Bir trafik kazasından, ameliyat hatasından ya da işyerindeki ağır bir yaralanmadan sonra dosya çoğu kez aynı yerde sıkışıyor: zarar var, sorumlu da yaklaşık olarak biliniyor, fakat dava ne zaman açılmalı? Bir kısım insanlar ceza soruşturması sürdüğü için sürenin işlemediğini sanıyor. Bir kısmı da olay tarihinden iki yıl geçtiyse her şeyin bittiğini düşünüyor. İkisi de her dosyada doğru değil. Haksız fiilde zamanaşımı, takvim hesabından ibaret bir teknik ayrıntı değildir; hangi tarihin “öğrenme” sayılacağı, fiilin suç oluşturup oluşturmadığı, özel kanunda ayrı süre bulunup bulunmadığı ve davanın kime yöneltileceği birlikte okunmadığında haklı talep doğrudan süre itirazına çarpabilir.
Bu içerik 20.05.2026 itibarıyla hazırlanmıştır. Yazı; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 72, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m. 66 ve 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu m. 109; ayrıca Anayasa Mahkemesinin 2021/52229 başvuru numaralı kararı, açık erişimli Yargıtay karar aynaları ve DergiPark’taki öğreti çalışmaları birlikte değerlendirilerek hazırlanmıştır. Açık kamu arşivinde tam metnine doğrudan erişilemeyen bazı Yargıtay kararlarında, tarih ve esas-karar numarası erişilebilir ikincil kaynaklar üzerinden kontrol edilmiş; doğrulanamayan unsur metne taşınmamıştır.
Kısa cevap: TBK m. 72’ye göre haksız fiilden doğan tazminat talebi, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten itibaren 2 yıl; her hâlde fiilin işlendiği tarihten itibaren 10 yıl içinde ileri sürülmelidir. Fiil aynı zamanda ceza kanunlarında daha uzun zamanaşımı öngören bir suç oluşturuyorsa, o daha uzun süre de devreye girebilir. Fakat bu hesabı yapmadan önce üç soru mutlaka cevaplanmalıdır: gerçekten ne zaman öğrenildi, özel kanunda ayrı süre var mı, dava yalnız gerçek kişiye mi yoksa şirket/sigortacı/işleten gibi başka sorumlulara da mı yöneltilecek? (TBK m. 72; KTK m. 109)
Temel ayrım: “Öğrenme” ile “öğrenebilecek durumda olmak” aynı şey değildir. Anayasa Mahkemesi, başvurucunun zarar sebebini veya sorumluyu gerçekçi biçimde tespit edemeyeceği bir tarihte zamanaşımının başlatılmasını şekilci bulmuştur. Bu ayrım özellikle teknik bilirkişi gerektiren patlama, elektrik çarpması, tıbbi müdahale, meslek hastalığı ve karmaşık şirket zararı dosyalarında sonucu değiştirir. Bir başka kritik ayrım da şudur: TBK m. 72 genel kuraldır; trafik kazasında KTK m. 109 gibi özel hüküm varsa önce o düzenleme kontrol edilir. (AYM, B. No: 2021/52229; KTK m. 109)
TBK 72 Tam Olarak Neyi Düzenler?
TBK m. 72, haksız fiilden doğan tazminat isteminin süre rejimini üç katmanlı biçimde kurar. Birinci katman, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayan 2 yıllık kısa süredir. İkinci katman, fiilin işlendiği tarihten başlayan 10 yıllık kesin üst sınırdır. Üçüncü katman ise, fiil suç teşkil ediyor ve ceza kanunu daha uzun süre öngörüyorsa devreye giren uzamış ceza zamanaşımıdır. Dosya yönetiminde yapılan en yaygın hata, bu üç katmanı tek bir “2 yıl geçti mi?” sorusuna indirgemektir.
Bu madde yalnız basit kaza dosyalarını ilgilendirmez. haksız fiil tazminatı, destekten yoksun kalma, bedensel zarar ve manevi tazminat dosyalarının tamamında süre rejimi arka planda TBK m. 72 ile ilişkilidir. Ancak bazı alanlarda özel kanunlar ek kural getirir. Motorlu araç kazalarında KTK m. 109, TBK m. 72 ile çok benzer bir iki yıllık ve on yıllık çerçeve kurar; bu yüzden trafik dosyasında “sadece TBK’ya baktım” demek eksik inceleme sayılır. Basın yoluyla kişilik hakkı ihlali, fikrî haklar veya rekabet uyuşmazlıklarında da özel kanun kontrolü ayrıca gerekir.
| Süre türü | Dayanak | Başlangıç | Pratik anlamı |
|---|---|---|---|
| Kısa süre | TBK m. 72/1 ilk cümle | Zararın ve tazminat yükümlüsünün öğrenildiği tarih | Öğrenme tarihi yanlış kurulursa dava gereksiz yere süre dışı sayılabilir |
| Kesin üst sınır | TBK m. 72/1 ilk cümle | Fiilin işlendiği tarih | Dosya yıllarca sürse de olay tarihine bağlı tavan süre ayrıca kontrol edilir |
| Uzamış ceza zamanaşımı | TBK m. 72/1 ikinci cümle | Ceza kanunundaki rejime göre | Suç teşkil eden fiillerde 2 yıl yerine daha uzun süre uygulanabilir |
| Özel kanun süresi | Örneğin KTK m. 109 | Özel hükmün kendi sistemine göre | Genel kuralı körlemesine uygulamak yanlış kanuni dayanak riski doğurur |
Tablonun tamamını görmek için tabloyu sağa ve sola kaydırabilirsiniz.
İki Yıllık Süre Ne Zaman Başlar?
TBK m. 72 bakımından kilit soru, zarar görenin hangi tarihte “yeterli bilgiye” sahip sayılacağıdır. Sadece olayın yaşanmış olması yetmez. Zararın hukuken anlamlı boyutu ile tazminat yükümlüsünün kim olduğu birlikte öğrenilmelidir. Anayasa Mahkemesi, 2021/52229 başvurusunda, zarar ve sorumlu kişi gerçekten bilinemeyecek durumdayken sürenin başlatılmasının başvurucuya orantısız yük yükleyeceğini belirtti. Kararda açıkça, bunlardan yalnız birinin öğrenilmesinin yeterli olmadığı ve “öğrenebilecek durumda olmak” ölçütünün tek başına süreyi başlatmayacağı vurgulandı. Bu yaklaşım, özellikle teknik nedenin sonradan netleştiği dosyalarda güçlüdür. (AYM, B. No: 2021/52229)
Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin E. 2013/2035, K. 2013/5546 sayılı kararında da benzer bir çizgi vardır. Kararda davacının, menfi tespit davası kesinleşmeden gerçekten alacak hakkı sahibi olduğunu öğrenemeyeceği kabul edilmiş; bu nedenle zamanaşımı başlangıcının ilk ödeme tarihi değil, menfi tespit sürecinin netleştiği tarih olduğu belirtilmiştir. Bu içtihat, zararın soyut ihtimal ile somut zarar arasındaki farkını gösterir. Kimi dosyada olay tarihi ile zararın kesinleştiği tarih aynı gün değildir. Hekim kusurunun bilirkişi raporuyla anlaşılması, elektrik hattının teknik aykırılığının sonradan belirlenmesi ya da sahte işlem nedeniyle gerçek parasal zararın daha geç ortaya çıkması bu ayrımı doğurabilir.
Yine de “zararı henüz tam hesaplayamıyorum” demek her zaman süreyi durdurmaz. Öğrenme için zarar kalemlerinin kuruş kuruş hesaplanmış olması gerekmez; fakat dava açmaya yetecek ölçüde zararın varlığı, mahiyeti ve olası sorumlular anlaşılmış olmalıdır. Dosyada şu tarihler ayrı ayrı yazılmadan güvenli değerlendirme yapılamaz: olay tarihi, ilk tıbbi/teknik tespit tarihi, failin veya sorumlu kurumun öğrenildiği tarih, kusur raporu tarihi, ceza dosyası gelişimi ve varsa ihtar/başvuru tarihi. Uygulamada süre kaybı çoğu zaman hukuk bilgisinden değil, bu tarihlerin düzgün toplanmamasından doğar.
Yanlış başlangıç riski: Sigorta şirketine başvuru yapmış olmak, ceza şikâyetinde bulunmuş olmak veya idareye dilekçe vermiş olmak her dosyada kendiliğinden zamanaşımı hesabını çözmez. Hangi tarihte hangi unsurun öğrenildiği ve bu tarihin hangi belgeyle ispatlanacağı ayrı kurulmazsa davalı taraf ilk itiraz olarak süre defi ileri sürer. Özellikle bilirkişi gerektiren teknik dosyalarda “olayı biliyordun, o halde zararı da biliyordun” savunmasına karşı belge zinciri önceden hazırlanmalıdır.
On Yıllık Kesin Süre ve Devam Eden Haksız Fiil Sorunu
TBK m. 72’deki on yıllık süre, kısa süreden bağımsız bir üst sınırdır. Kural olarak fiilin işlendiği tarihten başlar. Bu yüzden mağdurun zararı sonradan tam kavraması veya tazminat miktarını daha geç hesaplaması, her durumda on yıllık tavanı ortadan kaldırmaz. Kısmi dava, ek dava veya ıslah planlanıyorsa yalnız öğrenme tarihi değil, fiil tarihi de dikkatle izlenmelidir. Birçok dosyada ilk dava süresinde açılır, fakat ek talep veya artırım daha sonra yapılırken bu üst sınır gözden kaçar.
Bununla birlikte her olay tek anlık fiil değildir. Anayasa Mahkemesinin yine 2021/52229 sayılı kararında aktardığı Yargıtay Hukuk Genel Kurulu çizgisine göre, zarara neden olan haksız eylem devam ettiği sürece zamanaşımının başladığından söz edilemeyen durumlar da vardır. Sürekli el atma, devam eden yayın, sürmekte olan hukuka aykırı kullanım veya etkisi kesintisiz devam eden bazı eylemler bu tartışmayı doğurur. Burada kritik nokta, “zararın etkisi sürüyor” ile “haksız eylem sürüyor” ayrımıdır. Her uzun süreli sonuç, devam eden haksız fiil sayılmaz; eylemin veya ihlalin sürmekte olduğunu göstermek gerekir.
| Senaryo | Başlangıç hesabında odak | Kontrol edilecek belge | Hata riski |
|---|---|---|---|
| Tek seferlik trafik kazası | Olay tarihi + öğrenme tarihi | Kaza tespit tutanağı, sağlık raporu, başvuru kaydı | Özel kanun olan KTK m. 109’u gözden kaçırmak |
| Teknik kusuru sonradan anlaşılan patlama/elektrik olayı | Gerçek sorumlunun öğrenildiği tarih | Bilirkişi raporu, ceza dosyası, uzman incelemesi | Salt olay gününü başlangıç almak |
| Devam eden müdahale veya yayın | Eylemin sürüp sürmediği | Tutanak, yayın kaydı, kaldırma tarihi, ihtar cevabı | Sonucun devamını, eylemin devamı sanmak |
| Ek dava / ıslah | Hem öğrenme hem fiil tarihi | İlk dava tarihi, ıslah dilekçesi, bilirkişi raporu | İlk dava açıldı diye üst sınırın artık önem taşımadığını varsaymak |
Tablonun tamamını görmek için tabloyu sağa ve sola kaydırabilirsiniz.
Uzamış Ceza Zamanaşımı Ne Zaman Devreye Girer?
TBK m. 72/1’in ikinci cümlesi, fiil aynı zamanda ceza kanunlarının daha uzun zamanaşımı öngördüğü cezayı gerektiren bir fiilden doğuyorsa o daha uzun sürenin uygulanacağını söyler. Buradaki ilk şart, fiilin gerçekten suç niteliği taşımasıdır. İkinci şart, ceza zamanaşımının TBK’daki 2 ve 10 yıllık rejime göre somut dosyada daha uzun koruma sağlamasıdır. Üçüncü şart ise, bu analizin ceza yargılamasının fiilen açılmış olmasına bağlanmamasıdır. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2022/942, K. 2022/3023 sayılı kararında bunu açıkça ifade etti: ceza davasının açılmış olması gerekmez; takipsizlik kararı verilmiş olsa bile hukuk hâkimi fiilin suç niteliğini saptarsa uzamış ceza zamanaşımını uygular. (TBK m. 72; Yargıtay 3. HD, 31.03.2022)
Aynı kararda önemli bir ikinci nokta daha var. Elektrik çarpması nedeniyle ağır yaralanma dosyasında Yargıtay, eylemin TCK m. 66 anlamında daha uzun süreli ceza zamanaşımına tabi olabileceğini ve sekiz yıllık sürenin dolmadığını belirterek iki yıllık TBK süresi gerekçesiyle verilen ret kararını bozdu. Bu örnek, uzamış ceza zamanaşımının soyut teori olmadığını gösterir. Ağır yaralanma, ölüm, tehlikeli faaliyet, sahtecilik, dolandırıcılık ya da kamu görevlisinin görevi kötüye kullanmasıyla bağlantılı bazı zarar dosyalarında dosyanın ceza hukuku boyutu mutlaka ayrıca incelenmelidir.
Ceza zamanaşımının kimlere uygulanacağı da ayrıca önemlidir. Yalnız fiili işleyen gerçek kişi hakkında uzun süre kabul edilip şirket, işleten veya tüzel kişi hakkında kısa sürenin uygulanması uygulamada ciddi çelişki yaratır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun E. 2012/4-319, K. 2012/619 çizgisi ve bunu izleyen Yargıtay 3. HD kararı, tüzel kişinin organının işlediği haksız fiil aynı zamanda suç ise uzun ceza zamanaşımının tüzel kişi aleyhine açılan tazminat davasında da dikkate alınabileceğini kabul eder. Bu yüzden işveren, şirket, medya kuruluşu, elektrik dağıtım şirketi veya işleten gibi davalılarda “ceza süresi yalnız gerçek kişi için geçerlidir” varsayımı güvenli değildir.
| Kontrol başlığı | Sorulacak soru | Dayanak | Pratik sonuç |
|---|---|---|---|
| Suç niteliği | Fiil ceza kanununa göre suç oluşturuyor mu? | TBK m. 72/1, TCK ilgili suç maddesi | Uzamış süre ancak cezayı gerektiren fiilde gündeme gelir |
| Daha uzun süre | Ceza zamanaşımı gerçekten daha mı uzun? | TCK m. 66 | Kısa süreyi değil uzun süreyi uygulama imkânı doğar |
| Ceza dosyası şartı | Ceza davası açılmadıysa yine uygulanır mı? | Yargıtay 3. HD, E. 2022/942, K. 2022/3023 | Sadece takipsizlik var diye uzun süreyi peşinen dışlamamak gerekir |
| Tüzel kişi etkisi | Şirket veya kurum aleyhine de uygulanır mı? | HGK, E. 2012/4-319, K. 2012/619 | Gerçek kişi ile tüzel kişi için farklı süre kabulü her dosyada doğru değildir |
Tablonun tamamını görmek için tabloyu sağa ve sola kaydırabilirsiniz.
Özel Kanun Ayrımı: Trafik Kazasında TBK 72 mi, KTK 109 mu?
Haksız fiil deyince en sık karşılaşılan dosya trafik kazasıdır. Fakat motorlu araç kazalarında yalnız TBK m. 72’ye bakmak yeterli değildir. KTK m. 109, maddi zarar talepleri için zarar ve sorumlunun öğrenildiği tarihten itibaren 2 yıl, kaza gününden itibaren 10 yıl kuralını ayrıca yazar ve suç teşkil eden fiillerde daha uzun ceza zamanaşımının maddi tazminat bakımından da uygulanacağını açıkça söyler. Bu düzenleme ile TBK m. 72 arasında akrabalık bulunsa da dosya stratejisinde özel kanun maddesini atlamak doğru değildir. Özellikle sürücü, işleten, araç sahibi, sigortacı ve varsa destekten yoksun kalanlar bakımından dava mimarisi KTK merkezli kurulmalıdır.
Buradaki ikinci önemli ayrım, her zarar kaleminin aynı usulle ve aynı davalı setiyle yürümemesidir. Bedensel zarar, sürekli iş göremezlik, bakıcı gideri, manevi tazminat, araç değer kaybı ve sigortacıya yöneltilecek talepler aynı zaman çizelgesinde görünse bile belge ve davalı örgüsü farklı olabilir. Bu nedenle olay tarihini tek satır yazıp bütün talepleri aynı torbaya atmak yerine, her talep kalemi için hangi kanun maddesinin ve hangi sürenin uygulanacağı ayrıca gösterilmelidir. Uygulamada pek çok süre tartışması, dosya içi ayrımların başlangıçta yapılmamasından kaynaklanır.
Görevli Mahkeme, Başvuru Yolu, Belgeler ve Dosya Pratiği
Zamanaşımı tartışması, görevli mahkeme ve doğru başvuru yolundan bağımsız değildir. Genel haksız fiil davası çoğu kez asliye hukuk mahkemesinde görülür; fakat trafik ve sigorta uyuşmazlıklarında asliye ticaret mahkemesi veya sigorta tahkimi, iş kazasında iş mahkemesi, kamu hastanesinden doğan zararda idari yargı, tüketici ilişkisi içeren bazı sağlık ve hizmet uyuşmazlıklarında tüketici mahkemesi gündeme gelebilir. Yanlış yargı yoluna başvurmak yalnız usulden ret riski doğurmaz; bazı dosyalarda süre de çalışmaya devam eder. Bu yüzden “önce bir yerde dava açalım, sonra düzeltiriz” yaklaşımı tehlikelidir.
Belge seti ise en az mahkeme seçimi kadar önemlidir. Olayın niteliğine göre kaza tespit tutanağı, ceza soruşturması evrakı, bilirkişi raporları, epikrizler, sağlık kurulu raporları, şirket yazışmaları, ihtarnameler, eksper raporları, teknik servis kayıtları, sigorta başvuru dosyası, noter tespitleri ve tebligat evrakı süre hesabını doğrudan etkileyebilir. Özellikle “öğrenme tarihi” iddiasını ileri sürüyorsanız bunu hisle değil belgeyle kurmak zorundasınız. Rapora erişim tarihi, kararın tebliğ tarihi, ödeme reddi tarihi veya kurum cevabının tarihi görünür olmazsa mahkeme çoğu zaman daha erken bir tarihi esas alır.
| Dosya türü | Muhtemel merci / mahkeme | İlk toplanacak belgeler | Yanlış yol / süre riski |
|---|---|---|---|
| Genel haksız fiil | Asliye hukuk mahkemesi | Olay tutanağı, ihtar, zarar belgesi, sorumluya ilişkin kayıt | Öğrenme tarihini soyut bırakmak |
| Trafik kazası | Somut yapıya göre asliye ticaret / asliye hukuk / sigorta tahkimi | Kaza tespit, poliçe, maluliyet raporu, başvuru evrakı | KTK m. 109 ve sigortacı başvurusunu karıştırmak |
| İş kazası | İş mahkemesi | SGK kayıtları, iş güvenliği belgeleri, ceza dosyası, sağlık raporu | SGK sürecini dava süresiyle aynı sanmak |
| Kamu kaynaklı zarar | İdari yargı veya somut olaya göre adli yargı | İdari işlem, başvuru cevabı, tebliğ kayıtları, uzman raporu | Yanlış yargı yolunda süre kaybetmek |
Tablonun tamamını görmek için tabloyu sağa ve sola kaydırabilirsiniz.
Somut örnek: Bir işçi 12 Mart 2023’te şantiyede yüksek gerilim hattına temas ederek ağır yaralanıyor. İlk gün olayın yaşandığı belli, fakat hattın mevzuata aykırı yakınlıkta kurulduğu ve dağıtım şirketinin kusurunun bulunduğu ancak 20 Ekim 2024 tarihli bilirkişi raporuyla netleşiyor. Eğer dava yalnız olay tarihine bakılarak 12 Mart 2025’e kadar açılmalı sanılırsa dosya hatalı daraltılır. Buna karşılık fiilin taksirle yaralama niteliği taşıdığı ve sorumlu şirket yönünden de uzamış ceza zamanaşımı tartışmasının bulunduğu gösterilebilirse süre analizi değişir. Dosyada kaza tutanağı, iş güvenliği raporu, bilirkişi raporu, ceza soruşturması ve sağlık kurul raporları birlikte okunmadan güvenli sonuca varılamaz.
Mahkeme Kararları Süre Hesabını Nasıl Değiştiriyor?
AYM, B. No: 2021/52229, öğrenme tarihinin şekli değil gerçekçi biçimde değerlendirilmesi gerektiğini vurguluyor. Teknik bir patlama dosyasında başvurucunun olay gününde kimin hangi ölçüde sorumlu olduğunu bilemeyeceğini, bu bilgiyi o gün öğrenmiş saymanın orantısız yük doğuracağını kabul ediyor. Bu kararın pratik sonucu açık: özellikle bilirkişi, uzman incelemesi veya uzun ceza soruşturması gerektiren dosyalarda öğrenme tarihi bir kalıp cümleyle geçiştirilemez.
Yargıtay 4. HD, E. 2013/2035, K. 2013/5546 ise, zararın gerçekten ne zaman öğrenildiği sorusunu alacak hakkının varlığı üzerinden tartışıyor. Menfi tespit davası kesinleşmeden davacının alacaklı olduğunu ve bu nedenle zarara uğradığını öğrendiği söylenemeyeceğini belirtiyor. Bu karar, “olay olmuştu, o halde zarar da bilinirdi” mantığının her dosyada geçerli olmadığını gösteriyor. Özellikle sahte işlem, yolsuz tahsilat, sicil kaydı, bankacılık veya kamu görevlisi hatası içeren dosyalarda zarar ancak başka bir yargısal süreçten sonra somutlaşabilir.
Yargıtay 3. HD, E. 2022/942, K. 2022/3023 kararı da uzamış ceza zamanaşımı bakımından kritik. Karar, ceza davası açılmamış veya takipsizlikle sonuçlanmış olsa bile hukuk hâkiminin fiilin suç niteliğini değerlendirerek uzun süreyi uygulayabileceğini söylüyor. Dahası, HGK 2012/4-319 çizgisine atıfla tüzel kişinin organ fiilinden doğan sorumluluğunda da uzun sürenin dikkate alınabileceğini kabul ediyor. Bu nedenle süre itirazına cevap verirken yalnız TBK m. 72 metnini değil, fiilin ceza hukuku niteliğini ve davalı yapısını da birlikte göstermek gerekir.
Sık Sorulan Sorular
Haksız fiilde iki yıllık süre olay tarihinden mi başlar?
Her zaman değil. TBK m. 72’ye göre kısa süre, zarar görenin hem zararı hem tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten itibaren başlar. Olay tarihi ile öğrenme tarihi aynı olabilir; ama teknik ve karmaşık dosyalarda farklılaşabilir.
Ceza davası açılmadıysa uzamış ceza zamanaşımı hiç uygulanmaz mı?
Hayır. Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 2022/942 esaslı kararında açıkça belirtildiği üzere, fiilin suç niteliği taşıması yeterli olabilir. Takipsizlik kararı verilmiş olması da tek başına uzun sürenin dışlanacağı anlamına gelmez.
Trafik kazasında sadece TBK 72’ye bakmak yeterli midir?
Hayır. Motorlu araç kazalarında KTK m. 109 ayrıca kontrol edilmelidir. Özellikle sigortacı, işleten ve sürücü yönünden başvuru ve dava stratejisi bu özel hükümle birlikte kurulmalıdır.
Öğrenme tarihi nasıl ispatlanır?
Bilirkişi raporu tebliği, ceza dosyası kararı, kurum cevabı, ihtar cevabı, sağlık kurulu raporu, sigorta ret yazısı veya mahkeme kararının kesinleşme tarihi gibi belgelerle ispatlanır. Soyut beyan çoğu zaman yeterli olmaz.
On yıllık üst sınır varken iki yıllık süre neden yine önemlidir?
Çünkü iki yıllık kısa süre daha erken dolabilir. Dava on yıllık üst sınıra takılmasa bile, öğrenme tarihinden itibaren iki yıl geçmişse zamanaşımı defiyle karşılaşılabilir. İkisi birlikte hesaplanmalıdır.
Yanlış mahkemede dava açmak zamanaşımı riskini artırır mı?
Evet. Özellikle idari yargı-adli yargı ayrımı, sigorta tahkimi seçeneği ve özel görev kuralları yanlış kurulursa usulden ret ve yeni dava açma süresinde sorun yaşanabilir. Görev ve süre hesabı aynı başlangıç kontrol listesinde yer almalıdır.
Result
Haksız fiilde zamanaşımı, ezberlenmiş “2 yıl – 10 yıl” formülünden ibaret değildir. Asıl mesele, hangi zararın ne zaman dava edilebilir olgunluğa ulaştığını, kimin tazminat yükümlüsü sayıldığını, fiilin suç niteliği taşıyıp taşımadığını ve özel kanunda ayrı rejim bulunup bulunmadığını birlikte okuyabilmektir. TBK m. 72’nin en kritik dersi budur: süre hesabı yalnız takvime değil dosyanın hukukî mimarisine bağlıdır. Bu yüzden olay tarihi, öğrenme tarihi, ceza dosyası, bilirkişi raporu, tebligat ve davalı seti baştan temiz kurulmadan açılan dava, esasa hiç girilemeden süre savunmasına yenilebilir.
Haksız fiil dosyasında en pahalı hata, zararı geç fark etmek değil; süre hesabını belgeye bağlamadan hareket etmektir. Çiftçi & Partners, tazminat ve sorumluluk uyuşmazlıklarında TBK m. 72, özel kanun hükümleri, uzamış ceza zamanaşımı, görevli mahkeme ve delil mimarisini birlikte değerlendirir. Ön inceleme için iletişim sayfası üzerinden ulaşabilir veya Av. Barış Berkay Çiftçi, LL.M. profilini inceleyebilirsiniz.
Kaynakça ve Atıf Listesi
Resmi Kaynaklar
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, m. 72.
- 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu, m. 66.
- 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu, m. 109.
Mahkeme Kararları
- Anayasa Mahkemesi, B. No: 2021/52229.
- Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2013/2035, K. 2013/5546, 26.03.2013.
- Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2022/942, K. 2022/3023, 31.03.2022.
- Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2012/4-319, K. 2012/619, 26.09.2012.
Bilimsel Çalışmalar
- Kadir Bağcı, “Haksız Fiilde Ceza Zamanaşımı Süresi”, Türkiye Adalet Akademisi Dergisi, 2016.
- Hayrunnisa Altın, “Haksız Fiillere Ceza Kanunlarındaki Zamanaşımının Uygulanması”, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, 2020.
- Mustafa Sonkurt, “Olağanüstü Zamanaşımının Haksız Fiillere Uygulanması”, Dicle Adalet Dergisi, 2023.
