CMK m. 117’de Üçüncü Kişiye Ait Yerlerde Arama: Somut Emare, Ortak Mekân ve Delil Sınırı

CMK m. 117'de Üçüncü Kişiye Ait Yerlerde Arama için sade doğal atmosfer görseli
Kısaca

CMK m. 117, şüpheli veya sanığa ait olmayan yerlerde aramayı ancak o yerde kişinin veya delilin bulunduğunu kabul ettiren somut olaylar varsa mümkün kılmaktadır. Üçüncü kişinin konutu, ortak ofis veya şirket adresi bakımından bu eşik kurulmadığında; iki haftalık itiraz, delil reddi, iade ve tazminat talepleri birlikte doğmaktadır.

Bu içerik 04.06.2026 itibarıyla hazırlanmıştır.

Ceza soruşturmasında kolluk çoğu zaman önce şüphelinin adresine, sonra yakın çevresine yönelmektedir. Ne var ki aile bağı, iş ortaklığı, aynı araçta bulunma, aynı şirkette çalışma veya aynı apartmanda oturma; tek başına üçüncü kişinin konutunun, işyerinin ya da eşyasının aranmasını meşrulaştırmamaktadır. CMK m. 117’nin kurduğu rejim, tam da bu genişleme eğilimini frenlemek için vardır. Soruşturma makamı, şüpheliyi ya da delili üçüncü kişinin alanıyla ilişkilendiren olayları göstermek zorundadır.

Bu zorunluluk biçimsel değildir. Şüpheliye ait olmayan bir yere girildiğinde yalnız sanığın değil, soruşturma dışındaki kişinin özel hayatı, konut dokunulmazlığı, ticari sırrı, müvekkil verisi, aile düzeni ve mülkiyet alanı da aynı anda etkilenmektedir. İşbu nedenle m. 117, m. 116’nın uzantısı olmakla birlikte onun basit tekrarından ibaret sayılamaz. Aranan kişi veya suç delilinin “belirtilen yerde bulunduğunun kabul edilebilmesine olanak sağlayan olaylar” şartı, üçüncü kişi aramasının merkezidir.

İnceleme, 5271 sayılı Kanun’un 117, 118, 119, 120, 121, 127, 134, 206, 217 ve 267 ilâ 271’inci maddelerini; Anayasa’nın 13, 20, 21, 35, 36 ve 38’inci maddelerini; Adlî ve Önleme Aramaları Yönetmeliği hükümlerini; ayrıca Anayasa Mahkemesinin ortak konut, avukatlık bürosu, hukuka aykırı delil ve etkili başvuru çizgisini birlikte esas almaktadır. Amaç, üçüncü kişinin nezdinde arama yapılabilmesi için gereken somut emare eşiğini, ortak mekânlarda belge ve delil ayrımını, gece yasağıyla kesişen riskleri ve savunma stratejisini görünür hâle getirmektir.

CMK m. 117 üçüncü kişiye ait yerler bakımından hangi ayrı eşiği kurar?

CMK m. 117’nin birinci fıkrası, şüphelinin veya sanığın yakalanabilmesi yahut suç delillerinin elde edilebilmesi amacıyla diğer bir kişinin üstünün, eşyasının, konutunun, işyerinin veya ona ait diğer yerlerin de aranabileceğini kabul etmektedir. Aynı maddenin ikinci fıkrası ise bu yetkiyi daraltan asıl cümleyi getirmektedir: arama, aranılan kişinin veya suçun delillerinin belirtilen yerlerde bulunduğunun kabul edilebilmesine olanak sağlayan olayların varlığına bağlıdır. Söz konusu ibare, üçüncü kişi aramasının meşruiyet anahtarıdır.

Bu yapı, m. 116 ile m. 117 arasındaki temel farkı gösterir. Şüphelinin kendi alanında yapılan aramada makul şüphe ile yer-kişi bağlantısı çoğu zaman birlikte değerlendirilmektedir. Üçüncü kişi nezdindeki aramada ise kanun koyucu ek bir köprü kurmaktadır. Yalnız suç şüphesinin varlığı yetmez; o şüphe ile üçüncü kişiye ait yer arasında ayrıca somut bağlantı kurulmalıdır. Bir başka ifadeyle, şüpheli hakkında dosya bulunması ile onun kardeşinin evi, şirket ortağının ofisi veya kiraladığı depoda arama yapılması aynı hukuki eşiğe tabi değildir.

İkinci fıkradaki “olaylar” sözcüğü özellikle dikkat çekmektedir. Kanun, kanaat, sezgi, tahmin veya ilişki ağından söz etmemekte; olaylardan söz etmektedir. Bu tercihin anlamı açıktır: üçüncü kişi araması, soyut suç çevresi teorisiyle değil, doğrulanabilir olgularla yürütülmelidir. Evin giriş çıkış kaydı, teslimat hareketi, teknik takip bulgusu, tanık anlatımı, dijital konum verisi, kamera görüntüsü, ortak anahtar kullanımı, delilin o yere taşındığını gösteren mesaj kaydı gibi veriler bu köprüyü kurabilir. Buna karşılık salt akrabalık, arkadaşlık, aynı işletmede çalışmış olma veya önceki soruşturmadan tanışıklık, tek başına yeterli sayılamaz.

Bu eşiğin dosya pratiğindeki karşılığı da nettir. Karar veya yazılı emirde, neden tam olarak üçüncü kişiye ait o yerde arama yapılacağı açıklanmalıdır. “Şüphelinin bağlantılı olduğu adres”, “örgüt çevresinin kullandığı yer” veya “delilin saklanabileceği değerlendirilen alan” gibi geniş kalıplar, kararın sınırını kolluk takdirine bırakmaktadır. Kanaatimizce m. 117’nin amacına uygun yaklaşım, bağlantının kişi, yer ve eşya bazında ayrı ayrı kurulmasıdır. Hangi kişi, hangi yer, hangi delil ve hangi olay? Dosyada bu dört sorunun cevabı yoksa, üçüncü kişi araması ciddi ölçüde kırılgan hâle gelir.

Arama amacının kendisi de ayrıca ayrıştırılmalıdır. Şüphelinin üçüncü kişinin konutunda saklandığı yönünde veri bulunması başka, suç delilinin üçüncü kişinin şirket sunucusunda saklandığı iddiası başkadır. İlkinde kişi araması öne çıkarken ikincisinde delilin türü, saklama alanı ve üçüncü kişinin bu delille ilişkisinin seviyesi önem kazanır. Müdafiin itirazı da buna göre şekillenmelidir. Kişi araması görünümünde genel eşya incelemesi yapılıyorsa veya delil araması görünümünde üçüncü kişinin bütün yaşam alanı taranıyorsa, m. 117’nin sınırı aşılmış olabilir.

Diğer kişi kavramı kimleri kapsar; aile bireyi, ortak ofis, kiracı, çalışan ve tüzel kişi adresi bakımından sınır nasıl çizilir?

Maddenin kullandığı “diğer kişi” ifadesi geniştir; ancak bu genişlik sınırsız uygulama serbestisi vermez. Aile bireyleri, birlikte oturan kişiler, kiraya veren veya kiracı, şirket ortağı, çalışan, muhasebeci, depo sorumlusu, araç maliki, avukatlık bürosu çalışanı, kooperatif yöneticisi yahut soruşturma dışındaki tüzel kişinin kayıtlı merkezi; dosyanın niteliğine göre üçüncü kişi alanına girebilir. Ne var ki her statü aynı yoğunlukta gerekçe istememektedir. Aile konutu ile şirketin ortak arşivi, şirket arşivi ile bağımsız avukatlık bürosu, bağımsız büro ile karma kullanım alanı aynı kefeye konulamaz.

Anayasa Mahkemesi içtihadı, konut kavramını yalnız uyuma alanına indirgememektedir. Bir kişinin mesleğini sürdürdüğü büro, özel kişinin işlettiği şirketin faaliyet merkezi, tüzel kişinin kayıtlı merkezi ve belirli şubeleri de Anayasa m. 20 ve 21 ekseninde korunabilmektedir. Hasan Akboğa kararında bu çerçeve açık biçimde görünmektedir. Bu nedenle şirket adresi hakkında arama kararı verildiğinde, “işyeri zaten daha zayıf korunur” kolaycılığına düşülemez. Tüzel kişinin adresinde bulunan veriler, çalışanlara veya üçüncü kişilere ait kişisel alanlarla iç içe geçebilir.

Avukatlık bürosu ve ortak hukuk ofisleri bakımından hassasiyet daha da yükselmektedir. Günay Dağ ve diğerleri kararı, hem büro hem kısmen konut olarak kullanılan eklentiler hem de dernek merkezi üzerinde kurulan arama zincirinin ayrı ayrı denetlenmesi gerektiğini göstermektedir. Burada söz konusu risk yalnız mülkiyet veya zilyetlik değildir; savunma sırrı, müvekkil verisi ve soruşturma dışı kişilere ait belgelerin ayrıştırılmadan kopyalanması ihtimalidir. Müdahalenin üçüncü kişiye yönelmesi, savunma hakkı katmanını da dosyaya taşımaktadır.

Ortak mekân ilkesi: Bir alanın şüpheli tarafından zaman zaman kullanılması, o alanın bütünü üzerinde genel arama yetkisi yaratmaz. Ortak erişim ile tam tasarruf aynı şey değildir; karar metni bu farkı göstermek zorundadır.

Kiracı, alt kiracı ve depo kullanıcısı gibi ilişkilerde de dikkatli ayrım gerekir. Şüphelinin anahtara erişimi, fiilen orada kalması, delil taşıdığına ilişkin görüntü veya teknik veri bulunması, üçüncü kişi aramasını destekleyebilir. Buna karşılık “adreste daha önce görünmüş olma” veya “tanışıklık” gibi muğlak bağlar, kapalı alana giriş için yetersiz kalabilir. Özellikle aynı iş merkezindeki farklı bağımsız bölümler veya aynı aile apartmanındaki farklı daireler bakımından bu ayrım savunma stratejisinin çekirdeğidir.

Kanaatimizce üçüncü kişi kavramını doğru çalıştırmanın anahtarı, mekânın mülkiyet statüsünden çok fiilî kontrol haritasını çıkarmaktır. Kim girer, kim kalır, kimde anahtar vardır, hangi eşya kime aittir, hangi cihaz ortak kullanımdadır, hangi oda bağımsız erişimle açılmaktadır? Bu sorular sorulmadan verilen m. 117 kararları, çoğu dosyada suç şüphesini coğrafi yakınlık üzerinden genişletmektedir.

Belirtilen yerde bulunduğunun kabulüne olanak sağlayan olaylar nasıl ispatlanmalıdır?

CMK m. 117/2’nin uygulamadaki en sert talebi, bağlantının varsayımsal değil olgusal kurulmasıdır. Karar verici merci, delilin veya kişinin neden tam o yerde bulunduğunu hangi olaylardan çıkardığını göstermek zorundadır. Bu olaylar tek bir kaynaktan da gelebilir, birkaç zayıf bulgunun bir araya gelmesiyle de oluşabilir; ancak mutlaka dosyada görünür olmalıdır. “Muhtemelen burada” kalıbı, üçüncü kişi aramasında yasal eşik kurmamaktadır.

Ali Duran ve Hasan Akboğa kararları, salt ihbarın veya soyut ilişki ağının arama güvencelerini aşındırma riskini göstermektedir. Başvurucu hakkında yürütülen soruşturmanın ciddiyeti, tek başına üçüncü kişinin yaşam alanını taramaya yetmez. İhbarın ayrıntı düzeyi, doğrulama çalışması, fiziki takip, iletişim verisi, teslim zinciri yahut soruşturma evrakındaki başka nesnel veri ile desteklenmesi aranmalıdır. Müdafi bakımından burada sorulacak soru şudur: karar anında, üçüncü kişinin yerini işaret eden hangi olgu dosyada mevcuttu?

Olayların ispatı yalnız karar metniyle sınırlı kalmamalıdır. Fezleke, olay tutanağı, kamera çözüm tutanağı, teknik rapor, teslim fişi, kargo kaydı, ortak araç kullanım kaydı, giriş kartı hareketi, otopark logu, site görevlisi kaydı veya aramadan hemen önceki telefon trafik verisi; yer bağlantısını güçlendirebilir. Buna karşılık karar metninde bunlara hiç yer verilmeyip yalnız genelleyici suç isnadı tekrarlanıyorsa, m. 117/2 filtresi fiilen devre dışı kalmış olur.

  1. Kişi bağlantısı: Şüpheli üçüncü kişinin alanına ne sıklıkla ve hangi somut olayla ilişkilendirilmektedir?
  2. Yer bağlantısı: Hangi oda, hangi araç, hangi dolap veya hangi dijital hesap arama kapsamındadır?
  3. Delil bağlantısı: Aranan delilin türü ve neden orada olabileceği dosyada açık mıdır?
  4. Zaman bağlantısı: Bu olgular arama kararından ne kadar önce ortaya çıkmıştır; hâlen güncel midir?

Makul şüphe ile üçüncü kişi bağlantısının karıştırılması burada sık rastlanan başka bir sorundur. Şüpheli hakkında kuvvetli veri bulunması, otomatik olarak üçüncü kişinin yerinde arama meşruiyeti yaratmaz. Tersine, üçüncü kişi bakımından karar standardı daha ayrıntılı gerekçe ister. Söz konusu nedenle m. 116 dosyasında yeterli görülebilecek bazı veriler, m. 117 bakımından eksik kalabilir. Üçüncü kişi alanına yönelen müdahale daha dar, daha hedefli ve daha somut yürütülmelidir.

İşbu ayrım gece aramasıyla kesiştiğinde yük daha da artmaktadır. Üçüncü kişinin kapalı yerinde gece vakti arama yapılıyorsa, yalnız bağlantı olayları değil, neden bu bağlantının gece icrasını zorunlu kıldığı da ayrıca gösterilmelidir. Bu başlık, CMK m. 118 gece araması incelememiz ile birlikte düşünüldüğünde daha net görünmektedir.

Üçüncü kişinin konutunda arama yapılırken gece yasağı, işlem tanığı ve avukat katılımı neden daha sıkı işler?

Üçüncü kişi nezdindeki aramada m. 118, 119, 120 ve 121 hükümleri birlikte okunmalıdır. Zaten soruşturma dışındaki kişinin alanına girildiği için, kapalı yerlerde gece yasağının ihlali daha ağır etki yaratmaktadır. Üçüncü kişi çoğu zaman soruşturmaya hazırlıksızdır; müdafisini, yakınını veya temsilcisini çağırma imkânı da daha zayıf olabilir. Bu sebeple gece vakti icra edilen üçüncü kişi aramalarında saat kaydı, işlem tanığı ve yer sahibinin beyanı daha yüksek önem taşımaktadır.

CMK m. 119/4 uyarınca savcı hazır olmadan kapalı yerde arama yapılacaksa iki komşu veya ihtiyar heyeti mensubu bulundurulmalıdır. Bu güvence, üçüncü kişi aramalarında yalnız biçimsel tanıklık işlevi görmez. Tutanakta yazılan yerin gerçekten aranan alan olup olmadığı, hangi dolap veya odanın açıldığı, kolluğun kapsamı sonradan genişletip genişletmediği ve arama sonunda hangi eşyanın listelendiği bu kişiler üzerinden denetlenebilir. Gece saatlerinde bu tanıklık kanalı fiilen zayıfladığında, üçüncü kişi araması savunulması daha zor bir müdahaleye dönüşmektedir.

Avukat katılımı da aynı nedenle kritik hâle gelmektedir. Şüpheli değil üçüncü kişi aranıyor olsa bile, arama sırasında orada bulunan avukatın yahut yer sahibi tarafından çağrılan müdafiin hazır bulunmasına engel olunamaz. Üstelik avukatlık bürosu, ortak şirket merkezi veya müvekkil dosyası içeren mekânlar bakımından hazır bulunma hakkının değeri daha da artmaktadır. Günay Dağ ve diğerleri kararındaki büro ve konut eklentisi tartışması, müdahalenin yalnız delil toplama değil savunma alanına giriş etkisi de doğurabildiğini göstermektedir.

CMK m. 121’in belge rejimi üçüncü kişi bakımından ayrıca düşünülmelidir. Arama sonunda istem üzerine, aramanın hangi maddeye göre yapıldığı, soruşturma konusu fiilin niteliği, elkonulan eşyanın listesi ve hiçbir şey bulunmadıysa bunu gösteren belgenin verilmesi mümkündür. Uygulamada üçüncü kişi, soruşturmanın tarafı olmadığı gerekçesiyle bu belgelere erişimde zorluk yaşayabilmektedir. Oysa mülkiyet veya zilyetlik alanı etkilenen kişinin, kendi alanındaki müdahalenin sınırını belgeleyebilmesi sonraki tazminat ve iade talepleri için zorunludur.

Kanaatimizce üçüncü kişi aramasında gece yasağına ilişkin en güçlü savunma, salt saat itirazı ile yetinmeyen savunmadır. Giriş zamanı, karar mercii, işlem tanığı, hazır bulunma hakkı, avukat bekleme imkânı, eşya listesinin nasıl çıkarıldığı ve üçüncü kişinin itirazlarının tutanağa yazdırılıp yazdırılmadığı birlikte gösterildiğinde, müdahalenin gerçek yoğunluğu ortaya çıkmaktadır.

Ortak cihazlar, avukatlık büroları ve şirket verileri bakımından elkoyma sınırı nasıl kurulur?

Üçüncü kişi aramasının en sert sonuçları çoğu kez ortak cihazlarda ortaya çıkmaktadır. Şüpheliyle birlikte kullanılan bilgisayar, şirket sunucusu, muhasebe diski, ortak telefona ait yedekler, e-posta arşivi veya büro içi belge dolabı; soruşturma dışındaki kişilere ait verileri de içerebilir. Bu noktada arama ile elkoyma ayrımı hayati önem taşımaktadır. Hangi eşyanın neden muhafaza altına alındığı, hangi verinin inceleme konusu olduğu ve üçüncü kişi verisinin nasıl ayrıştırılacağı baştan görünür kılınmalıdır.

CMK m. 127 ve 134 birlikte okunduğunda, özellikle dijital materyal bakımından basit eşya aramasından daha sıkı rejim ortaya çıkmaktadır. Cihazın fiilen alınması başka, içeriğinin kopyalanması ve incelenmesi başkadır. Üçüncü kişinin cihazı üzerinde genel arama kararıyla sınırsız inceleme yapılması, m. 117’nin daraltıcı yapısına aykırıdır. Şüpheliyle ilgisiz çalışan yazışmaları, aile fotoğrafları, müvekkil belgeleri, ticari strateji dosyaları veya soruşturma dışı müşteri verileri aynı depoda bulunduğu için topluca incelenemez.

Veri riski: Üçüncü kişinin ortak cihazında bulunan her veri, “şüpheliyle temas etmiş olabilir” varsayımıyla kopyalanamaz. İnceleme sınırı belirlenmeden yapılan toplu kopyalama, hem ölçülülük hem de savunma sırrı bakımından ciddi sorun doğurmaktadır.

Avukatlık bürosu ve profesyonel hizmet alanlarında bu problem daha da büyümektedir. Müvekkile ait belgeler ile soruşturma dışı dosyaların karışık bulunması mümkündür. Günay Dağ ve diğerleri kararı ile öğretideki Alman ve Türk karşılaştırmalı çalışmalar, büro aramalarında delilin korunması kadar ilgisiz verinin ayrıştırılmasının da zorunlu olduğunu göstermektedir. Müdahale, şüpheliyle ilişkili belirli belge kategorileri yönünden dar kurulmadığında üçüncü kişi alanı fiilen sınırsız taranmış olur.

Şirket merkezleri bakımından da ortak hesap, ortak yazıcı, muhasebe klasörü ve depolama odası ayrımları yapılmalıdır. Şirketin kayıtlı merkezinde şüpheliye ait bir çalışma alanı bulunması, bütün çalışan masalarının, bütün müşteri dosyalarının ve bütün yedeklerin aynı yoğunlukta inceleme konusu yapılmasını haklılaştırmaz. Söz konusu nedenle üçüncü kişi aramasında en kritik savunma başlıklarından biri, arama kapsamının kişi ve eşya bakımından daraltılıp daraltılmadığını göstermektir.

Elkoyma sonrası iade ve kopya verme talepleri de gecikmeden düşünülmelidir. Üçüncü kişinin iş akışı duruyor, müşteri hizmeti aksıyor veya ortak cihaz yokluğu ticari faaliyeti fiilen kilitliyorsa; eşyanın iadesi ile adli bilişim kopyasının sağlanması başlıkları ayrı istem olarak kurulmalıdır. Bu yaklaşım, delil itirazının zayıflaması anlamına gelmez; tersine ölçülülük denetimini somutlaştırır.

AYM içtihadı ve öğretideki tartışma üçüncü kişi aramasında hangi ölçütleri öne çıkarır?

Anayasa Mahkemesinin üçüncü kişi aramasına doğrudan temas eden kararları, birbiriyle bağlantılı üç ölçüt üretmektedir. Birinci ölçüt, yer bağlantısının somutlaştırılmasıdır. Mehmet Cengiz ve Rıdvan Cengiz kararında ortak konut araması, ihbarın zamanı, savcı emri, muhtarın yokluğu ve delilin belirleyici niteliğiyle birlikte değerlendirilmiştir. İkinci ölçüt, müdahalenin icra tarzıdır. Günay Dağ ve diğerleri ile Ayşegül Çengel Kömür ve diğerleri kararlarında operasyonun gece yapılması, kapı kırılması, mesleki alanların taranması ve kişisel itibara etkisi öne çıkmaktadır. Üçüncü ölçüt ise etkili başvuru ve delil rejimidir. Orhan Kılıç, Ö.R.Ş. ve Yaşar Yılmaz çizgisi, hukuka aykırı aramanın mahkûmiyetteki rolünü ayrıca sorgulamaktadır.

Karar notu 1: AYM, Günay Dağ ve diğerleri [GK], B. No: 2013/1631, T. 17.12.2015 kararında, avukatlık büroları, dernek merkezi ve kısmen konut olarak kullanılan eklentiler üzerinde yürütülen arama zinciri topluca değerlendirilmiş; gece vakti kapı kırılarak yapılan müdahalenin aciliyetle haklılaştırılamadığı sonucuna varılmıştır. Üçüncü kişi alanında ortak büro ve konut ayrımı silikleştiğinde, gerekçenin daha da yoğun kurulması gerektiği buradan anlaşılmaktadır.

Hasan Akboğa ve Ali Duran kararları, arama kararının yalnız ihbar veya soyut terör bağlantısı üzerinden kurulamayacağını, kamu makamlarının suç şüphesini doğrulayan somut olgulara dayanması gerektiğini ortaya koymaktadır. Bu kararlar doğrudan m. 117/2 lafzını yorumlamasa da, üçüncü kişi aramasının dayanak eşiğini belirlerken çok önemlidir. Çünkü üçüncü kişiye yönelen müdahalede somut olgu yükü daha hafif değil, tersine daha ağır okunmalıdır.

Orhan Kılıç ile Yaşar Yılmaz kararlarının katkısı farklıdır. Bu kararlar, hukuka aykırı veya tartışmalı arama sonucu elde edilen delilin yargılamada tek veya belirleyici ağırlık taşıması hâlinde adil yargılanma hakkı bakımından ayrı denetim gerektiğini göstermektedir. Üçüncü kişi araması dosyalarında bu nokta daha hassastır; zira delilin kökeni zaten soruşturma dışı bir alanın ihlali iddiasıyla gölgelenmektedir. Müdafi, delilin maddi içeriği kadar elde ediliş coğrafyasını da görünür kılmalıdır.

Karar notu 2: AYM, Ö.R.Ş. [2. B.], B. No: 2021/13247, T. 10.01.2024 kararı, arama kararının ölçüsüz biçimde gerçekleştirilmesinin yer, zaman ve icra şekli bakımından her somut olayda ayrıca değerlendirileceğini vurgulamaktadır. Üçüncü kişinin nezdindeki aramada bu değerlendirme, soruşturma dışı kişinin uğradığı müdahalenin yoğunluğu nedeniyle daha da önem kazanmaktadır.

Öğretideki tartışma iki başlıkta toplanmaktadır. İlk başlık, üçüncü kişi aramasında bağlantı olaylarının ne kadar yoğun olması gerektiğidir. Bir görüş, aramanın ciddi temel hak müdahalesi doğurması nedeniyle yüksek gerekçe standardını savunmaktadır. Diğer görüş, soruşturmanın etkinliği bakımından esnek değerlendirmeyi öne çıkarmaktadır. Kanaatimizce m. 117/2’nin lafzı ilk görüşe daha yakındır; çünkü kanun açık biçimde olaylardan söz etmekte, soyut şüphe ağını yeterli görmemektedir. İkinci başlık, ortak cihaz ve ortak mekânlarda inceleme sınırının nasıl daraltılacağıdır. Çöpoğlu, Bulut ve Seyyidoğlu çizgisi, belirlilik ve ölçülülük filtresinin burada vazgeçilmez olduğunu göstermektedir.

Bu içtihat ve doktrin bir arada okunduğunda çıkan sonuç açıktır: üçüncü kişi araması, soruşturmanın çevresini genişletmek için başvurulan kolay koridor değildir. Kanun koyucu, suç şüphesini üçüncü kişiye bulaştırma değil, üçüncü kişinin alanına girmenin nesnel nedenini gösterme yükümlülüğü yüklemektedir. Dosyada bu yük yerine getirilmemişse, arama tedbiri hem anayasal denetimde hem delil rejiminde zayıflamaktadır.

İtiraz, delil reddi, tazminat ve iade talepleri hangi sırayla yürütülmelidir?

Üçüncü kişi aramasından sonra ilk refleks, kararı ve icra tutanağını temin etmektir. CMK m. 268 uyarınca kanunun ayrıca hüküm koymadığı hâllerde hâkim veya mahkeme kararına karşı itiraz, kararın öğrenildiği günden itibaren iki hafta içinde yapılmaktadır. Üçüncü kişi çoğu kez kararın tarafı olmadığı için öğrenme anı ayrıca tartışmalı olabilir. Bu nedenle arama sonunda verilen evrakın, elkonulan eşya listesinin ve tutanak örneğinin ne zaman teslim alındığı ayrıca belgeye bağlanmalıdır.

İtiraz dilekçesi dört ayrı sütunla kurulmalıdır. Birinci sütun, m. 117/2 anlamında olay bağlantısının eksikliğidir. İkinci sütun, m. 118 ve 119 bakımından gece yasağı, işlem tanığı ve karar yetkisi sorunlarıdır. Üçüncü sütun, m. 127 ve 134 ekseninde elkoyma ile dijital inceleme sınırının aşılmasıdır. Dördüncü sütun ise m. 206 ve 217 yönünden hukuka aykırı delilin hükme esas alınmaması istemidir. Tek cümlelik “usulsüz arama” itirazı, üçüncü kişi aramasının çok katmanlı doğasını görünmez kılar.

İade talebi bakımından da hız belirleyicidir. Elkonulan eşya üçüncü kişinin ticari faaliyetini, mesleki hizmetini veya günlük yaşamını sürdürmesini engelliyorsa; cihazın veya belgenin neden derhâl iade edilmesi gerektiği somut zararla birlikte gösterilmelidir. Ortak bilgisayar, kasa anahtarı, muhasebe klasörü, sözleşme arşivi yahut müvekkil dosyası gibi materyallerin yokluğu, soruşturma dışı kişinin alanında bağımsız hak kaybı doğurabilir. İade talebi bu nedenle yalnız mülkiyet değil, ölçülülük ve faaliyet sürekliliği ekseninde kurulmalıdır.

Tazminat hattı ise çoğu kez geç düşünülmektedir. Oysa üçüncü kişinin konutuna, bürosuna veya şirket merkezine yönelik arama; itibar kaybı, iş durması, veri sızıntısı, sözleşmesel aksama veya müşteri kaybı yaratabilir. Ö.R.Ş. ve Mehmet Cengiz/Rıdvan Cengiz çizgisi, etkili başvuru ve giderim mekanizmasının işlevsiz bırakılmasının ayrıca anayasal sorun doğurabileceğini göstermektedir. Bu sebeple arama günü çekilen fotoğraflar, kırılan kapı, mühürlenen oda, kullanılamayan cihazlar ve ticari aksama kayıtları en baştan toplanmalıdır.

Kanaatimizce üçüncü kişi aramasında savunmanın en güçlü argümanı şudur: soruşturma dışı kişinin alanına girmek için kullanılan köprü, kanunun aradığı olay yoğunluğuna ulaşmamaktadır. Bu argüman saat, tanık, veri, yer ve delil zinciriyle desteklendiğinde, m. 117 itirazı soyut hak ihlali söyleminden çıkar ve dosya mimarisini hedef alan somut savunmaya dönüşür.

Kontrol matrisi ve yanlış uygulama örnekleri hangi hak kaybı ihtimallerini görünür kılar?

Başlık Dosyada Bakılacak Belge Süre veya Merci Çekirdek Risk
Yer bağlantısı İhbar kaydı, takip tutanağı, kamera veya log verisi Karar öncesi gerekçe denetimi Üçüncü kişinin alanına soyut ilişki gerekçesiyle girilmesi
Karar kapsamı Hâkim kararı veya savcı emri İtiraz süresi içinde Aranacak oda, eşya veya cihazın belirsiz bırakılması
Gece ve işlem tanığı Saat kaydı, komşu/imza bilgisi, tutanak CMK m. 118-119 denetimi Kapalı yerde müdahalenin belgeyle doğrulanamaması
Ortak cihazlar Elkoyma listesi, imaj alma raporu, hash kaydı CMK m. 127 ve 134 Üçüncü kişi verilerinin ayrıştırılmadan kopyalanması
İade ve tazminat Zarar belgeleri, faaliyet aksaması, teslim tesellüm evrakı İade talebi ve giderim yolları İş durması ve itibar zararının sonradan ispatlanamaması

Uygulamada görülen ilk yanlış, akrabalık veya iş ilişkisini delilin konumu ile karıştırmaktır. Şüphelinin kardeşine ait evde veya ortağına ait ofiste arama yapılırken, neden tam o adreste arama gerektiği gösterilmezse dosya yakınlık teorisine teslim olur. Kanun ise yakınlığa değil olaya bakmaktadır.

İkinci yanlış, ortak ofiste bulunan her belgeyi aynı anda soruşturma materyali saymaktır. Müvekkil dosyaları, çalışan özlük dosyaları, muhasebe belgeleri, sözleşme taslakları ve üçüncü kişilere ait elektronik veriler ayrıştırılmadan toplandığında; delil alanı ile soruşturma dışı mahrem alan birbirine karışmaktadır. Bu karışma, üçüncü kişi aramasının en ağır riskidir.

Üçüncü yanlış, gece araması yapılmışsa bunun m. 117 tartışmasından bağımsız düşünülmesidir. Oysa üçüncü kişi nezdindeki arama zaten ek gerekçe isterken, kapalı yerde gece icra edilmesi ikinci bir ağırlaştırıcı denetim doğurmaktadır. Yer bağlantısı zayıf, gece gerekçesi soyut ve işlem tanığı güvencesi eksikse; müdahale katmanlı biçimde tartışmalı hâle gelmektedir.

Dördüncü yanlış, üçüncü kişinin susmasının rıza sayılmasıdır. Arama sırasında korku, şaşkınlık veya bilgi eksikliği nedeniyle sessiz kalınmış olması, müdahalenin hukuka uygunluğunu kendiliğinden kurmaz. Yer sahibi veya zilyedin itirazlarını yazdırma imkânı bulup bulmadığı, avukata erişim sağlayıp sağlayamadığı ve elkonulan kalemlerin gerçekten gösterilip gösterilmediği ayrıca denetlenmelidir.

Son olarak, üçüncü kişi aramasını diğer koruma tedbirlerinden kopuk yürütmek de stratejik hatadır. Aynı dosyada tutuklama, adli kontrol, dijital materyal incelemesi veya tahliye başvurusu varsa; üçüncü kişi alanında bulunan delilin bunlara nasıl dayanak yapıldığı ayrıca gösterilmelidir. Bu nedenle CMK m. 103, CMK m. 105, CMK m. 109 ve Ceza Hukuku analizlerimiz birlikte okunduğunda savunma haritası daha net kurulmaktadır.

Sık Sorulan Sorular

Şüphelinin akrabasına ait evde arama için akrabalık bağı yeterli midir?

Hayır. CMK m. 117/2 anlamında, şüpheli veya delilin o yerde bulunduğunu kabul ettiren somut olayların gösterilmesi gerekir. Salt akrabalık bağı tek başına yeterli kabul edilemez.

Ortak kullanılan ofiste bütün bilgisayarlar aynı anda incelenebilir mi?

Genel ve sınırsız inceleme güvenli yaklaşım değildir. Hangi cihazın, hangi kullanıcıyla ve hangi isnatla ilişkili olduğu somutlaştırılmalı; dijital materyal bakımından CMK m. 134 sınırları ayrıca gözetilmelidir.

Üçüncü kişi aramasında gece yasağı uygulanır mı?

Evet. Konut, işyeri ve diğer kapalı yerler bakımından CMK m. 118 rejimi üçüncü kişi alanı için de geçerlidir. Gece icrası varsa istisna gerekçesi ayrıca gösterilmelidir.

Arama kararı bana tebliğ edilmediyse itiraz süresi nasıl hesaplanır?

CMK m. 268 bakımından temel ölçüt kararın öğrenildiği andır. Üçüncü kişi ne zaman ve hangi belgeyle karar içeriğini öğrendiğini ayrıca belgelendirmelidir.

Hiçbir şey bulunmadıysa yine de belge istemek gerekir mi?

Evet. CMK m. 121, şüpheyi haklı kılan bir şey bulunmadıysa bunu belirten belgenin verilmesine imkân tanır. Bu belge, sonraki itiraz ve giderim süreçlerinde değer taşır.

Uygulama Bakımından Yol Haritası ve Profesyonel Değerlendirme

CMK m. 117 dosyalarında belirleyici mesele, suç şüphesinin üçüncü kişinin alanına hangi somut köprüyle taşındığını gösterebilmektir. Yer bağlantısı kurulmadan verilen arama kararı, delil bulunmuş olsa bile anayasal ve usulî bakımdan kırılgan kalmaktadır. Özellikle ortak ofis, aile konutu, şirket arşivi ve ortak cihazlar söz konusu olduğunda; savunmanın odağı delilin içeriğinden önce müdahalenin sınırında olmalıdır.

Kanaatimizce doğru dosya stratejisi beş basamaklıdır. İlk olarak bağlantı olayları tek tek ayrıştırılır ve karar anındaki görünüm test edilir. İkinci olarak karar kapsamı ile fiilî arama kapsamı karşılaştırılır. Üçüncü olarak gece yasağı, işlem tanığı ve hazır bulunma başlıkları denetlenir. Dördüncü olarak elkoyma ve dijital inceleme zinciri üçüncü kişi verisi bakımından daraltılır. Beşinci olarak ise itiraz, delil reddi, iade ve tazminat başlıkları tek dilekçede eritilmeden, ayrı amaçlarına uygun biçimde yürütülür.

Üçüncü kişi aramaları için ek ceza muhakemesi değerlendirmelerine Ceza Hukuku kategorimizden ulaşılabilir. Somut arama, elkoyma, ortak cihaz incelemesi veya delil reddi stratejisi bakımından ön değerlendirme talebi için iletişim sayfamız üzerinden bilgi paylaşılması mümkündür.

Kaynakça ve Atıf Listesi

Resmi Kaynaklar

Mahkeme Kararları

Bilimsel Çalışmalar (Doktrin)

  • Çöpoğlu, Hakan Serdar, “Ceza Muhakemesi Hukukunda Arama Koruma Tedbirinde Belirlilik İlkesi”, Ankara Barosu Dergisi, 77(1), 2019, ss. 155-229, DergiPark.
  • Bulut, İlhan, “Adlî Aramada Gecikmesinde Sakınca Bulunan Hal Kavramı”, Erciyes Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, 19(2), 2024, ss. 907-961, DergiPark.
  • Baytaz, Abdullah Batuhan, “Konutta, İşyerinde ve Diğer Kapalı Yerlerde Yapılan Adli Aramada İşlem Tanığının Rolü ve İşlem Tanığının Bulunmamasının Etkisi”, Sakarya Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, 13(2), 2025, ss. 927-951, DergiPark.
  • Sapan, Oğuzhan, “Türk Ceza Muhakemesi Hukukunda Cumhuriyet Savcısı veya Kolluk Amiri Tarafından Verilen Adli Arama Kararının Hâkim Onayına Sunulması”, Anadolu Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, 8(1), 2022, ss. 93-106, DergiPark.
  • Şahin Akdemir, Merve / Şenol, Cem, “Ceza Muhakemesinde Önleme Araması ile Elde Edilen Delillerin Kullanılabilirliği”, Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, 33(1), 2025, ss. 849-876, DergiPark.
  • Keskin Kiziroğlu, Serap, “5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nda Basit Arama (Adli Arama)”, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, 58(1), 2009, ss. 139-168, DergiPark.
  • Seyyidoğlu, Muhammed Sıddık, “Ceza Muhakemesi Hukukunda Arama ve Elkoyma”, İnsan ve Sosyal Bilimler Dergisi, 4(1), 2021, ss. 11-32, DergiPark.
  • Centel, Nur / Zafer, Hamide, Ceza Muhakemesi Hukuku, Beta, 22. Bası, 2024.
  • Özbek, Veli Özer / Doğan, Koray / Bacaksız, Pınar, Ceza Muhakemesi Hukuku, Seçkin, 17. Bası, 2024.
  • Şahin, Cumhur / Göktürk, Neslihan, Ceza Muhakemesi Hukuku, Seçkin, 15. Bası, 2024.
  • Çöpoğlu, Hakan Serdar, Ceza Muhakemesi Hukukunda Arama ve Elkoyma, Adalet, 1. Bası, 2023.

Elektronik Kaynaklar

Tags

Ne düşünüyorsunuz?

Bağlantılı analizler