Boşanma davası açıldığı gün dosyanın esasına bakılmasını bekleyen birçok kişi, geçici koruma ayağını ikinci plana iter. Oysa aynı gün içinde bambaşka sorular masaya gelir: Çocuk o gece kimin yanında kalacak, okul ve servis masrafını kim karşılayacak, ortak konutta kim oturmaya devam edecek, geliri bulunmayan eş hangi parayla kira ve mutfak giderini çevirecek? Bu sorulara “karar sonunda bakılır” yaklaşımıyla cevap verilmez. Türk Medeni Kanunu’nun 169. maddesi, tam da dava sürerken doğan bu boşluğu doldurur. Geçici önlem talebi zayıf kurulursa dosya yalnız ekonomik olarak değil, velayet, kişisel ilişki ve delil düzeni bakımından da baştan savrulur.
Bu içerik 20.05.2026 itibarıyla hazırlanmıştır. Yazı; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 169, 182 ve 185-186; 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun; ayrıca Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin resmî karar arama sistemindeki güncel ve erişilebilir kararları ile hakemli akademik çalışmalar birlikte değerlendirilerek kaleme alınmıştır. Aile içi şiddet nedeniyle verilen 6284 sayılı Kanun önlemleri, bu yazıda yalnız TMK 169 ile karışan sınırlar bakımından anılmakta; ayrıntılı koruma tedbiri incelemesi bu metnin kapsamı dışında bırakılmaktadır.
Kısa cevap: TMK 169, boşanma veya ayrılık davası açıldığı anda hâkime geçici önlem alma yükümlülüğü yükler. Bu önlemler yalnız tedbir nafakasından ibaret değildir; geçici velayet, kişisel ilişki düzeni, aile konutunun kullanımı, çocukların okul ve sağlık giderleri, eşlerin mallarının yönetimine ilişkin kısıtlamalar ve gerekli görülen ödeme emirleri de bu çerçevededir. Önlemler kural olarak dava tarihinden itibaren hüküm doğurur ve karar kesinleşinceye kadar devam eder. Yanlış talep yolu, eksik gelir-belge seti, geçici velayet hakkında açık hüküm kurulmaması ve TMK 169 talebini TMK 197 davası gibi kurgulamak en sık görülen dosya hatalarıdır.
Temel ayrım: TMK 169, devam eden boşanma veya ayrılık davasının içindeki geçici koruma rejimidir. TMK 197 ise birlikte yaşamaya ara verme hâlinde açılabilen bağımsız koruma yoludur. Dosya içinde geçici nafaka ve velayet istenirken 169. madde zemini gözden kaçırılırsa mahkeme yanlış hukuki sebep üzerinden değerlendirme yapabilir; bu da talebin reddine, eksik incelemeye veya gereksiz ikinci dava tartışmasına yol açabilir.
TMK 169 Neyi Kapsar ve Neden Salt “Tedbir Nafakası” Maddesi Değildir?
TMK 169 şu çerçeveyi kurar: boşanma veya ayrılık davası açılınca hâkim, davanın devamı süresince özellikle eşlerin barınmasına, geçimine, mallarının yönetimine ve çocukların bakım ve korunmasına ilişkin gerekli geçici önlemleri re’sen alır. Bu ifade iki nedenle önemlidir. Birincisi, madde yalnız talep edilen önlemi değil, hâkimin kendiliğinden görmesi gereken ihtiyacı da kapsar. İkincisi, nafaka burada sadece bir alt başlıktır; maddenin omurgası geçici aile düzenini kurmaktır.
Bu yüzden TMK 169 dosyasında “yalnız nafaka istemiyorum, başka önlem istemiyorum” yaklaşımı çoğu zaman eksik kalır. Fiilen ayrı yaşama başladıysa aile konutunun kullanımının hangi eşe bırakılacağı, çocukların okul-devam düzeninin nasıl korunacağı, ortak hesaplardan veya kira gelirinden kimin hangi oranda yararlanacağı, sağlık sigortası ve düzenli giderlerin nasıl karşılanacağı da önlem alanına girer. Akademik çalışmalarda da aynı nokta öne çıkar: geçici önlemler, boşanma davası açılmış olsa da henüz sona ermemiş evlilik birliğinin yarattığı borç ve koruma ihtiyacını yönetir; bu nedenle hem maddi hukuk hem usul hukuku kesişiminde okunur (Genç-gelgeç, 2023; Yıldırır, 2024).
Buradaki en önemli hukuki ayrım, TMK 169 önlemlerinin boşanma hükmünün eki ve geçici karakterli olmasıdır. Tedbir nafakası, yoksulluk nafakası değildir. Geçici velayet, kesin velayet değildir. Aile konutunun geçici tahsisi, mal rejimi tasfiyesi sonucunda nihai mülkiyet belirlemesi anlamına gelmez. Dosyada bu ayrım açık kurulmazsa, taraflardan biri geçici kararın kalıcı hak doğurduğunu sanır; diğeri de önlemin geçici niteliğini ileri sürerken mevcut ihtiyacı bütünüyle inkâr eden bir savunmaya sapabilir.
Pratik uyarı: Dava dilekçesinde yalnız “TMK 169 gereğince tedbir nafakası, velayet ve sair önlemler” demek yeterli değildir. Hangi eş için hangi miktar, hangi çocuk için hangi geçici velayet düzeni, hangi konut veya gider kalemi için hangi ara çözüm istendiği somutlaştırılmalıdır. Belirsiz önlem talebi, karar kurulsa bile icrada veya sonraki ara karar aşamasında tartışma yaratır.
Tedbir Nafakası Hangi Ölçütlerle Belirlenir?
Tedbir nafakası kararı verilirken mahkeme ilk olarak ihtiyacı, sonra karşı tarafın mali gücünü, en sonunda da mevcut yaşam düzenini tartar. Buradaki ihtiyaç ölçütü, boşanma sonrasındaki yoksulluk nafakası ölçütüyle aynı değildir. Soru, tarafın dava sürerken barınma ve geçimini nasıl sağlayacağıdır. Gelir hiç yoksa bu durum lehine görünür; ancak gelir var diye nafaka otomatik dışlanmaz. Mahkeme, gelirlerin birbirine yakın olup olmadığını, kira, kredi, çocuk gideri, düzenli sağlık harcaması ve bakım yükünü birlikte değerlendirir. Cüneyt Pekmez’in incelemesi, tedbir nafakasında sırf önceki bir nafaka kararına dayanılarak otomatik sonuç kurulamayacağını; ekonomik şartların ve dosya zemininin ayrıca değerlendirilmesi gerektiğini vurgular.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2010/971 E., 2011/2165 K. ve 2013/18233 E., 2014/13 K. sayılı kararlarında ortak çizgi nettir: tarafların ekonomik ve sosyal durumları gözetilerek dava tarihinden geçerli olmak üzere uygun miktarda tedbir nafakasına hükmedilmelidir. Demek ki başlangıç tarihi bakımından güvenli eşik dava tarihidir. Talep dilekçede hiç kurulmamışsa mahkemenin re’sen değerlendirme yükümlülüğü devam eder; ancak talep ve belge seti iyi hazırlanmış dosyada miktar daha isabetli kurulur.
Dosyada en sık görülen hata, yalnız bordro veya maaş bilgisinin yeterli sanılmasıdır. Oysa tedbir nafakası için şu veriler görünür olmalıdır: SGK hizmet dökümü, maaş bordrosu veya e-Devlet gelir kayıtları, kira sözleşmesi ve kira ödeme dekontları, okul ücretleri, servis ve kreş faturaları, sağlık giderleri, kredi ve aidat ödemeleri, çocukların düzenli bakım masrafları, mümkünse banka hesap hareketleri ve tarafların fiilî yaşam standardını gösteren diğer belgeler. Sadece “çocukla birlikte annede kalıyor” cümlesi, bakım giderinin ağırlığını tek başına kanıtlamaz.
Tedbir nafakasında ikinci önemli ayrım, eş için istenen nafaka ile çocuk lehine istenen tedbir iştirak desteğinin birbirine karıştırılmamasıdır. Eş lehine tedbir nafakası, dava süresince geçim desteğidir. Ortak çocuk lehine verilen tedbir ise çoğu dosyada karar kesinleşince iştirak nafakası rejimine evrilir. Bu nedenle talep paragrafında “davacı eş için aylık … TL, ortak çocuk … için aylık … TL” ayrımı açık kurulmalıdır. Tek rakamla kurulan genel talep, infaz ve temyiz aşamasında problem çıkarır.
| Önlem başlığı | Hukuki dayanak | Başlangıç / süre | Mahkemenin baktığı belgeler | Yanlış kurgu riski |
|---|---|---|---|---|
| Eş lehine tedbir nafakası | TMK 169, 185/3, 186/1-3 | Kural olarak dava tarihinden, karar kesinleşinceye kadar | Gelir kayıtları, kira, kredi, fatura, yaşam standardı verileri | Sırf gelir bulundu diye ihtiyaç yok sayılması veya miktarın belgelenmemesi |
| Çocuk lehine geçici nafaka | TMK 169, 182, 185/2 | Dava tarihinden itibaren; kesinleşmeyle iştirak nafakasına dönüşebilir | Okul, servis, sağlık, bakım, günlük yaşam giderleri | Çocuk giderlerini eş nafakası içinde eritmek |
| Geçici velayet ve kişisel ilişki | TMK 169, 182 | Yargılama boyunca; koşullar değişirse ara kararla revize edilebilir | Çocuğun yaşı, bakım düzeni, okul, tanıklar, sosyal inceleme | Açık hüküm istememek veya fiili durumu karara bağlatmamak |
| Aile konutu / barınma önlemi | TMK 169, 186/1 | Dava süresince geçici kullanım düzeni | Tapu-kira sözleşmesi, fiili oturum, çocukların yerleşik düzeni | Mülkiyet tartışmasıyla geçici kullanım talebini karıştırmak |
Tablonun tamamını görmek için tabloyu sağa ve sola kaydırabilirsiniz.
Geçici Velayet ve Kişisel İlişki Kararı Nasıl Kurulur?
TMK 169 uygulamasında en görünür hata, geçici velayet talebinin açıkça hükme bağlatılmamasıdır. “Çocuk zaten benimle” düşüncesi pratikte yeterli değildir. Okul kaydı, sağlık randevusu, pasaport işlemi, banka hesabı, yurt dışı seyahati veya kolluk müdahalesi gerektiğinde yazılı ve icra edilebilir bir ara karar aranır. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2014/10796 E., 2014/12318 K. sayılı kararında, tarafın geçici velayet talebi bulunduğu hâlde mahkemenin bu konuda olumlu veya olumsuz hüküm kurmaması bozma sebebi sayılmıştır. Bu karar, “talep var ama ara kararda geçmemiş” rahatlığının ne kadar riskli olduğunu açık biçimde gösterir.
Geçici velayet bakımından ölçüt, boşanma sonunda verilecek kesin velayet ölçütüyle benzer eksende ilerler; ancak daha hızlı ve mevcut düzeni koruyucu bir bakışla kurulur. Hâkim, çocuğun yaşı, kimin yanında kaldığı, günlük bakımın fiilen kim tarafından üstlenildiği, okul ve sağlık sürekliliği, kardeşlerin ayrılmaması, taraflar arasındaki çatışmanın çocuk üzerindeki etkisi ve kişisel ilişki düzeninin uygulanabilirliği üzerinde durur. Bu aşamada geniş bir psikososyal rapor beklenmeyebilir; fakat öğretmen yazısı, okul devam bilgisi, sağlık randevuları, bakım planı, tanık beyanı ve gerektiğinde sosyal inceleme talebi dosyaya yön verir.
Kişisel ilişki düzeni kurulmayan dosyalarda ikinci bir sorun çıkar: fiili görüşme düzeni belirsiz kaldıkça hem icra uyuşmazlığı hem de çocuğun baskı altında kalması riski artar. Taraflar aynı şehirde mi, farklı şehirlerde mi yaşıyor; okul dönemi, bayram, yaz tatili ve teslim saatleri nasıl olacak; küçük yaşta refakat gerekecek mi; şiddet veya ciddi çatışma iddiası varsa teslim yeri nasıl belirlenecek? Bu başlıkların hiçbiri “sonra konuşuruz” denilerek geçilmemelidir. Aksi halde dosya, boşanmanın esasından önce teslim krizi üretir.
Karar notu: Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2019/223 E., 2019/849 K. sayılı kararı, davalının cezaevinde hükümlü olmasının çocuk lehine tedbir ve iştirak nafakası bakımından otomatik muafiyet yaratmadığını vurgular. Bu çizgi, geçici önlemlerde “geliri yoktur, o halde hiçbir karar verilemez” savunmasının her dosyada kabul görmeyeceğini gösterir.
Barınma, Aile Konutu ve Malvarlığına İlişkin Önlemler
TMK 169 yalnız para akışını düzenlemez; yaşam alanını da düzenler. Çocukların okul çevresi, taraflardan birinin gelir yetersizliği, evden uzaklaştırma riskinin bulunması veya ortak konutun fiilen tek tarafça kullanılması gibi hallerde aile konutunun geçici kullanımının hangi eşe bırakılacağı ciddi sonuç doğurur. Buradaki amaç tapu sahibini kalıcı olarak dışlamak değil, dava süresince düzeni korumaktır. Bu yüzden mülkiyet iddiası ile geçici kullanım talebi aynı cümle içinde birbirine karıştırılmamalıdır.
Malvarlığı yönetimine ilişkin önlemler de çoğu dosyada görünmez kalır. Oysa ortak kira geliri, aile bütçesini taşıyan hesap, işletme geliri üzerinden evin masraflarının karşılanması veya taraflardan birinin diğerinin alacaklısına ödeme yapmasını engelleyecek nitelikte tasarruf riski varsa, mahkemenin ödeme emri, tasarruf yetki kısıtlaması veya belirli gelirin belirli gidere yönlendirilmesine ilişkin ara karar kurması istenebilir. Yıldırır’ın çalışması, bu önlemlerin aile hukukuna özgü geçici koruma niteliğini ve maddi hukuk bağlantısını özellikle vurgular.
Uygulamada bu alandaki temel hata, yalnız “aile konutu bana tahsis edilsin” denilip bunun nedeninin belgelenmemesidir. Çocuğun o evde yaşadığına dair okul adres bilgisi, kira veya tapu kaydı, fiili kullanım, başka uygun konut imkânının bulunmaması, sağlık veya güvenlik gerekçesi, faturaların kim tarafından ödendiği gibi veriler görünmezse talep zayıflar. Aynı şekilde hesaplara veya gelirlere yönelik koruma istenirken hangi hesaptan hangi giderin karşılandığı açık kurulmalıdır.
Süre, Başlangıç, Mahkeme, Belgeler ve Usul Riski
TMK 169 önlemlerinin en önemli zaman kuralı, boşanma veya ayrılık davasının açılmasıyla devreye girmesidir. Bu önlemler kural olarak dava tarihinden itibaren etki doğurur ve boşanma hükmü kesinleşinceye kadar sürer. Bu yüzden “önce esas hakkında karar çıksın, sonra nafaka isteriz” yaklaşımı zarar verir. Dava içindeki geçici önlem, sonradan geçmişe dönük biçimde her zaman telafi edilemez. Çocuk ya da eş dava sürerken fiilen desteksiz kalmışsa, bunun dosya üzerindeki zararı nihai hükümle tamamen giderilmeyebilir.
Görevli mahkeme kural olarak 4787 sayılı Kanun gereği aile mahkemesidir; aile mahkemesi bulunmayan yerlerde asliye hukuk mahkemesi aile mahkemesi sıfatıyla yargılama yapar. Yetki bakımından boşanma davasındaki genel çerçeve uygulanır; eşlerden birinin yerleşim yeri veya davadan önce son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesi gündeme gelir. Önlem talebi ayrıca bağımsız dava olarak değil, çoğu durumda boşanma dosyası içinde ara karar talebi olarak kurulmalıdır. Boşanma davası açılmışken TMK 169 talebini ayrı TMK 197 davası mantığıyla yürütmek gereksiz usul tartışması çıkarabilir.
Belgeler bakımından dosya şu omurgayı taşımalıdır: boşanma dava dilekçesi, nüfus kayıt örneği, çocukların okul ve sağlık belgeleri, SGK ve gelir kayıtları, kira sözleşmesi veya tapu kaydı, banka dekontları, kredi ve fatura örnekleri, varsa şiddet veya uzaklaştırma kararları, tanık isimleri, çocukların fiilen kimle yaşadığını gösteren deliller. Sık yapılan hata, yalnız tanıkla yetinmektir. Tanık önemlidir; fakat gelir ve gider tartışması belgesiz kalırsa mahkeme miktarı aşağıdan kurabilir veya bazı önlemleri hiç alamayabilir.
Usul riski: Boşanma davası içinde istenen TMK 169 tedbir nafakasını bağımsız TMK 197 tedbir nafakasıyla karıştırmak, geçici velayet hakkında açık hüküm istememek, çocuk ve eş için ayrı nafaka kalemi kurmamak ve talebi “karar verilmesini talep ederiz” düzeyinde bırakmak dosyada en çok bozma ve eksik inceleme sebebi yaratan başlıklardır.
Yargıtay Çizgisi Dosyada Neyi Değiştirir?
Yargıtay kararları TMK 169 bakımından üç ana ekseni sabitliyor. Birinci eksen, hâkimin re’sen önlem alma yükümlülüğüdür. 2010/971 E., 2011/2165 K. ile 2013/18233 E., 2014/13 K. sayılı kararlar, tarafların ekonomik ve sosyal durumları dikkate alınarak dava tarihinden geçerli olmak üzere uygun tedbir nafakasına hükmedilmesi gerektiğini açıkça söylüyor. Bu nedenle mahkeme “talep net değil” demeden önce dosyanın ihtiyacını görmelidir; avukat ise bu re’sen yükümlülüğe güvenip dosyayı belgesiz bırakmamalıdır.
İkinci eksen, TMK 169 ile TMK 197 arasındaki yol ayrımıdır. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2016/9729 E., 2016/10175 K. sayılı kararında, boşanma davası içindeki tedbir nafakası talebinin TMK 197 kapsamında değerlendirilmesi yanlış bulunmuştur. Bu kararın pratik sonucu çok nettir: boşanma davası açıldıktan sonra eşin geçici geçim desteği ihtiyacını 169. madde zeminiyle kurmak gerekir. Aksi halde mahkeme yanlış hukuki filtre uygulayabilir ve talep gereksiz şekilde daralır.
Üçüncü eksen, çocuklara ilişkin geçici kararların açık hüküm hâline getirilmesi zorunluluğudur. 2014/10796 E., 2014/12318 K. sayılı karar, geçici velayet talebi bulunduğu hâlde mahkemenin bu konuda olumlu veya olumsuz karar kurmamasını bozma sebebi saymıştır. Bu çizgi, “fiili durum zaten oluştu” rahatlığını hukuken geçersiz kılar. Çocuğun kimin yanında kalacağı ve kişisel ilişki düzeni yazılı karara bağlanmadığında, uyuşmazlık sahaya taşar.
2019/223 E., 2019/849 K. sayılı karar da bir başka kritik noktayı ortaya koyar: nafaka yükümlüsü eşin cezaevinde olması, ortak çocuk lehine tedbir ve iştirak nafakası bakımından kendiliğinden muafiyet yaratmaz. Mahkeme tarafın mali gücünü araştırır; fakat yükümlülüğü soyut biçimde kaldırmaz. Bu karar, “gelir yoktur” savunmasının her durumda yeterli olmadığını ve çocuk lehine korumanın dosyada ayrıca tartılması gerektiğini göstermektedir.
Somut örnek: Davacı kadın iki çocukla birlikte ortak konutta kalmaya devam ediyor; erkek farklı şehirde çalışıyor ve düzenli maaş alıyor. Dava dilekçesinde yalnız “nafaka ve velayet talep ederiz” denilmiş, fakat okul servis gideri, çocuğun düzenli terapi masrafı, aile konutunun kullanım ihtiyacı ve hafta sonu kişisel ilişki planı somutlaştırılmamış olsun. Bu dosyada mahkeme tedbir kurabilir; ancak miktar düşük kalabilir, geçici velayet açık hükme bağlanmayabilir ve kişisel ilişki teslim yeri tartışmalı kalabilir. Aynı dosyada maaş bordrosu, okul ve sağlık faturaları, konut bilgisi, çocukların fiilen kimde kaldığını gösteren kayıtlar ile net talep kalemleri sunulursa TMK 169 kararı çok daha işlevsel hale gelir.
Dilekçede Talep Bölümü Nasıl Yazılmalı?
TMK 169 talepleri çoğu zaman dilekçenin sonunda tek paragrafta geçiştirilir. Bu yöntem zayıftır. Doğru yaklaşım, önlem taleplerini kalem kalem ayırmaktır: eş lehine tedbir nafakası, çocuk lehine geçici nafaka, geçici velayet, kişisel ilişki, aile konutunun geçici kullanımı ve gerekiyorsa belirli giderlerin doğrudan ödenmesi. Hangi önlem için hangi olay ve hangi belgeye dayandığınız görünür olmalıdır.
Örnek talep iskeleti:
1. Dava tarihinden geçerli olmak üzere davacı eş yararına aylık [miktar] TL tedbir nafakasına, ortak çocuk [adı] yararına aylık [miktar] TL geçici nafakaya karar verilmesini;
2. Ortak çocukların geçici velayetinin yargılama süresince davacıya bırakılmasını, davalı ile çocuklar arasında yaş, okul düzeni ve şehir farkı gözetilerek açık kişisel ilişki takvimi kurulmasını;
3. Aile konutu niteliğindeki [adres] taşınmazın dava sonuna kadar davacı ve çocukların kullanımına tahsis edilmesini; kira, aidat veya kredi ödemeleri bakımından uygun geçici düzen kurulmasını;
4. Tarafların gelir ve gider durumunun SGK, vergi kayıtları, banka hareketleri ve gerektiğinde müzekkere ile araştırılmasını; çocukların okul ve sağlık giderlerinin dosyaya alınmasını talep ederiz.
Bu iskelet somut dosyaya göre genişletilir. Şiddet, uzaklaştırma kararı, özel sağlık ihtiyacı, yurt dışı okul düzeni veya özel eğitim gideri varsa ayrıca yazılır. Aksi halde mahkemenin görmediği ihtiyacın ara kararda yer almasını beklemek gerçekçi değildir.
Sık Sorulan Sorular
Yargıtay uygulamasında güvenli çizgi dava tarihidir. Bu nedenle talep açık kurulmalı ve dava açılış tarihi dosyada net olmalıdır.
Evet, hâkimin re’sen önlem alma yükümlülüğü vardır. Buna rağmen talebi açık yazmak ve çocuğun fiili durumunu belgelemek gerekir; aksi halde eksik veya belirsiz ara karar riski artar.
Her dosyada değil. Boşanma veya ayrılık davası açılmışsa geçici eş ve çocuk önlemleri kural olarak TMK 169 içinde değerlendirilir. Yanlış hukuki yol seçimi gereksiz usul tartışması doğurabilir.
Hayır. Tedbir nafakası dava sürerken geçici korumadır. Yoksulluk nafakası ise boşanma kararının kesinleşmesinden sonraki ayrı rejimdir ve şartları farklıdır.
Evet. Cezaevinde bulunmak yükümlülüğü otomatik kaldırmaz. Mahkeme mali gücü ve somut koşulları araştırarak çocuk lehine geçici nafaka değerlendirmesi yapar.
Kural olarak boşanma hükmünün kesinleşmesine kadar sürer. Ancak koşullar değişirse aynı dosya içinde ara kararın değiştirilmesi istenebilir.
Sonuç
TMK 169, boşanma dosyasının tali değil, çoğu zaman en acil ayağıdır. Dava sürerken eşlerin barınması, çocukların günlük düzeni, geçim yükü ve aile konutunun kullanımı hakkında açık ve uygulanabilir ara karar kurulmadığında, nihai hüküm beklenirken fiili zarar büyür. Güçlü bir TMK 169 talebi; doğru madde ayrımını, dava tarihinden başlayan zaman etkisini, görevli aile mahkemesini, gelir-gider belgelerini, çocuk odaklı velayet verisini ve açık talep kalemlerini aynı anda taşır.
Boşanma dosyanızda geçici önlem ihtiyacı doğduysa, ilk dilekçe ve ilk ara karar aşaması çoğu zaman dosyanın geri kalanını belirler. Tedbir nafakası, geçici velayet, aile konutu kullanımı ve kişisel ilişki düzeni doğru kurulmadığında sonradan düzeltme maliyeti yükselir. Dosyanın somut belgeleriyle birlikte kısa bir ön inceleme yapmak isterseniz iletişim sayfası üzerinden ulaşabilirsiniz.
Kaynakça ve Atıf Listesi
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu .
- 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama
4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun .
- 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin
6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun .
Mahkeme Kararları
- Yargıtay 2. HD, 2010/971 E., 2011/2165 K., 10.02.2011.
- Yargıtay 2. HD, 2016/9729 E., 2016/10175 K., 24.05.2016.
- Yargıtay 2. HD, 2014/10796 E., 2014/12318 K., 04.06.2014.
- Yargıtay 2. HD, 2019/223 E., 2019/849 K., 11.02.2019.
Bilimsel Çalışmalar
- Genç-gelgeç, Berrak, “TMK md. 169 Gereğince Boşanma veya Ayrılık Davası Süresince Alınabilecek Geçici Önlemler”, 2023.
- Yıldırır, Efe Can, “TMK m. 169 Uyarınca Boşanma Davası Süresince Eşlere İlişkin Alınan Geçici Önlemler”, 2024.
- Pekmez, Cüneyt, “Tedbir Nafakasına İlişkin Güncel Yargıtay Kararlarının İncelenmesi”, 2021.
