kolluk görevi yapacağını söylemekle yetinmekte; ancak aynı cümle içinde kritik bir sonuç daha üretmektedir: bu durumda ilgili görevliler hakkında adlî görevleri sebebiyle Ceza Muhakemesi Kanunu hükümleri uygulanır. Söz konusu cümle, olay yerine ilk giden birimin idarî aidiyetini ortadan kaldırmaz; fakat o andan itibaren yaptığı soruşturma işlemlerinin sırf iç güvenlik veya idare hukuku mantığıyla savunulamayacağını açıkça ortaya koyar.

Uygulamada hataların çoğu tam bu geçiş anında doğmaktadır. Bir trafik birimi, sınır kapısı personeli, sahil güvenlik ekibi, orman muhafaza görevlisi veya başka bir kolluk unsuru olayla ilk temas ettiğinde, savcılık hattına ne zaman bağlandığı, hangi talimatla hareket ettiği, delili ne kadar sürede muhafaza altına aldığı ve daha sonra asıl adlî kolluk birimine yahut doğrudan savcılığa ne şekilde teslim ettiği yeterince görünür kurulmadığında dosya güçlenmemekte; aksine daha baştan tartışmalı hâle gelmektedir. İşbu çalışma, CMK m. 165 hükmünü yalnız bir yetki aktarımı başlığı olarak değil; devreye giriş şartı, görev sınırı, delil temizliği, başvuru yolu ve savunma stratejisi bakımından incelemektedir.

I. CMK m. 165’in Düzenlediği Alan: Ayrı Bir Teşkilat Kurulması Değil, Soruşturma Gücünün Genişletilmesi

5271 sayılı Kanun’un 165’inci maddesi, adlî kolluk olarak önceden tanımlanmış kadronun soruşturmayı tek başına taşıyamadığı yahut olayın niteliği gereği başka kolluk kapasitesine ihtiyaç doğduğu durumlarda, diğer kolluk birimlerinin de adlî kolluk görevi üstlenebileceğini kabul etmektedir. Bu yapı, 164’ün kurduğu temel modelin istisnası değil tamamlayıcı uzantısıdır. 164 nasıl soruşturma işlemlerinin öncelikle adlî kolluğa yaptırılacağını ve bu görevin savcılık talimat çizgisinde yürütüleceğini düzenliyorsa, 165 de gerektiğinde bu hattın başka kolluk birimlerini kapsayacak biçimde genişleyebileceğini söylemektedir.

Hükmün ikinci cümlesi daha da önemlidir. Diğer kolluk birimi devreye girdiğinde, personel hakkında artık sırf kurum içi hizmet talimatları değil, adlî görevleri dolayısıyla Ceza Muhakemesi Kanunu hükümleri uygulanmaktadır. Bir başka ifadeyle 165, takviye kuvvet mantığını usul dışı bir serbest alana dönüştürmemekte; tersine bu birimlerin yaptığı işlemleri 169’uncu madde uyarınca tutanak, 161’inci madde uyarınca savcılık gözetimi, 121’inci madde uyarınca eşya listesi, koruma tedbirine ilişkin özel maddeler uyarınca da ayrı kanun yolu ve süre rejimine bağlamaktadır. Söz konusu geçiş kurulamadığında, dosyaya sonradan eklenen fezleke ne kadar ayrıntılı olursa olsun ilk işlemin hangi hukukî sıfatla yapıldığı belirsiz kalmaktadır.

Doktrindeki baskın yaklaşım, 165’in bağımsız yeni bir adlî kolluk teşkilatı oluşturmadığı, fakat soruşturma işlevini fiilen genişletici bir kanal açtığı yönündedir. Hasan T. Fendoğlu, Haluk Çolak ve İl Han Özay’ın farklı disiplinlerden gelen çalışmaları birlikte okunduğunda aynı ortak nokta görünmektedir: kolluk personeli tek bir kurumsal aidiyet taşımakta, buna karşılık görev sıfatı olaya göre değişmektedir. Selda Güner’in yüksek lisans çalışmasında da vurgulandığı üzere, polis, jandarma, sahil güvenlik ve gümrük çizgisindeki güvenlik görevlileri aynı personel rejimi içinde kalmakta; ancak suç ortaya çıktıktan sonra devreye giren bastırıcı işlev, idari kolluktan farklı bir hukuk mantığı yaratmaktadır. Kanaatimizce 165’in gerçek değeri, bu işlevsel ayrımı takviye birim bakımından da açıkça kurabilmesidir.

CMK m. 165, “başka bir birim geldiği için artık usul daha esnektir” sonucunu değil; “başka bir birim de geldiğinde aynı usul daha görünür kurulmalıdır” sonucunu doğurmaktadır.

II. “Gerektiğinde” ve “Cumhuriyet Savcısının Talebi Hâlinde” İbareleri Nasıl Okunmalıdır?

165’in en tartışmalı bölümü, görünüşte basit olan iki tetikleyici ibaredir: “gerektiğinde” ve “Cumhuriyet savcısının talebi hâlinde”. Savcının açık talebi bulunuyorsa mesele nispeten nettir; hangi birimin hangi iş için görevlendirildiği, talebin zamanı, kapsamı ve dönüş raporunun içeriği dosya üzerinde gösterilebilmektedir. Buna karşılık “gerektiğinde” ibaresi sınırsız bir takdir alanı yaratmaz. Hüküm, yalnız kurumsal kolaylık yahut personel eksikliği bahanesiyle her olayda başka bir birimin devreye sokulmasına izin vermemekte; olayın coğrafî, zamansal, teknik veya operasyonel özelliklerinin gerçekten takviye ihtiyacı doğurmasını aramaktadır.

Bu ihtiyaç kimi dosyada kırsal coğrafya ve ulaşım mesafesinden, kimi dosyada deniz sahasında delilin hızla kaybolma riskinden, kimi dosyada ise aynı anda birden çok noktada işlem yapılmasını gerektiren toplu olaylardan kaynaklanabilir. Ormanlık alandaki yangın şüphesi, sınır hattındaki kaçakçılık delili, liman sahasında muhafaza edilmesi gereken eşya, çok sayıda kameranın hızla yedeklenmesi gereken toplumsal olay veya ani teknik müdahale gerektiren dijital materyal, 165 tartışmasının tipik görünümlerini oluşturmaktadır. Ne var ki salt olayın zor olması yetmez; neden asıl adlî kolluk biriminin değil başka bir birimin görevlendirildiği somutlaştırılmalıdır. Aksi hâlde savunma tarafının ilk itirazı, görev genişlemesinin gerçekten gerekli olup olmadığına yönelmektedir.

Burada 163 ile 165’in birbirine karıştırılmaması gerekir. 163, savcıya erişilemeyen veya olay genişliği itibarıyla savcının iş gücünün aşıldığı hâllerde sulh ceza hâkiminin soruşturma işlemlerini yürütebilmesini düzenlemektedir. 165 ise savcılık merkezli soruşturma yapısını değiştirmemekte; yalnız başka kolluk birimlerinin aynı savcılık hattı içinde görev yapmasına imkân tanımaktadır. Bu sebeple 163’teki “savcıya erişilememe” veya “iş gücünü aşma” mantığının her defasında 165 için otomatik geçerli olduğu söylenemez. 165 bakımından asıl soru, savcı hattı korunarak neden başka bir birimin kullanıldığıdır.

Uygulamada güvenli yöntem, görevlendirme sebebinin ilk tutanaklarda görünür kılınmasıdır. İşlem hangi saatte başladı, diğer birim hangi nedenle çağrıldı, savcılık talimatı ne zaman verildi, bu birimin hangi somut işi yapacağı nasıl belirlendi ve yaptığı işlem asıl soruşturma dosyasına hangi teslim zinciriyle bağlandı soruları cevapsız bırakıldığında 165 yalnız şekli bir başlığa dönüşmektedir. Savunma açısından bakıldığında da aynı nokta kritik önem taşımaktadır; devreye giriş sebebi görünür değilse, aynı delil ileride hem görev sınırı hem de ölçülülük ekseninde tartışmaya açılabilmektedir.

III. Devreye Giren Birim İçin Hangi Emir Zinciri Geçerlidir, Hangi Noktada İdarî Hat Sona Erer?

Diğer kolluk biriminin 165 uyarınca göreve çağrılmasıyla birlikte en önemli dönüşüm, emir zincirinin soruşturma içeriği bakımından değişmesidir. Personelin kurum içi özlük, vardiya, araç tahsisi ve lojistik ilişkisi devam etmekle birlikte; hangi delilin alınacağı, kimden ifade toplanacağı, hangi materyalin muhafaza altına alınacağı, hangi bilgi için kurum yazısı hazırlanacağı ve hangi tedbirin isteneceği artık savcılık merkezli adlî alan içinde değerlendirilir. Adlî Kolluk Yönetmeliği’nin 5 ve 6’ncı maddeleriyle birlikte okunduğunda, adlî görevi bulunmayan üstlerin soruşturmanın içeriğine emir veremeyeceği; ihbar, yakalama, elkoyma ve tedbirlerin derhâl Cumhuriyet savcısına bildirilmesi gerektiği açıkça görülmektedir.

Bu ayrım, salt teorik bir organizasyon meselesi değildir. Kolluğun karıştığı ölüm, yaralama, kötü muamele veya zor kullanma dosyalarında delil toplama hattının aynı hiyerarşi içinde kapalı devre yürütülmesi, soruşturmanın görünür bağımsızlığını sakatlamaktadır. AYM’nin Cezmi Demir ve diğerleri, Ali Rıza Özer ve diğerleri ile Ramazan Demir ve Murat Çelik kararları, soruşturmanın yalnız hukukî değil fiilî olarak da bağımsız görünmesi gerektiğini ısrarla vurgulamaktadır. Anılan kararlar ışığında 165’in pratik işlevi, gerektiğinde farklı bir kolluk biriminin devreye alınarak delilin olayın asli aktörlerinden ayrıştırılabilmesine de hizmet edebilmesidir.

Buna karşılık 165’in bu işlevi kendiliğinden doğmaz. Birimin ismi değişmiş olsa bile aynı olayın tarafı olan personel başka bir şube etiketiyle delil toplamaya devam ediyorsa, şekli ayrım maddi bağımsızlık yaratmaz. AYM’nin Süleyman Göksel Yerdut ile Mehmet Cengiz ve Rıdvan Cengiz kararlarında görüldüğü üzere, tek başına tutanağın varlığı yetmemekte; bu tutanağın hangi personelce, hangi fizikî koşullarda ve hangi başka delillerle desteklenerek düzenlendiği de önem taşımaktadır. İşbu nedenle 165 kapsamındaki görevlendirmenin değeri, yalnız farklı kurum adı yazılmasında değil; delilin gerçekten farklı ve denetlenebilir bir hat üzerinden toplanmasında aranmalıdır.

Pratikte en sağlıklı yöntem, ilk anda üç kaydın eşzamanlı kurulmasıdır: savcılık bildirim saati, görevlendirilen birimin somut görevi ve delilin savcılığa yahut dosyanın esas sorumlusu olan adlî kolluk birimine teslim saati. Bu üç kayıt birlikte bulunmuyorsa, sonradan düzenlenen fezleke yalnız sonuç metni üretmekte; fakat emir zincirinin gerçekten değişip değişmediğini göstermemektedir. Kanaatimizce 165 itirazlarının çoğu, delilin hukuka aykırılığından önce bu görünür zincirin kurulamamasından beslenmektedir.

IV. Diğer Kolluk Biriminin Yapabileceği İşlemler: Yetki Genişlemesi Var, Ama Sınırsız Yetki Yoktur

CMK m. 165, diğer kolluk birimlerine olağanüstü veya kuralsız bir soruşturma alanı açmamaktadır. Hüküm yalnız görev sıfatını genişletmekte; yapılan işlemin türünü ve sınırını yine ilgili koruma tedbiri hükmü belirlemektedir. Başka bir birim olay yerine ilk ulaşmış diye arama kararı gerektiren bir işlem artık kararsız yapılabilir, elkoyma koşulları gevşer veya ifade alma yasağı ortadan kalkar şeklinde bir sonuç çıkarılamaz. Tam tersine, 165 uyarınca adlî göreve geçen birim, hangi işlemi yapıyorsa o işlemin bağlı olduğu maddî ve usulî şartların tamamına uymak zorundadır.

İşlem 121’inci maddedeki eşya listesi, 169’uncu maddedeki tutanağa bağlama yükümlülüğü, arama ve elkoyma hükümlerindeki gerekçe ve ölçülülük sınırı, dijital materyal bakımından teslim ve kopya disiplini ile ifade alma sırasında müdafi güvenceleri bakımından aynen bağlı kalmaktadır. Adlî Kolluk Yönetmeliği de aynı doğrultudadır. Yönetmelik, diğer kolluk birimi devreye girdiğinde dahi lehine ve aleyhine olan tüm delillerin kanuna uygun biçimde toplanmasını, muhafaza altına alınmasını ve fezleke ile savcılığa sunulmasını emretmektedir. Söz konusu düzenleme, “biz yalnız ilk müdahaleyi yaptık, ayrıntı sonradan tamamlanır” savunmasını daraltmaktadır.

AYM’nin Jakop Gabriel, Günay Dağ ve diğerleri, Hasan Akboğa ile Orhan Kılıç kararları, arama biçimi, olay yeri uygulaması, tutanak bütünlüğü ve eşya listesinin sonradan yapılacak yargısal denetim bakımından asli önem taşıdığını göstermektedir. Delil ilk anda kirlenmişse, hangi birimin geldiği değil, bu kirlenmenin nasıl oluştuğu tartışma konusu olur. Nitekim aynı hat Mehmet Cengiz ve Rıdvan Cengiz kararında da sürdürülmüş; karar evrakı ile fiilî icra zinciri arasındaki kopukluk, delilin güvenilirliğini zayıflatan bir unsur olarak ele alınmıştır. 165 bağlamında bu kararların önemi açıktır: takviye kolluk kullanımının meşruiyeti, delili daha süratli toplamasından çok daha fazla, delili daha temiz ve izlenebilir biçimde dosyaya bağlayabilmesine bağlıdır.

Bu aşamada delil zinciri bakımından en az şu unsurlar görünür olmalıdır: materyalin kim tarafından bulunduğu, ilk muhafaza altına alma saati, paketleme veya mühür bilgisi, varsa seri numarası, dijital materyalde hash yahut kopya alma yöntemi, teslim alan görevli, teslim edilen merci ve teslim saati. Özellikle kamera kayıtları, araç içi sistem verileri, telefon, bellek, kurumsal log, liman kayıt sistemi veya sınır kapısı evrakı gibi uçucu yahut kolay değiştirilebilir materyallerde 165 kapsamında görev yapan birimin “bulduk ve savcılığa gönderdik” cümlesi yeterli değildir. Hangi delilin hangi ispat amacı için korunduğu, olay dışı veriyle nasıl ayrıştırıldığı ve savcılık talimatının buna ne ölçüde eşlik ettiği ayrıca gösterilmelidir.

Diğer önemli nokta da lehine delil toplama yükümlülüğüdür. Başka birim devreye girmişken soruşturmanın yalnız suçlayıcı materyal toplamaya indirgenmesi, 165’in amacına aykırıdır. AYM içtihadında tekrarlandığı üzere, etkin soruşturma yalnız fail arayan değil, maddi gerçeği bütün yönleriyle ortaya çıkarmaya çalışan bir faaliyettir. Şüphelinin lehine olabilecek kamera açısı, konum verisi, çağrı kaydı, başka tanık beyanı yahut olay yerinin farklı görüntüsü bilerek ya da ihmal sonucu toplanmamışsa, dosyanın sonraki aşamasında 165 ile kurulan görev genişlemesi değil; bu genişlemenin neden yalnız tek yöne kullanıldığı tartışılacaktır.

CMK m. 165’in sağladığı esneklik, işlem türüne bağlı güvenceleri askıya almaz. Delili kimin topladığı kadar, aynı delilin hangi madde rejimi ve hangi tutanak standardıyla toplandığı da belirleyicidir.

V. Savunma ve Mağdur Vekilliği Açısından İtiraz Hattı: 165 Dosyasında Hangi Noktalar Denetlenmelidir?

CMK m. 165’in pratik etkisi, çoğu zaman iddianame kabulünden önce hissedilmektedir. Müdafi veya mağdur vekili bakımından ilk denetim sorusu, diğer kolluk biriminin dosyaya hangi gerekçeyle girdiğidir. Bu soru cevapsız bırakılmışsa, savunma yönünden görev genişlemesinin keyfî kullanıldığı; mağdur vekilliği yönünden ise delilin gereksiz gecikmeyle ve yeterli koordinasyon kurulmadan toplandığı ileri sürülebilir. Her iki durumda da itiraz yalnız “başka bir birim geldi” cümlesine değil, bu birimin devreye alınma şartlarının nasıl belgelendiğine yöneltilmelidir.

İkinci denetim ekseni, işlemin bağlı olduğu özel tedbir rejimidir. Diğer kolluk birimi arama yaptıysa arama kararı, elkoyma uyguladıysa elkoyma şartları, dijital materyale müdahale ettiyse bunun özel rejimi, ifade aldıysa müdafi ve hak bildirim çizgisi ayrıca sorgulanmalıdır. 165 tek başına bağımsız kanun yolu yaratmamaktadır; itiraz, ölçülülük, hukuka aykırılık ve delil yasakları bakımından alttaki tedbir üzerinden kurulmaktadır. Bu sebeple savunma stratejisinin yalnız m. 165’e atıf yapması yetmez; 165’in hangi tedbir üzerinde nasıl bir usul kusuru yarattığını tek tek göstermesi gerekir.

Üçüncü eksen, bağımsızlık ve tarafsızlık görünümüdür. Kolluk görevlilerinin bizzat tartışma konusu olduğu dosyalarda aynı kurumsal yapının başka bir alt birimiyle delil toplanmış görünmesi, her zaman yeterli güvence yaratmayabilir. Cezmi Demir ve diğerleri ile Ali Rıza Özer ve diğerleri kararlarında altı çizilen husus, yalnız hiyerarşik farklılık değil; uygulamadaki gerçek bağımsızlık görünümüdür. Aynı olayda birbirini koruyan tutanaklar, yalnızca kurum içi rapor akışı, gecikmeli adli rapor veya olay anına ilişkin kamera kayıtlarının eksik toplanması, 165 altında görev yapan birimin gerçekten ayrıştırıcı bir rol oynayıp oynamadığını tartışmalı hâle getirmektedir.

Dördüncü eksen, tutanak ile maddi delil arasındaki uyumdur. AYM’nin Hasan Akboğa, Orhan Kılıç, Günay Dağ ve diğerleri ile Mehmet Cengiz ve Rıdvan Cengiz çizgisi, tek başına resmî tutanak mantığının yeterli olmadığını göstermektedir. Tutanakta anlatılan zaman sıralaması kamera kaydıyla uyuşmuyor, eşya listesi teslim çizelgesiyle örtüşmüyor, ilk muhafaza altına alma anı sonradan geriye yürüyen ifadelerle tamamlanıyorsa, 165 uyarınca görev yapan birimin meşruiyeti de zedelenmektedir. Kanaatimizce 165 dosyasında en güçlü savunma ve mağdur vekilliği hamlesi, “başka bir birim vardı/yoktu” tartışmasını aşarak bu maddi uyum denetimine inmektedir.

Uygulamada etkili yol haritası şudur: görevlendirme sebebi, bildirim saati, talimatın içeriği, tedbirin kanuni dayanağı, ilk delil paketi, teslim zinciri ve karşı delillerin toplanıp toplanmadığı aynı tablo içinde çıkarılmalıdır. Bu yapılmadığında dosya ya yalnız soyut yetki tartışmasına sıkışmakta ya da tam tersine usul kusurları görünmez kalmaktadır. İşbu nedenle 165 itirazı, bir madde başlığı itirazı değil; usul mimarisi denetimi olarak kurulmalıdır.

VI. Diğer Kolluk Birimlerinin Kullanıldığı Dosyalarda Sık Görülen Yanlış Uygulamalar ve Hak Kaybı İhtimalleri

İlk yanlış uygulama, 165’in yazılı yahut görünür bir takviye kararı olmadan, sırf fiilî kolaylık gerekçesiyle işletilmesidir. Olay yerine ilk giden birimin neden devraldığı, savcılık hattına ne zaman bağlandığı ve bu birimin hangi sınırlar içinde kalacağı belirsizse, soruşturma usulü ilk anda gevşemektedir. İkinci yanlış uygulama, asıl adlî kolluk birimi gelene kadar elde edilen materyalin geçici toplama olarak görülüp kayıt disiplininin ertelenmesidir. Oysa delil zincirinin en kırılgan halkası tam da bu geçiş anıdır. İlk muhafaza saati, teslim şekli ve ilk müdahale biçimi görünmüyorsa sonraki aşamada delilin temizliği savunulamaz hale gelebilmektedir.

Üçüncü yanlış uygulama, 165’in kurumsal bağımsızlık meselesini otomatik çözdüğü varsayımıdır. Olayda adı geçen kolluk grubuyla aynı yerel komuta hattında bulunan başka bir ekibin delil toplaması, bazı dosyalarda bağımsızlık görünümünü güçlendirebilir; fakat bazı dosyalarda yalnız isim değişikliği yaratır. Özellikle kötü muamele, ölüm, yaralama ve aşırı güç kullanımı iddialarında bu sınır çok hassastır. Delili kimin topladığı, kime teslim ettiği ve olayın asli aktörleriyle ne ölçüde bağ kurduğu görünmez kaldığında 165 koruyucu değil, tartışmayı büyütücü bir başlığa dönüşebilmektedir.

Dördüncü yanlış uygulama, diğer kolluk biriminden gelen fezlekenin teknik denetimden geçirilmeden dosyanın omurgası hâline getirilmesidir. Adlî rapor, eşya listesi, dijital kopya özeti, kamera çözümleme notu ve teslim çizelgesi bulunmadan yalnız değerlendirme metnine dayanılması, AYM’nin bağımsız ve özenli soruşturma standardıyla bağdaşmamaktadır. Bu durum mağdur yönünden eksik soruşturma, şüpheli yönünden ise hukuka aykırı yahut güvensiz delille karşı karşıya kalma riski doğurur. Hak kaybı iki taraflıdır; o nedenle 165 dosyasında usul temizliği yalnız savunmanın değil, soruşturmanın bütün taraflarının menfaatinedir.

Beşinci ve belki de en yaygın hata, 165’i 166 ve 167 ile birlikte okumamaktır. Takviye birim kullanıldığında hangi personelin neden seçildiği, bu personelin uzmanlık yahut eğitim yeterliliğinin bulunup bulunmadığı ve görev sonunda hangi performans-denetim rejimine tabi tutulduğu ayrıca önem taşımaktadır. Anılan bağ kurulmadığında soruşturma, personel görevlendirmesini tamamen günlük operasyon mantığına indirgemekte; dosyanın sonra ortaya çıkabilecek yapısal kusurlarını görünmez bırakmaktadır.

VII. 165’in Dosya Stratejisine Etkisi: Hangi Olaylarda Güvence Üretir, Hangi Olaylarda Yeni Risk Doğurur?

165 bazı dosyalarda gerçekten koruyucu işlev üretmektedir. Kırsal alanda savcılık merkezine uzak olay yerleri, deniz ve kıyı hattında süratli müdahale gerektiren vakalar, sınır kapısı ve gümrük sahasında muhafaza altına alınması gereken eşya, orman sahasında delilin hızla kaybolabileceği suç tipleri veya toplu olaylarda eşzamanlı delil toplama ihtiyacı, başka kolluk birimlerinin devreye alınmasını soruşturma kalitesi bakımından rasyonel hale getirebilir. Bu gibi durumlarda 165’in devreye girmesi, delilin hiç toplanamamasına göre çok daha sağlıklı bir sonuç doğurur. Yeter ki görevlendirme sebebi ve usul çizgisi açık biçimde kurulmuş olsun.

Buna karşılık 165’in risk ürettiği dosyalar da vardır. Özellikle kolluk personelinin kendisinin şüpheli yahut tartışmanın tarafı olduğu soruşturmalarda, başka birimin devreye alınması ilk bakışta güvence gibi görünmekte; ancak gerçekten bağımsız bir yapı kurulmamışsa daha derin itiraz üretmektedir. Aynı şekilde teknik uzmanlık gerektiren dijital delil, finansal veri, olay yeri biyolojisi veya karmaşık lojistik kayıtlar bakımından sırf “yakındaki ekip” mantığıyla görevlendirme yapılması, delilin ilk anda bozulmasına yol açabilmektedir. 165 bu tür durumlarda niceliksel değil niteliksel takviye olarak okunmalıdır; yani yalnız daha fazla personel değil, doğru personel devreye girmelidir.

Hükmün 166 ve 167 ile kurduğu sistematik bağ da burada ortaya çıkmaktadır. 165 operasyonel genişleme hükmüdür; 166 bu yapının yıl sonu performans ve ehliyet denetimini, 167 ise eğitim ve uzmanlaşma rejimini destekler. Bu yüzden 165 dosyasında yapılan her işlem aslında sonraki denetim zeminini de kurmaktadır. Takviye birim sürekli geç bildirim yapıyorsa, tutanak standardı zayıfsa yahut uzmanlık gerektiren materyali usulüne uygun işleyemiyorsa, sorun yalnız bir dosyaya ait görülmemelidir. Bu sonuç, adlî kolluk standardının kurumsal olarak gözden geçirilmesini gerektirir.

Kanaatimizce güçlü dosya stratejisi, 165’i ne korkulacak istisna ne de rahatlatıcı pratik çözüm olarak görmektedir. Doğru yaklaşım, bu maddeyi “neden şimdi, neden bu birim, hangi talimatla, hangi delil için?” sorularını görünür kılan bir kontrol noktası olarak kullanmaktır. Dosya bu sorulara açık cevap verebiliyorsa 165 soruşturmayı güçlendirebilir; veremiyorsa aynı madde delilin hukuka uygunluğunu aşındıran başlıca itiraz zeminine dönüşür.

VIII. CMK m. 165 İçin Uygulama Kontrol Matrisi

Tablonun tamamını görmek için tabloyu sağa ve sola kaydırabilirsiniz.

Kontrol başlığıDayanakNe zaman görünür olmalı?MerciDosyada aranacak somut kayıt
Takviye birim ihtiyacıCMK m. 165Diğer birim devreye alınır alınmazCumhuriyet savcısı / ilk işlem birimiGörevlendirme sebebi, olayın niteliği ve bu birimin hangi somut işi yapacağı ilk tutanakta yer almalıdır.
Savcılık bildirimi ve talimatCMK m. 161, AKY m. 6-7İhbar, yakalama veya ilk tedbir anındaCumhuriyet savcısıBildirim saati, sözlü veya yazılı talimatın kapsamı ve muhatabı görünmelidir.
İşlemin özel tedbir rejimiİlgili koruma tedbiri hükmüHer işlem için ayrı ayrıSulh ceza hâkimi / savcılık / kollukArama, elkoyma, dijital inceleme veya ifade alma hangi maddeden yürütüldüyse o rejimin şartları ayrıca gösterilmelidir.
Delil zinciriCMK m. 169, m. 121; AYM içtihadıİlk muhafaza anından itibarenTakviye kolluk birimi, savcılıkBulunma saati, paketleme, teslim alan, teslim saati, seri numarası veya hash kaydı bulunmalıdır.
Bağımsızlık ve tarafsızlık görünümüAnayasa m. 17, 36, 40; AYM içtihadıKolluk personelinin tartışma konusu olduğu dosyalarda derhâlSavcılıkDelili toplayan birimin olayın asli aktörlerinden fiilen ayrıştığı gösterilmelidir.
Lehine delil toplamaAKY m. 6İlk araştırma aşamasındaTakviye kolluk birimiYalnız suçlayıcı deliller değil, şüpheli lehine materyalin de araştırıldığı kayıt altına alınmalıdır.

IX. Sık Sorulan Sorular

CMK m. 165 her olayda başka kolluk biriminin devreye sokulmasına izin verir mi?

Hayır. “Gerektiğinde” ibaresi sınırsız bir kolaylık hükmü değildir. Olayın coğrafî, teknik veya operasyonel niteliği gerçekten takviye ihtiyacı doğurmalı ve bu ihtiyaç dosyada görünür kılınmalıdır.

Diğer kolluk birimi devreye girdiğinde yaptığı her işlem otomatik olarak geçerli midir?

Hayır. Hangi tedbir uygulanıyorsa o tedbirin özel şartları aynen devam eder. 165 yalnız görev sıfatını genişletir; arama, elkoyma, ifade alma veya dijital inceleme bakımından bağlı olduğu madde rejimini değiştirmez.

Başka bir birimin delil toplaması bağımsız soruşturma sorununu tek başına çözer mi?

Her zaman değil. AYM içtihadı, yalnız kurum adı farklılığını değil uygulamadaki gerçek bağımsızlık görünümünü aramaktadır. Delili toplayan ekip olayın asli aktörleriyle fiilen iç içe ise şekli ayrım yeterli görülmeyebilir.

165 kapsamındaki görevlendirmeye karşı hangi kanun yolu kullanılır?

165 tek başına bağımsız bir kanun yolu yaratmaz. İtiraz veya hukuka aykırılık iddiası, altta yatan işlemin niteliğine göre; örneğin arama, elkoyma veya başka koruma tedbiri üzerinden ilgili usul rejimi içinde ileri sürülür.

Diğer kolluk birimi yalnız suçlayıcı delil toplayabilir mi?

Hayır. Adlî Kolluk Yönetmeliği lehine ve aleyhine tüm delillerin kanuna uygun biçimde toplanmasını emretmektedir. Bu yükümlülük, 165 uyarınca göreve katılan diğer kolluk birimleri için de aynen geçerlidir.

X. Uygulama Bakımından Yol Haritası ve Profesyonel Değerlendirme

CMK m. 165 dosyasında sağlıklı yaklaşım, hükmü soyut bir görev maddesi olarak bırakmamak; her olayı dört eşikli denetimden geçirmekten ibarettir. İlk olarak, takviye birim neden gerekli görüldü sorusu cevaplanmalıdır. İkinci olarak, savcılık talimatının zamanı ve kapsamı görünür olmalıdır. Üçüncü olarak, yapılan somut işlemin bağlı olduğu özel tedbir rejimi ayrıca kontrol edilmelidir. Dördüncü olarak da ilk muhafaza anından teslim anına kadar delil zinciri boşluksuz kurulmalıdır. Bu dört eşikten biri eksikse, 165 dosyaya hız kazandırmış görünse bile sonradan ağır usul tartışması üretmektedir.

  1. Görevlendirme sebebini, olay yeri koşullarını ve takviye ihtiyacını

    Görevlendirme sebebini, olay yeri koşullarını ve takviye ihtiyacını ilk tutanakta açıkça gösterin.

  2. Savcılık bildirim saati ile sözlü veya yazılı talimatın

    Savcılık bildirim saati ile sözlü veya yazılı talimatın kapsamını aynı dosya omurgasında tutun.

  3. Başka kolluk biriminin yaptığı işlemi, bağlı olduğu özel

    Başka kolluk biriminin yaptığı işlemi, bağlı olduğu özel koruma tedbiri maddesiyle birlikte okuyun.

  4. Delilin kim tarafından, hangi paketleme ve teslim zinciriyle

    Delilin kim tarafından, hangi paketleme ve teslim zinciriyle aktarıldığını ayrı kayıtlar üzerinden doğrulayın.

  5. Bağımsızlık görünümünü tartışmalı kılan dosyalarda yalnız kurum adını

    Bağımsızlık görünümünü tartışmalı kılan dosyalarda yalnız kurum adını değil fiilî ayrışmayı da araştırın.

Uygulamada müdafi bakımından en isabetli yöntem, 165’i şekli görev tartışması olmaktan çıkarıp delilin güvenilirlik haritasına dönüştürmektir. Mağdur vekili bakımından da aynı madde, soruşturmanın neden geciktiği, hangi delilin neden toplanamadığı ve başka birimin gerçekten fayda üretip üretmediği sorularını görünür hale getirir. Söz konusu nedenle 165, ne yalnızca savcılık lehine operasyon maddesidir ne de savunma lehine otomatik iptal başlığıdır. Doğru okunduğunda, dosyada erken kurulması gereken usul disiplinini gösteren bir eşiktir.

Anılan eşik baştan kurulabildiğinde diğer kolluk biriminin devreye girmesi soruşturmayı zayıflatmak zorunda değildir. Hatta bazı dosyalarda delilin tamamen kaybolmasını önleyen ana güvence tam da bu olabilir. Ne var ki bu fayda, yalnız açık görev çizgisi, görünür savcılık talimatı ve temiz delil zinciri ile mümkündür. Bunlar bulunmadığında 165, soruşturmayı kurtaran değil, dosyanın en zayıf halkasını görünür kılan hükme dönüşmektedir.

Dosya pratiğinde en sağlıklı kapanış sorusu da buradan doğmaktadır: diğer kolluk birimi olaya hiç dahil edilmemiş olsaydı, bugün tartışılan delil yine aynı kuvvette dosyada bulunabilir miydi? Cevap olumluysa 165’in gereklilik zemini ayrıca sınanmalıdır. Cevap olumsuzsa bu kez neden-sonuç zinciri daha sıkı kurulmalı; ilk müdahale zamanı, muhafaza biçimi, teslim alan görevli, savcılık talimatının içeriği ve sonraki raporun ilk kayıtla uyumu birlikte okunmalıdır. Kanaatimizce mahkeme önündeki asıl ölçüt de budur. 165’in sağladığı operasyonel imkan, muhakeme güvencesiyle aynı anda ispatlanabildiği ölçüde değer üretmekte; aksi halde dosyaya hız değil yeni itiraz sebebi eklemektedir.

CMK m. 165 kapsamındaki takviye kolluk görevlendirmesi, delil zinciri veya itiraz hattı bakımından ön değerlendirme mi gerekiyor?

CMK m. 165 ekseninde diğer kolluk birimlerinin devreye alınması, savcılık talimat çizgisi, delil zinciri ve kanun yolu stratejisi hakkında dosya özelinde hukuki inceleme yapılması için iletişim sayfası üzerinden ulaşabilirsiniz.

Kaynakça ve Atıf Listesi

Resmi Kaynaklar

Mahkeme Kararları

Bilimsel Çalışmalar (Doktrin)

Elektronik Kaynaklar

Tags

Ne düşünüyorsunuz?

Bağlantılı analizler

Как получить гражданство Турции: основания, документы, процедура и обжалование отказа

Подробный разбор оснований получения гражданства Турции, документов, общего и инвестиционного порядка, брака, этапов рассмотрения и обжалования отказа по официальным источникам.

Read