Türk Vatandaşlığı Başvurusu Reddedilirse Ne Yapılabilir?

Boş taş merdivenlerin simetrik mimari görünümü

Hukuk ve kaynak kontrol tarihi: 2026-09-26. Bu metin genel bilgi verir. Ret işlemi, tebligat ve dava süresi somut dosyaya göre ayrıca değerlendirilmelidir.

1. Ret bilgisi görüldüğünde ilk olarak ne yapılmalı?

Vatandaşlık başvurusunun reddedildiğinin öğrenilmesi, tek başına izlenecek hukuk yolunu belirlemez. Önce başvurunun hangi vatandaşlık yoluna dayandığı, işlemi hangi makamın tesis ettiği ve dosyanın hangi aşamada durduğu saptanmalıdır. Genel yolla vatandaşlık, evlenme yoluyla kazanma ve yatırım bağlantılı istisnai vatandaşlık aynı maddi şartlara ve aynı idari akışa tabi değildir. Bu nedenle ekrandaki kısa bir durum ifadesini bütün başvurular için aynı anlamı taşıyan nihai ret kararı gibi okumak hatalı olabilir. (5901 sayılı Kanun)

İlk güvenli adım, sözlü açıklamadan veya ekran görüntüsünden sonuç çıkarmak yerine yazılı işlemi ve bildirim kaydını temin etmektir. Kararın tarihi ve sayısı, işlemi kuran makam, başvuru türü, dayanak maddeler, gerekçe, bildirim yöntemi ve tebliğ tarihi ayrı ayrı kaydedilmelidir. Dava dilekçesinde yazılı bildirim tarihinin gösterilmesi ve dava konusu kararın örneğinin eklenmesi İYUK m.3’te açıkça düzenlendiğinden, karar ile tebligat belgesi dosyanın başlangıç evrakıdır. (2577 sayılı Kanun, m.3)

NVİ’nin e-Sorgulamalar sayfasında vatandaşlığın kazanılmasına ilişkin ön başvuru ve takip ile başvuru durumu sorgulama hizmetleri bulunur. Bu hizmetler dosyanın idari durumunu izlemeye yarar; ekranda görülen kelime, gerekçeli karar metni veya usulüne uygun tebligat belgesi değildir. Süre ve dava konusu belirlenirken resmî yazılı işlem esas alınmalıdır. (NVİ e-Sorgulamalar)

Kararın ve tebligatın temini beklenirken başvuru dosyasının kopyası, teslim alındıları, ek belge talepleri, mülakat veya komisyon kayıtları ve idareyle yapılan yazışmalar kronolojik sıraya konulabilir. Ancak kişisel dava süresinin işlemeye başlayıp başlamadığı varsayımla belirlenmemeli; bekleme, süreyi kendiliğinden durduran bir işlem sayılmamalıdır.

2. Ret, işleme almama ve dosyanın Bakanlığa gönderilmemesi aynı şey midir?

Hayır. Özellikle genel yolla vatandaşlık başvurusunda en az üç farklı idari aşama ayrılmalıdır. Birincisi, müracaat makamının ön incelemesidir. Uygulama Yönetmeliği m.16/2; erginlik ve ayırt etme gücü, kesintisiz ikamet, ikamet amacı, devam eden yargılama veya hükümlülük durumu ve zorunlu belgeler yönünden sayılan eksikliklerde başvurunun kabul edilmeyeceğini ve durumun yazılı bildirileceğini düzenler. Bu işlem, Bakanlığın dosyanın esası hakkında verdiği nihai ret kararıyla aynı değildir. (Uygulama Yönetmeliği, m.16)

İkinci aşama, il vatandaşlık başvuru inceleme komisyonunun genel yol dosyası üzerindeki incelemesidir. Yönetmelik m.19’a göre komisyon, şartların taşındığı kanaatine varırsa dosya karar alınmak üzere Bakanlığa gönderilir. Şartların taşınmadığı kanaatine varırsa dosya Bakanlığa gönderilmez ve il müdürlüğü ilgilisine gerekli tebligatı yapar. Buradaki işlem de, Bakanlığa ulaşmış dosya hakkında verilen ret kararından farklı bir işlem ve gerekçe yapısına sahiptir. (Uygulama Yönetmeliği, m.19/4-5)

Üçüncü aşama, müracaat makamınca düzenlenip Bakanlığa gönderilen dosyanın merkezde incelenmesidir. Yönetmelik m.35, eksik bilgi ve belgelerin tamamlatılması ile millî güvenlik ve kamu düzeni araştırmasını; ilgili vatandaşlık yolunda aranan koşulları taşıyanlar bakımından yetkili makam kararını düzenler. Bakanlık düzeyindeki olumsuz işlem incelenirken dayanak vatandaşlık yolu ve olumsuzluğun hangi koşula bağlandığı görülmelidir. (Uygulama Yönetmeliği, m.35)

Bu üçlü ayrım genel yola özgü hükümlerden çıkar. Evlenme yoluyla vatandaşlıkta evlilik birliği, aile birliği içinde yaşama ve millî güvenlik/kamu düzeni değerlendirmeleri; yatırım yolunda ise yatırımın uygunluk tespiti ve istisnai karar süreci ayrı hükümlerle yürür. Bu makale genel usul haritasını kurar. Evlenme dosyasındaki özel ret sebepleri için evlenme yoluyla vatandaşlık reddi incelemesine bakılmalıdır; burada o yazının tekrarı yapılmamaktadır.

3. Karar, gerekçe ve tebligat nasıl dosyalanmalı?

Yazılı işlem elde edildiğinde yalnız sonuç cümlesi değil, belgenin tamamı incelenmelidir. Üst yazı ile ek karar birbirinden ayrılmalı; hangi belgeyi hangi makamın imzaladığı, elektronik imza veya evrak doğrulama bilgisi, başvuru numarası, tarih, sayı ve ekler kaydedilmelidir. Tebligat zarfı, teslim belgesi veya elektronik tebligat kaydı da kararla birlikte saklanmalıdır. İYUK m.7 ve m.8 bakımından yazılı bildirimin yapıldığı tarihi izleyen gün genel süre hesabının başlangıcında önem taşıyabilir. (2577 sayılı Kanun, m.7-8)

Karar metninde gerekçe kısa veya genel ifadeli olabilir. Bu durumda başvuruda hangi kanuni koşulun karşılanmadığının ileri sürüldüğü, idarenin hangi olgulara dayandığı ve başvurucunun lehine sunduğu açıklamaların değerlendirilip değerlendirilmediği ayrı başlıklarda çıkarılmalıdır. Gerekçenin yetersiz olduğu iddiası, yalnız kararın kısa olmasına değil; işlem ile somut dosya arasında denetlenebilir bir bağ kurulmamasına dayanmalıdır.

AYM’nin A.S. kararında iyi ahlak şartının soyut içerikli olduğu, bu nedenle koşulun sağlanıp sağlanmadığının başvurucuya özgü somut verilerle ortaya konulması gerektiği belirtildi. Mahkeme, somut olayın özelliklerine göre vatandaşlığa kabulün kamu düzeni bakımından doğuracağı sakıncaların ilgili ve yeterli gerekçeyle açıklanmasını bekledi; yalnız belirli bir özel hayat olgusuna dayanan değerlendirmeyi yeterli bulmadı. (AYM, A.S., B. No: 2018/31431, §§ 40-45)

A.S. kararı her ret işleminin iptal edileceği anlamına gelmez. Kararın konusu genel yolda iyi ahlak şartı ve özel hayata saygı hakkıdır. Başka bir dosyada eksik ikamet, belge uyuşmazlığı, yatırım uygunluk tespitinin bulunmaması, evlilik birliği veya millî güvenlik değerlendirmesi farklı hukuki ve maddi inceleme gerektirir. (AYM A.S. tam karar metni)

4. Ret dosyasında hangi delil ve kayıtlar hazırlanmalı?

Dosya hazırlığı, ret gerekçesine cevap veren bir olay ve belge haritasıyla başlamalıdır. İlk sütunda başvuru yolunun her kanuni koşulu; ikinci sütunda idarenin olumlu veya olumsuz tespiti; üçüncü sütunda başvuru sırasında sunulan belge; dördüncü sütunda ise varsa yanlışlık, eksiklik veya sonradan oluşan yeni olgu gösterilebilir. Bu yöntem, ilgisiz çok sayıda belge sunmak yerine uyuşmazlığın odak noktasını görünür kılar.

Başvuru formu, dosya teslim pusulası, ödeme ve başvuru kayıtları, ikamet veya yatırım uygunluk belgeleri, tercüme ve tasdik kayıtları, ek belge yazıları, verilen cevaplar, mülakat çağrıları ve komisyon bildirimi ayrı klasörlenmelidir. Her belgenin ilk sunulduğu tarih önemlidir. Sonradan elde edilen bir belgenin, ret tarihindeki durumu kanıtlayıp kanıtlamadığı ayrıca açıklanmalıdır; yeni bir olgunun geçmişe etkisi kendiliğinden varsayılamaz.

Yanlış kimlik eşleşmesi, isim benzerliği, kaldırılmış tahdit, beraat veya kovuşturmaya yer olmadığı kararı, güncel adli sicil, hatalı giriş-çıkış kaydı ya da tercüme farkı ileri sürülüyorsa iddia resmî kayıtla ilişkilendirilmelidir. Başka kişilere ait benzer başvuru sonuçları, sosyal medya şikâyetleri veya danışmanlık sitelerindeki örnekler somut dosyanın delili değildir.

Ret gerekçesinin dayandığı olgu ile başvurucunun cevabı aynı zaman çizgisinde gösterilmelidir. Örneğin idare başvuru tarihindeki ikamet boşluğuna dayanıyorsa daha sonraki bir ikamet kartı, geçmiş dönemin hukuki durumunu tek başına açıklamaz; buna karşılık başvuru tarihinde mevcut olup dosyada gözden kaçan bir kayıt doğrudan ilgili olabilir. Aynı ayrım adli kayıt, aile bağı, yatırım uygunluğu ve tercüme hatalarında da uygulanır. Böylece hangi belgenin ret tarihindeki durumu açıkladığı, hangisinin daha sonra oluştuğu ve hangisinin ancak yeni başvuru bakımından anlam taşıdığı belirlenir. Dosyanın bu biçimde ayrılması, idari başvuru ile iptal davasının aynı talepler ve aynı deliller üzerine düşünülmesini önler.

İdari yargıda mahkeme gerekli incelemeyi kendiliğinden yapabilir ve taraflardan ya da ilgili yerlerden evrak ve bilgi isteyebilir. İYUK m.20/3 uyarınca devlet güvenliği veya yüksek menfaatlerle ilgili bazı belgeler yetkili makamca gerekçesi belirtilerek verilmeyebilir; ancak verilmeyen bilgi ve belgelere dayanan savunmaya göre karar verilemez. Bu düzenleme, başvurucunun elinde bulunmayan her kaydın mutlaka açıklanacağı anlamına gelmez; mahkemenin dosyayı denetleme araçlarından biridir. (2577 sayılı Kanun, m.20)

5. Yeniden başvuru, idari başvuru ve dava arasında nasıl seçim yapılır?

Her ret için tek doğru yol yoktur. Eksik veya güncel olmayan bir belgenin tamamlanmasıyla koşulların artık sağlanabildiği bir dosyada yeniden başvuru düşünülebilir. Buna karşılık ret tarihi itibarıyla koşulların zaten bulunduğu, idarenin önemli bir belgeyi görmediği veya yanlış olguya dayandığı ileri sürülüyorsa mevcut işlemin kaldırılması ya da iptali gündeme gelebilir. Yeni başvuru, eski işlemin hukuka uygunluğunu kendiliğinden ortadan kaldırmaz.

İYUK m.11, dava açmadan önce idari işlemin kaldırılması, geri alınması, değiştirilmesi veya yeni bir işlem yapılmasının üst makamdan; üst makam yoksa işlemi yapan makamdan istenebilmesine imkân tanır. Bu yol, vatandaşlık hukukunda her dosya için zorunlu bir itiraz aşaması değildir. Başvurunun muhatabı, talebi ve tarihi kanundaki şartlara uygun kurulmalıdır. (2577 sayılı Kanun, m.11)

İdari başvuru düşünülürken yalnız ek belge sunmak yeterli değildir. Dilekçede hangi işlemin kaldırılması, geri alınması veya değiştirilmesinin istendiği; işlemin hangi nedenle hukuka aykırı olduğu ve hangi belgenin bu nedeni karşıladığı açıkça gösterilmelidir. Sıradan bilgi edinme talebinin, dosya durumu sorusunun veya yanlış makama gönderilen genel dilekçenin İYUK m.11’in süre sonucunu doğuracağı varsayılmamalıdır.

Doğrudan iptal davası ise ret işleminin hukuka uygunluğunun yargısal denetimini amaçlar. Dava yolu seçimi, yeniden başvuru imkânının varlığından bağımsız bir süre incelemesi gerektirir. Yeniden başvuru yapılması veya idareden cevap beklenmesi, önceki işleme karşı dava süresini her durumda koruyan bir güvence değildir.

6. İYUK m.7 ve m.11 dava süresini nasıl etkiler?

İYUK m.7’ye göre özel kanunda ayrı bir süre gösterilmemişse Danıştay ve idare mahkemelerinde genel dava açma süresi altmış gündür. İdari uyuşmazlıklarda süre yazılı bildirimin yapıldığı tarihi izleyen günden başlar. Tatil günleri süreye dahildir; son günün tatile rastlaması ve çalışmaya ara verme dönemi için m.8’de ayrıca kurallar vardır. (2577 sayılı Kanun, m.7-8)

Bu genel kuraldan hareketle, karar ve bildirim belgesi görülmeden kişiye özgü son gün hesaplanmamalıdır. İşlemin türü, özel süre bulunup bulunmadığı, tebligatın kime ve hangi yöntemle yapıldığı, vekâlet kapsamı, elektronik bildirim kaydı ve tatil kuralları sonucu değiştirebilir. İnternet sitesindeki örnek bir takvim, kişisel dosyada güvenilir son gün vermez.

İYUK m.11 kapsamındaki başvuru, idari dava açma süresi içinde yapılırsa işlemeye başlamış süreyi durdurur. Otuz gün içinde cevap verilmezse istek reddedilmiş sayılır; açık veya zımni ret üzerine süre yeniden işlemeye başlar ve idari başvuruya kadar geçen günler hesaba katılır. Kanun burada yeni ve tam bir altmış günlük süre başlatmaz; kalan süre işlemeye devam eder. (2577 sayılı Kanun, m.11/1-3)

Danıştay 10. Dairesinin E.2025/6295, K.2025/7133 sayılı kararında, vatandaşlığın kazanılmasına ilişkin kararın 5901 m.40 kapsamında geri alınması uyuşmazlığında vekile yapılan tebligat ve altmış günlük süre incelendi; geç açılan dava süre aşımından reddedildi. Karar başvuru reddi hakkında değildir, esas incelemesi yapmaz ve kanun yolu açıktır. Yine de tebligatın, vekâlet kapsamının ve dava tarihinin süre denetiminde belirleyici olabileceğini somut biçimde gösterir. (Danıştay 10. Daire, E.2025/6295, K.2025/7133)

7. İptal davasında mahkeme neyi inceler?

İYUK m.2’ye göre iptal davası, menfaati ihlal edilen kişinin idari işlemin yetki, şekil, sebep, konu veya maksat unsurlarından biri yönünden hukuka aykırı olduğunu ileri sürmesiyle açılır. Vatandaşlık ret dosyasında bu çerçeve; işlemi kuran makamın yetkisi, usul ve tebligat, dayanılan maddi olgular, ulaşılan hukuki sonuç ve yetkinin kullanılma amacı üzerinden somutlaştırılır. (2577 sayılı Kanun, m.2)

Mahkeme idari işlemin hukuka uygunluğunu denetler; İYUK m.2/2 uyarınca yerindelik denetimi yapamaz ve idarenin takdir yetkisini ortadan kaldıracak biçimde karar veremez. Bu nedenle iptal davasının talebi, mahkemenin doğrudan vatandaşlık vermesi biçiminde kurulmaz. İptal kararı verildiğinde ise İYUK m.28/1 gereğince idare kararın gereklerine göre gecikmeksizin işlem tesis etmek veya eylemde bulunmak zorundadır; bu uygulama süresi kararın idareye tebliğinden itibaren otuz günü geçemez. Kararın uygulanması yükümlülüğü, her dosyada otomatik olumlu vatandaşlık sonucu doğduğu anlamına gelmez. (2577 sayılı Kanun, m.2/2 ve m.28/1)

Dava dilekçesinde başvurunun hikâyesi uzun fakat bağlantısız biçimde anlatılmamalıdır. Her hukuka aykırılık iddiası belirli bir belgeye ve işlem unsuruna bağlanmalıdır: örneğin başkasına ait kaydın kullanılması sebep unsuruna, zorunlu komisyon aşamasının atlanması şekil unsuruna, kararın yetkisiz makamca kurulması yetki unsuruna ilişkin olabilir. Bu örnekler yalnız sınıflandırmayı gösterir; somut belgenin gerçekten hangi unsuru etkilediği ayrıca değerlendirilir.

Görevli ve yetkili mahkeme, işlemi kuran makam ile işlemin niteliğine göre belirlenir. İl müdürlüğünün başvuruyu işleme almaması, komisyon sonucunda dosyayı göndermemesi, Bakanlık kararı veya Cumhurbaşkanı kararı aynı mahkeme ve usul varsayımıyla ele alınmamalıdır. Bu genel rehber, kişisel karar görülmeden kesin mahkeme adı üretmez.

8. Yürütmenin durdurulması istenebilir mi?

İdari dava açılması dava konusu işlemin yürütmesini kendiliğinden durdurmaz. İYUK m.27 uyarınca yürütmenin durdurulması için idari işlemin açıkça hukuka aykırı olması ve uygulanması hâlinde telafisi güç veya imkânsız zarar doğması koşullarının birlikte gerçekleşmesi gerekir. Mahkeme bu iki koşulu dosyaya özgü gerekçeyle değerlendirir. (2577 sayılı Kanun, m.27/1-2)

Salt ret işlemlerinde yürütmenin durdurulması talebi, işlemin olumlu bir statü vermemesi nedeniyle ayrıca dikkatli kurulmalıdır. Talepte hangi güncel zararın doğduğu, zararın neden daha sonra giderilemeyeceği ve ileri sürülen açık hukuka aykırılığın hangi belgeye dayandığı açıklanmalıdır. Ret kararının bulunması tek başına iki koşulun birlikte gerçekleştiğini göstermez.

Vatandaşlık reddi, ikamet izninin iptali veya sınır dışı kararıyla aynı işlem değildir. AYM’nin A.S. kararında da vatandaşlık talebinin reddinin başvurucunun ikamet tezkeresini iptal etmediği ve kişinin Türkiye’de yaşamaya devam ettiği kaydedildi. Somut dosyada ayrıca bir göç işlemi varsa bu kararın süresi, görevli mahkemesi ve yürütmenin durdurulması rejimi vatandaşlık ret işleminden ayrı incelenmelidir. (AYM A.S., §§ 39-40)

9. Ret sonrasında sık yapılan hatalar

İlk hata, sorgulama ekranındaki durumu tebliğ edilmiş nihai karar sayıp dava dilekçesi hazırlamak veya tersine yazılı karar gelmediği düşüncesiyle hiçbir süre kontrolü yapmamaktır. Güvenli yaklaşım, karar ve bildirim kaydını derhal istemek; bu sırada mevcut tebligat olasılıklarını ve vekile yapılmış bildirimi ayrıca araştırmaktır.

İkinci hata, İYUK m.11 başvurusunu tam bir yeni dava süresi yaratan otomatik itiraz yolu gibi görmektir. Bu başvuru ancak kanundaki süre ve içerik şartları içinde sonuç doğurur. Otuz günlük zımni ret sonrasında daha önce geçen sürenin hesaba katılması, beklemenin dava hakkını kaybettirebileceği anlamına gelir.

Üçüncü hata, yeni başvurunun eski ret kararına ilişkin süreyi durdurduğunu varsaymaktır. Yeni başvuru başka bir idari süreci başlatabilir; önceki işlem hakkındaki kaldırma talebi veya dava seçeneği ayrı değerlendirilir. Aynı şekilde yeni belge, ret tarihindeki hukuki ve maddi durumu otomatik olarak değiştirmez.

Dördüncü hata, güvenlik veya kamu düzeni ifadelerine cevap verirken doğrulanmamış kişi ve kurum isnatları kurmak, sosyal medya paylaşımlarını delil saymak veya ilgisiz özel hayat bilgilerini dosyaya doldurmaktır. İddia, resmî kayda ve ret gerekçesiyle açık bağlantıya dayanmalıdır. Mahkemenin İYUK m.20 kapsamındaki bilgi isteme yetkisi de dilekçedeki somutlaştırma yükünü ortadan kaldırmaz.

Beşinci hata, vatandaşlık ret işlemiyle ikamet, çalışma izni, taşınmaz veya aile hukuku sonuçlarını birbirine karıştırmaktır. Ret kararı bu statülerin her birini kendiliğinden sona erdirmez. Bununla birlikte aynı olay nedeniyle ayrıca bir işlem kurulmuşsa her kararın kendi tebligatı ve hukuk yolu takip edilmelidir.

10. Uygulanabilir kontrol listesi ve sık sorulan sorular

İlk incelemede şu bilgiler tek sayfalık kronolojiye dönüştürülebilir: başvuru yolu ve dayanak madde; müracaat makamı; başvuru ve ek belge tarihleri; mülakat veya komisyon aşaması; kararın makamı, tarihi ve sayısı; bildirimin yöntemi ve tarihi; ret gerekçesinin özeti; bu gerekçeyle doğrudan bağlantılı resmî belgeler. Bu kronoloji hem İYUK m.11 seçeneğini hem de dava süresini değerlendirmenin temelidir.

İkinci tabloda her ret gerekçesi karşısına başvuru sırasında sunulan belge, idarenin değerlendirmesi, olası kayıt hatası ve istenen hukuki sonuç yazılabilir. Amaç, başvuruyu baştan anlatmak değil, ret işleminin hangi noktada hukuka aykırı olduğunu ve bu iddianın hangi kanıtla desteklendiğini göstermektir.

Son kontrolde üç ayrı soru cevaplanmalıdır. Birincisi, eldeki belge gerçekten nihai karar mı, yoksa ön inceleme veya komisyon bildirimi mi? İkincisi, başvurucunun hedefi mevcut işlemin kaldırılması mı, hukuka aykırılığının mahkemece denetlenmesi mi, yoksa değişen koşullarla yeni başvuru yapılması mı? Üçüncüsü, seçilen yol önceki tebligata bağlı süreyi nasıl etkiliyor? Bu soruların cevapları aynı dilekçede belirsiz bırakılırsa doğru makama zamanında başvurma olasılığı azalır. Karar türü ve hedef netleştirildikten sonra gerekçe-delil tablosu seçilen yola göre kısaltılmalıdır.

Başvuru yolunuzun, tebliğ edilen kararın veya dava süresine etkisi olabilecek bir idari başvurunun hukuki değerlendirilmesi için mevcut iletişim kanalından ulaşabilirsiniz. İlk iletişimde pasaport, adli sicil, banka veya tapu belgesi göndermek yerine başvuru türünü, karar makamını ve kişisel bilgi içermeyen temel tarihleri belirtmeniz yeterlidir.

Sık sorulan sorular

Sorgulama ekranında ret görünmesi dava süresini başlatır mı?

Dava süresi bakımından yazılı bildirim, işlemin türü ve somut tebligat kaydı incelenmelidir. Ekrandaki kısa durum ifadesi gerekçeli karar veya tebligat belgesinin yerine geçirilmemelidir; ancak mevcut başka bir bildirimin bulunup bulunmadığı gecikmeden kontrol edilmelidir.

Vatandaşlık ret kararına karşı dava süresi kaç gündür?

Özel kanunda ayrı süre yoksa İYUK m.7’deki genel süre Danıştay ve idare mahkemelerinde altmış gündür ve yazılı bildirimi izleyen günden başlar. Kişisel son gün; karar, tebligat, işlem türü ve özel süre kontrol edilmeden hesaplanamaz.

İdareye itiraz edilirse dava süresi yeniden altmış gün olur mu?

Hayır. İYUK m.11 şartlarını taşıyan ve dava süresi içinde yapılan başvuru işlemeye başlamış süreyi durdurur. Açık veya otuz günlük zımni ret sonrasında kalan süre devam eder; başvuruya kadar geçen süre hesaba katılır.

Retten sonra yeniden vatandaşlık başvurusu yapılabilir mi?

Ret nedeni giderilebiliyorsa yeniden başvuru bazı dosyalarda uygun olabilir. Yeni başvuru, önceki ret işlemini kendiliğinden kaldırmaz ve ona ilişkin dava süresini otomatik olarak korumaz. İki yolun amacı ve zamanlaması ayrı değerlendirilmelidir.

İptal davası açılınca ret kararının yürütmesi durur mu?

Hayır. Dava açılması işlemin yürütmesini kendiliğinden durdurmaz. Yürütmenin durdurulması için açık hukuka aykırılık ile telafisi güç veya imkânsız zarar koşullarının birlikte gösterilmesi gerekir.

Mahkeme iptal kararı verirse doğrudan Türk vatandaşlığı kazanılır mı?

Hayır. Mahkeme hukuka uygunluk denetimi yapar ve idarenin yerine geçerek vatandaşlık kararı vermez. İYUK m.28/1 uyarınca idare, iptal kararının gereklerine göre gecikmeksizin işlem tesis etmek veya eylemde bulunmak ve bunu kararın kendisine tebliğinden itibaren en geç otuz gün içinde yapmak zorundadır. Bu yükümlülük otomatik vatandaşlık sonucu anlamına gelmez.

Resmî kaynaklar

Tags

Ne düşünüyorsunuz?

Bağlantılı analizler