Ön İnceleme Aşaması: HMK 137’ye Göre Duruşma, İki Haftalık Kesin Süre ve Tahkikata Geçiş Riskleri

Ön İnceleme Aşaması için metinsiz editoryal soyut kapak kompozisyonu
Hızlı Cevap

HMK 137 uyarınca ön inceleme, dilekçeler tamamlandıktan sonra aynı dosyaya bakan mahkemede yapılır; HMK 139/1-ç gereği davetiyenin tebliğinden itibaren iki haftalık kesin sürede belgeler sunulmazsa delilden vazgeçilmiş sayılma riski doğar. Ön inceleme yapılmadan tahkikata geçilmesi ise kararı bozdurabilecek ciddi usul hatası yaratır.

Celse günü yaklaştığında birçok dosyada asıl tartışmanın tanık, bilirkişi veya esas hüküm aşamasında başlayacağı sanılır. Oysa yazılı yargılama usulünde dosyanın omurgası çoğu zaman ön inceleme aşamasında kurulur. Cevap dilekçesi, dava dilekçesi, ilk itirazlar, gösterilmiş ama henüz sunulmamış belgeler ve hangi vakıanın gerçekten çekişmeli olduğu tam bu aşamada ayrıştırılır. Taraflar özellikle ön inceleme davetiyesindeki iki haftalık kesin süreyi basit bir evrak tamamlama notu gibi okuyabiliyor; oysa bu süre, sözleşme, yazışma, şirket kaydı, tutanak, vekâletname eki veya üçüncü kişiden getirtilmesi istenecek belge açısından dosyanın ispat omurgasını doğrudan etkiler. Duruşma günü usulüne uygun tebliğ edilmeden tahkikata geçilmesi, dava şartı incelemesinin eksik bırakılması, gider avansı ile delil avansının karıştırılması veya sonradan yapılacak açıklamaların otomatik biçimde ıslah sayılması, yıllarca süren yargılamayı tek celsede kırılgan hale getirebilir. Bu içerik 25.05.2026 itibarıyla HMK 137-142 metni, 7251 sonrası uygulama ve güncel Yargıtay kararları esas alınarak hazırlandı.

Dosyanın İlk Okuması
  • Ana madde: HMK 137, ön incelemenin dilekçeler teatisinden sonra başlayan ve tahkikata geçişi şartlandıran zorunlu aşama olduğunu söyler.
  • Destek maddeler: HMK 138 dava şartı ve ilk itiraz kararını, HMK 139 davetiyeyi ve iki haftalık kesin süreyi, HMK 140 tutanağı ve tek duruşma ilkesini, HMK 141-142 ise genişletme yasağı ile süre itirazlarının zamanını belirler.
  • Süre başlangıcı: HMK 139/1-ç bakımından iki haftalık kesin süre, ön inceleme davetiyesinin usulüne uygun tebliğiyle başlar; duruşma günü tek başına yeterli değildir.
  • Merci: Ön inceleme, ayrı bir başvuru yolu değildir; asıl davaya bakan görevli ve yetkili mahkeme dosya içinde bu aşamayı yürütür.
  • Temel belgeler: Tebligat mazbataları, vekâletname, taraf yazışmaları, sözleşme ekleri, şirket veya tapu kayıtları, gösterilmiş fakat henüz sunulmamış belgeler ve gerekirse getirtilmesi istenecek üçüncü kişi kayıtları.
  • Görünür risk: Davetiye ihtarının yanlış okunması, belgeyi süresinde sunmama, eksik tebligat veya ön inceleme yapılmadan tahkikata geçilmesi usul bozmasına ve ispat kaybına yol açabilir.

Ön inceleme aşaması HMK 137 bakımından tam olarak nedir?

Ön inceleme aşaması, dilekçelerin karşılıklı verilmesi bittikten sonra aynı dosyaya bakan mahkemenin uyuşmazlığı tahkikata hazır hale getirdiği zorunlu usul basamağıdır. HMK 137 bu aşamayı yalnız takvim belirleyen bir ara celse olarak değil; dava şartlarının, ilk itirazların, çekişmeli vakıaların, delil takviminin ve sulh ihtimalinin aynı tutanakta netleştirildiği geçiş kapısı olarak kurar. Bu nedenle ön inceleme yapılmadan verilen “devam edelim, delilleri sonra toplarız” türü kararlar güvenli bir kısayol değildir.

Dilekçelerin karşılıklı verilmesi ne zaman tamamlanmış sayılır?

Uygulamada en sık hata, tensip zaptı düzenlenir düzenlenmez ön inceleme aşamasının kendiliğinden başladığının sanılmasıdır. Oysa dava dilekçesi karşı tarafa usulüne uygun tebliğ edilmeli, cevap süresi işlemeli ve varsa cevaba cevap ile ikinci cevap penceresi tamamlanmalıdır. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 20.03.2019 tarihli 2019/1756 E., 2019/3067 K. sayılı kararında birleşen dava dilekçesi karşı tarafa tebliğ edilmeden ön incelemeye ve devamında tahkikata geçilmesi bozma nedeni yapıldı; bu yaklaşım, “dosya zaten biliniyor” rahatlığının HMK 137 karşısında korunmadığını açık biçimde gösterir.

Merci ve mahkeme bakımından hangi nokta gözden kaçırılmamalıdır?

Ön inceleme, ayrı bir itiraz dosyası veya ek başvuru değildir; dava hangi mahkemede görülüyorsa o mahkeme bu aşamayı yürütür. Bu yüzden görev, yetki, ilk itiraz veya vekille temsil eksikliği gibi başlıkların ön inceleme tutanağında açıkça görünmesi gerekir. Özellikle ilk kez vekil değişikliği yaşanan dosyalarda davaya vekâletin kapsamı, tebligatın kime yapıldığı ve duruşma çağrısının hangi adrese çıktığı birlikte kontrol edilmelidir; zira sonraki celsede “biz o aşamayı hiç yaşamadık” savunması çoğu kez tutanağa takılır.

Yargıtay 18. Hukuk Dairesinin 20.10.2015 tarihli 2015/17683 E., 2015/14840 K. sayılı kararı da aynı çizgiyi teyit eder. Kararda, dava dilekçesi davalıya tebliğ edilmeden ve ön inceleme duruşması yapılmadan yürütülen yargılamanın HMK 137 ve 140’a aykırı olduğu belirtilerek hüküm bozuldu. Sonuç nettir: ön inceleme aşaması, esasa geçmeden önce dosyanın usul omurgasının kurulduğu zorunlu bir eşiktir.

Ön inceleme duruşmasında hangi süreler ve belgeler asıl riski yaratır?

Ön inceleme duruşmasındaki en pahalı hata, HMK 139/1-ç ihtarını sıradan bir “eksik evrak getir” notu gibi okumaktır. Kanun burada, tarafların dilekçelerinde gösterdikleri fakat henüz sunmadıkları belgeleri iki haftalık kesin sürede ibraz etmelerini veya başka yerden getirtilmesi için gerekli açıklamayı yapmalarını ister. Bu yük yerine getirilmezse mahkeme, o delile dayanmaktan vazgeçilmiş sayılmasına karar verebilir; yani problem yalnız takvim değil, ispat kapasitesidir.

flowchart TD A[Dava ve cevap dilekçeleri] --> B[Ön inceleme davetiyesi] B --> C[2 haftalık kesin süre] C --> D[Belge sunma veya getirtilme açıklaması] D --> E[Ön inceleme duruşması] E --> F[Tutanak: çekişmeli vakıalar ve deliller] F --> G[Tahkikat]

İki haftalık kesin süre ne zaman başlar ve neyi kapsar?

Sürenin başlangıcı, duruşma günü değil; ön inceleme davetiyesinin usulüne uygun tebliğidir. Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 01.12.2025 tarihli 2025/1955 E., 2025/5747 K. sayılı kararında kaçak elektrik tutanağına dayanan davalı şirketin, cevap dilekçesinde varlığını bildirdiği belgeleri HMK 139/1-ç ihtarına rağmen süresinde sunmaması belirleyici kabul edildi. Aynı dairenin 07.10.2025 tarihli 2025/1568 E., 2025/4610 K. sayılı kararında da, 18.01.2023 tebliğli ihtardan sonra aylar sonra gönderilen belgelerin artık delil rejimini kurtarmadığı vurgulandı. Bu iki karar, “mahkeme müzekkere yazmıştı, biz de sonra yollarız” yaklaşımının özel hukuk tüzel kişileri bakımından güvenli olmadığını açıkça gösteriyor.

Dikkat: Şirket içi kayıt, teknik tutanak, fiyat listesi, cari hesap ekstresi veya fiziki sözleşme eki sizin elinizdeyse, bunu “resmî makamdan istenecek belge” gibi göstermeye çalışmak çoğu kez koruma sağlamaz. Önce sizde olanı sunmak, getirtilmesi gereken üçüncü kişi kaydını ise somut açıklamayla ayırmak gerekir.

Hangi belgeler ve açıklamalar mutlaka hazırlanmalıdır?

Her dosyada aynı set gerekmese de, ön inceleme aşamasında genellikle dört grup belge öne çıkar: taraf ehliyeti ve temsil için vekâletname veya ticaret sicili belgeleri; maddi ilişkiyi kuran sözleşme, ek protokol, ihtar, e-posta ve mutabakat kayıtları; iddia edilen vakıayı ispatlayan tutanak, fatura, teslim, banka kaydı ve yazışmalar; bir de mahkemenin üçüncü kişiden getirtmesi gereken tapu, kurum, banka veya şirket arşiv kayıtları. Tanık delili kullanılacaksa tanık listesi ile hangi vakıa için dinletileceği, belge delili ağır basıyorsa senetle ispat sınırının dosyaya etkisi de bu aşamada görünür hale getirilmelidir. Ön inceleme, yalnız belge toplama değil, belgenin hangi çekişmeli vakıaya bağlandığını açıklama aşamasıdır.

Arabuluculuk veya sulh ihtimali de ön inceleme takvimini etkileyebilir. HMK 137 ile 140 birlikte okunduğunda mahkeme, üzerinde serbestçe tasarruf edilebilen davalarda tarafları sulh veya arabuluculuğa teşvik eder; gerektiğinde bir defaya mahsus yeni duruşma günü verebilir. Bu yüzden kurum içi onay, ödeme planı, sulh yetkisi veya karşı tarafla yazışma geçmişi bulunan dosyalarda 6325 sayılı Kanun bağlamı da hazırlık listesine eklenmelidir; aksi halde dosya teknik olarak hazır görünse bile müzakere penceresi atlanır.

Ön inceleme ile tahkikat arasındaki sınır nasıl çizilir?

Ön inceleme ile tahkikat arasındaki çizgi, dosyada hangi vakıaların çekişmeli kaldığını ve bu vakıalar için hangi delillerin toplanacağını tutanakta görünür hale getiren çizgidir. HMK 137/2, ön inceleme tamamlanmadan tahkikata geçilmesini açıkça yasaklar; HMK 140 ise ön inceleme tutanağının daha sonraki delil toplama faaliyetinin omurgası olacağını söyler. Bu nedenle tensip zaptı, keşif kararı veya “dosya bilirkişiye gitsin” ara kararı tek başına ön inceleme yerine geçmez.

Aşama Amacı Tarafın görevi Yanlış okumanın sonucu
Tensip zaptı Tebligat, ilk ara kararlar ve dosya akışını başlatmak. Adres, tebligat ve ilk eksikleri takip etmek. Tensibi ön inceleme sanmak, HMK 137-140 yükünü görünmez kılar.
Ön inceleme Dava şartları, ilk itirazlar, çekişmeli vakıalar ve delil takvimini netleştirmek. Gösterilmiş fakat sunulmamış belgeleri tamamlamak; hangi delilin hangi vakıaya ait olduğunu açıklamak. İki haftalık kesin süre kaçarsa delilden vazgeçilmiş sayılma ve usul bozması riski doğar.
Tahkikat Çekişmeli vakıaları tanık, belge, bilirkişi ve diğer delillerle ispat etmek. Tutanakta kalan başlıklara odaklı delil sunmak ve itirazları somutlaştırmak. Ön inceleme eksikse bütün tahkikat hattı hukuki dinlenilme itirazına açık hale gelir.
Tablonun tamamını görmek için tabloyu sağa ve sola kaydırabilirsiniz.

Tensip zaptı veya ilk celse ön inceleme yerine geçer mi?

Hayır. Yargıtay 18. Hukuk Dairesinin 2015/17683 E., 2015/14840 K. sayılı kararında, dava dilekçesi tebliğ edilmeden duruşma açılması ve ön inceleme yapılmadan hükme gidilmesi açıkça hukuka aykırı bulundu. Benzer şekilde Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 20.02.2018 tarihli 2016/14923 E., 2018/2236 K. sayılı kararında, davalıya ön inceleme duruşma tebligatı usulüne uygun yapılmadan tahkikata geçilmesi hukuki dinlenilme hakkına aykırı görülerek hüküm bozuldu. Mesaj açık: mahkemenin “zaten mesele anlaşıldı” düşüncesi, ön inceleme eşiklerini ortadan kaldırmaz.

Ön inceleme tutanağında hangi başlıklar açıkça görünmelidir?

Tutanakta en azından şunlar görünür olmalıdır: dava şartları ve ilk itirazlar bakımından verilmiş veya saklı tutulmuş karar; tarafların üzerinde anlaştığı ve anlaşamadığı vakıalar; henüz sunulmayan fakat sunulacağı bildirilen belgeler; üçüncü kişilerden getirtilmesi gereken kayıtlar; sulh veya arabuluculuk için verilen süre; gerekiyorsa sonraki tahkikat celsesinin amacı. Bu iskelet zayıf kurulursa, sonraki aşamada bilirkişi raporu veya yeni belge tartışması dosyayı açmaz; çünkü tahkikatın hangi vakıa için yürüdüğü baştan bulanık kalır. Aynı nedenle sonradan yapılacak açıklamaların otomatik biçimde ıslah sayılacağı düşüncesi de yanlıştır; HMK 141 ve açık muvafakat sınırı ayrıca değerlendirilir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 11.10.2017 tarihli 2016/5679 E., 2017/10937 K. sayılı kararı da bu nedenle önemlidir. Kararda, davalıya ön inceleme duruşması tebligatı yapılmadan tahkikat duruşması tebligatıyla dosyanın yürütülmesi yeterli görülmedi; anlaşılan ve anlaşılmayan hususların ön inceleme tutanağıyla belirlenmesi gerektiği vurgulandı. Uygulamada dosya hızlandırılmak istenirken en çok ihmal edilen nokta tam da budur.

Yargıtay kararları ön inceleme hatalarını nasıl değerlendiriyor?

Yargıtay çizgisi, ön inceleme eksiklerini basit usul kusuru olarak değil, çoğu zaman hükmün isabetini etkileyen yapısal hata olarak değerlendiriyor. Özellikle tebligat, iki haftalık kesin süre ihtarı, çekişmeli vakıa tespiti ve delil rejimi eksik kurulduğunda mesele yalnız “bir ara karar yanlış yazılmış” düzeyinde kalmıyor; dosyanın tamamı hukuki dinlenilme hakkı ve ispat hakkı bakımından sakatlanmış kabul ediliyor. Bu nedenle ön inceleme aşaması, kanun yolu dosyalarında da en erken bakılan usul katmanlarından biri haline gelmiş durumda.

Eksik veya yanlış tebligat neden otomatik usul riskine dönüşüyor?

Çünkü HMK 139 davetiyesi yalnız tarih bildirmez; tarafın hangi belgeleri hangi sürede sunacağını, yokluğunda yapılan işleme ne ölçüde itiraz edebileceğini ve tahkikata hangi çerçevede geçileceğini belirler. Davetiye usulüne uygun ulaşmadığında taraf, delil takvimi ile çekişmeli vakıa haritasına fiilen katılamamış sayılır. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 20.02.2018 tarihli 2016/14923 E., 2018/2236 K. sayılı kararında tam da bu nedenle, davalıya ön inceleme duruşma tebligatı sağlıklı yapılmadan tahkikata geçilmesi HMK 27 kapsamındaki hukuki dinlenilme hakkına aykırı kabul edildi.

Aynı yaklaşım 11.10.2017 tarihli 2016/5679 E., 2017/10937 K. ve 20.03.2019 tarihli 2019/1756 E., 2019/3067 K. sayılı 2. Hukuk Dairesi kararlarında da tekrarlandı. Kararlar birlikte okunduğunda ortak mesaj şudur: “Taraf dosyayı biliyordu” veya “tahkikat celsesine zaten katıldı” savunması, ön inceleme safhasındaki tebligat eksikliğini kendiliğinden iyileştirmez. Bu yüzden ön inceleme çağrısının kime, hangi sıfatla, hangi adrese ve hangi meşruhatla gönderildiği, çoğu dosyada esas tartışmadan önce kontrol edilmelidir.

İki haftalık kesin süre kaçırıldığında her eksiklik aynı sonuca mı yol açar?

Hayır; Yargıtay burada belge sunma yükü ile avans yüklerini birbirinden ayırıyor. HMK 139/1-ç hattında sorun, gösterilmiş ama henüz sunulmamış belgedir; süre içinde sunulmazsa o delile dayanma imkanı zayıflar. Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 2025/1955 E., 2025/5747 K. ve 2025/1568 E., 2025/4610 K. sayılı kararları, tarafın elindeki kayıtları aylar sonra göndermesinin delil rejimini kurtarmadığını gösteriyor. Buna karşılık Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 21.05.2018 tarihli 2018/8969 E., 2018/12908 K. sayılı kararı, delil ikame avansının gider avansı gibi yorumlanıp davanın usulden reddedilemeyeceğini; bu halde olsa olsa ilgili delilden vazgeçilmiş sayılma sonucunun tartışılacağını vurguluyor.

Pratik sonuç nettir: mahkemenin verdiği ara kararın hangi normdan beslendiği okunmadan “kesin süre kaçtı, dosya bitti” veya “nasıl olsa sonra tamamlarız” sonucuna gidilmemelidir. Belge sunma süresi, delil avansı, keşif gideri, bilirkişi ücreti ve dava şartı niteliğindeki gider avansı birbirine karıştığında hem taraf stratejisi hem de kanun yolu gerekçesi bozulur. Ön inceleme dosyalarında bu ayrımı baştan kurmak, sonradan cevap dilekçesinin mercii veya kanun yolu süresi kadar kritik hale gelmektedir.

Bu hatalar kanun yolunda dosyayı nasıl etkiler?

Ön inceleme eksikliği çoğu zaman “esasa girmeden bozma” ya da yeniden inceleme için geri gönderme sonucunu doğurur. Bu, davayı teknik olarak sıfırlamaz; fakat yıllarca süren yargılamada toplanmış delillerin hangi çekişmeli vakıaya bağlandığı tartışmalı hale geldiği için, taraflar ciddi zaman ve maliyet kaybı yaşar. Özellikle ilk derece mahkemesi ön inceleme tutanağını zayıf kurmuşsa, kanun yolu merciinin dosyanın hangi aşamada raydan çıktığını tespit etmesi kolaylaşır; buna karşılık eksikliği ilk derece aşamasında görünür biçimde itiraz eden taraf, bozma sebebini daha güçlü inşa eder.

Bu yüzden ön inceleme celsesi yalnız ilk derece mahkemesine dönük bir hazırlık değildir; ileride istinaf veya temyiz gündeme gelirse, usul ihlali anlatısının ilk taşı da burada döşenir. Tutanakta görünmeyen itiraz, teslim edilmemiş belge ve belirsiz bırakılmış çekişme alanı, kanun yolunda “mahkeme bizi dinlemedi” iddiasını zayıflatabilir. Dosyanın erken safhasındaki titizlik, bu nedenle yalnız hız değil aynı zamanda bozma güvenliği sağlar.

Ön inceleme duruşmasına nasıl hazırlanılır?

Ön inceleme duruşmasına iyi hazırlanmak, çoğu dosyada esasa dair haklılıktan önce usul güvenliğini korur. Hedef, celseye “bir şeyler anlatmak” için değil; hangi vakıanın çekişmeli olduğunu, hangi belgenin dosyaya girdiğini, hangi belgenin getirtilmesini istediğinizi ve hangi itirazın öncelikle karara bağlanması gerektiğini görünür kılarak girmektir. Aşağıdaki dört adım, özellikle alacak, tazminat, aile ve ticari dava dosyalarında pratik bir kontrol listesi verir.

  1. Dosya takvimini sabitleyin.

    Tebligat tarihlerini, cevap süresini, ön inceleme davetiyesinin size ne zaman ulaştığını ve iki haftalık kesin sürenin hangi gün biteceğini ilk satıra yazın. Elektronik tebligat, fiziki tebligat ve vekil değişikliği varsa hepsini ayrı ayrı not edin.

  2. Gösterdiğiniz delilleri ikiye ayırın.

    Elinizde bulunan belgeleri derhal sunulacaklar listesine, üçüncü kişiden veya resmî makamdan getirtilmesi gereken kayıtları ise ayrı açıklama listesine koyun. Hangi belgenin hangi vakıayı ispat ettiğini bir cümleyle yazın; soyut “her türlü delil” formülüyle yetinmeyin.

  3. Öncelikli itirazı görünür kılın.

    Görev, yetki, usulsüz tebligat, dava şartı eksikliği veya temsil sorunu varsa bunları dağınık cümleler yerine başlıklandırılmış paragrafla sunun. Gerekirse kısa ek dilekçe veya duruşma notu hazırlayın.

  4. Tahkikat hedefini önceden kurun.

    Tanık, uzman, keşif veya kurum yazısı talebiniz varsa nedenini ön inceleme tutanağına girecek sadelikte belirleyin. Sonraki aşamada kanun yoluna gidilirse bu tutanak, istinaf incelemesinde usul ihlali tartışmasının ilk referansı olacaktır.

Öneri: Duruşmadan önce tek sayfalık bir “ön inceleme çalışma notu” hazırlayın: çekişmeli vakıalar, sunulan belgeler, getirtilmesi istenen kayıtlar, ilk itirazlar ve sulh ihtimali aynı sayfada toplansın. Bu not, mahkeme tutanağı ile sizin dosya stratejiniz arasındaki uyumu ciddi biçimde artırır.

Hazırlık aşamasında delilin türü de önemlidir. Tanıkla ispat sınırı, kurumsal yazışmanın delil değeri, teknik hesap gereken noktalar ve hangi hususta keşif isteneceği önceden netleştirilmezse, ön inceleme celsesi yalnız takvim konuşulan boş bir ara duruşmaya dönüşür. Özellikle ticari ve sözleşmesel uyuşmazlıklarda bu zayıflık daha sonra “belge aslında vardı ama dosyaya girmedi” sorununu büyütür.

Sık sorulan sorular

Ön inceleme yapılmadan hüküm verilebilir mi?

Kural olarak hayır. HMK 137/2, ön inceleme tamamlanmadan tahkikata geçilmesini yasakladığı için bu aşama atlanırsa ciddi bozma riski doğar. Yargıtay, özellikle tebligat ve çekişmeli vakıa tespiti eksik dosyalarda bu hatayı usul ihlali saymaktadır.

Ön inceleme davetiyesindeki iki haftalık süre duruşma gününden mi başlar?

Hayır. Süre, davetiyenin usulüne uygun tebliğiyle başlar. Duruşma tarihi daha ileri bir gün olsa bile tebliğle başlayan kesin süre içinde belge sunulmalı veya getirtilme açıklaması yapılmalıdır.

Taraf ön inceleme duruşmasına gelmezse ne olur?

Davetiyede HMK 139’a uygun ihtar varsa, gelmeyen taraf yokluğunda yapılan işlemlere itiraz edememe riskiyle karşılaşır. Ancak önce tebligatın usulüne uygun olup olmadığı ayrıca kontrol edilmelidir.

Mahkeme eksik belgeyi kendiliğinden her zaman getirtir mi?

Hayır. Elinizde bulunan belgeyi siz sunmak zorundasınız. Üçüncü kişide veya resmî makamda bulunan kayıtların getirtilmesi için de hangi kaydın, kimden ve hangi vakıa için isteneceğini somut biçimde açıklamanız gerekir.

Ön inceleme aşamasında yeni vakıa ileri sürülebilir mi?

Genel kural, dilekçelerin karşılıklı verilmesinden sonra iddia ve savunmanın genişletilememesidir. Yeni vakıa, ancak ıslah, açık muvafakat veya gerçekten sonradan ortaya çıkan durumlar çerçevesinde ayrıca değerlendirilir.

Gider avansı ile delil avansı aynı şey midir?

Hayır. Gider avansı dava şartı boyutu taşırken, delil avansı belirli delilin ikamesi için istenir. Bu iki kalemin karıştırılması hem usulden ret hem de “o delilden vazgeçilmiş sayılma” tartışmasını yanlış yere sürükleyebilir.

Dosya stratejisi gerekiyorsa: ön inceleme aşamasında hangi belgenin hemen sunulacağı, hangisinin getirtilmesinin isteneceği, ilk itirazların nasıl görünür kurulacağı ve tahkikatın hangi çerçevede ilerleyeceği dosya bazında birlikte değerlendirilmelidir. Uyuşmazlık Çözümü, Tahkim ve Dava Takibi çalışma alanımızı inceleyebilir; somut değerlendirme için iletişim sayfamız üzerinden ön başvuru yapabilirsiniz.

Ne düşünüyorsunuz?

Bağlantılı analizler

EPLY m.35 Kapsamında Mücbir Sebep ve Haklı Sebep: Önlisans ve Lisans Sahipleri İçin Hukuki Çerçeve

EPLY m.35 kapsamında mücbir sebep, önlisans ve lisans sahibi tüzel kişilerin süreli yükümlülükleri, tesis tamamlama süresi, teminat irat kaydı, lisans iptali ve EPDK yaptırımları bakımından kritik öneme sahiptir. Bu yazıda EPDK mücbir sebep başvurusu, haklı sebep ayrımı, Danıştay 13. Dairesi içtihadı ve ret halinde açılacak iptal davası süreci incelenmektedir.

Read

29 Nisan 2026 EPLY Değişikliği: EPDK Önlisans Yaptırımları, Katlı Bedel ve Marka Kısıtlaması

29 Nisan 2026 tarihli Elektrik Piyasası Lisans Yönetmeliği değişikliği; önlisans sahiplerinin EPDK yaptırım rejimine dahil edilmesi, katlı lisans bedeli uygulamasının kaldırılması ve tedarik/toplayıcı şirketleri bakımından unvan, marka ve logo kısıtlamaları yönünden önemli sonuçlar doğurmaktadır. Bu yazıda değişikliğin yatırımcılar, depolamalı RES/GES önlisans sahipleri ve enerji şirketleri bakımından pratik etkileri incelenmektedir.

Read