Dosyada avukat var ama tebligat asile yapılmış. İcra müdürlüğü, mahkeme kalemi veya karşı taraf, vekâlet ilişkisini dosyada görmesine rağmen süreyi müvekkile yapılan tebliğden başlatmış. Ya da dava açılırken vekâletname henüz sisteme konmamış, mahkeme de “sonra tamamlarsınız” diyerek işleme devam etmiş. Uygulamada bu iki başlık küçük prosedür hatası gibi anlatılır; gerçekte ise kanun yolu süresini, yapılan usul işlemlerinin geçerliliğini ve hatta davanın açılmış sayılıp sayılmayacağını belirler.
Bu içerik 21.05.2026 itibarıyla hazırlanmıştır. Yazı; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 73, 74, 76 ve 77 ile 7201 sayılı Tebligat Kanunu m. 11 birlikte okunarak, Anayasa Mahkemesinin vekile tebligat ve temsil belgesi eksenindeki güncel kararları ve doktrindeki özel yetki tartışmaları ışığında kaleme alınmıştır. Konu, tek bir “vekil her şeyi yapar” cümlesiyle geçiştirilemeyecek kadar teknik olduğu için, somut dosyada vekâletnamenin kapsamı, vekil sayısı, tebligat mazbatası ve kanun yolu aşaması ayrıca kontrol edilmelidir.
Kısa cevap: HMK 73, özel yetki gerektiren hâller saklı kalmak üzere, vekile hüküm kesinleşinceye kadar davayı takip için gereken bütün işlemleri yapma ve bu işlemlerin kendisine karşı da yapılabilmesi yetkisini verir. Bu nedenle dosya vekil aracılığıyla yürüyorsa kural olarak tebligat vekile yapılır. Ancak sulh, davadan feragat, kanun yolundan feragat, davanın tamamını ıslah, yemin, başkasını tevkil ve alternatif uyuşmazlık çözümüne başvuru gibi işlemler HMK 74 uyarınca açık özel yetki ister. Vekâletname dosyaya sunulmadan işlem yapılması da ayrıca risklidir; HMK 77, eksiklik tamamlanmazsa davanın açılmamış veya işlemlerin yapılmamış sayılmasına kadar giden bir yaptırım kurar.
Kanuni çerçeve: HMK 73’e göre davaya vekâlet, kanunda özel yetki verilmesini gerektiren hususlar dışında, vekilin davanın takibi için gereken bütün işlemleri yapmasını, hükmün yerine getirilmesini, yargılama giderlerinin tahsilini ve buna ilişkin makbuz verilmesini kapsar. Aynı maddede, bu yetkiyi sınırlayan iç anlaşmaların karşı taraf bakımından geçersiz olduğu da açıkça yazılıdır. Tebligat Kanunu m. 11 ise vekil vasıtasıyla takip edilen işlerde tebligatın vekile yapılacağını, birden fazla vekil varsa birine yapılan tebligatın yeterli olduğunu düzenler.
HMK 73 Vekile Hangi Çekirdek Yetkiyi Verir?
HMK 73’ün pratik önemi şurada başlar: kanun, vekilin yetkisini yalnız duruşmaya girme veya dilekçe sunma ile sınırlamaz. Madde, hüküm kesinleşinceye kadar davanın takibi için gereken bütün usul işlemlerini kapsayan bir çerçeve kurar. Bu çerçeveye delil sunma, süre isteme, ara karara cevap verme, karşı taraf beyanına itiraz etme, hükmün icrası için gerekli başvuruları yapma ve yargılama giderlerini tahsil etme dâhildir. Ayrıca bu işlemlerin vekile karşı da yapılabilmesi, temsil ilişkisinin yalnız aktif değil pasif sonuç doğurduğunu gösterir. Dosya vekille yürüyorsa, usul ekonomisinin mantığı da budur: mahkeme ve karşı taraf, dosyayı asıl yerine vekil üzerinden ilerletir.
Uygulamada sık görülen hata, vekilin yetkisinin müvekkille arasındaki iç sınırlamaların dış ilişkide de sonuç doğuracağı sanısıdır. Oysa HMK 73/2 tam tersini söyler. Müvekkil, “sen sadece ön incelemeye kadar takip et”, “tebligat alma ama kanun yoluna başvurma” veya “yalnız şu tarihe kadar işlem yap” gibi iç yönergeler vermiş olabilir. Bunlar vekil ile müvekkil arasındaki iç ilişkiyi ilgilendirir. Karşı taraf veya mahkeme, dosyada geçerli bir vekâlet ilişkisi gördüğü sürece HMK 73’ün kanuni kapsamına güvenebilir. Bu nedenle dosyada vekil varken müvekkile yapılan tebligatın “nasıl olsa avukatın yetkisi sınırlıydı” diye savunulması çoğu kez sonuç vermez.
Bu başlık, HMK 119 kapsamındaki dava dilekçesi zorunlu unsurları, HMK 129 cevap dilekçesi içeriği ve HMK 240 tanık listesi süreleri ile birlikte düşünülmelidir. Çünkü vekilin kanuni kapsamı, bu dilekçe ve delil işlemlerinin usulen kim tarafından ve hangi sonuçla yapılacağını belirler.
HMK 74: Hangi İşlemler İçin Açık Özel Yetki Şarttır?
HMK 73’ün geniş yetkisi, HMK 74’ün istisna listesiyle sınırlandırılır. Buradaki mantık nettir: müvekkilin maddi hakkı veya davanın yönünü kökten değiştiren işlemler, genel temsil yetkisi içinde varsayılmaz. Bu nedenle özel yetki listesi dar yorumlanmaz; tersine, kanunda sayılan işlem gerçekten yapılacaksa vekâletnamede açık yetki aranır. Sulh, hâkimi reddetme, davanın tamamını ıslah, yemin teklif etme veya kabul-iade-red, başkasını tevkil, haczi kaldırma, müvekkilin iflasını isteme, tahkim-hakem sözleşmesi, konkordato veya yeniden yapılandırma teklifine muvafakat, alternatif uyuşmazlık çözüm yollarına başvuru, davadan veya kanun yolundan feragat, davayı kabul, ibra, yargılamanın iadesi ve hâkim fiili nedeniyle devlete karşı tazminat davası bu listenin omurgasını oluşturur.
Özellikle iki başlık uygulamada çok karışır. Birincisi, davanın tamamını ıslah ile kısmi işlem ayrımıdır. HMK 74 açıkça davanın tamamının ıslahı için özel yetki arar. İkincisi, kanun yolundan feragattir. Dosyada tebliği almak başka, istinaf veya temyiz hakkından vazgeçmek başkadır. Vekil, özel yetki yoksa usulü takip eder; fakat müvekkilin kanun yolundan vazgeçtiğini onun adına beyan edemez.
| İşlem | Genel vekâlet yeterli mi? | Dayanak | Pratik risk |
|---|---|---|---|
| Dilekçe verme, delil sunma, süre isteme, gider tahsili | Evet | HMK 73 | Vekili bypass edip asile tebligat yapılması süreyi tartışmalı hâle getirir |
| Sulh, feragat, kabul, ibra | Hayır, açık özel yetki gerekir | HMK 74 | Yetkisiz beyanın geçerliliği ve vekilin sorumluluğu tartışılır |
| Davanın tamamını ıslah | Hayır, açık özel yetki gerekir | HMK 74 | Islah beyanının geçersizliği veya düzeltilmesi gündeme gelir |
| Kanun yolundan feragat | Hayır, açık özel yetki gerekir | HMK 74 | Süre geçtikten sonra “vekil zaten feragat etmişti” savunması ağır hak kaybı doğurur |
| Alternatif uyuşmazlık çözümüne başvuru, tahkim, hakem sözleşmesi | Hayır, açık özel yetki gerekir | HMK 74 | Yetkisiz anlaşma sonradan geçerlilik itirazına açık olur |
Tablonun tamamını görmek için tabloyu sağa ve sola kaydırabilirsiniz.
Leyla Nur Oduncu’nun özel yetki üzerine çalışması, vekâletnamedeki özel yetki tartışmasının yalnız Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru gibi istisnai alanlarda değil, temsil beyanının müvekkilin temel usul haklarını ne ölçüde bağlayacağı sorusunda genel öneme sahip olduğunu gösterir. Aynı şekilde özel yetki sınırları, temsilci aracılığıyla yapılan miras işlemlerine ilişkin öğretide de daraltılamayan bir güvenlik şeridi olarak ele alınmaktadır. Başka bir deyişle HMK 74 listesi “şekli formalite” değildir; müvekkilin iradesinin gerçekten mevcut olup olmadığını sınayan filtredir.
Vekile Tebligat ve Süre Başlangıcı: AYM Kararları Ne Söylüyor?
Tebligat Kanunu m. 11’in temel kuralı açıktır: vekil vasıtasıyla takip edilen işlerde tebligat vekile yapılır. Birden fazla vekil varsa bunlardan birine yapılan tebligat yeterlidir; birden çok vekile tebligat yapılmışsa ilk tebliğ tarihi esas alınır. Bu kural, temsil edilen tarafın usul işlemlerinden haberdar olma hakkını avukat üzerinden güvenceye bağlar. Dosyada vekil varken yine de asile yapılan tebligat, her somut olayda otomatik yokluk yaratmasa bile, süre başlangıcı bakımından ciddi bir sakatlık doğurur.
Anayasa Mahkemesi Süleyman Göktaş kararında, vekille takip edilen bir icra dosyasında kıymet takdir raporunun temsil durumu gözetilmeden değerlendirilmesini mahkemeye erişim hakkı bakımından inceledi. Kararın pratik mesajı şudur: dosyada avukat varsa, kanun yolu veya şikâyet süresini hangi tebligatın başlattığı sorusu yüzeysel geçilemez. “Asıl taraf bir şekilde öğrenmiştir” yaklaşımı, özellikle vekile tebligat zorunlu iken yeterli olmayabilir.
A.Y. ve diğerleri kararı ise başka bir ayrıntıyı öne çıkarır: birden çok vekil veya temsil belgesi kullanan avukat varsa, dosyada geçerli yetkiyi taşıyan avukatlardan birine yapılan tebligat kural olarak yeterlidir. Burada tartışma artık “vekile mi tebliğ edildi?” sorusundan “hangi vekilin dosyada geçerli yetkisi vardı?” sorusuna kayar. Bu yüzden çok vekilli dosyalarda tebligat itirazı yapılacaksa, sadece mazbatayı değil yetki belgesi zincirini de sunmak gerekir.
Daha eski ama hâlâ etkili olan Mehmet Ali Bedir ve Tevfik Günay kararında da AYM, vekille takip edilen işlerde tebligatın vekile yapılması kuralını anayasal usul güvenceleriyle birlikte okur. Bu karar çizgisi, HMK 73’ün pasif temsil sonucuyla Tebligat Kanunu m. 11’in neden birlikte uygulanması gerektiğini gösterir: tebligat adresi, dosyada kimin imza attığından ibaret değildir; hak düşürücü veya kısa süreli başvuru yollarının adil biçimde kullanılmasının da temelidir.
Birden Fazla Vekil, Büro Adresi ve Duruşmadaki Sessiz Kalma Etkisi
Dosyada iki veya üç avukat varsa ilk refleks “herkese ayrı ayrı tebliğ çıkmalı” şeklindedir. Kanun bunu aramaz. Tebligat Kanunu m. 11, bir vekile yapılan tebligatı yeterli görür. Fakat bu rahatlık, kimin gerçekten dosyada yetkili vekil olduğunu doğru tespit etmeyi zorunlu kılar. Özellikle sonradan dosyaya katılan vekiller, geri alınan yetkiler veya sadece belli aşama için düzenlenmiş temsil belgeleri varsa, tebligat tartışması isim sayısından değil yetki tarihinden çözülür.
Aynı maddenin ikinci fıkrası avukat bürosunda yapılacak tebligatların resmî çalışma gün ve saatleri içinde yapılacağını da söyler. Bu ayrıntı pratikte önemlidir; çünkü “avukat adreste bulunamadı, o yüzden asile dönüldü” kolaycılığı hukuken güvenli değildir. Dosyada vekil varken önce geçerli büro adresi, tebligat saati ve tebliğ usulü incelenir. Büro adresi değişmişse de sorun otomatik olarak müvekkile yönelme gerekçesi olmaz; adres değişikliği ve önceki tebliğ zinciri ayrıca incelenir.
Bir başka ihmal edilen nokta HMK 78’dir. Müvekkil duruşmada hazır bulunuyor ve vekili bir açıklama yapıyorsa, bu açıklamaya derhâl ve açıkça itiraz etmezse rıza göstermiş sayılır. Bu kural, özel yetki gerektiren işlemleri ortadan kaldırmaz; fakat duruşmadaki sessizliğin sonradan “ben öyle istememiştim” savunmasını zorlaştırabileceğini gösterir. Bu nedenle temsil tartışması sadece kâğıt üstündeki vekâletnameye değil, duruşma tutanağındaki fiilî kabule de bakılarak değerlendirilmelidir.
Dosya bazlı sonuç: Vekile tebligat yapılmadan süre başlatıldığı iddiasında başarı için yalnız “avukat vardı” demek yetmez. Vekâletname veya temsil belgesi tarihi, tebligatın hangi evrak için çıkarıldığı, mazbatadaki muhatap bilgisi, birden fazla vekil varsa hangisinin yetkili olduğu ve itirazın hangi mercii önünde ileri sürüldüğü birlikte gösterilmelidir.
HMK 76 ve 77: Vekâletname Dosyada Yoksa Ne Olur?
HMK 76, avukatın açtığı veya takip ettiği dava ve işlerde noter onaylı veya düzenlenmiş vekâletname aslını ya da avukatça onaylanmış aslına uygun örneğini dosyaya sunmasını zorunlu kılar. Kamu avukatları için temsil belgesi istisnası vardır; fakat özel vekâlet ilişkilerinde çekirdek kural budur. Uygulamada “vekâletname UYAP’a sonra düşer”, “önce davayı açalım, kalem tamamlatır” yaklaşımı sık görülür. Kanun bu esnekliği sınırsız tanımaz.
HMK 77 daha serttir: vekâletnamesinin aslını veya onaylı örneğini vermeyen avukat dava açamaz ve yargılamayla ilgili işlem yapamaz. Sadece gecikmesinde zarar doğabilecek hâllerde mahkeme, kesin süre içinde vekâletnamenin sunulması şartıyla dava açılmasına veya usul işlemi yapılmasına izin verebilir. Süre içinde vekâletname gelmez veya asıl taraf işlemleri kabul ettiğini dilekçeyle bildirmezse, dava açılmamış ya da yapılan işlemler yapılmamış sayılır. Bu ifade, eksikliğin salt disiplin sorunu olmadığını, doğrudan usulî sonuç doğurduğunu gösterir.
Kritik nokta: Mahkemece verilen süre içinde vekâletname tamamlanmazsa sorun yalnız “eksik evrak” değildir. Dava açılmamış sayılabilir; ara süre içinde yapılan ihtiyati tedbir, delil tespiti, itiraz veya cevap işlemleri de yapılmamış sayılma tartışmasına açılabilir. Ayrıca haklı sebep olmaksızın süresi içinde vekâletname ibraz etmeyen avukat hakkında gider, zarar ve gerekirse disiplin-ceza bildirimi yaptırımı da vardır.
| Sorun | Merci / mahkeme | Süre veya başlangıç anı | Gerekli belge ve ispat | Yanlış yol riski |
|---|---|---|---|---|
| Vekile yapılması gereken tebligat asile yapıldı | Dosyanın bulunduğu mahkeme, icra mahkemesi veya ilgili kanun yolu mercii | Başvuru süresi, usulsüz tebliğin öğrenildiği veya geçerli vekil tebliğinin yapıldığı tarih tartışmasıyla belirlenir | Vekâletname, tebligat mazbatası, UYAP kayıtları, vekil sayısı ve tarih zinciri | Yanlış süre hesabı nedeniyle istinaf, şikâyet veya itirazın süre aşımından reddi |
| Özel yetki gerektiren işlem vekilce yapıldı | İşlemin yapıldığı yargılama dosyası | İşlemin etkisi doğduğu anda itiraz yükselir; kanun yolu süresi ayrıca kaçırılmamalıdır | Vekâletnamenin özel yetki bölümü, işlem tutanağı, duruşma zapıtları | Feragat veya kabul beyanının geri döndürülemez sanılması |
| Vekâletname ibraz edilmeden dava açıldı | Davaya bakan ilk derece mahkemesi | HMK 77 uyarınca verilen kesin süre | Noter vekâletnamesi, avukat onaylı örnek, asıl tarafın kabul dilekçesi | Davanın açılmamış sayılması ve yapılan işlemlerin boşa düşmesi |
Tablonun tamamını görmek için tabloyu sağa ve sola kaydırabilirsiniz.
Somut örnek: Dosyada vekil 5 Mart’ta vekâletname sunmuş olsun. Gerekçeli karar 11 Mart’ta doğrudan asile tebliğ edilsin, vekile ise hiç tebliğ çıkmasın. Bu durumda “müvekkil zaten kararı almıştı” demek tek başına yeterli değildir. Önce dosyanın gerçekten vekille takip edilip edilmediği, tebligatın hangi kanun yolu süresini başlattığı, aynı dosyada başka vekil bulunup bulunmadığı ve itirazın hangi mercii önünde ileri sürüleceği kurulmalıdır. Hatalı süre hesabı, haklı kanun yolu talebini usulden düşürebilir.
Başvuru Yolu, Gerekli Belgeler ve Dosya Stratejisi
Davaya vekâlet uyuşmazlıkları çoğu zaman tek tip dava değildir. Sorun, devam eden davada yapılmış usul işlemine karşı itiraz olabilir; icra dosyasında şikâyet konusu olabilir; istinaf veya temyiz aşamasında süre yönünden ileri sürülebilir; bazı hâllerde de “özel yetkisiz feragat” beyanının sonuç doğurmadığı savunması olarak karşınıza çıkar. Bu yüzden ilk soru “hangi madde ihlal edildi?” değil, “hangi mercide hangi hukuki sonuç isteniyor?” olmalıdır. Örneğin vekile tebligat yapılmadan kanun yolu süresi başlatıldıysa, çoğu dosyada çözüm ayrı bir tazminat davası değil; doğrudan ilgili kanun yolu veya şikâyet mekanizması içinde usulsüzlüğün ileri sürülmesidir.
Belge planı da buna göre kurulur. En azından vekâletnamenin noter onaylı örneği, varsa özel yetki bölümü, UYAP tebligat ekranı, tebligat mazbatası, karar veya işlem tutanağı, vekil sayısını gösteren kayıtlar ve süre hesabında esas alınan günleri gösteren kronoloji dosyaya konulmalıdır. Eğer vekâletname henüz ibraz edilmeden işlem yapılmışsa, mahkemenin verdiği kesin süre kararı ile asıl tarafın sonradan işlemleri kabul edip etmediği ayrıca gösterilmelidir. Bu başlık, HMK 120 gider avansı rejimi kadar önemlidir; çünkü usulî eksiklik düzelmeden dosyanın esası konuşulamaz.
Uygulamada elektronik tebligat çıktıları ile fiziki mazbata arasında tarih farkı bulunduğu, kalem tarafından yalnız bir ekran görüntüsüne dayanıldığı veya vekilin UYAP taraf ekranına sonradan eklendiği örnekler de görülür. Bu nedenle kronolojide saat, gün ve dosyaya giriş tarihi ayrımı mutlaka korunmalıdır.
Dilekçe Örneği: Vekile Tebligat İtirazı İçin Kısa Omurga
Aşağıdaki omurga, yalnız çekirdek iskeleti gösterir; hangi merciiye sunulacağı ve talep sonucunun türü dosyanın aşamasına göre değiştirilmelidir:
Örnek omurga: “Dosya, … tarihli vekâletname ile vekil aracılığıyla takip edilmektedir. Buna rağmen … tarihli tebligat, Tebligat Kanunu m. 11 ve HMK m. 73 gözetilmeksizin asıl tarafa yapılmış; dosyada kayıtlı vekile usulüne uygun tebliğ çıkarılmamıştır. Vekile yapılması gereken tebligat asile yöneltildiğinden, … süresinin bu tebliğden başlatılması hukuken mümkün değildir. Dosyada mevcut vekâletname örneği, UYAP tebligat kayıtları ve tebliğ mazbatası sunulmuştur. Bu nedenle … tarihli işlemin/süre başlangıcının usulsüz olduğunun tespiti ile talebimizin süresinde kabulüne karar verilmesini arz ederiz.”
Ekler: 1. Vekâletname örneği. 2. Tebligat mazbatası. 3. UYAP ekran çıktıları. 4. Varsa özel yetkiyi veya vekil sayısını gösteren ek belge. 5. Süre hesabı kronolojisi.
Özel yetki tartışması varsa dilekçede ayrıca şu cümle kurulmalıdır: “İşleme dayanak gösterilen vekâletnamede HMK m. 74 anlamında açık özel yetki bulunmamaktadır.” Buna karşılık vekâletname ibrazı eksikliği tartışılıyorsa, mahkemenin verdiği kesin süre kararına, vekâletnamenin hangi tarihte sunulduğuna ve asıl tarafın işlemleri kabul beyanı verip vermediğine ayrı paragraf açılmalıdır. Tek cümlelik itirazlar bu alanda çoğu kez yetersiz kalır.
Sık Sorulan Sorular
Genel dava vekâleti, kanun yolundan feragat yetkisini içerir mi?
Hayır. HMK 74 açıkça, davadan veya kanun yollarından feragat için özel yetki aranacağını düzenler. Dosyada sadece genel vekâlet bulunması yeterli değildir.
Birden fazla vekil varsa hepsine ayrı ayrı tebligat zorunlu mudur?
Hayır. Tebligat Kanunu m. 11’e göre birden fazla vekil varsa bunlardan birine yapılan tebligat kural olarak yeterlidir. Ancak dosyada gerçekten geçerli yetkisi bulunan vekilin kim olduğu somut olayda önem taşır.
Vekâletname henüz dosyaya konmadan dava açıldıysa sonradan düzeltmek mümkün mü?
Sadece gecikmesinde zarar doğabilecek hâllerde ve mahkemenin verdiği kesin süre içinde mümkündür. Süre içinde vekâletname sunulmaz veya asıl taraf işlemleri kabul ettiğini bildirmezse dava açılmamış ya da işlemler yapılmamış sayılabilir.
Vekile yapılması gereken tebligat asile yapılmışsa süre hiç başlamaz mı?
Her dosyada otomatik ve aynı sonuç çıkmaz. Temsil durumu, tebligatın türü, dosyadaki vekil sayısı, öğrenme tarihi ve ileri sürülen başvuru yoluna göre değerlendirme yapılır. Bu nedenle somut kronoloji kurulmadan kesin cevap verilmez.
Davanın tamamını ıslah için neden özel yetki gerekir?
Çünkü davanın kapsamını kökten değiştiren bu işlem, müvekkilin usulî pozisyonunu doğrudan etkiler. HMK 74 bu nedenle tamamlayıcı değil açık bir özel yetki arar.
Mahkeme, “önce davayı açın vekâletnameyi sonra getirirsiniz” diyebilir mi?
Sadece gecikmesinde zarar doğabilecek hâllerde ve kesin süre vermek suretiyle. Bu esneklik sınırsız değildir; HMK 77’nin yaptırımı devam eder.
Result
Davaya vekâlet konusu, tek başına avukatlık pratiğinin teknik ayrıntısı değildir. HMK 73, vekilin dosya üzerindeki genel işlem alanını kurar; HMK 74 bu alanın kırmızı çizgilerini çizer; HMK 76 ve 77 ise yetkinin dosyada nasıl ispat edileceğini ve eksikliğin ne sonuç doğuracağını belirler. Tebligat Kanunu m. 11 de bu yapının haber alma ve süre boyutunu tamamlar. Bu nedenle dosyada vekil varken asile tebligat yapılması, özel yetki gerektiren işlemin genel vekâletle yürütülmesi veya vekâletnamenin zamanında sunulmaması; görünüşte küçük, sonuçta ağır usul kaybı yaratabilir.
Vekile tebligat, özel yetki ve vekâletname ibrazı uyuşmazlıkları çoğu zaman esas davadan daha önce çözülmesi gereken usul sorunlarıdır. Dosyanızda temsil zinciri, tebligat tarihi veya özel yetki metni tartışmalıysa; yanlış mercii, yanlış süre başlangıcı ve yanlış ispat planı ciddi hak kaybı doğurabilir. Çiftçi & Partners ekibi, dava ve icra dosyalarında vekâlet kapsamı, tebligat sakatlığı ve kanun yolu stratejisini somut belge seti üzerinden değerlendirmektedir. Ayrıntılı inceleme için iletişime geçebilir veya Av. Barış Berkay Çiftçi, LL.M. profilini inceleyebilirsiniz.
Kaynakça ve Atıf Listesi
Resmi Kaynaklar
Mahkeme Kararları
- AYM, Süleyman Göktaş, B. No: 2021/28297, 20.11.2024.
- AYM, A.Y. ve diğerleri, B. No: 2021/26370, 29.01.2026.
- AYM, Mehmet Ali Bedir ve Tevfik Günay, B. No: 2013/4073, 21.01.2016.
Bilimsel Çalışmalar
- Leyla Nur Oduncu, “Bireysel Başvuru Kanun Yolu İçin Dava Vekâletnamesinde Özel Yetkinin Yer Alması Zorunluluğu”.
- Medenî Usûl Hukukunda Davaya Vekâlet Ehliyeti.
- Cevdet Yavuz ve Osman Açıkgöz, “Mirasın Temsilci Aracılığıyla Reddedilmesi Halinde Özel Yetkinin Gerekli Olup Olmadığı Hususunun Öğretideki Görüşler ve Yargıtay Kararları Işığında Değerlendirilmesi”.
