CMK m. 155, sanığın kanuni temsilcisine duruşma gün ve saatinin bildirilmesini; eşe ise ayrıca tebligat çıkarılmaksızın duruşmaya kabul ve istem üzerine dinlenme imkânı tanınmasını öngörmektedir. İtiraz veya diğer kanun yolu hakları çoğu dosyada çok kısa sürelerde kullanıldığından, özellikle yedi günlük itiraz rejimine giren işlemlerde temsil sıfatını gösteren belge, hazır bulunma talebi ve tutanak şerhi aynı celsede kurulmazsa savunma zemini daralabilmektedir.
Bir küçüğün veya kısıtlının ceza davasında ilk celse çoğu defa yalnız sanığın savunmasına değil, yargılamanın usul güvenliğine de yön vermektedir. Duruşma gününün kanuni temsilciye usulüne uygun bildirilmemesi, eşin salona alınma talebinin kapıda fiilen karşılıksız bırakılması, istem bulunduğu hâlde temsilcinin açıklamasının tutanağa geçirilmemesi yahut sanığın SEGBİS ile katılımının aile yakınının salonda bulunması gerekçesiyle yeterli görülmesi, ilk bakışta küçük usul eksikliği gibi görünse de sonradan savunma hakkının hangi zeminde kullanıldığını tartışmalı hâle getirmektedir. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 155’inci maddesi, tam da bu kırılma noktasında devreye girmekte; sanığın kanuni temsilcisi ile eşine aynı statüyü değil, fakat savunma mimarisini güçlendiren tamamlayıcı bir usul güvencesi tanımaktadır.
Söz konusu hükmün önemi, yalnız çocuk sanık yahut fiil ehliyeti tartışmalı dosyalarla sınırlı değildir. Uygulamada yetişkin sanığın duruşmaya fiziken getirilemediği, SEGBİS talebinin tartışıldığı, sağlık sorunları yahut ceza infaz kurumundaki nakil güçlükleri nedeniyle celsenin bütün ağırlığının tutanakta toplandığı dosyalarda eşin veya kanuni temsilcinin rolü daha görünür hâle gelmektedir. Bununla birlikte anılan görünürlük, eşin müdafi gibi davranabileceği veya kanuni temsilcinin sanığın bizzat hazır bulunma hakkının yerine geçebileceği anlamına gelmemektedir. İşbu çalışma, CMK m. 155 hükmünü Anayasa m. 36, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi m. 6, Türk Medeni Kanunu’nun temsil rejimi, AYM ile AİHM içtihadı ve ceza muhakemesi doktrini birlikte okunarak incelemektedir.
I. CMK m. 155’in Kurduğu Çerçeve: Kişisel Savunmanın Yerine Geçmeyen, Fakat Duruşma Güvencesini Derinleştiren Bir Hüküm
CMK m. 155’in lafzı kısa olup etkisi geniştir. Hüküm uyarınca sanığın kanuni temsilcisine duruşma gün ve saati bildirilecek; temsilci duruşmaya kabul edilecek ve istemi üzerine dinlenebilecektir. Aynı maddenin ikinci fıkrası, eş bakımından ayrıca tebligat yapılmaksızın birinci fıkra hükmünün uygulanacağını düzenlemektedir. Buradaki sistematik tercih, kanuni temsilci ile eşe aynı sebeple değil, farklı hukuki zeminlerde yaklaşmaktadır. Kanuni temsilci, temsil sıfatı nedeniyle dosyaya bağlanan kişidir; eş ise aile bağının ceza yargılamasındaki sınırlı yansıması olarak kabul edilmektedir. Bu nedenle kanuni temsilciye bildirim zorunlu iken eşe tebligat yükümlülüğü kurulmamakta; eş gelirse kabul edilmekte ve istemi üzerine dinlenebilmektedir.
Anılan hüküm, ceza muhakemesinin temel omurgası olan kişisel savunma ilkesini değiştirmemektedir. Nitekim CMK m. 193 kural olarak sanık hazır bulunmadıkça duruşma yapılamayacağını; CMK m. 196 ise belirli istisnalar çerçevesinde sanığın duruşmadan bağışık tutulabilmesini veya uzaktan katılımını düzenlemektedir. Dolayısıyla 155’inci madde, sanığın yerine konuşan yeni bir taraf yaratmamakta; mahkemenin, savunmanın ailevi ve temsilî boyutunu duyabilmesini sağlayan tamamlayıcı bir kanal açmaktadır. Kanaatimizce hükmün en isabetli okuması budur; zira aksi kabul, bir yandan müdafi yardımını bulanıklaştırır, diğer yandan sanığın bizzat hazır bulunma hakkını gereksiz ölçüde gevşetir.
Hükmün teknik okuması için 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu tam metni; duruşmada hazır bulunma standardı için AYM Şehrivan Çoban kararı; video bağlantı ve etkili katılım ölçütü için AİHM Marcello Viola/İtalya kararı birlikte okunmalıdır.
Doktrinde baskın görünüm, 155 hükmünün temsil ilişkisini maddi anlamda genişletmediği, fakat duruşmanın adilliğine ilişkin bilgiyi zenginleştirdiği yönündedir. Centel ve Zafer ile Yenisey ve Nuhoğlu, ceza muhakemesinde temsilin sınırlı ve istisnai bir görünüm sunduğunu; buna rağmen çocuk, kısıtlı veya özel korunma ihtiyacı bulunan sanık söz konusu olduğunda mahkemenin yalnız sanığın cümleleriyle yetinmesinin çoğu zaman eksik bir resim üreteceğini vurgulamaktadır. Özbek, Doğan ve Bacaksız ile Ünver ve Hakeri de benzer biçimde, duruşma güvenliğinin maddi gerçeğin ortaya çıkarılması kadar savunmanın fiilî etkinliğiyle ilgili olduğunu belirtmektedir. Bu yaklaşım, 155’i sembolik bir aile nezaketi hükmü olmaktan çıkarıp usul ekonomisi ile savunma hakkı arasında denge kuran bir araç hâline getirmektedir.
II. Kanuni Temsilci Kimdir, Eş Hangi Şartlarda Duruşmaya Kabul Edilir?
Kanuni temsilci kavramı ceza muhakemesinde ayrıca tanımlanmamış olmakla birlikte, kaynağını Türk Medeni Kanunu’ndaki temsil rejiminden almaktadır. Küçükler bakımından velayet hakkını kullanan ana ve baba; velayet altında bulunmayan küçükler bakımından vasi; kısıtlılar bakımından atanmış yasal temsilci bu çerçevede öne çıkmaktadır (TMK m. 335, 403, 404). Yargılamada esas alınacak kişi, fiilen sanıkla ilgilenen aile ferdi değil, hukuk düzeninin temsil sıfatı tanıdığı kişidir. Bu nedenle teyze, ağabey, nişanlı yahut fiilî bakım veren üçüncü kişi, ayrıca vekâlet veya kanuni temsil kararı yoksa 155 anlamında kanuni temsilci sayılamaz. Mahkemenin celse açılmadan önce temsil sıfatını nüfus kaydı, vesayet kararı, velayet şerhi veya ilgili aile mahkemesi kararıyla teyit etmesi isabetlidir.
Eş bakımından rejim daha farklıdır. CMK m. 155/2, ayrıca tebligat yapılmaksızın birinci fıkra hükmünün uygulanacağını belirtmektedir. Buradaki tebligatsızlık, eşe kapıların kapalı olduğu anlamına değil; mahkemenin eşe ulaşmak için ayrıca tebligat prosedürü işletmek zorunda olmadığı anlamına gelmektedir. Eş duruşma günü geldiğinde, evlilik bağını ortaya koyabildiği ölçüde salona kabul edilir ve istemi üzerine dinlenebilir. Bu yönüyle eşin konumu, müdafinin yahut kanuni temsilcinin yerine geçmemekte; daha çok sanığın kişisel, ailevi ve usulî durumuna ilişkin açıklama sunabilen yardımcı bir özne olarak görünmektedir. Boşanma kararı kesinleşmişse, evlilik butlanla ortadan kalkmışsa veya resmi nikâh yoksa 155/2’deki ayrıcalığın işletilmesi mümkün değildir.
Eşin duruşmaya kabul edilmesi, savunma yardımının sağlandığı anlamına gelmez. Müdafi bulunması zorunlu olan dosyada eşin hazır bulunması, CMK m. 150’deki müdafi güvencesinin yerine geçirilemez.
Uygulamada en çok gözden kaçan sorunlardan biri, eşin salona alınması ile dinlenmesi arasında fark bulunduğudur. Hüküm, otomatik konuşma hakkı değil; istem üzerine dinlenebilme imkânı tanımaktadır. Bu nedenle söz almak isteyen temsilci veya eşin talebini açık biçimde ileri sürmesi, mümkünse yazılılaştırması ve tutanağa geçirmesi gerekir. Mahkeme ret kararı verirse, ret gerekçesinin de denetime elverişli biçimde kayda girmesi önem taşımaktadır. En güvenli yöntem, celse açılmadan önce kısa bir dilekçeyle hem temsil sıfatını hem de dinlenme talebini yazılı hâle getirmek; dilekçenin havale tarihini dosyada görünür kılmaktır. Böylece mahkeme talebi kabul etsin veya etmesin, denetime elverişli bir kayıt oluşmaktadır.
III. Bildirim, Duruşmaya Kabul, Dinlenme ve Tutanak Disiplini
Kanuni temsilciye bildirim, 155 hükmünün kurucu unsurudur. Duruşma gün ve saatinin temsilciye bildirilmemesi hâlinde temsilcinin kabul hakkı teorik seviyede kalmaktadır. Bu nedenle CMK m. 35 ve 36 ile Tebligat Kanunu’nun genel sistemi birlikte değerlendirilerek, mahkemenin temsilcinin bilinen adresine yahut dosyada bildirilen güvenli tebligat kanalına yönelmesi gerekir. Özellikle çocuk sanığın ilk celsesinde, tensip tutanağı ile duruşma gününün kanuni temsilciye ulaşması arasında oluşan kopukluk yalnız şekli eksiklik doğurmaz; duruşmanın hazırlık safhasını da sakatlayabilir. Velayet sahibi ebeveynin sosyal inceleme raporu, eğitim durumu, sağlık kaydı veya aile çevresine ilişkin açıklamaları çoğu defa ilk celsede toplanabilmektedir.
Duruşmaya kabul bakımından mahkemenin takdir alanı, keyfilik alanı değildir. Temsil sıfatı ortaya konmuş kanuni temsilcinin salona alınmaması yahut eşin kimliğini ispat etmesine rağmen güvenlik gerekçesi dışında dışarıda bırakılması, savunmanın ailevi ve temsilî boyutunu görünmez kılmaktadır. Üstelik bu görünmezlik, tutanakta çoğu zaman tek cümleye dahi dönüşmemektedir. İşbu nedenle celse başında şu üç unsurun kayda geçirilmesi pratik değer taşımaktadır: temsil veya eş sıfatının hangi belgeyle kanıtlandığı, duruşmada hazır bulunma talebinin bulunup bulunmadığı ve dinlenme isteminin ileri sürülüp sürülmediği. Mahkeme talebi reddediyorsa, ret gerekçesini açıkça yazdırmak gerekir; aksi hâlde kanun yolunda yalnız varsayım üzerinden tartışma yürütülmektedir.
Dinlenme yetkisinin kapsamı da doğru yerde kurulmalıdır. Kanuni temsilci veya eş, müdafi gibi delil tartışması yürüten asli savunma öznesi değildir; ancak sanığın aile bağları, sağlık durumu, eğitim süreci, bakım ihtiyacı, ulaşım engeli, açık feragat bulunup bulunmadığı yahut önceki celselerden haberdar olup olmadığı konusunda mahkemeye somut bilgi taşıyabilir. Özellikle çocuk veya kısıtlı sanık bakımından, velayet yahut vesayet ilişkisinin niteliği, ilaç kullanımı, psikiyatrik takip, bakım sorumluluğu ve ceza infaz kurumundaki iletişim sorunları çoğu kez temsilci tarafından dosyaya getirilmektedir. Anılan bilgilerin duruşma tutanağına işlenmesi, sonradan yapılacak savunma hakkı tartışmasında belirleyici olmaktadır.
CMK m. 201’de düzenlenen doğrudan soru yöneltme sistemiyle 155’inci maddenin karıştırılmaması gerekir. Temsilci veya eş, her durumda tanığa soru soran yahut bilirkişiyi doğrudan sorgulayan özne statüsünde değildir. Bununla birlikte mahkeme, onları dinlerken savunmanın bütünlüğüne katkı sağlayacak açıklamaları alabilir; gerektiğinde müdafinin bu açıklamalardan hareketle soru veya talep geliştirmesine imkân tanıyabilir. Böyle bir kurgu, hem 155’in metnini zorlamaz hem de savunmanın fiilî etkinliğini artırır. Hükmün dosya pratiğine en yararlı taşınış biçimi de budur.
Buradaki tutanak disiplini, yalnız 155 hükmüyle sınırlı bir formalite gibi görülmemelidir. Savunmanın hangi aşamada nasıl kısıtlandığı çoğu zaman sonraki celsede değil, ilk celsenin birkaç satırlık tutanak parçasında anlaşılmaktadır. Temsilci veya eşin celse kapısında bekletildiği, dilekçenin fizikî dosyaya alındığı fakat zabıtta karşılığını bulmadığı yahut mahkemenin “gerek görülmedi” şeklindeki soyut cümlesiyle dinlenme talebini geçtiği dosyalarda, daha sonra kurulacak kanun yolu dili ister istemez zayıflamaktadır. Bu sebeple CMK m. 146 bakımından zorla getirme ve çağrı şartları ile CMK m. 122 bakımından belge inceleme ve mühür usulü yazılarında olduğu gibi, usul güvencesinin görünür kaydı savunmanın asli parçası sayılmalıdır.
IV. Sanığın Bizzat Hazır Bulunma Hakkı ile 155’in Sınırı: Temsilci veya Eş, Kişisel Savunmanın İkamesi Değildir
Anayasa Mahkemesi’nin Şehrivan Çoban ve Emrah Yayla kararları, duruşmada bizzat hazır bulunma hakkının yalnız sembolik bir görünürlük meselesi olmadığını açık biçimde ortaya koymaktadır. Mahkeme, SEGBİS yahut benzeri uzaktan katılım yöntemlerinin ilke olarak yasak olmadığını; ancak sanığın fiziki katılım talebi reddediliyorsa bunun nedeninin somut ve bireyselleştirilmiş biçimde gösterilmesi gerektiğini belirtmektedir. Aynı çizgi, duruşmada hazır bulunma hakkının savunma hakkından ayrı düşünülemeyeceğini; sanığın mahkeme heyetiyle, tanıklarla ve müdafisiyle etkili temas kurmasının adil yargılanmanın asli unsuru olduğunu kabul etmektedir. Bu içtihat, 155 hükmünün sınırını da aydınlatmaktadır: eşin yahut kanuni temsilcinin salonda olması, sanığın bizzat hazır bulunma talebi reddedildiğinde ortaya çıkan sorunu kendi başına gidermez.
Mehmet Ergün, Niyazi Gültekin ve S.Ö. kararlarında AYM, ceza yargılamasının esaslı işlemlerinin tek celsede veya sınırlı sayıda celsede tamamlandığı dosyalarda sanığın hazır bulunma talebinin daha dikkatli değerlendirilmesi gerektiğini vurgulamaktadır. Başvurucunun esas hakkında mütalaaya karşı savunma yaptığı, son sözünü söylediği yahut hükme etki edebilecek delillerin toplandığı oturumda fiziken hazır edilmemesi, uzaktan katılımın teknik olarak mümkün olmasından daha ağır sonuç üretmektedir. S.Ö. kararındaki bir diğer önemli nokta, sorgudan sonraki aşamalara ilişkin bağışık tutulma talebinin sorgu anındaki hazır bulunma hakkından peşinen feragat anlamına gelmeyeceğidir. Bu yaklaşım, 155 bakımından da önem taşımaktadır; zira eşin veya temsilcinin salonda olması, sanığın kişisel savunma hakkından örtülü feragat ettiği sonucunu doğurmaz.
AYM çizgisinin ortak paydası şudur: sanığın uzaktan katılımı ancak meşru amaç, bireyselleştirilmiş gerekçe, teknik yeterlilik ve savunmanın gerçek anlamda izlenebilmesi koşulları altında kabul edilebilmektedir. Temsilci veya eşin varlığı, bu dört unsurdan herhangi birinin yokluğunu kendiliğinden telafi etmemektedir.
Erdal Korkmaz ve diğerleri kararı ile AİHM’in Marcello Viola/İtalya ve Sakhnovskiy/Rusya kararları birlikte okunduğunda daha dengeli bir tablo ortaya çıkmaktadır. Yüksek mahkemeler, video bağlantının her durumda ihlal üretmediğini; ancak sanığın mahkemeyi görebilmesi, söylenenleri kesintisiz takip edebilmesi, gerektiğinde müdafisiyle özel iletişim kurabilmesi ve duruşmanın akışına anlamlı biçimde katılabilmesi gerektiğini kabul etmektedir. Bu standart, 155 hükmüyle temas ettiğinde şu sonuç doğmaktadır: eğer sanık teknik veya fiziki sebeple sınırlı katılım sağlayabiliyorsa, kanuni temsilci ile eşin celsedeki rolü daha da önem kazanır; fakat bu önem, onların sanık adına ikame savunma yapacağı anlamına değil, savunmadaki eksilmenin tutanakta görünür kılınmasına hizmet eder.
Doktrinde Ateş, Sarıtaş ve Uğur Ersoy’un çalışmaları da benzer bir ayrıma işaret etmektedir. Sanığın duruşmada bulunma hakkı, yalnız hazır olma değil; duruşmanın akışını duyma, anlama, tepki verme ve müdafisiyle eşgüdüm kurma imkânıdır. Buna karşılık 155 hükmü, mahkemeye sanığın temsilî ve ailevi çevresini işittiren yardımcı bir katman kurmaktadır. Bu iki katman birbirine karıştırıldığında, uygulama çoğu dosyada şu hataya sürüklenmektedir: mahkeme temsilciyi veya eşi dinlediği için duruşma hakkı eksiksiz yerine gelmiş sayılmaktadır. Oysa kişisel savunmanın açığı ile temsilî desteğin katkısı aynı hukuki seviyede değildir.
V. Küçükler, Kısıtlılar ve Müdafi İlişkisinde Dosya Hazırlığı
CMK m. 155’in en yoğun işlediği dosyalar, küçükler ve fiil ehliyeti tartışmalı sanıklardır. Bu dosyalarda 155 hükmü, 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu’ndaki koruyucu mantık ve CMK m. 150’deki zorunlu müdafilik rejimi ile birlikte okunmalıdır. Çocuk sanığın velisi celsede hazır olsa bile müdafi güvencesi ortadan kalkmaz; vesayet altındaki sanığın vasisinin açıklama yapması, müdafinin delil ve hukuki nitelendirme görevini devralmaz. Tam tersine, temsilcinin varlığı çoğu kez müdafinin yapacağı talepleri somutlaştırır: eğitim belgesi, psikolojik değerlendirme, aile içi bakım planı, sağlık raporu, sosyal inceleme ihtiyacı ve ulaşım engelleri temsilci üzerinden dosyaya taşınabilmektedir.
İlk celseye giderken hazırlanacak belge paketi bu nedenle görünenden daha önemlidir. Velayet altındaki çocuk bakımından güncel nüfus kayıt örneği, velayet kararını yahut ebeveynlik bağını gösteren belge; vesayet hâlinde vasi atanmasına ilişkin sulh hukuk mahkemesi kararı; eş bakımından evlilik bağını teyit eden resmi kayıt; sanığın duruşmada bizzat hazır edilmesini talep eden dilekçe; gerekiyorsa ceza infaz kurumu nakil yazışmasına ilişkin başvuru örnekleri; sağlık sorunu mevcutsa hastane raporu veya ilaç kullanım kaydı dosyada yer almalıdır. Uygulamada söz konusu belgelerin bir kısmı UYAP’tan görülebilir sanılmakta; fakat tutanağa dayalı denetim mantığı nedeniyle bunların fiilen sunulması daha güvenli sonuç vermektedir.
155 hükmünün müdafiyle ilişkisi bakımından ikinci önemli başlık, menfaat çatışması ihtimalidir. Kanuni temsilcinin yahut eşin açıklamaları, sanığın savunma stratejisiyle her zaman uyumlu olmayabilir. Örneğin küçük sanığın ikrar baskısı altında olduğu, ev içi şiddet, bağımlılık, aile içi kontrol veya evlilik birliği içindeki gerilim gibi hususlar dosyada ise temsilcinin yahut eşin varlığı savunma lehine otomatik katkı üretmeyebilir. Böyle hâllerde müdafi, 155’in sağladığı katılımın savunmayı destekleyip desteklemediğini ayrıca değerlendirmelidir. Mahkemenin de salt aile bağına bakarak açıklamaları sorgusuz kabul etmesi yerine, temsilcinin dosyadaki işlevini sanığın menfaati üzerinden tartması gerekir.
Doktrindeki tartışmanın ağırlık noktası da buradadır. Bir görüş, 155 hükmünün asıl fonksiyonunun bilgilendirme ve hazır bulunma imkânı tanımak olduğunu; eşin tebligatsız kabul rejimi nedeniyle hakkın zaten sınırlı tasarlandığını ileri sürmektedir. Karşı yöndeki yaklaşım ise, özellikle çocuk ve kısıtlı sanık dosyalarında bildirim yükümlülüğünün yalnız sembolik değil, yapısal olduğunu; yargılamanın meşruiyetinin bu erken bilgilendirmeyle güçlendiğini belirtmektedir. Kanaatimizce ikinci görüş daha isabetlidir. Zira yetişkin ve tam ehliyetli sanık bakımından 155 çoğu zaman yardımcı nitelik taşırken, küçük veya kısıtlı sanıkta temsilciye bildirim yapılmaması savunmanın hangi zeminde kurulduğunu baştan tartışmalı kılmaktadır.
VI. Yanlış Uygulamalar, Hak Kaybı İhtimalleri ve Kanun Yolu Stratejisi
Uygulamada en sık rastlanan yanlışlık, 155’in yalnız salona girme izni verdiğinin sanılmasıdır. Oysa hüküm üç ayrı güvence kurmaktadır: kanuni temsilciye bildirim, duruşmaya kabul ve istem üzerine dinlenme. Bunlardan birinin eksik bırakılması, dosyanın niteliğine göre savunma hakkı tartışması yaratabilmektedir. Temsilciye hiç bildirim yapılmadan esaslı işlemler yapılması, eşin talebi tutanağa geçirilmeden söz hakkı verilmemesi, temsilci hazır olduğu hâlde mahkemenin hangi gerekçeyle dinlemediğini kaydetmemesi ve sanığın SEGBİS katılımındaki eksikliklerin temsilci veya eşin celsede bulunmasıyla kapandığının varsayılması aynı gruba giren usul hatalarıdır.
Kanun yolu bakımından CMK m. 260 ile 262 birlikte önem taşımaktadır. Şüpheli veya sanığa açık bulunan kanun yolu imkânına, onun yararına olmak üzere kanuni temsilci ile eş ayrıca başvurabilmektedir. İşte bu yüzden 155 hükmünün duruşmadaki kayıt disiplini, yalnız celse içi düzen meselesi değildir; sonraki başvuru hakkının maddi zeminidir. İtiraz rejimine giren kararlarda yedi günlük genel süre son derece hızlı işlemektedir. Tutanakta temsilciye bildirim yapılmadığı, eşin salona alınmadığı veya dinlenme isteminin karşılıksız bırakıldığı açıkça görünmüyorsa, kanun yolu dilekçesi çoğu zaman soyut savunma hakkı iddiasına sıkışmaktadır. Anılan sıkışma, özellikle savunma hakkının kısıtlanmasına dayalı bozma yahut ihlal iddiasını zayıflatmaktadır.
155’e aykırılık her durumda otomatik bozma sebebi değildir. Ancak küçük veya kısıtlı sanığın savunma zemini somut biçimde daralmışsa, temsilciye bildirim hiç yapılmamışsa yahut duruşmada hazır bulunma hakkı fiilen etkisiz bırakılmışsa, CMK m. 289/1-h çerçevesinde savunma hakkının kısıtlandığı tartışması ciddi biçimde gündeme gelebilmektedir.
Pratikte izlenecek kanun yolu stratejisi dört halka üzerinde kurulmalıdır. İlk halka, temsil veya eş sıfatına ilişkin belgenin celse öncesinde dosyaya sunulmasıdır. İkinci halka, duruşmada hazır bulunma ve dinlenme talebinin açıkça yazılı hâle getirilmesidir. Üçüncü halka, talebin kabul veya reddine ilişkin beyanın tutanağa tam ve okunaklı biçimde geçirilmesidir. Dördüncü halka ise kararın niteliğine göre itiraz, istinaf yahut temyiz dilekçesinde 155 hükmünün ihlalinin savunmayı nasıl etkilediğinin somutlaştırılmasıdır. Çoğu dosyada sorun, hukuki dayanağın bulunmamasından değil; etkilenme anlatısının kurulmamış olmasından kaynaklanmaktadır.
Somutlaştırma yükü bakımından en yararlı yöntem, eksikliğin hangi savunma adımını akamete uğrattığını tek tek göstermektir. Örneğin temsilciye bildirim yapılmadığı için sosyal inceleme raporu talebinin ilk celsede ileri sürülemediği, eşin salona alınmaması nedeniyle sanığın sağlık ve bakım verilerinin tutanağa işlenemediği, dinlenme isteminin reddi sebebiyle açık feragat bulunmadığı hâlde hazır bulunma talebinin desteklenemediği veya müdafinin celse sonrasında ancak parçalı bilgiyle kanun yolu kurabildiği açık biçimde anlatılmalıdır. Bu yaklaşım, savunma hakkı tartışmasını soyut şikâyet seviyesinden çıkarıp dosyanın maddi akışıyla birleştirmektedir. Aynı nedenle CMK m. 131 çerçevesinde itiraz ve merci ayrımı yazısında vurgulanan süre disiplini ile burada gereken tutanak disiplini birlikte düşünülmelidir.
- Temsil sıfatını gösteren belgeyi ve hazır bulunma talebini celse başlamadan dosyaya sunun.
- Kanuni temsilci veya eş söz almak istiyorsa, istemin tutanağa aynen geçirilmesini talep edin.
- Mahkeme talebi reddediyorsa, ret gerekçesinin hangi nedenle kurulduğunu aynı celsede netleştirin.
- Kanun yolu dilekçesinde, ihlalin yalnız şekli değil savunmayı hangi somut noktada daralttığını açıklayın.
VII. Dosyada İlk Celse İçin Kontrol Matrisi
İşbu matris, 155 hükmünün kâğıt üzerinde kalmaması için kullanılabilir. Her satır, duruşmadan önce veya duruşma anında sorulması gereken ayrı bir denetim sorusuna karşılık gelmektedir.
Tablonun tamamını görmek için tabloyu sağa ve sola kaydırabilirsiniz.
| Kontrol başlığı | Dayanak | Dosyada aranacak belge veya kayıt | İşlem yapılacak merci | Başlıca usul riski |
|---|---|---|---|---|
| Kanuni temsilciye bildirim yapıldı mı? | CMK m. 155/1, m. 35, m. 36 | Tebligat mazbatası, UYAP tebliğ kaydı, duruşma davetiyesi | Mahkeme kalemi ve duruşma heyeti | Temsilcinin yokluğunda ilk celsede esaslı işlem yapılması |
| Eşin salona kabulü için evlilik bağı teyit edildi mi? | CMK m. 155/2 | Nüfus kayıt örneği, kimlik, evlilik kaydı | Duruşma salonu ve zabıt kâtibi | Eşin tebligat yokluğu gerekçesiyle dışarıda bırakılması |
| Dinlenme istemi açıkça ileri sürüldü mü? | CMK m. 155/1 | Yazılı dilekçe, tutanak beyanı | Mahkeme heyeti | İstemin tutanağa hiç geçmemesi |
| Sanığın bizzat hazır bulunma talebi ayrıca kuruldu mu? | Anayasa m. 36, AİHS m. 6, CMK m. 193, m. 196 | Nakil talebi, SEGBİS itirazı, müdafi dilekçesi | Mahkeme ve ceza infaz kurumu | Temsilci veya eşin varlığının kişisel savunmanın yerine geçirilmesi |
| Kanun yolu şerhi ve süre hesabı hazır mı? | CMK m. 260-262 | Tutanak örneği, karar tefhimi, tebliğ tarihi notu | Mahkeme, BAM veya ilgili kanun yolu mercii | Yedi günlük itiraz süresinin kaçırılması veya ihlalin soyut kalması |
Bu matris yalnız çocuk dosyalarında değil, yetişkin sanığın sağlık, nakil veya güvenlik sebepleriyle duruşmaya sınırlı katıldığı dosyalarda da kullanılabilir. Özellikle birden fazla celse arasında farklı heyetlerin görev yaptığı ağır ceza yargılamalarında, temsilciye yapılan bildirim ile tutanakta yer alan beyanların aynı dosya takibi çizelgesinde tutulması yararlıdır. Aksi hâlde hangi celsede hangi istemin yapıldığı ve nasıl karşılandığı, kanun yolu incelemesinde parçalı bir görüntü vermektedir.
VIII. Sık Sorulan Sorular
Hayır. Kanuni temsilciye ilişkin görünüm çoğu kez küçük veya kısıtlı sanık dosyalarında ortaya çıkmakla birlikte, maddenin ikinci fıkrası evli tüm sanıklar bakımından eşe duruşmaya kabul ve istem üzerine dinlenme imkânı tanımaktadır. Bununla birlikte çocuk ve kısıtlı dosyalarında hükmün savunma pratiğine etkisi daha yoğun hissedilmektedir.
Zorunlu değildir. CMK m. 155/2, eş hakkında ayrıca tebligat yapılmaksızın birinci fıkra rejimini uygulamaktadır. Bu nedenle mahkemenin eşe duruşma davetiyesi göndermemesi tek başına ihlal sayılmaz. Ancak eş duruşmaya geldiğinde evlilik bağı teyit edilmesine rağmen salona alınmıyorsa, 155/2’nin tanıdığı imkân fiilen ortadan kaldırılmış olur.
Hayır. Hüküm, otomatik konuşma hakkı değil; istem üzerine dinlenebilme imkânı tanımaktadır. Bu nedenle söz almak isteyen temsilci veya eşin talebini açık biçimde ileri sürmesi, mümkünse yazılılaştırması ve tutanağa geçirmesi gerekir. Mahkeme ret kararı verirse, ret gerekçesinin de denetime elverişli biçimde kayda girmesi önem taşımaktadır.
Her dosyada otomatik bozma sonucu doğmaz. Bununla birlikte özellikle küçük veya kısıtlı sanığın ilk celsesinde temsilciye hiç bildirim yapılmaması, savunma stratejisinin kurulmasını, sağlık ve aile verilerinin sunulmasını veya kanun yolu kaydının oluşturulmasını engellemişse savunma hakkının kısıtlandığı ciddi biçimde ileri sürülebilir. Etki analizi dosya özelinde yapılmalıdır.
Kaybetmez. Aksine teknik katılımın sınırlı kaldığı, ses ve görüntü kalitesinin sorunlu olduğu veya sanığın müdafisiyle yeterince temas kuramadığı dosyalarda temsilci yahut eşin celsedeki varlığı daha da değer kazanır. Ancak bu varlık, sanığın bizzat hazır bulunma hakkındaki eksikliği kendiliğinden telafi etmez.
CMK m. 260 ile 262 çerçevesinde, sanığa açık bulunan kanun yolu imkanına onun lehine olmak üzere kanuni temsilci ile eş ayrıca başvurabilmektedir. Bunun pratik sonucu şudur: duruşmada yaşanan 155 kaynaklı eksiklikler tutanakta görünür ise, temsilci veya eş de bu eksikliği kanun yolunda ileri sürebilir. Süreler kısa olduğundan kararın tefhim ve tebliğ takibi geciktirilmemelidir.
Kimlik, güncel nüfus kayıt örneği, velayet veya vesayet kararı, evlilik bağını gösteren kayıt, hazır bulunma ve dinlenme talebini içeren kısa dilekçe, gerekiyorsa SEGBİS’e itiraz veya fiziki getirilmeye ilişkin talep yazısı temel dosya paketini oluşturmaktadır. Sağlık veya psikososyal kırılganlık mevcutsa raporların da ilk celsede sunulması yararlı olmaktadır.
IX. Uygulama Bakımından Profesyonel Değerlendirme
CMK m. 155, metin hacmi küçük fakat dosya etkisi yüksek hükümlerden biridir. Hükmün gerçek değeri, duruşma öncesi hazırlık ile tutanak disiplininin buluştuğu yerde ortaya çıkmaktadır. Kanuni temsilciye bildirim yapılması, eşin ayrıca tebligat aranmaksızın salona kabulü ve istem üzerine dinlenme imkânı, salt nezaket düzeni değildir; savunmanın ailevi ve temsilî boyutunun mahkeme önünde görünür kalmasını sağlayan usul mimarisidir. Buna karşılık hükmün sınırı da açıktır: temsilci veya eş, sanığın kişisel savunma hakkının ve müdafi yardımının yerine geçmemektedir.
Kanaatimizce güçlü dosya kurulumu için aşağıdaki sıra izlenmelidir. Birinci adımda temsil veya eş sıfatı belgeye bağlanmalı; ikinci adımda duruşmada hazır bulunma ve dinlenme talepleri yazılılaştırılmalı; üçüncü adımda tutanak kontrolü aynı celse içinde yapılmalı; dördüncü adımda ise kararın niteliğine göre kanun yolu dilekçesi, 155 ihlalinin savunmayı hangi somut başlıkta daralttığını gösterecek şekilde hazırlanmalıdır. Bu zincirin herhangi bir halkası boş bırakıldığında, yüksek mahkeme önünde tartışılan mesele çoğu defa çıplak bir şekil eksikliğine indirgenmektedir. Oysa 155’in anlamı, şekilden ibaret olmayıp savunmanın fiilî etkinliğine ilişkindir.
Ceza Hukuku kategorisindeki diğer analizler, bu hükmün müdafi, ifade, dosya erişimi ve kanun yolu boyutlarını tamamlayıcı biçimde okumaya imkân vermektedir. Somut dosyada çocuk koruma boyutu, vesayet rejimi, SEGBİS itirazı veya kanun yolu stratejisi iç içe geçmişse, bütün bu parçaların tek metin altında değil, tutanağa ve süre planına dayalı olarak birlikte yönetilmesi gerekir.
Duruşma bildirimi, temsil sıfatı veya kanun yolu planı bakımından ön değerlendirme mi gerekiyor?
CMK m. 155 ekseninde temsilciye bildirim, eşin duruşmaya kabulü, SEGBİS itirazı, ilk celse tutanak denetimi ve kanun yolu planı bakımından dosya özelinde hukuki değerlendirme yapılması için iletişim sayfası üzerinden ulaşabilirsiniz.
Kaynakça ve Atıf Listesi
Resmi Kaynaklar
- Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, m. 36.
- 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu, m. 35, 36, 155, 193, 196, 201, 260, 261, 262 ve 289.
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, m. 10, 13, 16, 335, 403 ve 404.
- 7201 sayılı Tebligat Kanunu.
- 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu.
- Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, m. 6.
Mahkeme Kararları
- AYM, Şehrivan Çoban [GK], B. No: 2017/22672, T. 06.02.2020.
- AYM, Emrah Yayla [GK], B. No: 2017/38732, T. 06.02.2020.
- AYM, Mehmet Ergün [GK], B. No: 2019/34180, T. 25.07.2023.
- AYM, Niyazi Gültekin [1. B.], B. No: 2020/32645, T. 19.10.2023.
- AYM, S.Ö. [GK], B. No: 2020/38783, T. 04.07.2024.
- AYM, Erdal Korkmaz ve diğerleri [1. B.], B. No: 2013/2653, T. 18.11.2015.
- AİHM, Marcello Viola/İtalya, B. No: 45106/04, T. 05.10.2006.
- AİHM, Sakhnovskiy/Rusya [BD], B. No: 21272/03, T. 02.11.2010.
Bilimsel Çalışmalar (Doktrin)
- Centel, Nur / Zafer, Hamide, Ceza Muhakemesi Hukuku, Beta, 2023.
- Yenisey, Feridun / Nuhoğlu, Ayşe, Ceza Muhakemesi Hukuku, Seçkin, 2023.
- Ünver, Yener / Hakeri, Hakan, Ceza Muhakemesi Hukuku, Adalet, 2024.
- Özbek, Veli Özer / Doğan, Koray / Bacaksız, Pınar, Ceza Muhakemesi Hukuku, Seçkin, 2024.
- Şahin, Cumhur / Göktürk, Neslihan, Ceza Muhakemesi Hukuku, Seçkin, 2023.
- Sarıtaş, Erkan, “Ceza Muhakemesinde Sanığın Yokluğunda Duruşma”, İstanbul Hukuk Mecmuası, C. 78, S. 3, 2020.
- Doğan, İdris / Bozdağ, A., “Ceza Muhakemesinde İstinabe Uygulamasının Sanığın Duruşmada Hazır Bulunma Hakkı Bağlamında Değerlendirilmesi”, Gaziantep Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, 2023.
- Ateş, Burak, “Adil Yargılanma Hakkı Kapsamında Sanığın Duruşmada Hazır Bulunma Hakkı ve SEGBİS Sistemi”, Türkiye Adalet Akademisi Dergisi, S. 51, 2022.
- Ersoy, Uğur, “Ceza Muhakemesinde In Absentia Duruşma Yapılması ve Mahkûmiyet Kararı Verilmesi Üzerine Bazı Düşünceler”, Süleyman Demirel Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C. 10, S. 1, 2020.
Elektronik Kaynaklar
- Mevzuat Bilgi Bankası, mevzuat.gov.tr.
- Anayasa Mahkemesi Bireysel Başvuru Kararları Bilgi Bankası.
- HUDOC – European Court of Human Rights karar veri tabanı.
